De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِهِ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

ḳul in kāne ābā'ukum ve ebnā'ukum ve iḣvānukum ve ezvācukum ve ǎşīratukum ve emvālun ḳteraftumūhā ve ticāratun teḣşevne kesādehā ve mesākinu terDevnehā eHabbe ileykum mine (a)llahi ve rasūlihi ve cihādin fī sebīlihi fe terabbeSū Hattā ye'tiye (a)llahu bi emrihi ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme l-fāsiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنْineğer
3كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinise
4اٰبَٓاؤُ۬كُمْābā'ukumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabalarınız
5وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْve ebnā'ukumب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileve oğullarınız
6وَاِخْوَانُكُمْve iḣvānukumا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.ve kardeşleriniz
7وَاَزْوَاجُكُمْve ezvācukumز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocave eşleriniz
8وَعَشِيرَتُكُمْve ǎşīratukumع ش رOnda birini almak, dokuza bir ekleyerek on yapmak, onuncu olmak. ashrun/asharun (d.), asharatun/ashratun (e.): on, onyıl, üçten ona kadar olan dönem. Yirmiden sonra dişil ve eril arasında fark yoktur. ashara - arkadaşlık etmek, birlikte yaşamak, birinin toplumunu geliştirmek, tanıdık olmak. ashirun - yoldaş, ashiratun - akraba, ma'sharun - topluluk, ırk, kalabalık, yakın iletişim içinde yaşayanlar (çoğul: ashair).ve hısım akrabanız
9وَاَمْوَالٌۨve emvālunم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.ve mallar
10اقْتَرَفْتُمُوهَاḳteraftumūhāق ر فKazanmak, kabuğunu veya derisini soymak, işlemek, (suç veya aptalca bir eylem) gerçekleştirmek, elde etmek, kazanmak, öğrenmek, uydurmak, doğruyla yalanı karıştırmak, ihlal etmek.kazandığınız
11وَتِجَارَةٌve ticāratunت ج رticaret yapmak/mal alıp satmak, ticaret, ticaret işi, alınıp satılmış, işletilmiş mülk kazanç amacıylave ticaret(iniz)
12تَخْشَوْنَteḣşevneخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.korktuğunuz
13كَسَادَهَاkesādehāك س دDurgun (piyasa) olmak, kötü satmak, gevşemek, müşteri bulamamak, düşük kaliteli olmak, bayağı olmak, az talep gören mal veya eşya.düşmesinden
14وَمَسَاكِنُve mesākinuس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve konutlar
15تَرْضَوْنَهَاterDevnehāر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.hoşlandığınız
16اَحَبَّeHabbeح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.daha sevgili (ise)
17اِلَيْكُمْileykumsize
18مِنَmine-tan
19اللّٰهِ(a)llahiAllah-
20وَرَسُولِهِve rasūlihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisi(nden)
21وَجِهَادٍve cihādinج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.ve cihad etmekten
22فِي
23سَبِيلِهِsebīlihiس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepO'nun yolunda
24فَتَرَبَّصُواfe terabbeSūر ب صBeklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan ve tutan kişi.o halde gözetleyin
25حَتّٰىHattākadar
26يَأْتِيَye'tiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgetirinceye
27اللّٰهُ(a)llahuAllah
28بِاَمْرِهِbi emrihiا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrini
29وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
30لَا
31يَهْدِيyehdīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.(doğru) yola iletmez
32الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtopluluğu
33الْفَاسِقِينَl-fāsiḳīneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkmış

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, aşîretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz alışveriş ve hoşunuza giden evler, sizce Allah'tan, Peygamberinden ve onun yolunda savaş etmeden daha sevimliyse bekleyin Allah'ın emri gelinciye dek ve Allah, buyruktan çıkan kötü topluluğu doğru yola sevketmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, aşîretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz alışveriş ve hoşunuza giden evler, sizce Allahʼtan, Peygamberinden ve onun yolunda savaş etmeden daha sevimliyse bekleyin Allahʼın emri gelinciye dek ve Allah, buyruktan çıkan kötü topluluğu doğru yola sevketmez.

