Sözlük

ك ب ب (KBB)

K-b-b

كَبُّ : Bir şeyin yüz üstü düşürülmesidir: وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ Her kim de kötülükle gelirse, onlar yüzüstü ateşe atılırlar (27/Neml 90).

إكْبَاب ise, bir işe tamamen kapanmaktır: أَفَمَنْ يَمْشِي مُكِبًّا عَلَى وَجْهِهِ أَهْدَى أَمَّنْ يَمْشِي سَوِيًّا عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa dosdoğru yolda yürüyen mi? (67/Mülk 22).

كَبْكَبَة : Bir şeyin aşağıya doğru yuvarlanıp gitmesidir: فَكُبْكِبُوا فِيهَا هُمْ وَالْغَاوُونَ Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehenneme yüzüstü atılırlar (26/Şuarâ 94).

Fiil olarak hem كَبَّ hem de كَبْكَبَ formu kullanılır. Bu tıpkı كَفَّ ، كَفْكَفَ elini çekti ile صَرَّ الرِّيحُ وصَرْصَرَ rüzgâr sert biçimde esti fiilleri gibi iki şekilde de kullanılabilir.

كَوَاكِب apaçık biçimde ortada olan, parlak biçimde gözüken yıldızlar demektir. Bunlara كَوَاكِب denmesi ancak parladıkları zamanla sınırlıdır; bunun dışında bu isimle anılmazlar. Allah buyurur ki: فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ اللَّيْلُ رَأَى كَوْكَبًا Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: Rabb’im budur, dedi (6/En’âm 76);كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ O billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki (24/Nûr 35); إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاءَ الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir ziynetle, yıldızlarla süsledik (37/Sâffât 6); وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ Yıldızlar döküldüğü vakit (82/İnfitâr 2).

ذَهَبُوا تَحْتَ كُلِّ كَوْكَبٍ Her yıldızın altına gittiler, yani: Dağılıp gittiler.

كَوْكَبُ الْعَسْكَرِ Askerin yıldızı: Onların içinde parlayan demir, demektir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →