(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

جَزَاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

cezā'en min rabbike ǎTā'en Hisāben / rabbi s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā r-raHmāni lā yemlikūne minhu ḣiTāben / yevme yeḳūmu r-rūHu ve l-melāiketu Saffen lā yetekellemūne illā men eƶine lehu r-raHmānu ve ḳāle Savāben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1جَزَاءًcezā'enج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekbir karşılık
2مِنْmin-nden
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
4عَطَاءًǎTā'enع ط وAlmak, kabul etmek. Ataun - hediye verme, hediye. A'ta - hediye vermek, teklif etmek. Ta'ata (6. fiil) - aldı.bir bağış olarak
5حِسَابًاHisābenح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.yeterli
1رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
3وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
4وَمَاve māve bulunanların
5بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisi arasında
6الرَّحْمٰنِr-raHmāniر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok merhametli
7لَا
8يَمْلِكُونَyemlikūneم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.güçleri yetmez
9مِنْهُminhuO'nun huzurunda
10خِطَابًاḣiTābenخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.konuşmaya
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
2يَقُومُyeḳūmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdururlar
3الرُّوحُr-rūHuر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özRuh
4وَالْمَلٰٓئِكَةُve l-melāiketuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.ve melekler
5صَفًّاSaffenص ف فDüzgünce, yan yana, dizilmiş, sıra/dizi/çizgi halinde, düzenli şekilde, bir kuşla ilgili olarak: kanatlarını düz bir çizgi halinde açmak, kanatlarını germek/yaymak (yani çırpmadan).sıra sıra
6لَا
7يَتَكَلَّمُونَyetekellemūneك ل مKonuşmak, ifade etmek.konuşamaz
8اِلَّاillādışındakiler
9مَنْmenkimseler
10اَذِنَeƶineا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verdiği
11لَهُlehuO'nun
12الرَّحْمٰنُr-raHmānuر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.Rahman'ın
13وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve o da söyler
14صَوَابًاSavābenص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.doğruyu

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O gün, Rûh ve melekler, saf saf dururlar; konuşamazlar, ancak rahmânın izin verdiği konuşur ve gerçek söyler.

Abdulkadir Gölpınarlı

O gün, Rûh ve melekler, saf saf dururlar; konuşamazlar, ancak rahmânın izin verdiği konuşur ve gerçek söyler.

Adem Uğur

Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

Ahmed Hulusi

O süreçte, RUH (insanların tümünde şuur boyutunda açığa çıkan TEK'il Esma hakikati manası) ve melekleri saf saf kıyamdadır. (Fıtratında) Rahman'ın izin verdiği hariç, kimse konuşamaz haldedir! O da doğruyu söyler.

Ahmet Tekin

Ruhun, büyük meleklerin ve meleklerin saf bağlayarak görev yaptıkları gün, onların konuşmaya güçleri yetmez. Rahman olan Allah’ın kendisine izin verdiğinin dışındakiler konuşamazlar. Konuşan da doğruyu söyler.

Ahmet Varol

Ruh'un ve meleklerin sıra sıra duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışındakiler konuşamazlar. Onlar da doğruyu söylerler.

Ali Bulaç

Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.

Ali Fikri Yavuz

O gün Cebrâil ve melekler saf halinde duracaklar. Rahmân’ın, kendisine izin verip de doğruyu söylemiş olandan başkaları bir kelime söyliyemiyecekler...

Ali Rıza Safa

O gün, Ruh ve melekler sıralanır; Bağışlayanın izin verdiğinden başkası konuşamaz ve yalnızca doğruyu söyler.

Bayraktar Bayraklı

Ruh ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz, konuşan da doğruyu söyler.

Bekir Sadak

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durduklari gun, Rahman olan Allah'in izni olmadan kimse konusamayacaktir. Konustugu zaman da dogruyu soyleyecektir.

Celal Yıldırım

O gün o (büyük) Ruh (Melek Cebrail) ve melekler ayakta saf hâlinde duracaklar. Rahmân'ın izin verdiklerinin dışında kimseler konuşamıyacak. İzin verilen de ancak doğruyu söyleyecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ruh ve meleklerin saf saf olup durduğu o gün, ancak Rahmân’ın izin verdikleri konuşur ve konuşan da doğruyu söyler.

Diyanet İşleri

(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

Diyanet Vakfi

Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf saf kıyama duracakları gün, Rahman'ın izin verdiğinden başka hiç kimse konuşamaz; o da doğruyu konuşacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki Kıyama duracak Ruh ve Melaike saf saf. Bir kelime söyliyemezler, o kimseden başka ki o Rahman ona izin vermiş o da savabı söylemiştir

Erhan Aktaş

O gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün, o ruh ve o melekler saflar halinde hazır bulunur. Rahman'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

Fizilal-il Kuran

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

Gültekin Onan

Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün, Rahmanın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da) Doğruyu söyleyecektir.

Hamdi Döndüren

O gün Ruh (Cebrail) ve bütün melekler saf saf olup dururlar. Ancak Rahmân olan Allah’ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler!

Hasan Basri Çantay

O gün Ruuh ve melekler saf haalinde ayakda duracakdır. Rahmeti umuuma yaygın olan (Allah) ın, kendilerine izin verdiğinden başkaları (o gün) konuşmazlar. O (nlar) da (ancak) doğruyu söylemiş (ler) dir (söyleyeceklerdir).

Hasib Asutay

O gün ruh (9) ve melekler sıra sıra dururlar. Ancak Rahmân'ın kendisine izin verdiği konuşabilir; o da doğruyu söyler. (9. Cebrail (a.s).)

Hayrat Neşriyat

O gün ruh (Cebrâîl) ve melekler saf saf olarak ayakta durur. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kimseden başkası konuşamaz; ve (o konuşan da ancak) doğruyu söyler!

İbni Kesir

O gün; ruh ve melekler, saf halinde duracaklardır. Rahman'ın izin verdiklerinden başkaları konuşamazlar. O da doğruyu söyler.

Mehmet Okuyan

Ruh(lar)ın ve meleklerin sıra sıra duracakları o gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkası konuşamayacaktır; (konuşan da) doğruyu söyleyecektir.

Muhammed Esed

bütün (insan) ruhların(ın) ve bütün meleklerin saf saf sıralandıkları Gün: Rahman'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşmayacak ve (herkes, yalnız) doğruyu söyleyecek.

Mustafa İslamoğlu

o gün (insanlığa ait) bütün ruhlar ve melekler saf saf kıyama duracak; kimse ağzını açamayacak; ancak Rahman'ın izin verdikleri müstesna; onlar da sadece doğruyu söyleyecek.

Ömer Nasuhi Bilmen

O gün ki Rûh ve melekler saf saf ayakta duracaklardır. Kendisine Rahmân'ın izin verdiğinden başkaları konuşamıyacaklar ve (o da) doğruyu söylemiş olur.

Ömer Öngüt

O gün Ruh (Cebrâil) ve melekler saf saf olup dizilirler. Rahman'ın izin verdiklerinden başka hiç kimse konuşamaz. Konuşan da ancak doğruyu söyler.

Suat Yıldırım

O gün Rûh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman’ın izin verdiklerinin dışında, asla konuşmazlar. Konuşan da yerli yerinde söz söyler.

Süleyman Ateş

O gün Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler.

Süleymaniye Vakfı

Ruhların ve meleklerin saflar halinde duracakları günde (hesap gününde), Rahman'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacak; izin verilen de doğruyu söyleyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ruhların ve meleklerin saflar halinde ayağa kalkacağı gün, Rahman'ın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz; konuşan da doğruyu söyler.

Şaban Piriş

Ruh ve meleklerin saf halinde durdukları gün, ancak Rahman'ın kendisine izin verdiği konuşabilir. O da doğruyu söyler.

Tefhim-ul Kuran

Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar, konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.

Ümit Şimşek

O gün Ruh ve melekler saf saf olurlar. Rahmân'ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz; konuşan da doğruyu söyler.

Yaşar Nuri Öztürk

O gün, Ruh ve melekler saf bağlayıp kıyama geçerler. Rahman'ın izin verdiği dışındakiler konuşamazlar. O izin verilen, doğruyu söyler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ruh (Cəbrail) və mələklər səf-səf duracağı gün, Mərhəmətli Allahın izin verdiyi kimsələrdən və doğru söz deyənlərdən başqa heç kəs danışmayacaq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ruhun (Cəbrailin) və mələklərin səf-səf duracağı gün Rəhmanın izin verdiyi kimsələrdən başqa heç kəs danışmayacaq, danışan da doğrunu deyəcəkdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

An diesem Tag stehen Gabriel und die Engel ergeben in einer Reihe. Sie sprechen nicht, es sei denn, der Barmherzige erlaubt es einem, der dann nur Wahres sagt.

Almanca — Der Edle Quran

am Tag, da der Geist und die Engel in Reihe stehen. Sie werden nicht sprechen, außer wem der Allerbarmer es erlaubt und wer Richtiges sagt.

Almanca — M. A. Rassoul

Am Tage, da Gabriel und die Engel in Reihen stehen, da werden sie nicht sprechen dürfen; ausgenommen der, dem der Allerbarmer es erlaubt, und der nur das Rechte spricht.

Almanca — Muhammad Zaidan

An dem Tag, wenn der Ruhh und die Engel in Reihe stehen, sie sprechen nicht außer demjenigen, dem Der Allgnade Erweisenden erlaubt, und Richtiges sagt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This is the day when the spirit Jibril (Gabriel) and the angels stand in lines and keep silence at its height, except he whom AL-Rahman permits and then he says what is right.

Abdul Haleem

On the Day when the Spirit and the angels stand in rows, they will not speak except for those to whom the Lord of Mercy gives permission, who will say only what is right.

Abdullah Yusuf Ali

The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right.

Abul A'la Maududi

The Day when the Spirit and the angels are ranged row on row. None shall speak save he whom the Merciful Lord will permit; and he too will speak what is right.

Aisha Bewley

On the Day when the Spirit and the angels stand in ranks, no one will speak, except for him who is authorised by the All-Merciful and says what is right.

Al-Hilali & Khan

The Day that Ar-Rûh [Jibrîl (Gabriel) or another angel] and the angels will stand forth in rows, they will not speak except him whom the Most Gracious (Allâh) allows, and he will speak what is right.

Ali Quli Qarai

on the day when the Spirit and the angels stand in an array. None shall speak except whom the All-beneficent permits and who says what is right.

Amatul Rahman Omar

(All this will be) on the Day (of Resurrection) when the Perfect Spirit and the angels will stand in rows, none shall speak except he (- Muhammad) to whom the Most Gracious (God) will grant permission and who will speak (only) what is right.

Arthur John Arberry

Upon the day when the Spirit and the angels stand in ranks they shall speak not, save him to whom the All-merciful has given leave, and who speaks aright.

Bijan Moeinian

In the Day of Judgment, the Spirit and the angles will stand motionless in a row. No one will dare to say anything without the Most Merciful permission and the only thing which will be spoken is the truth.

E. Henry Palmer

The day when the Spirit and the angels shall stand in ranks, they shall not speak save to whom the Merciful permits, and who speaks aright.

Edip-Layth

The day when the Spirit and the controllers stand in line, none will speak unless the Gracious permits him and he speaks what is true.

George Sale

The day whereon the spirit Gabriel, and the other angels shall stand in order, they shall not speak in behalf of themselves or others, except he only to whom the Merciful shall grant permission, and who shall say that which is right.

Hamid S. Aziz

The day on which the Spirit and the angels shall stand arrayed; they speak not except him whom the Beneficent permits and who speaks aright.

Mahmoud Ghali

On the Day when the Spirit and the Angels rise up in ranks, they will not speak, except him (to) whom The All-Merciful has given permission and who speaks (Literally: says) right.

Marmaduke Pickthall

On the day when the angels and the Spirit stand arrayed, they speak not, saving him whom the Beneficent alloweth and who speaketh right.

Mohamed Ahmed - Samira

The day the Spirit takes its stand, with the angels ranged in rows. None will speak except who is permitted by Ar-Rahman and says what is right.

Muhammad Asad

on the Day when all [human] souls and all the angels will stand up in ranks: none will speak but he to whom the Most Gracious will have given leave; and [everyone] will say [only] what is right.

Mustafa Khattab

on the Day the ˹holy˺ spirit[1] and the angels will stand in ranks. None will talk, except those granted permission by the Most Compassionate and whose words are true.

Progressive Muslims

The Day when the Spirit and the Angels stand in line, none will speak unless the Almighty permits him and he speaks what is true.

Sahih International

The Day that the Spirit and the angels will stand in rows, they will not speak except for one whom the Most Merciful permits, and he will say what is correct.

Sam Gerrans

The day the Spirit and the angels stand in ranks; they speak not save he whom the Almighty grants leave, and he will say what is right.

Shabbir Ahmed

On the Day when the Divine Energy and the Universal forces stand forth in ranks, none will speak but he whom the Beneficent allows and say only what is right.

Syed Vickar Ahamed

The Day that the Spirit (Gabriel) and the angels will stand forth in ranks, none shall speak, except anyone who is permitted by (Allah): Most Gracious (Rahmán), and he (the speaker) will say (only) what is correct.

Taqi Usmani

on the Day when the Spirit and the angels will stand in rows. They will not speak, except the one who is permitted by the RaHmān (the All-Merciful Allah) and speaks aright.

The Monotheist Group

The Day when the Spirit and the angels stand in line, none will speak unless the Almighty permits him and he speaks what is true.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le jour où lʹEsprit et les Anges se dresseront en rangs, nul ne saura parler, sauf celui à qui le Tout Miséricordieux aura accordé la permission, et qui dira la vérité.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Roja ku ruh (li ser cesedan) hazir dibin û melayîket bi rêz sef digirin, ji bilî yê ku Xwedayê rehman destûra wî bide, kes nikare biaxive û ew ê rastiyê bibêje.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

op de dag dat de geest en de engelen in een rij staan. Spreken zullen slechts zij aan wie de Erbarmer het toestaat en die zeggen wat juist is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Den dag waarop de geest (Gabriël) en de andere engelen in orde geschaard zullen staan, zullen zij niet ten behoeve van zich zelven of van anderen spreken, behalve hij alleen, aan wien de Barmhartige verlof zal geven, en die zeggen zal, wat recht is.

Hollandaca — Siregar

Op die Dag staan de Geest (Djibrîl) en de Engelen in rijen opgesteld. Zij spreken niet, behalve na wie de Barmhartige toestemming verleent en die zegt wat juist is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

В тот день, когда станут дух [ангел Джибрил] и (другие) ангелы рядами; не будет говорить никто, кроме только тех, кому дозволит Милостивый (заступничество). Ведь он говорил (в своей жизни) правду [утверждал единственность Аллаха].

Rusça — Osmanov

в тот день, когда Дух (т. е. Джибрил) и ангелы выстроятся рядами. Никто не станет говорить, кроме как с дозволения Милостивого, и скажет он только правду.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

den Dag då själarna och änglarna står uppställda på led och ingen tar till orda utom den som fått den Nåderikes tillåtelse och han säger inte annat än det som är rätt och sant.