Adem Uğur

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Ahmed Hulusi

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elde ettiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler; size Allah'tan, Rasulünden ve O'nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah'ın hükmünün açığa çıkmasını bekleyin. . . Allah fasıklar (bilinçleri Hakk'a ve Din'e karşı körelmişler) topluluğuna hidayet etmez. "

Ahmet Tekin

Onlara: 'Eğer babalarınızı, oğullarınızı, kardeşlerinizi, hanımlarınızı, akrabalarınızı, kabilenizi, elde ettiğiniz malları, kesada uğramasından korktuğunuz büyük ticarî kazançları, hoşlandığınız evler ve meskenleri, Allah ve Rasulünden ve Allah yolunda, İslâm uğrunda hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak yapacağınız cihattan daha çok seviyorsanız, artık Allah’ın planı gerçekleşinceye, dini, düzeni hakim oluncaya kadar bekleyin. Allah doğru ve mantıklı düşünmeyi terketmiş, fâsık, âsi, bozguncu bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, başarı nasib etmeyecektir.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizin için Allah'tan, Peygamber'inden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimliyse Allah buyruğunu bildirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.'

Ali Bulaç

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, o hicreti terk edenlere de ki: “- Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, soylarınız, kazandığınız mallar, geçersiz olmasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Rasûlünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Ali Rıza Safa

De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, en yakınlarınız, kazandığınız mallar, azalmasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konutlar; Allah'tan, O'nun elçisinden ve O'nun yolunda çaba göstermekten daha çok hoşunuza gidiyorsa, artık, Allah'ın buyruğu yerine gelinceye dek bekleyin. Çünkü Allah, yoldan çıkmış bir toplumu doğru yola eriştirmez!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, kazandığınız mallar, kaybolmasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Peygamber'inden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini yerine getirinceye kadar bekleyiniz. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez.

Bekir Sadak

De ki: «Babalariniz, ogullariniz, kardesleriniz, esleriniz, akrabaniz, elde ettiginiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaret, hosunuza giden evler sizce Allah'tan peygamberinden ve Allah yolunda savasmaktan daha sevgili ise, Allah'in buyrugu gelene kadar bekleyin. Allah fasik kimseleri dogru yola eristirmez.» *

Celal Yıldırım

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı bulunduğunuz oymak ve kabile; kazandığınız mallar, sürümsüzlüğünden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konaklar size Allah ve Peygamberinden ve Allah yolunda cihâddan daha sevgili ve sevimli ise, Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin !. Allah fâsık (ilâhî sınırları aşan) bir topluluğu doğru yola eriştirmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu (kıyameti) gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez.

Diyanet İşleri

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.'

Diyanet Vakfi

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, aşiretiniz, ele geçirdiğiniz mallar, kesat gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden evler size Allah ve peygamberinden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah öyle fasıklar güruhunu doğru yola erdirmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer, de: babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, hısımınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret, hoşunuza giden meskenler size Allah ve Resulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevgili ise artık, Allahın emri gelinciye kadar bekleyin, Allah öyle fasıkler güruhunu hidayete irdirmez

Erhan Aktaş

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resul'ünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Resulü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin." Allah, fasık olan halkı hidayete iletmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, sülaleniz; kazandığınız mallarınız, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz, size; Allah'tan, O'nun Rasul'ünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini bekleyin. Allah, fasık olan kimseleri hidayete iletmez.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'dan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez.»

Gültekin Onan

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Tanrı'dan, O'nun Resülü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Tanrı'nın buyruğu gelinceye kadar bekleyedurun. Tanrı, fasıklar kavmine hidayet vermez.

Hamdi Döndüren

De ki: “Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden korktuğunuz ticaret, (oturmaktan) hoşnut olduğunuz evler, sizin için Allah’tan, Peygamber’inden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevimli ise, o zaman, Allah’ın buyruğu gelinceye kadar bekleyin! Allah, fâsıklar toplumunu hidâyete erdirmez.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, kesad (a uğramasın) dan korka geldiğiniz bir ticaret ve hoşunuza gitmekte olan meskenler size Allahdan, Onun peygamberinden ve Onun yolundaki bir cihaddan daha sevgili ise, artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah faasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

Hasib Asutay

De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğundan korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız konutlar size, Allah'tan, Resulünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevimli ise, artık Allah emri (7) gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. (7. Allah'ın emrinden maksat O'nun dünyevi ve uhrevi cezasıdır. Kimine göre de Mekke'nin fethidir.)

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, kabîleniz, kazandığınız mallar, (iyi iken) durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’dan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise, artık Allah (hakkınızda azab) emrini getirinceye kadar bekleyin! Çünki Allah, fâsıklar topluluğunu (isyanlarındaki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.'

