← Sureler

Mushaf — 362. Sayfa

‹
/ 604
›
25. Furkan Suresi

Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

وَقَالَ الَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَاءَنَا لَوْلَا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّنَا لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا فِي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا

ve ḳāle (e)lleƶīne lā yercūne liḳā'enā levlā unzile ǎleynā l-melāiketu ev nerā rabbenā le ḳadi stekberū fī enfusihim ve ǎtev ǔtuvven kebīran

Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجْرًا مَحْجُورًا

yevme yeravne l-melāikete lā buşrā yevmeiƶin li l-mucrimīne ve yeḳūlūne Hicran meHcūran

Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.

وَقَدِمْنَا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَاءً مَنْثُورًا

ve ḳadimnā ilā mā ǎmilū min ǎmelin fe ceǎlnāhu hebā'en menṧūran

O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَرًّا وَاَحْسَنُ مَقِيلًا

eSHābu l-cenneti yevmeiƶin ḣayrun musteḳarran ve eHsenu meḳīlen

O gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْزِيلًا

ve yevme teşeḳḳaḳu s-semāu bi l-ğamāmi ve nuzzile l-melāiketu tenzīlen

O gün gerçek hükümranlık Rahman'ındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِ وَكَانَ يَوْمًا عَلَى الْكَافِرِينَ عَسِيرًا

l-mulku yevmeiƶin l-Haḳḳu li r-raHmāni ve kāne yevmen ǎlā l-kāfirīne ǎsīran

O gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: "Ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!"

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَالَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلًا

ve yevme yeǎDDu Z-Zālimu ǎlā yedeyhi yeḳūlu yā leytenī tteḣaƶtu meǎ r-rasūli sebīlen

"Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!"

يَاوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا

yā veyletā leytenī lem etteḣiƶ fulānen ḣalīlen

"Andolsun, Kur'an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir."

لَقَدْ اَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَاءَنِي وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا

le ḳad eDellenī ǎni ƶ-ƶikri beǎ'de iƶ cā'enī ve kāne ş-şeyTānu li l-insāni ḣaƶūlen

Peygamber, "Ey Rabbim! Kavmim şu Kur'an'ı terk edilmiş bir şey haline getirdi" dedi.

وَقَالَ الرَّسُولُ يَارَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا

ve ḳāle r-rasūlu yā rabbi inne ḳavmī tteḣaƶū hāƶā l-ḳurāne mehcūran

Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا

ve ke ƶālike ceǎlnā li kulli nebiyyin ǎduvven mine l-mucrimīne ve kefā bi rabbike hādiyen ve neSīran

İnkar edenler, "Kur'an ona bir defada toptan indirilseydi ya!" dediler. Biz, Kur'an'la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةً كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلًا

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū levlā nuzzile ǎleyhi l-ḳurānu cumleten vāHideten ke ƶālike li nuṧebbite bihi fu'ādeke ve rattelnāhu tertīlen