ض د د (ĐD̃D̃)
D-d-d
Bu tür şeyler dört kısma ayrılır: Zıt olanlar: Beyaz-siyah gibi. Mütenakız/Karşıt olanlar: İki kat-yarım gibi. Varlık-yokluk: Görmek-körlük gibi. Haberî cümlelerde olumluluk-olumsuzluk: كُلُّ إِنْسَانٍ هَهُنَا وَلَيْسَ كُلُّ إِنْسَانٍ هَهُنَا : Bütün insanlar buradadır; bütün insanlar burada değildir, gibi. Birçok kelâmcı ve dilci bütün bunları zıt olanlardan saymaktadır. Zira onlara göre, iki zıt; aynı yerde bir araya gelemeyen şeylerdir. Şöyle denilmiştir: Yüce Allah’ın niddi/eşi ve zıddı yoktur. Çünkü nidd, aynı cevherde ortak olmaktır; zıdd, ise birbirine aykırı iki şeyin aynı cinste peş peşe gelmeleridir. Oysa Yüce Allah cevher olmaktan münezzehtir. Şu hâlde O’nun ne zıddı ne de eşi vardır. وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا : Onlara zıdd olacaklar (19/Meryem 82); yani onlara karşıt olacaklar.