İbni Kesir

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler, size Allah'tan vve peygamberden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise; o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Ve Allah; fasıklar güruhunu hidayete erdirmez.

Mehmet Okuyan

De ki: “Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından (yok olup gitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Elçisi'nden ve Allah yolunda cihad etmekten (fedakârlık yapmaktan) daha sevgili ise artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!” Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

Muhammed Esed

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz oymak ya da boy, kazanıp (biriktirdiğiniz) mallar, kötüye gitmesinden kaygılandığınız ticaret, hoşlandığınız konutlar size Allahtan ve Onun Elçisinden ve Onun yolunda kavga vermekten daha gönül bağlayıcı geliyorsa, bekleyin o zaman Allah iradesini açığa vuruncaya kadar; Ve (bilin ki,) Allah, günaha gömülüp gitmiş bir topluluğa asla hidayet etmez".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensubu bulunduğunuz topluluk, kazandığınız mallar, kötüye gitmesinden kaygı duyduğunuz ticaret ve kendisiyle huzur bulduğunuz konaklar; Allah'tan, O'nun Elçisi'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyorsa, Allah'ın buyruğu gerçekleşinceye kadar bekleyin! Ne ki Allah, sorumsuzca davranan bir toplumu doğru yola yöneltmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Eğer babalarınız, oğullarınız, kardaşlarınız, refikalarınız, kabileleriniz ve kazanmış olduğunuz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve hoşnut olduğunuz ikametgâhınız sizin için Allah Teâlâ'dan ve resûlünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevgili ise artık Allah Teâlâ'nın emri gelinceye kadar bekleyiniz! Ve Allah Teâlâ fâsıklar olan kavmi hidâyete erdirmez.»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alış-verişler, hoşunuza gitmekte olan meskenler, size Allah'tan ve O'nun Peygamber'inden, Allah yolunda cihaddan daha sevgili iseler, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar gürûhunu hidayete erdirip doğru yola iletmez. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise... O halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin!Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.

Süleyman Ateş

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız konutlar, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihadetmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez.

Süleymaniye Vakfı

De ki "Eğer ana-babanız, evlatlarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, bağlı olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz meskenler size, Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda cihaddan /elinden geleni yapmaktan daha hoş geliyorsa Allah'ın sizi cezalandırma emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu yola getirmez."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Atalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz topluluk, elde ettiğiniz mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve beğendiğiniz evler eğer size Allah'tan, elçisinden ve onun yolunda mücadele (cihad) etmekten daha sevimli geliyorsa bekleyin, nasıl olsa Allah'ın emri gelecektir. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez."

Şaban Piriş

De ki: -Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar size Allah'tan, Resulünden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevgili ise Allah'ın (azap) emri gelene kadar bekleyin! Allah fasık topluma yol göstermez.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

