(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا اِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

fīhā yufraḳu kullu emrin Hakīmin / emran min ǐndinā innā kunnā mursilīne / raHmeten min rabbike innehu huve s-semīǔ l-ǎlīmu / rabbi s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā in kuntum mūḳinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فِيهَاfīhāonda (o gecede)
2يُفْرَقُyufraḳuف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ayırdedilir
3كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
4اَمْرٍemrinا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemir
5حَكِيمٍHakīminح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hikmetli
1اَمْرًاemranا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemir
2مِنْmin
3عِنْدِنَاǐndināع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.katımızdan olan
4اِنَّاinnāçünkü biz
5كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz
6مُرْسِلِينَmursilīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçi göndericiyiz
1رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.rahmet olarak
2مِنْmin-nden
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
4اِنَّهُinnehudoğrusu O
5هُوَhuveO
6السَّمِيعُs-semīǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitendir
7الْعَلِيمُl-ǎlīmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir
1رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbidir
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
3وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
4وَمَاve māve bulunanların
5بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisi arasında
6اِنْineğer
7كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
8مُوقِنِينَmūḳinīneي ق نkesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişikesin olarak inanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Rahmet olarak Rabbinden; şüphe yok ki o, duyar, bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Rahmet olarak Rabbinden; şüphe yok ki o, duyar, bilir.

Adem Uğur

Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu o işitendir, bilendir.

Ahmed Hulusi

(İrsal olanın) Rabbinden Rahmet olarak! Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.

Ahmet Tekin

Rabbinden rahmet olarak vahiyler, kitaplar gönderdik, peygamberler görevlendirdik. Doğrusu, her şeyi işiten, her şeyi bilen, hakkı, doğruları insanlara duyuran ve bildiren O’dur.

Ahmet Varol

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz (her şeyi hakkıyla) duyan ve bilen O'dur.

Ali Bulaç

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

Ali Fikri Yavuz

Peygamberi kitabla gönderişimiz de, senin Rabbinden bir rahmettir, nimettir. Gerçekten O, Semî’dir= bütün söylenenleri işitir, Alîm’dir= her hali bilir.

Ali Rıza Safa

Efendinden rahmetle. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Peygamber göndermemiz, Rabbinden olan bir rahmet gereğidir. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir;her şeyi bilendir.

Bekir Sadak

(4-7) Katimizdan bir buyrukla, her hikmetli ise o gecede hukmedilir. Dogrusu Biz oteden beri peygamberler gondermekteyiz. Eger kesin olarak inanirsaniz bilin ki, bu senin Rabbinden, goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbinden bir rahmettir. O, isitendir, bilendir.

Celal Yıldırım

(4-5-6) O gecede her hikmetli iş, katımızdan bir emirle ayrılır, ayırd edilir. Rabbından bir rahmet olarak, hakikat biz, peygamberler göndermekteyiz. Şüphesiz ki O, işitendir, bilendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(4-5-6-7) O gecede bizim katımızdan bir emirle hüküm ve hikmet konusu olan bütün işler ayrılır. Rabbinden, eğer doğru biliyorsanız göklerin, yerin ve bunlar arasında olan her şeyin rabbinden bir rahmet olarak biz devamlı göndermekteyiz. O her şeyi işitir ve bilir.

Diyanet İşleri

(4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Diyanet İşleri (eski)

(4-7) Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Diyanet Vakfi

(4-6) Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(4-6) O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbinden bir rahmet olarak; gerçekten O öyle işiten, öyle bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbından bir rahmet olarak, hakikat o, öyle semi' öyle alimdir

Erhan Aktaş

Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Fizilal-il Kuran

Bu Rabbinden bir rahmettir. Allah, işitendir, bilendir.

Gültekin Onan

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

Hamdi Döndüren

Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Doğrusu O, çok iyi işiten, çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

(4-5-6) (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden bir emr ile, o zaman ayrılır. Hakıykat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet olarak (peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki O, hakkıyle işidenin, (her şey'i) kemaliyle bilenin ta kendisidir.

Hasib Asutay

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, bilendir.

Hayrat Neşriyat

(4-6) Katımızdan bir emirle, her hikmetli iş onda (o gecede) ayırd edilir. Çünki biz,Rabbinden bir rahmet olarak (peygamberler) göndericileriz. Doğrusu Semî' (herşeyi işiten), Alîm (hakkıyla bilen) ancak O’dur.

İbni Kesir

Rabbından bir rahmet olarak. Gerçekten O; Semi, Alim olanın kendisidir.

Mehmet Okuyan

Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

Muhammed Esed

Rabbinin (insana) rahmetini yerine getirmek için. Şüphesiz yalnız O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir:

Mustafa İslamoğlu

Rabbinin rahmeti sayesinde. Şüphesiz yalnızca O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Rabbinden bir rahmet olarak. Muhakkak ki, O'dur bihakkın işiten, bihakkın bilen O'dur.

Ömer Öngüt

Bu, Rabbinden bir rahmettir. Gerçekten O, işiten ve bilendir.

Suat Yıldırım

(4-6) O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir. Rabbinden bir rahmet olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.

Süleyman Ateş

Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.

Süleymaniye Vakfı

Rabbinin bir ikramı olarak. O, her şeyi dinleyen ve bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar Sahibinden bir iyilik olarak gönderilir. Çünkü o, sizi dinler ve her şeyi bilir.

Şaban Piriş

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işiten bilen O'dur.

Tefhim-ul Kuran

Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

Ümit Şimşek

(4-6) Herbir hikmetli iş o gecede tarafımızdan bir emirle ayırt edilir. Rabbinden bir rahmet olarak Biz peygamberler göndeririz. O herşeyi işiten, herşeyi bilendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O, gereğince duyan, gereğince bilendir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

sənin Rəbbindən mərhəmət olaraq. Şübhəsiz ki, O, Eşidəndir, Biləndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sənin Rəbbindən (bəndələrə) bir mərhəmət olaraq (ya Peyğəmbər!). Şübhəsiz ki, O (hər şeyi) eşidəndir, (hər şeyi) biləndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das ist eine Barmherzigkeit von deinem Herrn. Er hört und weiß alles.

Almanca — Der Edle Quran

als eine Barmherzigkeit von deinem Herrn - gewiß, Er ist der Allhörende und Allwissende -,

Almanca — M. A. Rassoul

als eine Barmherzigkeit von deinem Herrn; Er ist der Allhörende, der Allwissende

Almanca — Muhammad Zaidan

eine Gnade von deinem HERRN. Gewiß, ER ist Der Allhörende, Der Allwissende,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

An act of mercy vouchsafed by Allah, your Creator, to His Creatures. He is indeed AL-Sami' (with unlimited audition), AL-Alim (the Omniscient),

Abdul Haleem

as a mercy [Prophet] from your Lord who sees and knows all,

Abdullah Yusuf Ali

As Mercy from thy Lord: for He hears and knows (all things);

Abul A'la Maududi

as a Mercy from your Lord. Surely He is All-Hearing, All-Seeing,

Aisha Bewley

as a mercy from your Lord. He is the All-Hearing, the All-Knowing:

Al-Hilali & Khan

(As) a Mercy from your Lord. Verily, He is the All-Hearer, the All-Knower.

Ali Quli Qarai

as a mercy from your Lord —indeed He is the All-hearing, the All-knowing—

Amatul Rahman Omar

As a mercy from your Lord. Behold! He is the All-Hearing, the All-Knowing,

Arthur John Arberry

as a mercy from thy Lord (surely He is the All-hearing, the All-knowing)

Bijan Moeinian

This revelation is a proof of God’s Mercy; God is indeed the Most Knowledgeable and hears everything.

E. Henry Palmer

a mercy from thy Lord; verily, He both hears and knows:

Edip-Layth

A mercy from your Lord. He is the Hearer, the Knowledgeable.

George Sale

as a mercy from thy Lord; for it is He who heareth and knoweth:

Hamid S. Aziz

As a mercy from your Lord. Surely He is the Hearer, the Knower,

Mahmoud Ghali

As a mercy from your Lord; surely He, Ever He, is The Ever-Hearing, The Ever-Knowing.

Marmaduke Pickthall

A mercy from thy Lord. Lo! He, even He is the Hearer, the Knower,

Mohamed Ahmed - Samira

A mercy from your Lord. Verily He is all-hearing and all-knowing,

Muhammad Asad

in pur­suance of thy Sustainer’s grace [unto man]. Verily, He alone is all-hearing, all-knowing,

Mustafa Khattab

as a mercy from your Lord. He ˹alone˺ is truly the All-Hearing, All-Knowing—

Progressive Muslims

A mercy from your Lord. He is the Hearer, the Knowledgeable.

Sahih International

As mercy from your Lord. Indeed, He is the Hearing, the Knowing.

Sam Gerrans

As mercy from thy Lord; He is the Hearing, the Knowing,

Shabbir Ahmed

A Mercy from your Lord. Behold! He is the Hearer, the Knower.

Syed Vickar Ahamed

As a Mercy from your Lord: Verily, He is the All Hearing (As-Sami'), the All Knowing (Al-Aleem);

Taqi Usmani

as a mercy from your Lord, -Surely, He is the All-Hearing, the All-Knowing-

The Monotheist Group

A mercy from your Lord. He is the Hearer, the Knowledgeable.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

à titre de miséricorde de la part de ton Seigneur, car cʹest Lui lʹAudient, lʹOmniscient,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew rehmetek e ji cem Xwedayê te. Bêguman, her Ew e yê bihîzer, yê zana.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

als een barmhartigheid van jouw Heer. Hij is de horende, de wetende,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als bewijs der genade van uwen Heer; want hij is het die alles hoort en ziet.

Hollandaca — Siregar

Als Barmhartigheid van jouw Heer. Voorwaar, Hij is de Alhorende, de Alwetende.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

по милосердию от Господа твоего (о, Посланник), – (ведь) поистине, Он [Аллах] – Всеслышащий, Всезнающий! –

Rusça — Osmanov

по милосердию от твоего Господа, - воистину, Он -слышащий, знающий -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Detta är en nåd från din Herre, Han som hör allt, vet allt,