← Sureler

Mushaf — 363. Sayfa

‹
/ 604
›
25. Furkan Suresi

Onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.

وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْسِيرًا

ve lā ye'tūneke bi meṧelin illā ci'nāke bi l-Haḳḳi ve eHsene tefsīran

Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.

اَلَّذِينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ سَبِيلًا

(e)lleƶīne yuHşerūne ǎlā vucūhihim ilā cehenneme ulāike şerrun mekānen ve eDellu sebīlen

Andolsun, Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve kardeşi Harun'u da ona yardımcı kıldık.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُ اَخَاهُ هٰرُونَ وَزِيرًا

ve leḳad āteynā mūsā l-kitābe ve ceǎlnā meǎhu eḣāhu hārūne vezīran

Onlara, "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin" dedik. Nihayet o kavmi yerle bir ettik.

فَقُلْنَا اذْهَبَا اِلَى الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْمِيرًا

fe ḳulnā ƶhebā ilā l-ḳavmi (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā fe demmernāhum tedmīran

Nuh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.

وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةً وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ عَذَابًا اَلِيمًا

ve ḳavme nūHin lemmā keƶƶebū r-rusule eğraḳnāhum ve ceǎlnāhum li n-nāsi āyeten ve eǎ'tednā li Z-Zālimīne ǎƶāben elīmen

Ad ve Semud kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.

وَعَادًا وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُونًا بَيْنَ ذٰلِكَ كَثِيرًا

ve ǎāden ve ṧemūde ve eSHābe r-rassi ve ḳurūnen beyne ƶālike keṧīran

Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.

وَكُلًّا ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَ وَكُلًّا تَبَّرْنَا تَتْبِيرًا

ve kullen Derabnā lehu l-emṧāle ve kullen tebbernā tetbīran

Andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. Yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? Hayır! (Görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّتِي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَا بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُورًا

ve leḳad etev ǎlā l-ḳaryeti lletī umTirat meTara s-sev'i e fe lem yekūnū yeravnehā bel kānū lā yercūne nuşūran

(41-42) Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. "Allah'ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı" (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُوًا اَهٰذَا الَّذِي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولًا اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حِينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبِيلًا

ve iƶā raevke in yetteḣiƶūneke illā huzuven e hāƶā elleƶī beǎṧe (a)llahu rasūlen / in kāde le yuDillunā ǎn ālihetinā levlā en Sabernā ǎleyhā ve sevfe yeǎ'lemūne Hīne yeravne l-ǎƶābe men eDellu sebīlen

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?

اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَكِيلًا

e raeyte meni tteḣaƶe ilāhehu hevāhu e fe ente tekūnu ǎleyhi vekīlen