Ümit Şimşek

De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'tan, Resulünden ve Onun yolunda cihaddan daha sevimli geliyorsa, o zaman Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Çünkü Allah fasıkları amaçlarına ulaştırmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Əgər atalarınız, oğullarınız, qardaşlarınız, zövcələriniz, yaxın qohumlarınız, qazandığınız mallar, iflasa uğramasından qorxduğunuz alış-verişiniz və bəyəndiyiniz məskənlər sizə Allahdan, Onun Elçisindən və Onun yolunda cihaddan daha əzizdirsə, Allah Öz əmri ilə gəlincəyə qədər gözləyin. Allah günahkarları doğru yola yönəltməz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Əgər atalarınız, oğullarınız, qardaşlarınız, övrətləriniz, qəbiləniz (qohumlarınız), qazandığınız mallar, kasad olmasından qorxduğunuz ticarət, xoşunuza gələn məskənklər sizə Allahdan, Onun Peyğəmbərindən və Allah yolunda cihaddan daha əzizdirsə, Allahın əmri (əzabı) gəlincəyə qədər gözləyin. Allah fasiqləri doğru yola yönəltməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺWenn euch eure Eltern, Kinder, Geschwister, Ehepartner, Verwandten und das von euch erworbene Vermögen und der Handel, um dessen Rückgang ihr bangt, und die Wohnstätten, die ihr gern habt, euch lieber sind als Gott, Sein Gesandter und der Kampf auf Gottes Weg, dann wartet Gottes schwerwiegendes Urteil ab!ʺ Gott leitet die Frevler nicht zum rechten Pfad.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Wenn eure Väter, eure Söhne, eure Brüder, eure Gattinnen und eure Sippemitglieder, Besitz, den ihr erworben habt, Handel, dessen Niedergang ihr fürchtet, und Wohnungen, an denen ihr Gefallen findet, euch lieber sind als Allah und Sein Gesandter und das Abmühen auf Seinem Weg, dann wartet ab, bis Allah mit Seiner Anordnung kommt! Allah leitet das Volk der Frevler nicht recht.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺWenn eure Väter und eure Söhne und eure Brüder und eure Frauen und eure Verwandten und das Vermögen, das ihr euch erworben habt, und der Handel, dessen Niedergang ihr fürchtet, und die Wohnstätten, die ihr liebt, euch lieber sind als Allah und Sein Gesandter und das Kämpfen für Seine Sache, dann wartet, bis Allah mit Seiner Entscheidung kommt; und Allah weist den Ungehorsamen nicht den Weg.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺSollten euch eure Eltern, eure Kinder, eure Geschwister, eure Ehepartner, euer Stamm, Vermögenswerte, die ihr erworben habt, Handel, dessen Stagnation ihr fürchtet, und von euch bevorzugte Wohnstätten lieber sein als ALLAH, Sein Gesandter und Dschihad für Ihn, so wartet ab, bis ALLAH Seine Bestimmung vollzieht.ʺ ALLAH leitet die fisq-betreibenden Leute nicht recht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say O Muhammad to those who have conformed to Islam: "If your fathers and your sons, your brothers and your wives your kindred and the wealth you have acquired, your trade which you fear may stagnate or decline and the comfortable and attractive homes, are regarded with more esteem and affection than Allah and His Messenger and than fighting the good fight of faith, then you just wait until Allah's fitting judgement presents itself. Allah does not guide to His path of righteousness the wrongful of actions.

Abdul Haleem

Say [Prophet], ‘If your fathers, sons, brothers, wives, tribes, the wealth you have acquired, the trade which you fear will decline, and the dwellings you love are dearer to you than God and His Messenger and the struggle in His cause, then wait until God brings about His punishment.’ God does not guide those who break away.

Abdullah Yusuf Ali

Say: If it be that your fathers, your sons, your brothers, your mates, or your kindred; the wealth that ye have gained; the commerce in which ye fear a decline: or the dwellings in which ye delight - are dearer to you than Allah, or His Messenger, or the striving in His cause;- then wait until Allah brings about His decision: and Allah guides not the rebellious.

Abul A'la Maududi

[9:24] Tell them, (O Prophet): "If your fathers and your sons and your brothers and your wives and your tribe and the riches you have acquired and the commerce of which you fear a slackening, and the dwellings that you love, if they are dearer to you than Allah and His Messenger and striving in His cause, then wait until Allah brings about His decree. Allah does not guide the evil-doing folk."

Aisha Bewley

Say: ‘If your fathers or your sons or your brothers or your wives or your tribe, or any wealth you have acquired, or any business you fear may slump, or any house which pleases you, are dearer to you than Allah and His Messenger and doing jihad in His Way, then wait until Allah brings about His command. Allah does not guide people who are deviators.’

Al-Hilali & Khan

Say: If your fathers, your sons, your brothers, your wives, your kindred, the wealth that you have gained, the commerce in which you fear a decline, and the dwellings in which you delight are dearer to you than Allâh and His Messenger, and striving hard and fighting in His Cause,[1] then wait until Allâh brings about His Decision (torment). And Allâh guides not the people who are Al-Fâsiqûn (the rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

Say, ‘If your fathers and your sons, your brethren, your spouses, and your kinsfolk, the possessions that you have acquired, the business you fear may suffer, and the dwellings you are fond of, are dearer to you than Allah and His Apostle and to waging jihād in His way, then wait until Allah issues His edict, and Allah does not guide the transgressing lot.

Amatul Rahman Omar

Say, `If your fathers and your sons and your brethren and your mates and your kinsfolk and the belongings you have acquired and the trade, the slump of which you fear and the homes you love are dearer to you than Allâh and His Messenger and striving hard for the cause of Allâh, then wait till Allâh brings about His judgment. Indeed, Allâh guides no sinful people to success.

Arthur John Arberry

Say: 'If your fathers, your sons, your brothers, your wives, your clan, your possessions that you have gained, commerce you fear may slacken, dwellings you love -- if these are dearer to you than God and His Messenger, and to struggle in His way, then wait till God brings His command; God guides not the people of the ungodly. '

Bijan Moeinian

Proclaim: "If your fathers, sons, brothers, spouses, dear ones, the wealth that you have accumulated, the business that you have built up and the houses that you love so much are more important than God, His prophet and sacrifice in the cause of God, then go on and continue your lives till God passes His judgment [on the Day of Judgment] upon you [as you are for a big surprise. ] Indeed God does not guide such corrupt people [who are so in love with this world that cannot let it go.]"

E. Henry Palmer

Say, 'If your fathers, and your sons, and your brethren, and your wives, and your clansmen, and the wealth which ye have gained, and the merchandise which ye fear may be slack, and the dwellings which ye love are dearer to you than God and His Apostle, and than fighting strenuously in His way,- then wait awhile, until God brings His bidding, for God guides not a people who work abomination!'

Edip-Layth

Say, "If your fathers, your sons, your brothers, your spouses, your clan, and money which you have gathered, a trade in which you fear a decline, and homes which you enjoy; if these are dearer to you than God and His messenger and striving in His cause, then wait until God brings His decision. God does not guide the wicked people."

George Sale

Say, if your fathers, and your sons, and your brethren, and your wives, and your relations, and your substance which ye have acquired, and your merchandize which ye apprehend may not be sold off, and your dwellings wherein ye delight, be more dear unto you than God, and his apostle, and the advancement of his religion; wait, until God shall send his command: For God directeth not the ungodly people.

Hamid S. Aziz

Say, "If your fathers, and your sons, and your brethren, and your wives, and your clansmen, and the wealth which you have gained, and the commerce in which you fear a decline, and the dwellings which you love, if all these are dearer to you than Allah and His Messenger, and striving in His way: then wait awhile, until Allah brings His command to pass. Allah guides not wrong-doing (rebellious) people."

Mahmoud Ghali

Say, "In case your fathers, and your sons, and your brethren, and your spouses, and your kinsmen, and riches that you have scored (Literally: committed ) and commerce whose slackening you are apprehensive of, and dwellings you are satisfied with, in case these are more beloved to you than Allah and His Messenger and striving in His way, then await till Allah comes up with His Command; and Allah does not guide the immoral people. ".

Marmaduke Pickthall

Say: If your fathers, and your sons, and your brethren, and your wives, and your tribe, and the wealth ye have acquired, and merchandise for which ye fear that there will no sale, and dwellings ye desire are dearer to you than Allah and His messenger and striving in His way: then wait till Allah bringeth His command to pass. Allah guideth not wrongdoing folk.

Mohamed Ahmed - Samira

You tell them: "If your fathers and sons, your brothers and wives and families and wealth, or the business you fear may fail, and the mansions that you love, are dearer to you than God, His Apostle, and struggling in His cause, then wait until God's command arrives, for God does not show transgressors the way. "

Muhammad Asad

Say: "If your fathers and your sons and your brothers and your spouses and your clan, and the worldly goods which you have acquired, and the commerce whereof you fear a decline, and the dwellings in which you take pleasure - [if all these] are dearer to you than God and His Apostle and the struggle in His cause, then wait until God makes manifest His will; and [know that] God does not grace iniquitous folk with His guidance. "

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "If your parents and children and siblings and spouses and extended family and the wealth you have acquired and the trade you fear will decline and the homes you cherish—˹if all these˺ are more beloved to you than Allah and His Messenger and struggling in His Way, then wait until Allah brings about His Will. Allah does not guide the rebellious people."

Progressive Muslims

Say: "If your fathers, and your sons, and your brothers, and your wives, and your clan, and money which you have gathered, and a trade which you would fear if it declines, and homes which you find pleasing; if these are dearer to you than God and His messenger and striving in the cause of God, then wait until God brings His decision. God does not guide the wicked people."

Sahih International

Say, [O Muúammad], "If your fathers, your sons, your brothers, your wives, your relatives, wealth which you have obtained, commerce wherein you fear decline, and dwellings with which you are pleased are more beloved to you than Allah and His Messenger and jihad in His cause, then wait until Allah executes His command. And Allah does not guide the defiantly disobedient people."

Sam Gerrans

Say thou: “If your fathers, and your sons, and your brothers, and your wives, and your kindred, and the wealth you have acquired, and trade wherein you fear a decline, and dwellings with which you are pleased, be dearer to you than God and His messenger and striving in His cause, then wait until God brings His command”; and God guides not the perfidious people.

