← Sureler

Mushaf — 388. Sayfa

‹
/ 604
›
28. Kasas Suresi

(Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi.

وَلَمَّا تَوَجَّهَ تِلْقَاءَ مَدْيَنَ قَالَ عَسٰى رَبِّي اَنْ يَهْدِيَنِي سَوَاءَ السَّبِيلِ

ve lemmā teveccehe tilḳā'e medyene ḳāle ǎsā rabbī en yehdiyenī sevā'e s-sebīli

Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.

وَلَمَّا وَرَدَ مَاءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ اُمَّةً مِنَ النَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِنْ دُونِهِمُ امْرَاَتَيْنِ تَذُودَانِ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا قَالَتَا لَا نَسْقِي حَتّٰى يُصْدِرَ الرِّعَاءُ وَاَبُونَا شَيْخٌ كَبِيرٌ

ve lemmā verade māe medyene vecede ǎleyhi ummeten mine n-nāsi yesḳūne ve vecede min dūnihimu mraeteyni teƶūdāni ḳāle mā ḣaTbukumā ḳāletā lā nesḳī Hattā yuSdira r-riǎā'u ve ebūnā şeyḣun kebīrun

Bunun üzerine Musa onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi.

فَسَقٰى لَهُمَا ثُمَّ تَوَلّٰٓى اِلَى الظِّلِّ فَقَالَ رَبِّ اِنِّي لِمَا اَنْزَلْتَ اِلَيَّ مِنْ خَيْرٍ فَقِيرٌ

fe seḳā le humā ṧumme tevellā ilā Z-Zilli fe ḳāle rabbi innī li mā enzelte ileyye min ḣayrin feḳīrun

Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Musa, onun (Şu'ayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu'ayb, "Korkma, o zalim kavimden kurtuldun" dedi.

فَجَاءَتْهُ اِحْدٰيهُمَا تَمْشِي عَلَى اسْتِحْيَاءٍ قَالَتْ اِنَّ اَبِي يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ اَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا فَلَمَّا جَاءَهُ وَقَصَّ عَلَيْهِ الْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ نَجَوْتَ مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

fe cā'ethu iHdāhumā temşī ǎlā stiHyā'in ḳālet inne ebī yed'ǔke li yecziyeke ecra mā seḳayte lenā fe lemmā cā'ehu ve ḳaSSa ǎleyhi l-ḳaSaSa ḳāle lā teḣaf necevte mine l-ḳavmi Z-Zālimīne

Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi.

قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَاأَبَتِ اسْتَأْجِرْهُ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَمِينُ

ḳālet iHdāhumā yā ebeti ste'cirhu inne ḣayra meni ste'certe l-ḳaviyyu l-emīnu

Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.

قَالَ اِنِّٓي اُرِيدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَنِي ثَمَانِيَ حِجَجٍ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْرًا فَمِنْ عِنْدِكَ وَمَا اُرِيدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَ سَتَجِدُنِي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِحِينَ

ḳāle innī urīdu en unkiHake iHdā bneteyye hāteyni ǎlā en te'curanī ṧemāniye Hicecin fe in etmemte ǎşran fe min ǐndike ve mā urīdu en eşuḳḳa ǎleyke se tecidunī in şā'e (a)llahu mine S-SāliHīne

Musa, şöyle dedi: "Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah, söylediklerimize vekildir."

قَالَ ذٰلِكَ بَيْنِي وَبَيْنَكَ اَيَّمَا الْاَجَلَيْنِ قَضَيْتُ فَلَا عُدْوَانَ عَلَيَّ وَاللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

ḳāle ƶālike beynī ve beyneke eyyemā l-eceleyni ḳaDeytu fe lā ǔdvāne ǎleyye ve(a)llahu ǎlā mā neḳūlu vekīlun