Sözlük

ض ر ع (ĐRA)

D-r-a

ضَرْع : Deve, koyun ve benzerlerinin memesi. أَضْرَعَتِ الشَّاةُ : Doğurması yaklaştığından, koyunun memesine süt indi. Bu tıpkı şu sözler gibidir: أَتْمَرَ : Bol hurması oldu. أَلْبَنَ : Bol sütü oldu. شَاةٌ ضَرِيعٌ : Memesi büyük koyun. لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِنْ ضَرِيعٍ : Dari’dan başka yiyecekleri yoktur (88/Ğâşiye 6) âyetinde geçen ضَرِيعٍ kelimesi, kimisine göre kuru diken, kimisine göre de denizin sahile vurduğu kötü kokulu kırmızı bir bitkidir. Her hâl-u kârda bu kelime kötü bir şeye işaret etmektedir. ضَرَعَ الْبُهْمُ : Yavru (kuzu/oğlak), annesinin memesini emdi. Bu anlamdan şöyle denilmiştir: ضَرَعَ الرَّجُلُ ضَرَاعَةً : Adam zayıf ve zelil oldu. فَهُوَ ضَارِعٌ وَضَرِعٌ : O, zelildir. تَضَرَّعَ : Zilletini gösterdi.

Allah buyurur ki: تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً : Siz, gizliden gizliye O’na yalvararak dua etmektesiniz (6/En’âm 63); فَأَخَذْنَاهُمْ بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ : Onları, yalvarsınlar diye sıkıntı ve darlığa sokmuştuk (6/En’âm 42); وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِنْ نَبِيٍّ إِلَّا أَخَذْنَا أَهْلَهَا بِالْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ : Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek, onun halkını, yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır (7/A’râf 94). Âyette geçen يَضَّرَّعُونَ kelimesinin aslı يَتَضَرَّعُونَ olup idgam yapılmıştır. فَلَوْلَا إِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا : Bizim azabımız onlara geldiği zaman yalvarmalı değil miydiler? (6/En’âm 43).

مُضَارَعَة : Asıl anlamı, zillet konusunda ortak olmaktır. Sonra sadece müşâreke/ortaklık için kullanılır oldu. Dilciler bu anlamdan muzâri fiilinin lafzını istiâre etmişlerdir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →