خ ف ي (ḢFY) kökünün geçtiği ayetler
Fark edilemez/belli belirsiz, gizli/saklı/örtülü, görüşe silik veya karanlık, bastırılmış veya boğulmuş, zihin için belirsiz, gizli bir durumdan açığa çıkmak (gizlenen şey açığa çıktı).
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (34)
Bu kök Kur'an boyunca 34 kez, 23 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
يَخْفٰى4 kez
Al-i İmran 3:5يَخْفٰىyeḣfāgizli kalmaz
İbrahim 14:38يَخْفٰىyeḣfāgizli kalmaz
رَبَّنَا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ
rabbenā inneke teǎ'lemu mā nuḣfī ve mā nuǎ'linu ve mā yeḣfā ǎlā (a)llahi min şey'in fī l-erDi ve lā fī s-semāi
"Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."
Mü'min 40:16يَخْفٰىyeḣfāgizli kalmaz
يَوْمَ هُمْ بَارِزُونَ لَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْهُمْ شَيْءٌ لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
yevme hum bārizūne lā yeḣfā ǎlā (a)llahi minhum şey'un li meni l-mulku l-yevme li (a)llahi l-vāHidi l-ḳahhāri
O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hakimiyeti altında tutan Allah'ındır
A'la 87:7يَخْفٰىyeḣfāgizli
تُخْفُوهُ3 kez
Bakara 2:284تُخْفُوهُtuḣfūhugizleseniz de
لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاِنْ تُبْدُوا مَا فِي اَنْفُسِكُمْ اَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُمْ بِهِ اللّٰهُ فَيَغْفِرُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve in tubdū mā fī enfusikum ev tuḣfūhu yuHāsibkum bihi (a)llahu fe yeğfiru li men yeşā'u ve yuǎƶƶibu men yeşā'u ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Nisa 4:149تُخْفُوهُtuḣfūhuonu gizlerseniz
اِنْ تُبْدُوا خَيْرًا اَوْ تُخْفُوهُ اَوْ تَعْفُوا عَنْ سُوءٍ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا
in tubdū ḣayran ev tuḣfūhu ev teǎ'fū ǎn sū'in fe inne (a)llahe kāne ǎfuvven ḳadīran
Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Ahzab 33:54تُخْفُوهُtuḣfūhuonu gizleseniz
يُخْفُونَ3 kez
Al-i İmran 3:154يُخْفُونَyuḣfūneonlar gizliyorlar
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَائِفَةً مِنْكُمْ وَطَائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِ يُخْفُونَ فِي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَا قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
ṧumme enzele ǎleykum min beǎ'di l-ğammi emeneten nuǎāsen yeğşā Tāifeten minkum ve Tāifetun ḳad ehemmethum enfusuhum yeZunnūne bi(a)llahi ğayra l-Haḳḳi Zenne l-cāhiliyyeti yeḳūlūne hel lenā mine l-emri min şey'in ḳul inne l-emra kullehu li (a)llahi yuḣfūne fī enfusihim mā lā yubdūne leke yeḳūlūne lev kāne lenā mine l-emri şey'un mā ḳutilnā hāhunā ḳul lev kuntum fī buyūtikum le beraze (e)lleƶīne kutibe ǎleyhimu l-ḳatlu ilā meDāciǐhim ve li yebteliye (a)llahu mā fī Sudūrikum ve li yumeHHiSa mā fī ḳulūbikum ve(a)llahu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."
En'am 6:28يُخْفُونَyuḣfūnegizlemekte
بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
bel bedā lehum mā kānū yuḣfūne min ḳablu ve lev ruddū le ǎādū li mā nuhū ǎnhu ve innehum le kāƶibūne
Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
Fussilet 41:40يَخْفَوْنَyeḣfevnegizli kalmazlar
اِنَّ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَا اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَأْتِي اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
inne (e)lleƶīne yulHidūne fī āyātinā lā yeḣfevne ǎleynā e fe men yulḳā fī n-nāri ḣayrun em men ye'tī āminen yevme l-ḳiyāmeti ǎ'melū mā şi'tum innehu bimā teǎ'melūne beSīrun
Ayetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
تُخْفِي2 kez
Al-i İmran 3:118تُخْفِيtuḣfīgizledikleri
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ اَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْاٰيَاتِ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetteḣiƶū biTāneten min dūnikum lā ye'lūnekum ḣabālen veddū mā ǎnittum ḳad bedeti l-beğDā'u min efvāhihim ve mā tuḣfī Sudūruhum ekberu ḳad beyyennā lekumu l-āyāti in kuntum teǎ'ḳilūne
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.
