"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

fe fteH beynī ve beynehum fetHen ve neccinī ve men meǐye mine l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَافْتَحْfe fteHف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.o halde aç
2بَيْنِيbeynīب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinbenimle
3وَبَيْنَهُمْve beynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonların arasını
4فَتْحًاfetHenف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.(kesin hükümle) açarak
5وَنَجِّنِيve neccinīن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.ve beni kurtar
6وَمَنْve menve bulunanları
7مَعِيَmeǐyebenimle beraber
8مِنَmine-den
9الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler-

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sen, onlarla benim aramda hükmet ve beni de kurtar, inananlardan benimle berâber bulunanları da.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sen, onlarla benim aramda hükmet ve beni de kurtar, inananlardan benimle berâber bulunanları da.

Adem Uğur

Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.

Ahmed Hulusi

"Benimle onların arasını aç ki (layıklarını bulsunlar; Rasul aralarında yaşarken azap gelmez); beni ve iman edenlerden benimle beraber olanları kurtar. "

Ahmet Tekin

'Artık benimle onların arasında, hakkı ortaya koyanla, hakkı baskı altına alanları açığa çıkaracak kesinkes hükmünü vererek durumu açıklığa kavuştur. Beni ve beraberimdeki mü’minleri kurtar.'

Ahmet Varol

Artık benimle onların aralarında hüküm ver ve beni ve benimle beraber olan mü'minleri kurtar.'

Ali Bulaç

"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

Ali Fikri Yavuz

Artık benimle onların arasındaki hükmü sen ver ve hem beni, hem de beraberimde olan müminleri kurtar.”

Ali Rıza Safa

"Artık, benimle onların arasını aç; beni ve benimle birlikte olan inananları kurtar!"

Bayraktar Bayraklı

- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.

Bekir Sadak

(117-11) 8 Nuh: «Rabbim! Milletim beni yalanladi. Benimle onlarin arasinda Sen hukum ver. Beni ve beraberimdeki inananlari kurtar» dedi.

Celal Yıldırım

Artık benimle onlar arasını (hükmederek) ayır ve benimle beraber olan mü'minleri kurtar.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Artık benimle onların arasındaki durumu sen hükmünle açıklığa kavuştur, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!”

Diyanet İşleri

"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

Diyanet İşleri (eski)

(117-118) Nuh: 'Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar' dedi.

Diyanet Vakfi

Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de, beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık benimle onların arasını nasıl ayırd edeceksen et de bana ve beraberimdeki mü'minlere necat ver

Erhan Aktaş

"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Artık benim onlarla işimi tamamen bitir. Beni ve benimle beraber iman edenleri kurtar." dedi.

Fizilal-il Kuran

Onlar ile aramdaki meseleyi sen kesin çözüme bağla; beni ve yanımdaki mü'minleri kurtar.»

Gültekin Onan

"Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan inançlıları kurtar."

Hamdi Döndüren

“Artık, benimle onların arasında Sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!”

Hasan Basri Çantay

"Binaen'aleyh benimle onların arasındaki hükmü Sen ver de beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar".

Hasib Asutay

Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar'.

Hayrat Neşriyat

'Artık, benimle onların arasını ayırarak aç (aramızda hüküm ver); beni ve benimle berâber bulunan mü’minleri de kurtar!'

İbni Kesir

Artık benimle onların arasında Sen, bir hüküm ver. Beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar.

Mehmet Okuyan

Benimle onlar arasında hükmünü ver ve hem beni hem de benimle birlikte inananları kurtar!” demişti.

Muhammed Esed

bunun için, benimle onlar arasındaki gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy; beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!"

Mustafa İslamoğlu

artık benimle onlar arasında kesin bir hüküm ver ve hem beni, hem de benimle birlikte olan mü'minleri kurtar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Artık benim aram ile onların aralarını bir feth ile fethet ve benimle beraber olan mü'minleri necâta erdir.»

Ömer Öngüt

“Benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!”

Suat Yıldırım

(117-118) Nûh: "Ya Rabbî, dedi, halkım beni yalancı saydı. Artık benimle onlar arasındaki hükmünü Sen ver, beni ve beraberimdeki müminleri Sen halas eyle ya Rabbî!"

Süleyman Ateş

"Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!"

Süleymaniye Vakfı

Benimle onların arasını iyice aç! Beni ve beraberimdeki müminleri, bunların verdiği sıkıntıdan kurtar." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık benimle onların arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri bunlardan kurtar" dedi.

