Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.

اَلَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِنَ اللّٰهِ قَالُوا اَلَمْ نَكُنْ مَعَكُمْ وَاِنْ كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُوا اَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُمْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ فَاللّٰهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا

(e)lleƶīne yeterabbeSūne bikum fe in kāne lekum fetHun mine (a)llahi ḳālū e lem nekun meǎkum ve in kāne li l-kāfirīne neSībun ḳālū e lem nesteHviƶ ǎleykum ve nemneǎ'kum mine l-mu'minīne fe(a)llahu yeHkumu beynekum yevme l-ḳiyāmeti ve len yec'ǎle (a)llahu li l-kāfirīne ǎlā l-mu'minīne sebīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
2يَتَرَبَّصُونَyeterabbeSūneر ب صBeklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan ve tutan kişi.gözetleyip dururlar
3بِكُمْbikumsizi
4فَاِنْfe ineğer
5كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin(nasib)olursa
6لَكُمْlekumsize
7فَتْحٌfetHunف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.bir fetih
8مِنَmine
9اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
11اَلَمْe lemdeğil miydik?
12نَكُنْnekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz de
13مَعَكُمْmeǎkumsizinle beraber
14وَاِنْve inve eğer
15كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolursa
16لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlerin
17نَصِيبٌneSībunن ص بSabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak.(savaşta) bir payı
18قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
19اَلَمْe lem
20نَسْتَحْوِذْnesteHviƶح و ذHızlı sürmek, dikkatle korumak, hakimiyet kazanmak, üstünlük sağlamak, galip gelmek, üstesinden gelmek, avantaj elde etmek, hızlı veya şiddetli veya kaba bir şekilde sürmek, toplamak, bir şeyin kontrolünü ele geçirmek, hakimiyet kazandıktan sonra birini yönlendirmek veya etkilemek, bir kişiyi veya şeyi korumak/muhafaza etmek/güvenle saklamak/korumak/özen göstermek, bir şeye dikkat etmek veya saygı göstermek, bir işi veya şeyi sağlam veya sıkı veya tam olarak veya çok iyi yapmak, sert veya şiddetli bir tempoda gitmek veya yolculuk yapmak, bir oku kazıyıp yontarak hafifletmek.biz üstünlük sağlamadık mı
21عَلَيْكُمْǎleykumsize
22وَنَمْنَعْكُمْve nemneǎ'kumم ن عEngellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak, güçlendirmek veya tahkim etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz veya erişimi zor hale getirmek.ve sizi korumadık mı?
23مِنَmine
24الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlerden
25فَاللّٰهُfe(a)llahuartık Allah
26يَحْكُمُyeHkumuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hükmedecek
27بَيْنَكُمْbeynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
28يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigününde
29الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
30وَلَنْve lenve asla
31يَجْعَلَyec'ǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakvermeyecektir
32اللّٰهُ(a)llahuAllah
33لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlere
34عَلَىǎlākarşı
35الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlere
36سَبِيلًاsebīlenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepbir yol

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, sizin ahvâlinizi gözetip dururlar. Siz, Allah'ın lütfüyle bir fetih elde ederseniz biz de derler, sizinle değil miydik? Kâfirlere bir zafer payı düşse üstünlüğünüzü temin etmedik mi, inananların, size hücumunu menetmedik mi derler. Kıyamet gününde, Allah hakkınızda hükmeder ve Allah, kâfirlere, müminler aleyhine bir yol, bir başarı vermez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, sizin ahvâlinizi gözetip dururlar. Siz, Allahʼın lütfüyle bir fetih elde ederseniz biz de derler, sizinle değil miydik? Kâfirlere bir zafer payı düşse üstünlüğünüzü temin etmedik mi, inananların, size hücumunu menetmedik mi derler. Kıyamet gününde, Allah hakkınızda hükmeder ve Allah, kâfirlere, müminler aleyhine bir yol, bir başarı vermez.

Adem Uğur

Sizi gözetleyip duranlar, eğer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, "Sizinle beraber değil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebileceğimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?" derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

Ahmed Hulusi

Onlar başınıza gelecekleri izliyorlar. . . Eğer size Allah'tan zafer ulaşırsa "Biz de sizinle değil miydik?" derler. Hakikati inkar eden güruha bir başarı nasip olursa da bu defa "Biz sizden üstün gelmedik mi, iman edenlere karşı sizi korumadık mı?" derler. Allah kıyamet sürecinde aranızda hükmeder. Allah iman edenler aleyhine fırsat vermeyecektir, hakikati inkar edenlere!

Ahmet Tekin

Gözleri üstünüzde olanlar, size Allah’tan bir zafer nasip olursa: 'Biz sizinle beraber değil miydik?' derler. Şâyet kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin zaferden bir payı olursa, 'İstesek sizi yenemez miydik? Mü’minlerden taraf olmamakla, sizi onlardan korumuş olmuyor muyuz?' derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere bir imkân, bir fırsat vermeyecektir.

Ahmet Varol

Onlar sizi sürekli gözetleyip dururlar. Eğer size Allah tarafından bir fetih nasip olursa: 'Biz de sizinle birlikte değil miydik?' derler. Eğer kâfirlere bir pay olursa bu kez onlara: 'Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?' derler. Kıyamet gününde Allah aranızda hüküm verecektir. Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhine bir yol vermeyecektir.

Ali Bulaç

Onlar sizi gözetleyip duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.

Ali Fikri Yavuz

O münafıklar sizin hâlinizi gözetleyip beklerler: Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) olursa derler ki: “- Biz sizinle beraber değil miydik, bize de mal ve ganimetten verin.” Fakat kâfirlere bir zafer hissesi düşerse, kâfirlere hitaben: “- Biz, size yardım ederek üstünlüğünüzü temin etmedik mi? Size mü’minlerden gelecek ziyanı önlemedik mi? (Bizi de ganimete ortak yapın)”, derler. Artık Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verir; ve Allah elbette o günde, kâfirler için mü’minler aleyhine bir yol (imkân ve delil) verecek değildir.

Ali Rıza Safa

Sizi gözleyenler, Allah tarafından size bir utku gelirse, "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Eğer nankörlük edenlerin bir payı olursa, "Size destek vererek inananlardan korumadık mı?" derler. Allah, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aranızda yargı verecektir. Çünkü Allah, inananlara karşı, nankörlük edenlere asla yol vermez.

Bayraktar Bayraklı

Kafirler ve münafıklar, sadece başınıza gelecekleri görmeyi beklerler. Böylece eğer Allah'tan size bir zafer ihsan edilirse, "Sizin yanınızda değil miydik?" derler.Eğer savaşta kafirlerin bir payı olursa, "Biz size üstünlük sağlayıp sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Ama Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecek, kafirlerin müminlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.

Bekir Sadak

Sizi gozleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, «Sizinle beraber degil miydik?» derler; eger kafirlere bir pay cikarsa, onlara: «Size ustunluk saglayarak sizi muminlerden korumadik mi?» derler. Allah kiyamet gunu aranizda hukum verir. Allah inkarcilara, inananlar aleyhinde asla firsat vermeyecektir. *

Celal Yıldırım

(Öyle münafıklar ki), sizi gözleyip duruyorlar (sonunuzun nereye varacağını bekliyorlar). Size Allah'tan bir zafer kapısı açılırsa, «sizinle beraber değil miydik ?» derler. Kâfirlere (zaferden yana) bir pay çıkarsa, «size yardım edip üstün gelmenizi sağlamadık mı. mü'minlerden size dokunacak (zararı) engellemedik mi ?» derler. Artık Allah Kıyamet günü aranızda hükmedecek ve Allah elbette mü'minler aleyhine kâfirlere bir yol vermiyecektir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sizi gözetleyip duranlar; eğer size Allah’tan bir zafer nasip olursa, “Sizinle beraber değil miydik?” derler. Kâfirler kazançlı çıkarsa (bu defa onlara) “Üzerinize kol kanat gerip müminlerden sizi korumadık mı?” derler. Artık kıyamet gününde Allah aranızda hükmedecek ve kâfirlere, müminler aleyhinde asla yol vermeyecektir.

Diyanet İşleri

Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, 'Sizinle beraber değil miydik?' derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: 'Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?' derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.