Mü'min 40:19تُخْفِيtuḣfīgizliyorlarsa
يَسْتَخْفُونَ2 kez
Nisa 4:108يَسْتَخْفُونَyesteḣfūnegizleniyorlar
يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا
yesteḣfūne mine n-nāsi ve lā yesteḣfūne mine (a)llahi ve huve meǎhum iƶ yubeyyitūne mā lā yerDā mine l-ḳavli ve kāne (a)llahu bimā yeǎ'melūne muHīTen
Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Halbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
Nisa 4:108يَسْتَخْفُونَyesteḣfūnegizlenmiyorlar
يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا
yesteḣfūne mine n-nāsi ve lā yesteḣfūne mine (a)llahi ve huve meǎhum iƶ yubeyyitūne mā lā yerDā mine l-ḳavli ve kāne (a)llahu bimā yeǎ'melūne muHīTen
Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Halbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.
تُخْفُونَ2 kez
Maide 5:15تُخْفُونَtuḣfūnegizlemiş
يَاأَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُوا عَنْ كَثِيرٍ قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللّٰهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ
yā ehle l-kitābi ḳad cā'ekum rasūlunā yubeyyinu lekum keṧīran mimmā kuntum tuḣfūne mine l-kitābi ve yeǎ'fū ǎn keṧīrin ḳad cā'ekum mine (a)llahi nūrun ve kitābun mubīnun
Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere açıklıyor, birçoğunu da affediyor. İşte size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur'an) gelmiştir.
Neml 27:25تُخْفُونَtuḣfūnegizledikleri
اَلَّا يَسْجُدُوا لِلّٰهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
ellā yescudū li (a)llahi elleƶī yuḣricu l-ḣab'e fī s-semāvāti ve l-erDi ve yeǎ'lemu mā tuḣfūne ve mā tuǎ'linūne
"Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)"
وَخُفْيَةً2 kez
En'am 6:63وَخُفْيَةًve ḣufyetenve içten içe
قُلْ مَنْ يُنَجِّيكُمْ مِنْ ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَئِنْ اَنْجٰينَا مِنْ هٰذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ
ḳul men yuneccīkum min Zulumāti l-berri ve l-baHri ted'ǔnehu teDerruǎn ve ḣufyeten le in encānā min hāƶihi le nekūnenne mine ş-şākirīne
De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?"
A'raf 7:55وَخُفْيَةًve ḣufyetenve içten içe
تُخْفُوهَا1 kez
Bakara 2:271تُخْفُوهَاtuḣfūhāonları gizler
اِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَ وَاِنْ تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنْكُمْ مِنْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
in tubdū S-Sadeḳāti fe niǐmmā hiye ve in tuḣfūhā ve tu'tūhā l-fuḳarā'e fe huve ḣayrun lekum ve yukeffiru ǎnkum min seyyiātikum ve(a)llahu bimā teǎ'melūne ḣabīrun
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
تُخْفُوا1 kez
Al-i İmran 3:29تُخْفُواtuḣfūgizleseniz
قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا فِي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
ḳul in tuḣfū mā fī Sudūrikum ev tubdūhu yeǎ'lemhu (a)llahu ve yeǎ'lemu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve(a)llahu ǎlā kulli şey'in ḳadīrun
De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."
وَتُخْفُونَ1 kez
En'am 6:91وَتُخْفُونَve tuḣfūneve gizliyorsunuz
وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ اِذْ قَالُوا مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى بَشَرٍ مِنْ شَيْءٍ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسٰى نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَا لَمْ تَعْلَمُوا اَنْتُمْ وَلَا اٰبَٓاؤُ۬كُمْ قُلِ اللّٰهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِي خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ
ve mā ḳaderū (a)llahe Haḳḳa ḳadrihi iƶ ḳālū mā enzele (a)llahu ǎlā beşerin min şey'in ḳul men enzele l-kitābe elleƶī cā'e bihi mūsā nūran ve huden li n-nāsi tec'ǎlūnehu ḳarāTīse tubdūnehā ve tuḣfūne keṧīran ve ǔllimtum mā lem teǎ'lemū entum ve lā ābā'ukum ḳuli (a)llahu ṧumme ƶerhum fī ḣavDihim yel'ǎbūne
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab'ı kim indirdi?" (Ey Muhammed!) "Allah" (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
لِيَسْتَخْفُوا1 kez
Hud 11:5لِيَسْتَخْفُواli yesteḣfūgizlenmek için
اَلَٓا اِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا مِنْهُ اَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ اِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
elā innehum yeṧnūne Sudūrahum li yesteḣfū minhu elā Hīne yesteğşūne ṧiyābehum yeǎ'lemu mā yusirrūne ve mā yuǎ'linūne innehu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri
İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
مُسْتَخْفٍ1 kez
Ra'd 13:10مُسْتَخْفٍmusteḣfingizlenendir
سَوَاءٌ مِنْكُمْ مَنْ اَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَنْ جَهَرَ بِهِ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِالَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ
sevā'un minkum men eserra l-ḳavle ve men cehera bihi ve men huve musteḣfin bi l-leyli ve sāribun bi n-nehāri
(O'na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
نُخْفِي1 kez
İbrahim 14:38نُخْفِيnuḣfībizim gizlediğimiz
رَبَّنَا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِي وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ
rabbenā inneke teǎ'lemu mā nuḣfī ve mā nuǎ'linu ve mā yeḣfā ǎlā (a)llahi min şey'in fī l-erDi ve lā fī s-semāi
"Rabbimiz! Şüphesiz sen, gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz."
خَفِيًّا1 kez
Meryem 19:3خَفِيًّاḣafiyyengizli
وَاَخْفٰى1 kez
Ta-Ha 20:7وَاَخْفٰىve eḣfāve daha gizlisini
اُخْفِيهَا1 kez
Ta-Ha 20:15اُخْفِيهَاuḣfīhāonu gizleyeceğim
يُخْفِينَ1 kez
Nur 24:31يُخْفِينَyuḣfīnegizledikleri
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنِي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنِي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِعِينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمِيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
ve ḳul li l-mu'mināti yeğDuDne min ebSārihinne ve yeHfeZne furūcehunne ve lā yubdīne zīnetehunne illā mā Zehera minhā ve l yeDribne bi ḣumurihinne ǎlā cuyūbihinne ve lā yubdīne zīnetehunne illā li buǔletihinne ev ābāihinne ev ābā'i buǔletihinne ev ebnāihinne ev ebnā'i buǔletihinne ev iḣvānihinne ev benī iḣvānihinne ev benī eḣavātihinne ev nisāihinne ev mā meleket eymānuhunne evi t-tābiǐyne ğayri ūlī l-irbeti mine r-ricāli evi T-Tifli (e)lleƶīne lem yeZherū ǎlā ǎvrāti n-nisā'i ve lā yeDribne bi erculihinne li yuǎ'leme mā yuḣfīne min zīnetihinne ve tūbū ilā (a)llahi cemīǎn eyyuhe l-mu'minūne leǎllekum tufliHūne
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!
اُخْفِيَ1 kez
Secde 32:17اُخْفِيَuḣfiyesaklandığını
وَتُخْفِي1 kez
Ahzab 33:37وَتُخْفِيve tuḣfīfakat gizliyordun
وَاِذْ تَقُولُ لِلَّذِي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا
ve iƶ teḳūlu li (e)lleƶī en'ǎme (a)llahu ǎleyhi ve en'ǎmte ǎleyhi emsik ǎleyke zevceke ve tteḳi (a)llahe ve tuḣfī fī nefsike mā (a)llahu mubdīhi ve teḣşā n-nāse ve(a)llahu eHaḳḳu en teḣşāhu fe lemmā ḳaDā zeydun minhā veTaran zevvecnākehā li key lā yekūne ǎlā l-mu'minīne Haracun fī ezvāci ed'ǐyāihim iƶā ḳaDev minhunne veTaran ve kāne emru (a)llahi mef'ǔlen
Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.
خَفِيٍّ1 kez
Şura 42:45خَفِيٍّḣafiyyingizli gizli
وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِعِينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّ وَقَالَ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِمِينَ فِي عَذَابٍ مُقِيمٍ
ve terāhum yuǎ'raDūne ǎleyhā ḣāşiǐyne mine ƶ-ƶulli yenZurūne min Tarfin ḣafiyyin ve ḳāle (e)lleƶīne āmenū inne l-ḣāsirīne (e)lleƶīne ḣasirū enfusehum ve ehlīhim yevme l-ḳiyāmeti elā inne Z-Zālimīne fī ǎƶābin muḳīmin
Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
اَخْفَيْتُمْ1 kez
Mümtehine 60:1اَخْفَيْتُمْeḣfeytumsizin gizlediğiniz
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ اَوْلِيَٓاءَ تُلْقُونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّ يُخْرِجُونَ الرَّسُولَ وَاِيَّاكُمْ اَنْ تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ رَبِّكُمْ اِنْ كُنْتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَادًا فِي سَبِيلِي وَابْتِغَاءَ مَرْضَاتِي تُسِرُّونَ اِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَاَنَا۬ اَعْلَمُ بِمَا اَخْفَيْتُمْ وَمَا اَعْلَنْتُمْ وَمَنْ يَفْعَلْهُ مِنْكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَاءَ السَّبِيلِ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetteḣiƶū ǎduvvī ve ǎduvvekum evliyā'e tulḳūne ileyhim bi l-meveddeti ve ḳad keferū bimā cā'ekum mine l-Haḳḳi yuḣricūne r-rasūle ve iyyākum en tu'minū bi(a)llahi rabbikum in kuntum ḣaractum cihāden fī sebīlī ve btiğā'e merDātī tusirrūne ileyhim bi l-meveddeti ve enā eǎ'lemu bimā eḣfeytum ve mā eǎ'lentum ve men yef'ǎlhu minkum fe ḳad Delle sevā'e s-sebīli
Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı inkar ettiler. Rabbiniz olan Allah'a inandınız diye Resulü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.