ض ح و (ĐḪW)
D-h-y
ضَحَى يَضْحَى : Güneşe maruz kaldı, kalmaktadır: وَأَنَّكَ لَا تَظْمَأُ فِيهَا وَلَا تَضْحَى : Orada ne susarsın, ne de güneşte yanarsın (20/Tâhâ 119); yani güneşin sıcağından korunabilirsin. تَضَحَّى : Kuşluk yemeğini yedi/kahvaltı yaptı. Bu tıpkı تَغَدَّى gibidir. ضَحَاء ve غَدَاء , söz konusu zamanda yenen yemeğin adıdır. ضَاحِيَةُ كُلِّ شَيْءٍ : Her şeyin görünen tarafı. Göğe ضَوَاحِي denir. لَيْلَةٌ أُضْحِيَانَةٌ وَضَحْيَاءُ : Kuşluk vakti gibi aydınlık gece. أُضْحِيَة (Kurban) kelimesinin çoğulu أَضَاحِي şeklinde gelir. Bu anlamda şu formlar da kullanılmıştır: ضَحِيَّةٌ وَضَحَايَا وَأضْحَاةٌ وَأضْحًى . Şeriatta/Dinde kurbanın bu şekilde isimlendirilmesi Hz. Peygamber’in şu sözünden dolayıdır: مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ صَلاَتِنَا هَذِهِ فَلْيَعُدْ : Kim şu (Kurban bayramı) namazımızdan önce hayvanını keserse, iade etsin.