Shabbir Ahmed

Say, "If your parents, your children, and your siblings, and your spouses, and your tribe, and the wealth you have acquired, and the business in which you fear a decline, and the houses you love, are dearer to you than Allah and His Messenger and striving in His Cause, then wait till Allah brings His Command to pass. " (Systems based on other than the Supreme Divine Ideology are destined to collapse). Allah does not intervene to guide those who drift away from Divine Laws.

Syed Vickar Ahamed

Say: "If your fathers, your sons, your brothers, your mates, or your children; The wealth that you have gained; The trade that you fear will go down: Or the house in which you have joy (and peace)— Are dearer to you than Allah, or His Messenger (Muhammad), or the hard work in His cause— Then wait till Allah brings out His decision: And Allah does not guide the rebellious. "

Taqi Usmani

Say, "If your fathers and your sons and your brothers and your spouses and your clan and the wealth you have earned and the trade you apprehend will recede and the homes you like are dearer to you than Allah and His Messenger and Jihād in His way, then, wait until Allah comes with His command. Allah does not lead the sinning people to the right path."

The Monotheist Group

Say: "If your fathers, and your sons, and your brothers, and your wives, and your kin, and money which you have gathered, and a trade which you would be concerned over its decline, and homes which you find pleasing; if these are dearer to you than God and His messenger and striving in His cause, then wait until God brings His decision. And God does not guide the wicked people."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺSi vos pères, vos enfants, vos frères, vos épouses, vos clans, les biens que vous gagnez, le négoce dont vous craignez le déclin et les demeures qui vous sont agréables, vous sont plus chers quʹAllah, Son messager et la lutte dans le sentier dʹAllah, alors attendez quʹAllah fasse venir Son ordre. Et Allah ne guide pas les gens perversʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Bibêje: Eger bavên we, kurên we, birayên we, jinên we, eşîra we, malê ku we bi dest xistiye, ticareta ku hûn ji zerarkirina wê ditirsin û xaniyên ku hûn ji wan xweş in, li cem we, ji Xwedê, ji Pêxemberê wî û ji cîhada di riya Wî de şîrîntir û xweştir bin, vêca çavlirê bin heta Xwedê fermana xwe (bi ezabê ji we re) bîne. Xwedê teqez qewmê jirêderketî nayîne ser riya rast.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺAls jullie vaders en jullie zonen en jullie broeders en jullie echtgenotes en jullie familie en de bezittingen die jullie je verworven hebben en koopwaar waarvan jullie onverkoopbaarheid vrezen en woonhuizen die jullie bevallen voor jullie dierbaarder zijn dan God en Zijn gezant en inspanning op Zijn weg, wacht dan maar af tot God met Zijn beschikking komt. God wijst de verdorven mensen de goede richting niet.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Indien uwe vaderen en uwe zonen, en uwe broeders en uwe vrouwen, en uwe bloedverwanten en het vermogen dat gij hebt verworven en uw handel, welks verval gij vreest, en de woningen waarin gij u beweegt, u dierbaarder zijn dan God en zijn apostel, en de vooruitgang van zijnen godsdienst, wacht dan tot God zijn bevel zendt; want God leidt de goddeloozen niet.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺAls jullie vaders en jullie zonen en jullie broeders en jullie echtgenotes en jullie familie en de bezittingen die jullie verworven hebben en de handel waarvan jullie verlies vrezen en de huizen die jullie behagen, jullie dierbaarder zijn den Allah en Zijn Boodschapper en het strijden op Zijn Weg, wacht dan tot Allah met Zijn beschikking komt. En Allah leidt het zwaar zondige volk niet,ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺЕсли ваши отцы, сыновья, братья, супруги, ваши семьи, накопленное имущество, торговля, застоя которой вы опасаетесь, и жилища, которым вы радуетесь, [если все это] милее вам, чем Аллах, Его Посланник и борьба за Его дело, то ждите же, пока не исполнится воля Аллаха. Ведь Аллах не наставляет на прямой путь грешных людейʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺOm era fäder och era söner och era bröder och era hustrur och er släkt och de ting som ni förvärvar och de varor för vilka ni oroar er att de skall förbli osålda och era ombonade hem - (om allt detta) står ert hjärta närmare än Gud och Hans Sändebud och kampen för Hans sak, vänta då till dess Gud ger Sin vilja till känna; Gud vägleder sannerligen inte dem som visar trots och olydnad.ʺ