ش ق ق (ŞGG) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

geçmek, yol açmak, geçit açmak, bölmek, yarmak, kesmek, ayırmak, parçalamak

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (28)

Bu kök Kur'an boyunca 28 kez, 19 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

شِقَاقٍ5 kez

Bakara 2:137شِقَاقٍşiḳāḳinanlaşmazlık (düşerler)

فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَا اٰمَنْتُمْ بِهِ فَقَدِ اهْتَدَوْا وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ فِي شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

fe in āmenū bi miṧli mā āmentum bihi fe ḳadi htedev ve in tevellev fe innemā hum fī şiḳāḳin fe se yekfīkehumu (a)llahu ve huve s-semīǔ l-ǎlīmu

Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Bakara 2:176شِقَاقٍşiḳāḳinanlaşmazlık

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَاِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ

ƶālike bi enne (a)llahe nezzele l-kitābe bi l-Haḳḳi ve inne (e)lleƶīne ḣtelefū fī l-kitābi le fī şiḳāḳin beǐydin

Bu (azab) da, Allah'ın, Kitab'ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.

Nisa 4:35شِقَاقَşiḳāḳaaçılmasından

وَاِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِهِ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَا اِنْ يُرِيدَا اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَا اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلِيمًا خَبِيرًا

ve in ḣiftum şiḳāḳa beynihimā fe b'ǎṧū Hakemen min ehlihi ve Hakemen min ehlihā in yurīdā iSlāHen yuveffiḳi (a)llahu beynehumā inne (a)llahe kāne ǎlīmen ḣabīran

Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır.

Hac 22:53شِقَاقٍşiḳāḳinbir ayrılık

لِيَجْعَلَ مَا يُلْقِي الشَّيْطَانُ فِتْنَةً لِلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ وَاِنَّ الظَّالِمِينَ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ

li yec'ǎle mā yulḳī ş-şeyTānu fitneten li(e)lleƶīne fī ḳulūbihim meraDun ve l-ḳāsiyeti ḳulūbuhum ve inne Z-Zālimīne le fī şiḳāḳin beǐydin

Allah, şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

Fussilet 41:52شِقَاقٍşiḳāḳinbir ayrılığa düşen

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ كَانَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ ثُمَّ كَفَرْتُمْ بِهِ مَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ

ḳul e raeytum in kāne min ǐndi (a)llahi ṧumme kefertum bihi men eDellu mimmen huve fī şiḳāḳin beǐydin

De ki: "Ne dersiniz? Eğer o (Kur'an) Allah katından olup da siz de onu inkar etmişseniz, o zaman derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?"

يُشَاقِقِ2 kez

Nisa 4:115يُشَاقِقِyuşāḳiḳikarşı gelir

وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصِيرًا

ve men yuşāḳiḳi r-rasūle min beǎ'di mā tebeyyene lehu l-hudā ve yettebiǎ' ğayra sebīli l-mu'minīne nuvellihi mā tevellā ve nuSlihi cehenneme ve sā'et meSīran

Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.

Enfal 8:13يُشَاقِقِyuşāḳiḳikarşı gelirse

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ƶālike bi ennehum şāḳḳū (a)llahe ve rasūlehu ve men yuşāḳiḳi (a)llahe ve rasūlehu fe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezası şiddetlidir.

شَاقُّوا2 kez

Enfal 8:13شَاقُّواşāḳḳūkarşı geldiler

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ƶālike bi ennehum şāḳḳū (a)llahe ve rasūlehu ve men yuşāḳiḳi (a)llahe ve rasūlehu fe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmelerindendir. Her kim de Allah'a ve Resulüne karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezası şiddetlidir.

Haşr 59:4شَاقُّواşāḳḳūkarşı gelmeleri

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ƶālike bi ennehum şāḳḳū (a)llahe ve rasūlehu ve men yuşāḳḳi (a)llahe fe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

اَشَقُّ2 kez

Ra'd 13:34اَشَقُّeşeḳḳudaha zordur

لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّ وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ

lehum ǎƶābun fī l-Hayāti d-dunyā ve le ǎƶābu l-āḣirati eşeḳḳu ve mā lehum mine (a)llahi min vāḳin

Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha ağırdır ve onları Allah'ın azabından koruyacak kimse de yoktur.

Kasas 28:27اَشُقَّeşuḳḳazahmet vermek

قَالَ اِنِّٓي اُرِيدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَنِي ثَمَانِيَ حِجَجٍ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا اُرِيدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنِي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

ḳāle innī urīdu en unkiHake iHdā bneteyye hāteyni ǎlā en te'curanī ṧemāniye Hicecin fe in etmemte ǎşran fe min ǐndike ve mā urīdu en eşuḳḳa ǎleyke se tecidunī in şā'e (a)llahu mine S-SāliHīne

Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

تَشَقَّقُ2 kez

Furkan 25:25تَشَقَّقُteşeḳḳaḳuparçalandığı

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْزِيلًا

ve yevme teşeḳḳaḳu s-semāu bi l-ğamāmi ve nuzzile l-melāiketu tenzīlen

O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

Kaf 50:44تَشَقَّقُteşeḳḳaḳuyarılır

يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ

yevme teşeḳḳaḳu l-erDu ǎnhum sirāǎn ƶālike Haşrun ǎleynā yesīrun

O gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, (hesap için) bir toplamadır, bize göre kolaydır.

