← Sureler

Mushaf — 262. Sayfa

‹
/ 604
›
15. Hicr Suresi

Elif Lam Ra. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur'an'ın ayetleridir.

الٓرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُبِينٍ

Elif, Lâm, Râ tilke āyātu l-kitābi ve ḳur'ānin mubīnin

İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.

رُبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِمِينَ

rubemā yeveddu (e)lleƶīne keferū lev kānū muslimīne

Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

ƶerhum ye'kulū ve yetemetteǔ ve yulhihimu l-emelu fe sevfe yeǎ'lemūne

Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.

وَمَا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ

ve mā ehleknā min ḳaryetin illā ve le hā kitābun meǎ'lūmun

Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

mā tesbiḳu min ummetin ecelehā ve mā yeste'ḣirūne

Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"

وَقَالُوا يَاأَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

ve ḳālū yā eyyuhā elleƶī nuzzile ǎleyhi ƶ-ƶikru inneke le mecnūnun

"Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!"

لَوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

lev mā te'tīnā bi l-melāiketi in kunte mine S-Sādiḳīne

Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا اِذًا مُنْظَرِينَ

mā nunezzilu l-melāikete illā bi l-Haḳḳi ve mā kānū iƶen munZerīne

Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

innā neHnu nezzelnā ƶ-ƶikra ve innā lehu le HāfiZūne

Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْاَوَّلِينَ

ve leḳad erselnā min ḳablike fī şiyeǐ l-evvelīne

Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

ve mā ye'tīhim min rasūlin illā kānū bihi yestehziūne

Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ

ke ƶālike neslukuhu fī ḳulūbi l-mucrimīne

Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّلِينَ

lā yu'minūne bihi ve ḳad ḣalet sunnetu l-evvelīne

(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ لَقَالُوا اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ

ve lev feteHnā ǎleyhim bāben mine s-semāi fe Zellū fīhi yeǎ'rucūne / le ḳālū innemā sukkirat ebSārunā bel neHnu ḳavmun mesHūrūne