Şaban Piriş

Artık sen benimle onların arasında nasıl ayıracaksan ayır, beni ve yanımdaki müminleri kurtar.

Tefhim-ul Kuran

«Bundan böyle, benimle onların arasını açık bir hükümle ayır ve beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar.»

Ümit Şimşek

'Benimle onlar arasında hükmünü ver; beni ve beraberimdeki mü'minleri kurtar.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Artık benimle onlar arasını iyice aç; beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Artıq mənimlə onlar arasında Sən hökm ver, məni və mənimlə birlikdə olan möʼminləri (bu əzabdan) qurtar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Urteile zwischen mir und ihnen, und errette mich und mit mir die Gläubigen!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So triff zwischen mir und ihnen eine klare Entscheidung und errette mich und wer von den Gläubigen mit mir ist.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Darum richte entscheidend zwischen mir und ihnen; und rette mich und die Gläubigen, die mit mir sind.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

so urteile zwischen mir und ihnen eine Urteilung und errette mich und alle, die mit mir von den Mumin sind.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Judge O Allah", he prayed, "and defend my cause which is the heart of your purpose and decide between me and them in Your way, (for You take the matters of fact as they come and circumstance them after Your own manner) and save me and those with me who conformed to Islam".

Abdul Haleem

so make a firm judgement between me and them, and save me and my believing followers.’

Abdullah Yusuf Ali

"Judge Thou, then, between me and them openly, and deliver me and those of the Believers who are with me."

Abul A'la Maududi

So pass a clear judgement between me and them and rescue me and the believers with me."

Aisha Bewley

so make a clear judgement between me and them and rescue me and the muminun who are with me. ’

Al-Hilali & Khan

Therefore judge You between me and them, and save me and those of the believers who are with me."

Ali Quli Qarai

So judge conclusively between me and them, and deliver me and the faithful who are with me. ’

Amatul Rahman Omar

`So judge between me and them, a decisive judgment, and deliver me and the believers who are with me. '

Arthur John Arberry

so give true deliverance between me and them, and deliver me and the believers that are with me.

Bijan Moeinian

"Please settle the account between us, and save me and the believers from their wicked intentions. "

E. Henry Palmer

open between me and between them an opening, and save me and those of the believers who are with me!'

Edip-Layth

"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of those who acknowledge."

George Sale

Wherefore judge publicly between me and them; and deliver me and the true believers who are with me.

Hamid S. Aziz

Said he, "My Lord! Verily, my own people reject me.

Mahmoud Ghali

So arbitrate between me and them a (conclusive) arbitration, and deliver me safely and the ones who are with me of the believers. "

Marmaduke Pickthall

Therefor judge Thou between us, a (conclusive) judgment, and save me and those believers who are with me.

Mohamed Ahmed - Samira

So adjudge between me and them conclusively, and save me and the believers who are with me. "

Muhammad Asad

hence, lay Thou wide open the truth between me and them, and save me and those of the believers who are with me!"

Mustafa Khattab

So judge between me and them decisively, and save me and the believers with me."

Progressive Muslims

"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of the believers. "

Sahih International

Then judge between me and them with decisive judgement and save me and those with me of the believers. "

Sam Gerrans

“So decide Thou between me and them, and deliver Thou me and those with me among the believers.”

Shabbir Ahmed

Hence, judge between me and them openly, and save me and my company of believers. "

Syed Vickar Ahamed

Then, You judge between me and them openly, and save me and those of the believers who are with me. "

Taqi Usmani

So judge between me and them with an open verdict, and save me and all the believers who are with me."

The Monotheist Group

"So open between me and them a rift, and save me and those who are with me of the believers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tranche donc clairement entre eux et moi; et sauve-moi ainsi que ceux des croyants qui sont avec moiʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî di navbera min û wan de hukmê xwe bike, min û bawermendên digel min rizgar bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Doe dus tussen mij en hen uitspraak en red mij en die gelovigen die met mij zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Richt dus in het openbaar tusschen mij en hen, en bevrijd mij en de ware geloovigen, die met mij zijn,

Hollandaca — Siregar

Spreek daarom een oordeel uit tussen mij en hen. En red mij en de gelovigen die met mij zijn.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Рассуди же между мной и ими окончательным судом и спаси меня и тех, кто со мною из верующих (от того наказания, которому Ты подвергнешь неверующих)!»

Rusça — Osmanov

Так рассуди же нас и спаси меня и тех верующих, что последовали за мноюʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gör därför sanningen uppenbar i min (tvist) med dem, och rädda mig och de troende som följer mig!ʺ