انْشَقَّتِ2 kez

Rahman 55:37انْشَقَّتِnşeḳḳatiyarıldığı

فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ

fe iƶā nşeḳḳati s-semāu fe kānet verdeten ke d-dihāni

Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

İnşikak 84:1انْشَقَّتْnşeḳḳatyarıldığı

اِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ

iƶā s-semāu nşeḳḳat

(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,

يَشَّقَّقُ1 kez

Bakara 2:74يَشَّقَّقُyeşşeḳḳaḳuçatlayıverir de

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِيَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةً وَاِنَّ مِنَ الْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ الْاَنْهَارُ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ الْمَاءُ وَاِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ṧumme ḳaset ḳulūbukum min beǎ'di ƶālike fe hiye ke l-Hicārati ev eşeddu ḳasveten ve inne mine l-Hicārati le mā yetefecceru minhu l-enhāru ve inne minhā le mā yeşşeḳḳaḳu fe yeḣrucu minhu l-māu ve inne minhā le mā yehbiTu min ḣaşyeti (a)llahi ve mā (a)llahu bi ğāfilin ǎmmā teǎ'melūne

Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

الشُّقَّةُ1 kez

Tevbe 9:42الشُّقَّةُş-şuḳḳatuaşılacak mesafe-meşakkatli-yorucu

لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَاتَّبَعُوكَ وَلٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ اَنْفُسَهُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

lev kāne ǎraDan ḳarīben ve seferan ḳāSiden lāttebeǔke ve lākin beǔdet ǎleyhimu ş-şuḳḳatu ve se yeHlifūne bi(a)llahi levi steTaǎ'nā le ḣaracnā meǎkum yuhlikūne enfusehum ve(a)llahu yeǎ'lemu innehum le kāƶibūne

Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helake sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.

شِقَاقِي1 kez

Hud 11:89شِقَاقِيşiḳāḳībana karşı gelmeniz

ويَاقَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِي اَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا اَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ اَوْ قَوْمَ هُودٍ اَوْ قَوْمَ صَالِحٍ وَمَا قَوْمُ لُوطٍ مِنْكُمْ بِبَعِيدٍ

ve yā ḳavmi lā yecrimennekum şiḳāḳī en yuSībekum miṧlu mā eSābe ḳavme nūHin ev ḳavme hūdin ev ḳavme SāliHin ve mā ḳavmu lūTin minkum bi beǐydin

"Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. (Ve unutmayın ki) Lut kavmi sizden uzak değildir."

بِشِقِّ1 kez

Nahl 16:7بِشِقِّbi şiḳḳizahmetler çekmek

وَتَحْمِلُ اَثْقَالَكُمْ اِلٰى بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغِيهِ اِلَّا بِشِقِّ الْاَنْفُسِ اِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

ve teHmilu eṧḳālekum ilā beledin lem tekūnū bāliğīhi illā bi şiḳḳi l-enfusi inne rabbekum le ra'ūfun raHīmun

Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

تُشَاقُّونَ1 kez

Nahl 16:27تُشَاقُّونَtuşāḳḳūnedüşmanlık

ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُخْزِيهِمْ وَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذِينَ كُنْتُمْ تُشَاقُّونَ فِيهِمْ قَالَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ اِنَّ الْخِزْيَ الْيَوْمَ وَالسُّوءَ عَلَى الْكَافِرِينَ

ṧumme yevme l-ḳiyāmeti yuḣzīhim ve yeḳūlu eyne şurakāiye (e)lleƶīne kuntum tuşāḳḳūne fīhim ḳāle (e)lleƶīne ūtū l-ǐlme inne l-ḣizye l-yevme ve s-sū'e ǎlā l-kāfirīne

Sonra kıyamet günü, Allah onları rezil edecek ve diyecek ki: "Uğrunda mücadele ettiğiniz ortaklarım nerede?!" Kendilerine ilim verilenler ise şöyle derler: "Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük kafirlerin üzerinedir."

وَتَنْشَقُّ1 kez

Meryem 19:90وَتَنْشَقُّve tenşeḳḳuve yarılacak

تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا

tekādu s-semāvātu yetefeTTarne minhu ve tenşeḳḳu l-erDu ve teḣirru l-cibālu hedden

(90-91) Rahman'a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir!

وَشِقَاقٍ1 kez

Sad 38:2وَشِقَاقٍve şiḳāḳinve ayrılık

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

beli (e)lleƶīne keferū fī ǐzzetin ve şiḳāḳin

Fakat inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.

وَشَاقُّوا1 kez

Muhammed 47:32وَشَاقُّواve şāḳḳūve incitenler

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰى لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔا وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ

inne (e)lleƶīne keferū ve Saddū ǎn sebīli (a)llahi ve şāḳḳū r-rasūle min beǎ'di mā tebeyyene lehumu l-hudā len yeDurrū (a)llahe şey'en ve se yuHbiTu eǎ'mālehum

İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah'a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır.

وَانْشَقَّ1 kez

Kamer 54:1وَانْشَقَّve nşeḳḳave yarıldı

اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ

iḳterabeti s-sāǎtu ve nşeḳḳa l-ḳameru

Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

يُشَاقِّ1 kez

Haşr 59:4يُشَاقِّyuşāḳḳikarşı gelirse

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ƶālike bi ennehum şāḳḳū (a)llahe ve rasūlehu ve men yuşāḳḳi (a)llahe fe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

وَانْشَقَّتِ1 kez

Hakka 69:16وَانْشَقَّتِve nşeḳḳatiyarılmıştır

وَانْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

ve nşeḳḳati s-semāu fe hiye yevmeiƶin vāhiyetun

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

شَقَقْنَا1 kez

Abese 80:26شَقَقْنَاşeḳaḳnāyardık

ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّا

ṧumme şeḳaḳnā l-erDe şeḳḳan

Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

شَقًّا1 kez

Abese 80:26شَقًّاşeḳḳangüzel bir yarışla

ثُمَّ شَقَقْنَا الْاَرْضَ شَقًّا

ṧumme şeḳaḳnā l-erDe şeḳḳan

Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!