Diyanet Vakfi

Sizi gözetleyip duranlar, eğer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, «Sizinle beraber değil miydik?» derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), «Sizi yenip (öldürebileceğimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?» derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: «Biz sizinle beraber değil miydik?» derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): «Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?» derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, sizi gözetleyip duruyorlar; Eğer Allah tarafından size bir zafer ulaşırsa: "Beraber değil miydik?" diyecekler; Eğer kafirlere zaferden bir pay düşerse: "Biz sizden üstün gelmedik mi? Sizi müminlerden kurtarmadık mı?" diyecekler. Allah kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Ve hiçbir zaman kafirler için müminler aleyhine bir yol ve imkan verecek değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki sizi gözetiyorlar: eğer Allahdan size bir feth olursa "beraber değil miydik?" diyecekler ve eğer kafirlere bir nasib düşerse "biz sizden üstün gelmedik mi? sizi mü'minlerden kurtarmadık mı?" diyecekler, artık kıyamet günü Allah beyninizde bir yol verecek değil

Erhan Aktaş

Onlar, sürekli sizi gözetliyorlar, eğer Allah size bir zafer verirse: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Eğer, Kafirler üstünlük sağlarlarsa: "Biz sizin üstün gelmenizi sağlamadık mı, Mü'minlerden korumadık mı?" derler. Kuşkusuz, Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, Mü'minlere karşı, Kafirlere asla bir yol vermeyecektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, sürekli sizi gözetliyorlar, eğer Allah size bir zafer verirse: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Eğer, Kafirler üstünlük sağlarlarsa: "Biz sizin üstün gelmenizi sağlamadık mı, Mü'minlerden korumadık mı?" derler. Kuşkusuz, Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, Mü'minlere karşı, Kafirlere asla bir yol vermeyecektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, sürekli sizi gözetliyorlar, eğer Allah size bir zafer verirse: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Eğer, gerçeği yalanlayan nankörler üstünlük sağlarlarsa: "Biz sizin üstün gelmenizi sağlamadık mı, mü'minlerden korumadık mı?" derler. Kuşkusuz, Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlere karşı, gerçeği yalanlayan nankörlere asla bir yol vermeyecektir.

Fizilal-il Kuran

Onların gözleri hep sizin üzerinizdedir. Eğer Allah size zafer nasip ederse, «Biz sizinle beraber değil miydik?» derler. Ama eğer kafirler üstünlük sağlarsa, (bu kez de onlara) «Sizin tarafınızı tutmadık mı, müminlere karşı size destek vermedik mi?» derler. Allah kıyamet günü arınızdaki hükmünü verecektir. Hiç kuşkusuz Allah kafirlere, müminler karşısında üstün gelme fırsatı vermez.

Gültekin Onan

Onlar sizi gözetleyip duruyorlar. Size Tanrı'dan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, inançlılardan size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler. Tanrı, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Tanrı, kafirlere inançlıların aleyhinde kesinlikle yol vermez.

Hamdi Döndüren

Sizi gözetleyip duranlar, size Allah’tan bir zafer, bir fetih gelse, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirler için (zafer gibi) bir pay çıksa, “Size üstün gelemez miydik? Sizi mü’minlerin (zararından) korumadık mı?” derler. Allah kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah asla inkâr edenler için mü’minler aleyhine bir yol yapmamıştır.

Hasan Basri Çantay

Onlar hep sizi gözetleyib duranlardır. Onun için eğer Allahdan size bir feth (-u zafer) olursa: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlere bir (zafer) hisse (si) düşerse (o vakit da kafirlere dönerek): "Biz size (yardım ederek) galebenizi te'min etmedik mi? Size mü'minlerden (gelecek felaketi) önlemedik mi?" derler. Artık Allah, kıyaamet günü (onlarla sizin) aranızda hükmünü verecekdir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde (galebeye) asla bir yol (ve imkan) bahşetmez.

Hasib Asutay

Onlar sizi gözetip duran kimselerdir. Eğer Allah'tan size bir zafer nasip olursa 'Biz de sizinle beraber değil miydik?' derler. Şâyet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa 'Biz size üstünlük sağlayıp, sizi mü'minlerden korumadık mı?' derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecek ve müminlere karşı kâfirlere asla yol vermeyecektir.

Hayrat Neşriyat

Onlar (o münâfıklar öyle kimselerdir) ki, sizi gözetliyorlar; bu yüzden size Allah’dan bir fetih (bir zafer nasîb) olursa: '(Biz de) sizinle berâber değil miydik? (Bize de ganîmet verin!)' derler; fakat kâfirlere bir (zafer) nasîb olursa (onlara da): 'Size galib gelmedik mi (sizi öldürme imkânına sâhib olup da kendi hâlinize bırakmadık mı)? Hem mü’minleri sizden men' etmedik mi?' derler. Artık Allah, kıyâmet günü aranızda hüküm verecektir. Ve Allah, kâfirlere mü’minler aleyhinde (kalıcı bir galibiyete) aslâ bir yol vermeyecektir.

İbni Kesir

Onlar, hep sizi gözetleyip durular. Allah'tan size bir zafer gelince; sizinle beraber değil miydik? derler. Kafirlere zaferden bir pay düştüğü zaman da onlara; size üstünlük sağlayarak mü'minlerden korumadık mı? derler. Kıyamet günü aranızda hüküm vercek Allah'tır. Allah, mü'minlerin aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.

Mehmet Okuyan

(Münafıklar) sizi gözetleyip dururlar. Size Allah’tan bir zafer (nasip) olursa, “Sizinle birlikte değil miydik?” derler. Kâfirlerin (zaferde) bir payları olursa (bu sefer de onlara), “Sizi yenip (öldürebileceğimiz hâlde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Allah kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

Muhammed Esed

onlar ki, sadece başınıza gelecekleri görmeyi beklerler: Böylece, eğer Allahtan size bir zafer ihsan edilirse, "Sizin yanınızda değil miydik?" derler; hakikati inkar edenlerin şanslarının yaver gittiğini görünce de (onlara dönüp): "Şu müminlere karşı sizi savunarak sevginizi hak etmedik mi?" derler. Ama Allah, Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecek; ve hakikati inkar edenlerin müminlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar sizin başınıza gelecekleri gözetlerler: Eğer Allah'tan size bir zafer erişirse "Sizin yanınızda değil miydik?" derler; yok eğer kafirlerin şansı yaver giderse bu sefer de (onlara) derler ki: "Üzerinizde baskı kurup sizi teşvik ederek şu mü'minlerden kurtarmış olmadık mı?" Fakat Allah Kıyamet Günü aranızda hükmünü verecek ve inkarcıların mü'minlere zarar vermelerine asla izin vermeyecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar ki, sizi gözetiverirler, eğer sizin için Allah Teâlâ'dan bir zafer olursa, «Biz de sizinle beraber değil miydik?» derler. Ve eğer kâfirler için bir nâsib olursa, «Biz size galip gelmez miydik ve size mü'minlerin tecavüzünü men eder olmadık mı?» derler. Artık Allah Teâlâ Kıyamet gününde aranızda hükmedecektir. Ve elbette Allah Teâlâ kâfirler için mü'minler aleyhine bir yol vermeyecektir.

Ömer Öngüt

Onlar hep sizi gözetleyip duranlardır. Eğer Allah'tan size bir zafer gelirse: “Biz de sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlere bir pay çıkarsa, onlara: “Size üstünlük sağlayarak, sizi müminlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah kâfirlere, müminler aleyhinde aslâ fırsat vermeyecektir.

Suat Yıldırım

Münâfıklar sizinle ilgili olayları çok yakından izler, devamlı olarak havayı yoklarlar:Şayet Allah size bir zafer lütfederse: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Eğer kâfirler zaferden yana bir pay elde ederlerse onlara: "Bizim taraf size galip durumda iken sizi kollamadık mı, müminlerin size karşı savletini içten içe engellemedik mi?" derler. Kıyamet günü Allah, sizinle onlar arasında hükmünü verecek ve Allah kâfirlere müminler aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.

Süleyman Ateş

Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer size Allah'tan bir fetih nasibolursa: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Ve eğer savaşta kafirlerin bir payı olur(savaşı düşmanlarınız kazanır)sa, (bu kez onlara): "Biz size üstünlük sağlayıp, sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Artık kıyamet gününde Allah, aranızda hükmedecek ve mü'minlere karşı kafirlere asla yol vermeyecektir.

Süleymaniye Vakfı

Münafıklar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Allah size bir başarı nasip etse, "Biz de sizinle beraber değil miydik?" derler. Ama eğer ayetleri görmezlikte direnen o kimselerin (o kafirlerin) lehine bir durum meydana gelse bu defa da onlara: "Sizin arkanızda değil miydik, sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Nasıl olsa Allah, tekrar dirilip kalkış günü aranızda hükmünü verecektir. Allah kafirlere, müminlerin aleyhine olacak bir yolu asla açmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar sizi gözetleyip dururlar. Allah size bir fetih nasip etse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler. Ama eğer ayeti görmezlikten gelen o kimselerin (o kafirlerin) lehine bir durum olsa bu defa da onlara: "Sizi yönlendirip durmadık mı, siz müminlerden uzaklaştırmadık mı?" derler. Nasıl olsa Allah, (mezardan) kalkış günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminler aleyhine kafirler için bir yol açacak değildir.

Şaban Piriş

Sizi gözetleyen (münafık / kafir) kimseler, eğer size Allah'tan bir zafer gelirse: -Sizinle beraber değil miydik? derler. Eğer kafirlere bir hisse düşerse: -Biz, size yardım ederek üstünlüğünüzü sağlamadık mı? Size gelecek felakete engel olmadık mı? derler. Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir. Allah, kafirlere müminlerin aleyhine bir yol vermeyecektir.

Tefhim-ul Kuran

Onlar sizi gözetleyip durmaktalar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: «Sizinle birlikte değil miydik?» derler. Ama kâfirlere bir pay düşerse: «Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?» derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kâfirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez..

Ümit Şimşek

Onlar sizi gözetleyip dururlar. Size Allah'tan bir zafer erişirse, 'Biz sizinle beraber değil miydik?' derler. Kâfirlerin payına birşey düşecek olsa, bu defa da 'Bizim taraf size üstün iken size karşı mü'minlere engel olmadık mı?' derler. Aranızdaki hükmü kıyamet gününde Allah verecektir. Allah, o kâfirlere mü'minler aleyhinde fırsat vermez.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizi gözetleyip duruyorlar. Allah'tan size fetih nasip olursa, "sizinle birlikte değil miydik" diyecekler. Kafirlere bir nasip ulaşırsa şunu söyleyecekler: "Başarınıza destek vermedik mi, müminlere karşı size siper olmadık mı?" Artık kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir. Allah, müminler aleyhine kafirlere bir yol asla nasip etmez.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar sizə göz qoyurlar (gözləyirlər ki sizə bir bəla gəlsin). Əgər Allahdan sizə bir qələbə gəlsə: “Məgər biz də sizinlə deyildikmi?”– deyərlər. Əgər kafirlərə bir qələbə nəsib olsa: “Məgər biz möminlərlə birlikdə sizə qalib gələ bilməzdikmi, sizi möminlərdən qorumadıqmı?”– söyləyərlər. Qiyamət günü Allah sizin aranızda hökm verəcəkdir. Allah kafirlərə möminləri məğlub etməyə yol verməyəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ey müsəlmanlar!) Sizə göz qoyan (münafiqlər) Allah tərəfindən sizə bir qələbə üz verdikdə: ″Məgər biz də sizinlə deyildikmi? ″deyər, kafirlərə (zəfər) nəsib olduqda isə: ″Məgər (möʼminlərlə birlikdə sizə qarşı vuruşsaydıq) biz sizə qalib gələ bilməzdikmi? Məgər biz möʼminlərə (onların sizə qarşı təcavüzünə cürbəcür vasitələrlə) mane olmadıqmi? ″– söyləyərlər. Qiyamət günü Allah Özü sizin aranızda hökm verəcəkdir. Allah heç vaxt kafirlərə möʼminlərin əleyhinə olan bir yol göstərməz!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Heuchler belauern euch abwartend. Wenn euch Gott einen Sieg gewährt, sagen sie: ʺWir waren doch mit euch!ʺ Haben die Ungläubigen Erfolg, sagen sie ihnen: ʺWir haben euch beschirmt und vor den Gläubigen geschützt.ʺ Gott wird über euch am Jüngsten Tag richten. Gott läßt gewiß nicht zu, daß die Ungläubigen die Oberhand über die Gläubigen gewinnen.

