Sözlük

ض ي ع (ĐYA)

D-y-a

ضَاعَ الشَّيْءُ يَضِيعُ ضَيَاعًا : Bir şey kayboldu, kaybolmaktadır; أَضَعْتُهُ وَضَيَّعْتُهُ : Bir şey kaybettim. Allah buyurur ki: أَنِّي لَا أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى : Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın âmelini zayi etmeyeceğim (3/Âl-i İmrân 195); إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا : Biz, güzel işler yapanların ecrini zâyi etmeyiz (18/Kehf 30); وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ : Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir (2/Bakara 143); إِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ : Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez (9/Tevbe 120). ضَيْعَةُ الرَّجُلِ : Kişinin, gözetlenmediği takdirde kaybolacağı gayr-i menkul malıdır. Çoğulu ضِيَاع şeklinde gelir. تَضَيَّعَ الرِّيحُ : Rüzgâr, üzerine estiklerini kaybetti.
Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →