Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"
وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا وَاِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ قَالُوا اَتُحَدِّثُونَهُمْ بِمَا فَتَحَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَاجُّوكُمْ بِهِ عِنْدَ رَبِّكُمْ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
ve iƶā leḳū (e)lleƶīne āmenū ḳālū āmennā ve iƶā ḣalā beǎ'Duhum ilā beǎ'Din ḳālū e tuHaddiṧūnehum bimā feteHa (a)llahu ǎleykum li yuHāccūkum bihi ǐnde rabbikum e fe lā teǎ'ḳilūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlar, inananlarla buluştular mı inandık derler de sonra birbirleriyle yalnız kaldılar mı aklınız mı yok derler, Rabbiniz indinde sizinle çekişsinler, aleyhinize delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyi tutup onlara söylüyorsunuz?
Abdulkadir Gölpınarlı
Onlar, inananlarla buluştular mı inandık derler de sonra birbirleriyle yalnız kaldılar mı aklınız mı yok derler, Rabbiniz indinde sizinle çekişsinler, aleyhinize delil göstersinler diye mi Allahʼın size açıkladığı şeyi tutup onlara söylüyorsunuz?
Adem Uğur
(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.
Ahmed Hulusi
Bunlar iman edenlerle karşılaştıklarında "iman ettik" derler; sonra da birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, "Allah'ın size açtığı hakikati, aleyhinizde delil olarak kullanmaları için mi bunlara anlatıyorsunuz, bunu düşünemiyor musunuz?" derler.
Ahmet Tekin
İmân edenlerle karşılaştıkları zaman, sözde: 'Biz de imân ettik' diyorlar. Birbirleri ile tenhada bir araya geldikleri zaman: 'Rabbinizin huzurunda, aleyhinize delil olarak kullansınlar diye Allah’ın size açıkladığı hakikatleri onlara da mı söylüyorsunuz? Hiç akıllıca davranmayacak mısınız?' diyorlar.
Ahmet Varol
Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında 'biz de iman ettik' derler. Ama birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, 'Allah'ın size açmış olduğu şeylerden, bunları Rabbinizin katında size karşı bir belge olarak göstersinler diye mi söz ediyorsunuz! Aklınızı kullanmıyor musunuz!' diye konuşurlar.[13]
Ali Bulaç
İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?"
Ali Fikri Yavuz
Yahûdilerin münafıkları; müminlerle karşılaştıkları zaman; “- Biz de sizin gibi müminleriz” derlerdi. Birbirleriyle tenhada başbaşa kaldıkları vakit, ileri gelen Yahûdiler, münafıklara:”- Allah’ın size beyan buyurduğu (Rasûlüllah’a ait Tevrat’daki vasıfları), müminler, Rabbiniz katında aleyhinize delil getirsinler diye mi onlara söyleyip duruyorsunuz? buna aklınız ermiyor mu” derlerdi.
Ali Rıza Safa
İnanca çağırılanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Oysa kendi başlarına kaldıklarında, şöyle derler: "Allah'ın size açtığını, Efendinizin katında size karşı kanıt olması için mi onlara anlatıyorsunuz?" Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?
Bayraktar Bayraklı
Münafıklar, müminlerle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise, "Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?" derler.
Bekir Sadak
Inananlarla karsilastiklari zaman, «Inandik» derlerdi; birbirleriyle yalniz kaldiklarinda, «Rabbinizin katinda size karsi huccet gostersinler diye mi Allah'in size acikladigini onlara anlatiyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?» derlerdi.
Celal Yıldırım
Onlar imân edenlerle karşılaştıkları zaman, «inandık» derlerdi. Birbirleriyle tenha kaldıkları zaman, «Allah'ın size açtığı şeyi, Rabblniz katından size kanıt olarak getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz? (Buna) aklınız ermiyor mu ?» derlerdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlar inananlarla karşılaştıklarında “İman ettik” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise, “Allah’ın size açtıklarını (Tevrat’taki bilgileri) rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil getirsinler diye mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz!” derler.
Diyanet İşleri
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"
Diyanet İşleri (eski)
İnananlarla karşılaştıkları zaman, 'İnandık' derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, 'Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?' derlerdi.
Diyanet Vakfi
(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında «İman ettik» derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, «Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?» derlerdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İman edenlere rasladıklarında: "İnandık" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da: "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem iman edenlere rast geldiklerinde "amenna" derler. Birbirleriyle halvet yaptıklarında da "rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allahın size açtığı hakikati onlara söylüyorsunuz? aklınız yok mu be?" dediler
Erhan Aktaş
Onlar, İman Edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını, size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını, size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını, size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.
Fizilal-il Kuran
Onlar müminler ile karşılaştıklarında «inandık» derler. Fakat birbirleri ile başbaşa kaldıkları zaman «Rabbiniz katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açıkladıklarını onlara anlatıyorsunuz? Bunun yanlış olduğuna aklınız ermiyor mu?» derler.
Gültekin Onan
İnananlarla karşılaştıklarında "inandık" derler; başbaşa kaldıklarında ise "Tanrı'nın size açıkladığını / açtığını (fetehallahu) rabbiniz katında size (karşı) delil olarak kullanmaları / delil getirmeleri (liyuhacciküm) için mi onlara anlatıyorsunuz / söylüyorsunuz (etuhaddisunehüm)? Akletmez misiniz?" derler.
Hamdi Döndüren
Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, “Biz de inandık!” derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da, “Rabbiniz katında, size karşı delil olarak kullanmaları için mi, Allah’ın size açıkladıklarını, onlara anlatıyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?” derler.
Hasan Basri Çantay
(Yahudi münafıklar) iman edenlere kavuşdukları zaman "İnandık" derler. Birbirine (dönüb) halvet oldukları vakit ise (aralarındaki ileri gelenler, münafıklık eden arkadaşlarına) "Allahın size açdığı şey'i (Resulüllahın sıfatlarına ve saireye dair Tevratda öğretdiklerini) mü'minler onunla Rabbiniz katında (aleyhinizde) kuvvetli delil getirsinler diye mi onlara söyleyib duruyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?" derler.
Hasib Asutay
(Onlar) iman edenlerle karşılaştıklarında, 'Biz de iman ettik' derler. Birbirleriyle baş başa kaldıkları zaman ise, 'Allah'ın size açıkladıklarını Rabbinizin katında aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Hiç düşünemiyor musunuz?' derler.
Hayrat Neşriyat
Îmân edenlerle karşılaştıkları zaman: '(Biz de) îmân ettik!' derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da (reisleri onlara): 'Allah’ın size (Tevrât’ta) açıkladığı (Muhammed’in sıfatları)nı, Rabbinizin huzûrunda size karşı onunla delil getirsinler diye mi onlara (o mü’minlere) anlatıyorsunuz? Hiç akıl erdirmez misiniz?' dediler.
İbni Kesir
Mü'minlerle karşılaştıkları zaman, inandık derlerdi, birbirleriyle baş başa kaldıklarında, Rabbınızın katında, aleyhinde delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz, buna aklınız ermiyormu? diye birbirlerini uyarırlardı.
Mehmet Okuyan
(Bunlar) müminlerle karşılaştıkları zaman “(Biz de) iman ettik.” derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında “Allah’ın size açtıklarını (Tevrat’taki bilgileri), Rabbinizin katında aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? (Bunları) akıl etmiyor musunuz?” derler.
Muhammed Esed
Nitekim, imana ermiş olanlarla buluştuklarında, "(Sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler; ama birbirleriyle baş başa kaldıklarında, "Rabbinizin kelamını size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? derler.
Mustafa İslamoğlu
Onlar, iman edenlerle buluştuklarında "iman ettik" derler, birbirleriyle baş başa kaldıklarındaysa (akıl hocaları, "iman ettik" diyenlere) "Rabbinizin katında size karşı bir koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açtığı şeyi onlara haber veriyorsunuz? Bu kadarını düşünemiyor musunuz?" derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar, mü'minlere mülâki oldukları zaman, «Biz de imân ettik,» derler. Ve bunların bazıları diğer bazıları ile tenha kalınca da derler ki: «Allah'ın size açtığını o müslümanlara haber verir misiniz, ki onunla Rabbiniz nezdinde size karşı hüccet ikame etsinler. Sizin buna aklınız ermiyor mu?»
Ömer Öngüt
(Yahudi münafıklar) müminlerle karşılaştıkları zaman: “Biz de iman ettik. ” derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise: “Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinizde kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bunları hiç düşünemiyor musunuz?” derler.
Suat Yıldırım
Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında «Biz de iman ettik» derler. Kendi aralarında kaldıklarında ise: «Ne yapıyorsunuz? derler, Rabbinizin huzurunda aleyhinize hüccet edinsinler diye mi tutup Allah’ın size açtığı gerçeği onlara söylüyorsunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?»
Süleyman Ateş
İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.
Süleymaniye Vakfı
Allah'ın kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz de ona inanıp güvendik!" der, birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (Kur'an'ın Tevrat'ı tasdik ettiği gerçeğini) Rabbinizin katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bu bağı kuramıyor musunuz?"
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Allah'ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz ona güveniriz!" derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?"
Şaban Piriş
İnananlarla karşılaştıkları zaman "inandık" derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında: - Rabbiniz'in yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu akıl etmiyor musunuz? derlerdi.
Tefhim-ul Kuran
İman edenlerle karşılaştıklarında «iman ettik» derler; birbiriyle kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: «Allah'ın size açtık (açıkladık) larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla söyleşiyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?»
Ümit Şimşek
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, 'Biz de inandık' derler. Baş başa kaldıklarında ise, birbirlerine, 'Yoksa,' derler, 'Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açtıklarını onlara anlatıyorsunuz: Hiç akıl etmiyor musunuz?'
Yaşar Nuri Öztürk
İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık" derler. Baş başa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabb'iniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar möminlərlə rastlaşanda: “Biz iman gətirdik!”– deyir, bir-birləri ilə xəlvətdə qalanda isə: “Allahın sizə bildirdiyini onlara danışırsınız ki, Rəbbinizin yanında bunu sizə qarşı dəlil gətirsinlər? Məgər başa düşmürsünüz?”– deyirlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Bu münafiqlər) iman gətirənlərlə görüşdükləri zaman: ″İman gətirdik″,- deyirlər. Xəlvətdə olduqları vaxtda isə biri digərinə: ″Allahın (Tövratda) sizə bildirdiyi şeyi (müsəlmanlara) xəbər verirsiniz ki, Rəbbinizin yanında onları sizə qarşı dəlil gətirsinlər? (Bunu) dərk etmirsinizmi?″ – söyləyirlər.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wenn sie Gläubige treffen, sagen sie: ʺWir glauben.ʺ Sind sie aber unter sich, sagen sie: ʺWie könnt ihr diesen Menschen etwas mitteilen, was Gott euch in der Thora offenbarte und was sie am Jüngsten Tag als Argument gegen euch verwenden können? Ihr müßt euch doch alles überlegen!ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Und wenn sie diejenigen treffen, die glauben, sagen sie: ʺWir glauben.ʺ Wenn sie aber untereinander allein sind, sagen sie: ʺWollt ihr ihnen erzählen, was Allah euch (Juden) enthüllt hat, damit sie es vor eurem Herrn als Beweis vorlegen? Begreift ihr denn nicht?ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und wenn sie mit denen zusammentreffen, die glauben, so sagen sie: ʺWir glaubenʺ. Und wenn sie aber untereinander allein sind, sagen sie: ʺSprecht ihr zu ihnen über das, was Allah euch eröffnet hat, damit sie es vor eurem Herrn als Argument gegen euch verwenden? Begreift ihr denn nicht?ʺ
Almanca — Muhammad Zaidan
Und wenn sie denjenigen begegneten, die den Iman verinnerlicht haben, sagten sie: ʺWir haben den Iman verinnerlicht.ʺ Doch wenn die einen von ihnen sich mit den anderen zurückzogen, sagten sie: ʺErzählt ihr ihnen von dem, was ALLAH euch erläuterte, damit sie mit diesem gegen euch vor eurem HERRN argumentieren? Seid ihr etwa nicht verständig?!ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
When they meet the true believers face to face they declare that they have conformed their will to Allah’s. And when they are with their like-minded companions they are reprehended for conversing with the Muslims on Muhammad's mission documented in AL-Tawrah previously when assenting to this truth is against their interest; They say to them: "Do you reveal to the Muslims knowledge Allah entrusted to us so that they use it against us in the venerable, Majestic presence of Allah, your Creator; Have you no sense as to exercise the faculty of reason?"
Abdul Haleem
When they meet the believers, they say, ‘We too believe.’ But when they are alone with each other they say, ‘How could you tell them about God’s revelation [to us]? They will be able to use it to argue against you before your Lord! Have you no sense?’
Abdullah Yusuf Ali
Behold! when they meet the men of Faith, they say: "We believe": But when they meet each other in private, they say: "Shall you tell them what Allah hath revealed to you, that they may engage you in argument about it before your Lord?"- Do ye not understand (their aim)?
Abul A'la Maududi
And when they meet those who believe (in Muhammad) they say: "We too believe in him." But in their intimate meetings they say to one another: “How foolish! Why should you intimate to them what Allah has revealed to you, for they will use it as argument against you before your Lord?”
Aisha Bewley
When they meet those who have iman, they say, ‘We have iman. ’ But when they go apart with one another, they say, ‘Why do you speak to them about what Allah has disclosed to you, so they can use it as an argument against you before your Lord? Will you not use your intellect?’
Al-Hilali & Khan
And when they (Jews) meet those who believe (Muslims), they say, "We believe", but when they meet one another in private, they say, "Shall you (Jews) tell them (Muslims) what Allâh has revealed to you [Jews, about the description and the qualities of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم, that which are written in the Taurât (Torah)][1], that they (Muslims) may argue with you (Jews) about it before your Lord?" Have you (Jews) then no understanding?
Ali Quli Qarai
When they meet the faithful, they say, ‘We believe,’ and when they are alone with one another, they say, ‘Do you recount to them what Allah has revealed to you, so that they may argue with you therewith before your Lord? Do you not apply reason?’
Amatul Rahman Omar
And when they meet those who believe they say, `We (too) have believed. ' But when they go apart one with another they say, `Do you inform them (- the Muslims) what Allâh has disclosed to you, (- of the prophecies in your Scriptures about the Prophet), that they thereby availing themselves of it (- the Scriptures), may prevail upon you in argumentation on the authority of your Lord? Will you not, then, use your reasoning power?'
Arthur John Arberry
And when they meet those who believe, they say 'We believe'; and when they go privily one to another, they say, 'Do you speak to them of what God has revealed to you, that they may thereby dispute with you before your Lord? Have you no understanding?'
Bijan Moeinian
When they (Jews) meet with the believers they say: "We believe [in what you believe. ]" When they get together in private, they say: “Do you not have any sense when you reveal to them what Got has revealed to us? They may present the same proofs against us in front of God.”
E. Henry Palmer
And when they meet those who believe they say, 'We believe,' but when one goes aside with another they say, 'Will ye talk to them of what God has opened up to you, that they may argue with you upon it before your Lord? Do ye not therefore understand?'
Edip-Layth
When they come across those who acknowledge, they say, "We acknowledge!", and when they are alone with each other they say, "Why do you inform them about what God has said to us? Then, they would use it in an argument against us at your Lord. Do you not reason?"
George Sale
And when they meet the true believers, they say, we believe: But when they are privately assembled together, they say, will ye acquaint them with what God hath revealed unto you, that they may dispute with you concerning it in the presence of your Lord? Do ye not therefore understand?
Hamid S. Aziz
Behold, when they meet men of faith they say, "We believe," but when they meet in private they say, "Will you talk to them of what Allah has opened up (revealed) to you, that they may argue with you upon it before your Lord? Do you not therefore understand?"
Mahmoud Ghali
And when they meet (the ones) who have believed, they say, "We have believed (too). " And when they go privately one to another, (Literally: some of them with some others) they say, "Do you discourse with them about what Allah has opened (i.e. granted, revealed) up on you that they may thereby argue with you in the Meeting of your Lord? Would you then not consider?"
Marmaduke Pickthall
And when they fall in with those who believe, they say: We believe. But when they go apart one with another they say: Prate ye to them of that which Allah hath disclosed to you that they may contend with you before your Lord concerning it? Have ye then no sense?
Mohamed Ahmed - Samira
For when they meet the faithful, they say: "We believe;" but when among themselves, they say: "Why do you tell them what the Lord has revealed to you? They will only dispute it in the presence of your Lord. Have you no sense indeed?"
Muhammad Asad
For, when they meet those who have attained to faith. they say, "We believe [as you believe]" - but when they find themselves alone with one another, they say. "Do you inform them of what God has disclosed to you, so that they might use it in argument against you, quoting the words of your Sustainer? Will you not. then, use your reason?"
Mustafa Khattab
When they meet the believers they say, "We believe." But in private they say ˹to each other˺, “Will you disclose to the believers the knowledge Allah has revealed to you,[1] so that they may use it against you before your Lord? Do you not understand?”
Progressive Muslims
And when they come across those who believe, they Say: "We believe!", and when they are alone with each other they Say: "Why do you inform them about what God has said to us Then they would use it in argument against us at your Lord. Do you not understand"
Sahih International
And when they meet those who believe, they say, "We have believed"; but when they are alone with one another, they say, "Do you talk to them about what Allah has revealed to you so they can argue with you about it before your Lord?" Then will you not reason?
Sam Gerrans
And when they meet those who heed warning, they say: “We believe.” But when they are alone with one another, they say: “Do you recount to them what God has revealed to you, that they might argue against you before your Lord?” Will you then not use reason!
Shabbir Ahmed
And when they meet with those who have attained belief, say, "We believe as you believe. " But when they get together with one another, they say, "Do you inform them of that which Allah has disclosed to you, so that they might use it in argument against you? And all this before your Lord! Will you then not use your intellect?"
Syed Vickar Ahamed
And when they meet the men of Faith, they say: "We believe;" But when they meet each other in private, they say: "Shall you tell them what Allah has revealed to you, that they may argue about it before your Lord?" Do you not understand (their aim)?
Taqi Usmani
When they meet those who believe, they say, "We believe." But when some of them meet others in private, they say, “Do you tell them (the Muslims) what Allah has disclosed to you so that they may thereby argue against you before your Lord? Will you, then, not use reason?”
The Monotheist Group
And when they come across those who believe, they say: "We believe!" And when they are alone with each other they say: "Why do you inform them of what God has said to us? Then they would use it in argument against us at your Lord. Do you not comprehend?"
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand ils rencontrent des croyants, ils disent: ʺNous croyonsʺ et, une fois seuls entre eux, ils disent: ʺAllez-vous confier aux musulmans ce quʹAllah vous a révélé pour leur fournir, ainsi, un argument contre vous devant votre Seigneur! Etes-vous donc dépourvus de raison?ʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema cihû rastî bawermendan dihatin; digotin: “Me bawerî anî” û dema ew xwe bi xwe diman, digotin: “Ma tiştê ku Xwedê (ji salixên Muhemmed ên di Tewratê de) hûn pê serwext kirin, hûn ê ji wan re bibêjin da ku wî tiştî li hemberî we, li cem Xwedayê we bikine delîl?” Ma hûn aqil nagirin?!
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wanneer zij hen die geloven ontmoeten, zeggen zij: ʺWij gelovenʺ, maar wanneer zij onder elkaar zijn zeggen zij: ʺZullen jullie hun vertellen wat God aan jullie openbaar gemaakt heeft, zodat zij het bij hun Heer als argument tegen jullie kunnen gebruiken? Hebben jullie dan geen verstand?ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Als zij de geloovigen ontmoeten, zeggen zij; wij gelooven, doch als zij onder zich bij elkander komen, zeggen zij; wilt gij hun dan verhalen, wat God u geopenbaard heeft, opdat zij u daarover voor uwen Heer zouden bestrijden. Begrijpt gij dat niet.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И когда они [иудеи] встречали тех, которые уверовали, то говорили: «Мы уверовали (также как и вы)!» А когда они [лицемерные иудеи] оставались друг с другом наедине, то говорили: «Неужели вы [иудеи] расскажете им [верующим] то, что открыл [разъяснил] вам [иудеям] Аллах (в Торе) (относительно признаков последнего пророка), чтобы они [верующие] препирались с вами посредством этого [чтобы оно послужило доводом против вас] перед вашим Господом (в День Суда)?» Неужели же вы не осмыслите?
Rusça — Osmanov
Когда [сыны Исраила] встречали уверовавших, они говорили: ʺМы уверовалиʺ. Но когда они уединялись среди своих, то говорили: ʺЗачем вы рассказываете им то, что поведал вам Аллах? Ради того, чтобы они приводили это в качестве довода против вас перед вашим Господомʺ? Неужели вы не понимаете этого [о муслимы]?
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
När de möter dem som har antagit tron, säger de: ʺVi är (också) troende.ʺ Men när de är ensamma säger några (av dem till de andra): ʺTalar ni om för dem vad Gud har uppenbarat för er, så att de kan utnyttja det som argument (mot er), när ni tvistar med dem inför er Herre? Hur använder ni ert förstånd?ʺ