Almanca — M. A. Rassoul

die auf Nachrichten über euch harren. Wenn euch ein Sieg von Allah beschieden wird, sagen sie: ʺWaren wir nicht mit euch?ʺ Haben aber die Ungläubigen einen Anteil (am Erfolg), sagen sie (zu den Ungläubigen): ʺHaben wir nicht Oberhand über euch bekommen und euch vor den Gläubigen beschützt?ʺ Allah wird als dann zwischen euch am Tage der Auferstehung richten; und Allah wird niemals den Ungläubigen die Oberhand über die Gläubigen geben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es sind diejenigen, die euch auflauern, wenn euch von ALLAH Sieg verliehen wurde, sagten sie: ʺWaren wir etwa nicht mit euch?!ʺ Und wenn den Kafir etwas zuteil wurde, sagten sie: ʺHaben wir uns nicht für euch eingesetzt und euch vor den Mumin geschützt?!ʺ ALLAH wird zwischen euch am Tag der Auferstehung richten. Und ALLAH wird den Kafir gegen die Mumin keine (wirkliche) Möglichkeit geben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such persons are they who watch you closely and they are on the watch for opportunities. If Allah graces you with His tutelage and victory sits on your helm, they desire with expectation to share the credit and they interpret their thoughts in words; they say to you: "Have we not been on your side!" And if the infidels who deny Allah are befallen with good fortune they say to them: "Did we not back you up and avert the disaster which would have befallen you at the hands of the Muslims?" Allah shall judge between you on the Day of Resurrection and Judgement and never shall Allah advantage the cause of the infidels over that of the Muslims.

Abdul Haleem

The [hypocrites] wait to see what happens to you and, if God brings you success, they say, ‘Were we not on your side?’ but if the disbelievers have some success, they say to them, ‘Did we not have the upper hand over you, and [yet] protect you from the believers?’ God will judge between you all on the Day of Resurrection, and He will give the disbelievers no means of overcoming the believers.

Abdullah Yusuf Ali

(These are) the ones who wait and watch about you: if ye do gain a victory from Allah, they say: "Were we not with you?"- but if the unbelievers gain a success, they say (to them): "Did we not gain an advantage over you, and did we not guard you from the believers?" but Allah will judge betwixt you on the Day of Judgment. And never will Allah grant to the unbelievers a way (to triumphs) over the believers.

Abul A'la Maududi

These hypocrites watch you closely: if victory is granted to you by Allah, they will say: 'Were we not with you?' And were the unbelievers to gain the upper hand, they will say: 'Did we not have mastery over you, and yet we protected you from the believers?' It is Allah Who will judge between you on the Day of Resurrection, and He will not allow the unbelievers, in any way, to gain advantage over the believers.

Aisha Bewley

Those who anticipate the worst for you say, ‘Were we not with you?’ whenever you gain a victory from Allah, but if the kuffar have a success they say, ‘Did we not have the upper hand over you and yet in spite of that keep the muminun away from you?’ Allah will judge between you on the Day of Rising. Allah will not give the kuffar any way against the muminun.

Al-Hilali & Khan

Those (hypocrites) who wait and watch about you; if you gain a victory from Allâh, they say: "Were we not with you?" But if the disbelievers gain a success, they say (to them): "Did we not gain mastery over you and did we not protect you from the believers?" Allâh will judge between you (all) on the Day of Resurrection. And never will Allâh grant to the disbelievers a way (to triumph) over the believers.

Ali Quli Qarai

—Those who lie in wait for you: if there is a victory for you from Allah, they say, ‘Were we not with you?’ But if the faithless get a share [of victory], they say, ‘Did we not prevail upon you and defend you against the faithful?’ Allah will judge between you on the Day of Resurrection, and Allah will never provide the faithless any way [to prevail] over the faithful.

Amatul Rahman Omar

Those (- hypocrites) who await (news) about you, then if you win a victory by the grace of Allâh they say, `Is it not that we were with you (and on your side)? But should there be for the disbelievers a share of it they will say (to them), `Did we not goad you to wage war; and did we not save you from the harm of the faithful?' Then Allâh will judge between you on the Day of Resurrection; and Allâh will never let the disbelievers have a way (to prevail) against the believers.

Arthur John Arberry

Those who wait upon you and, if a victory comes to you from God, say, 'Were we not with you?' but if the unbelievers get a share, they say, 'Did we not gain the mastery over you, and did we not defend you from the believers?' God will judge between you on the Resurrection Day, and God will not grant the unbelievers any way over the believers.

Bijan Moeinian

The latter are those who want you to give them credit for their "support", if you win and ask for credit from your enemies, if they win. God will judge their case in the Day of Judgment. Rest assured that God will never give the [final] victory to the disbelievers over the believers.

E. Henry Palmer

Those who lie in wait for you, and if the victory be yours from God, say, 'Were we not with you?' and if the misbelievers have a chance, they say, 'Did we not get the mastery over you, and defend you from the believers?' But God shall judge between you on the resurrection day; for God will not give the misbelievers a way against believers.

Edip-Layth

They linger and observe you. If you have a victory from God they say, "Were we not with you?" If the ingrates have success, they say, "Did we not side with you and deter those who acknowledge from you?" God will judge between you on the day of Resurrection, and God will not grant the ingrates any success over those who acknowledge.

George Sale

They who wait to observe what befalleth you, if victory be granted you from God, say, were we not with you? But if any advantage happen to the infidels, they say unto them, were we not superior to you, and have we not defended you against the believers? God shall judge between you on the day of resurrection; and God will not grant the unbelievers means to prevail over the faithful.

Hamid S. Aziz

Those who lie in wait for you, and if the victory be your s from Allah, say, "Were we not with you?" and if the unbelievers have a chance of success, they say, "Did we not gain an advantage over you, and defend you from the believers?" But Allah shall judge between you on the Day of Resurrection; for Allah will not give the faithless a way against the faithful.

Mahmoud Ghali

(The ones) who await you; So, in case you gain a conquest from Allah, they say, "Were we not with you?" And in case the disbelievers get an assignment, (i. e. gain a success) they say, "Did we not have privilege over you, and did we not prevent (your defeat) by the believers?" Then Allah will judge between you on the Day of the Resurrection; and Allah will never grant (Literally: make) any way for the disbelievers over the believers.

Marmaduke Pickthall

Those who wait upon occasion in regard to you and, if a victory cometh unto you from Allah, say: Are we not with you? and if the disbelievers meet with a success say: Had we not the mastery of you, and did we not protect you from the believers? - Allah will judge between you at the Day of Resurrection, and Allah will not give the disbelievers any way (of success) against the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who wait to see what befalls you, say in ease success comes to you from God: "Were we not with you?" But if fortune favours the infidels, they say: "Did we not overpower you, and yet protected you against the believers?" But God will judge between you on the Day of Resurrection; and God will never give the unbelievers a way over the faithful.

Muhammad Asad

who but wait to see what betides you: thus, if triumph comes to you from God, they say, "Were we not on your side?"- whereas if those who deny the truth are in luck, they say [to them], "Have we not earned your affection by defending you against those be­lievers?'' But God will judge between you all on the Day of Resurrection; and never will God allow those who deny the truth to harm the believers.

Mustafa Khattab

˹The hypocrites are˺ those who wait to see what happens to you. So if Allah grants you victory, they say ˹to you˺, "Were we not on your side?" But if the disbelievers have a share ˹of victory˺, they say ˹to them˺, “Did we not have the advantage over you, yet we protected you from the believers?” Allah will judge between ˹all of˺ you on the Day of Judgment. And Allah will never grant the disbelievers a way over the believers.

Progressive Muslims

Those who linger and observe you, if you have a victory from God they Say: "Were we not with you" And if the rejecters have success, they Say: "Did we not side with you and deter the believers from you" God will judge between you on the Day of Resurrection, and God will not grant the rejecters any success over the believers.

Sahih International

Those who wait [and watch] you. Then if you gain a victory from Allah, they say, "Were we not with you?" But if the disbelievers have a success, they say [to them], "Did we not gain the advantage over you, but we protected you from the believers?" Allah will judge between [all of] you on the Day of Resurrection, and never will Allah give the disbelievers over the believers a way [to overcome them].

Sam Gerrans

Those who watch and wait with regard to you. Then if there be a victory for you from God they say: “Were we not with you?” but if there be for the false claimers of guidance a portion they say: “Did we not gain mastery over you, but defended you against the believers?” And God will judge between you on the Day of Resurrection; and God makes not for the false claimers of guidance any path against the believers.

Shabbir Ahmed

(The hypocrites adopt the opportunistic attitude. ) They watch you and wait. If a victory comes to you from Allah, they say, "Weren't we with you?" And if the rejecters get a portion of success, they say, "Did we not side with you and protect you from the believers?" Allah will judge between you all on the Day of Resurrection. Allah will not give the rejecters (of the Qur'an) any way of success against the true believers in the Qur'an.

Syed Vickar Ahamed

(The hypocrites are) the ones who sit and watch about you: If you do gain a victory from Allah, they say: "Were we not with you?"— But if the disbelievers gain a success, they say (to them): "Did we not gain an advantage over you, and did we not guard you from the believers?" But Allah will judge between you on the Day Of Judgment. And never will Allah grant to the disbelievers a way (to win) over the believers.

Taqi Usmani

- those who look for (a misfortune for) you, so, if there is a victory for you, they say, "Were we not with you?" But if there is a gain for the disbelievers, they say (to them), “Had we not overpowered you, still protected you from the believers?” So, Allah will decide between you on the Doomsday. Allah shall never give the disbelievers a way against the believers.

The Monotheist Group

Those who linger and observe you, if you have a victory from God they say: "Were we not with you?" And if the rejecters have success, they say: "Did we not side with you and deter the believers from you?" God will judge between you on the Day of Resurrection, and God will not grant the rejecters any success over the believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils restent dans lʹexpectative à votre égard; si une victoire vous vient de la part dʹAllah, ils disent: ʺNʹétions-nous pas avec vous?ʺ et sʹil en revient un avantage aux mécréants, ils leur disent: ʺEst-ce que nous nʹavons pas mis la main sur vous pour vous soustraire aux croyants?ʺ Eh bien, Allah jugera entre vous au Jour de la Résurrection. Et jamais Allah ne donnera une voie aux mécréants contre les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku çavnêriya nerindiyê ji bo we dikin; vêca eger ji cem Xwedê fethek (serkeftin û xenîme) bibe nesîbê we (ji we re) dibêjin: Ma em jî ne digel we bûn (de ka para me jî bidin me)? Eger serkeftin bibe nesîbê kafiran (vê carê ji wan re) dibêjin: Ma me dest li ser we dananî? Ma me hûn ji bawermendan neparastin? Êdî Xwedê dê roja qiyametê di navbera we û wan de hukim bike. Xwedê li hember bawermendan tu riyekê nade kafiran.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die tegenover jullie een afwachtende houding aannemen. Als jullie door God een succes behalen, dan zeggen zij: ʺWaren wij niet met jullie?ʺ maar als de ongelovigen geluk hebben zeggen zij: ʺHebben wij jullie niet overmeesterd maar toch de gelovigen van jullie afgehouden?ʺ God zal op de opstandingsdag tussen jullie oordelen en God zal de ongelovigen geen weg verschaffen om tegen jullie op te treden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij, die wachten om te zien wat u overkomt, of God u de overwinning schenkt, zeggen: zijn wij niet met u? Maar indien den ongeloovige eenig voordeel te beurt valt, zeggen zij: Waren wij niet boven u geplaatst, en hebben wij u niet tegen de geloovigen verdedigd. God zal onder u richten op den dag der opstanding, en God zal de ongeloovigen niet boven de geloovigen beloonen.

Hollandaca — Siregar

(Zij zijn) degenen die een afwachtende houding tegenover jullie aannemen on, als jullie een overwinning van Allah ten deel valt, zeggen: ʺWij waren toch met jullie?ʺ Maar als die de ongelovigen ten deel valt, zeggen zij: ʺHebben wij jullie niet geholpen en hebben wij de gelovigen niet van jullie afgehouden?ʺʹ Dan Allah zal onder hen recht spreken up de Dag der Opstanding. En Allah zal nooit aan de ongelovigen een weg tegen de gelovigen geven.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Лицемеры) – это те, которые выжидают, что будет с вами (о, верующие). Если вам будет победа от Аллаха, они говорят: «Разве мы не были с вами?» А если выпадет неверующим доля [[Например, как это случилось при битве у горы Ухуд.]] (победы и трофеев), они [лицемеры] говорят (им): «Разве мы не старались помочь вам и не удерживали [защищали] вас от верующих?» А Аллах же рассудит между вами в День Воскрешения. И никогда Аллах не устроит неверующим пути против верующих [не даст победу неверующим] (если верующие будут твердо держаться Веры и полностью повиноваться Аллаху и Его посланнику)!

Rusça — Osmanov

Мунафики внимательно наблюдают за вами. Если вы одержите победу благодаря Аллаху, они говорят: ʺРазве мы не были с вами?ʺ Если же удача выпадает неверным, то они говорят им: ʺРазве не мы помогли вам [победить] их, разве не защищали вас от верующих?ʺ Но Аллах в День воскресения рассудит всех вас. И ни за что Аллах не дарует неверным победу над верующими.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de som vill invänta era fortsatta öden för att säga, om Gud ger er segern: ʺStod vi inte på er sida?ʺ och, om det skulle gå förnekarna väl, säga: ʺVar vi inte starkare än ni och tog er i försvar mot dessa troende?ʺ Men Gud skall döma mellan er på Uppståndelsens dag och Gud kommer inte att låta förnekarna triumfera över de troende.