← Sureler

Mushaf — 582. Sayfa

/ 604
78. Nebe Suresi

Birbirlerine neyi soruyorlar?

عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ

(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

عَنِ النَّبَاِ الْعَظِيمِ اَلَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Hayır, ileride bilecekler.

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Yine hayır; ileride bilecekler.

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًا وَالْجِبَالَ اَوْتَادًاۖ

Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık.

وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا

Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.

وَجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًا

Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا

Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.

وَاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا وَجَنَّاتٍ اَلْفَافًا

Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.

اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا

Bu, sura üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ اَفْوَاجًا

Gök açılır ve kapı kapı olur.

وَفُتِحَتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًا

Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.

اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا لِلطَّاغِينَ مَاٰبًا لَابِثِينَ فِيهَا اَحْقَابًا

Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

اِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا جَزَاءً وِفَاقًا

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

اِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كِذَّابًا

Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا

Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."

فَذُوقُوا فَلَنْ نَزِيدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا