ك ل ف (KLF)
K-l-f
تَكَلُّفُ الشَّيْءِ Bir insanın bir işi yaparken çektiği zorluğu dışa yansıtmasıdır. الكُلْفَةُ kelimesi, örfte, zorluğun bir adı şeklinde kullanılmaktadır. تَكَلُّف ise, zorlukla veya yapaylıkla ya da tokluk gösterilerek yapılan şeyin ismidir. Onun için tekellüf iki çeşittir.
Biri iyi (güzel) görülmüştür. Bu da, insanın, yaptığı işin kolaylaşmasını sağlamak, onun insanın hoşuna giden, sevilen bir şey olması için ulaşmaya çalıştığı şeydir. Bu açıdan, teklif kavramı, ibâdetlerin yüklenmesinde de kullanılır.
İkincisi ise kötü/çirkin görülmüştür. Bu da, insanın sırf gösteriş olsun diye yaptığı şeydir. Yüce Allah’ın: قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ Ey Muhammed! De ki: Ben o Kur’ân’a karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben sırf gösteriş olsun diye insanlara zorluk çıkaranlardan da değilim (38/Sâd 86) sözünde geçen الْمُتَكَلِّفِينَ kelimesinden kastedilen mana da budur. Hz. Peygamberin: أَنَا وَأَتْقِيَاءُ أُمَّتِي بُرَاَءُ مِنَ التَّكَلُّفِ Ben ve Ümmetimin muttakileri tekellüften uzağız, sözünde geçen التَّكَلُّف kelimesi de esassız, yapay şeyler manasındadır. Yüce Allah’ın: لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez; herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir (2/Bakara 286) sözünde geçen يُكَلِّفُ fiili ise, insanların sıkıntı, zorluk saydıkları şeyleri yüklemek demektir. Bu, insanın gücünün yettiği maldan yükümlülük demektir.
Tıpkı şu âyetler gibi: وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ O sizi seçmiş, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. (22/Hac 78); وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَإِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَيَجْعَلَ اللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur (4/Nisâ 19).