(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

جَزَاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلٰٓئِكَةُ صَفًّا لَا يَتَكَلَّمُونَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

cezā'en min rabbike ǎTā'en Hisāben / rabbi s-semāvāti ve l-erDi ve mā beynehumā r-raHmāni lā yemlikūne minhu ḣiTāben / yevme yeḳūmu r-rūHu ve l-melāiketu Saffen lā yetekellemūne illā men eƶine lehu r-raHmānu ve ḳāle Savāben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1جَزَاءًcezā'enج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekbir karşılık
2مِنْmin-nden
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi-
4عَطَاءًǎTā'enع ط وAlmak, kabul etmek. Ataun - hediye verme, hediye. A'ta - hediye vermek, teklif etmek. Ta'ata (6. fiil) - aldı.bir bağış olarak
5حِسَابًاHisābenح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.yeterli
1رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
3وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerin
4وَمَاve māve bulunanların
5بَيْنَهُمَاbeynehumāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinikisi arasında
6الرَّحْمٰنِr-raHmāniر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.çok merhametli
7لَا
8يَمْلِكُونَyemlikūneم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.güçleri yetmez
9مِنْهُminhuO'nun huzurunda
10خِطَابًاḣiTābenخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.konuşmaya
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
2يَقُومُyeḳūmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdururlar
3الرُّوحُr-rūHuر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özRuh
4وَالْمَلٰٓئِكَةُve l-melāiketuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.ve melekler
5صَفًّاSaffenص ف فDüzgünce, yan yana, dizilmiş, sıra/dizi/çizgi halinde, düzenli şekilde, bir kuşla ilgili olarak: kanatlarını düz bir çizgi halinde açmak, kanatlarını germek/yaymak (yani çırpmadan).sıra sıra
6لَا
7يَتَكَلَّمُونَyetekellemūneك ل مKonuşmak, ifade etmek.konuşamaz
8اِلَّاillādışındakiler
9مَنْmenkimseler
10اَذِنَeƶineا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretizin verdiği
11لَهُlehuO'nun
12الرَّحْمٰنُr-raHmānuر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.Rahman'ın
13وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve o da söyler
14صَوَابًاSavābenص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.doğruyu

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir rahman, onun hitâbına nâil olmazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir rahman, onun hitâbına nâil olmazlar.

Adem Uğur

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

Ahmed Hulusi

Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir, Rahman'dır! Hiç kimse O'ndan bir hitaba malik değildir.

Ahmet Tekin

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin yaratıcısı, düzeninin hâkimi Rabbinin, Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın ihsanı var. İnsanların onunla konuşmaya güçleri kâfî gelmez.

Ahmet Varol

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Rahman olan (Allah)'tan ki O'na hitapta bulunmaya güç yetiremezler.

Ali Bulaç

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); O'na hitap etmeye güç yetiremezler.

Ali Fikri Yavuz

O, göklerle yerin ve bütün aralarındakilerin Rabbidir; Rahmân’dır: O’na hiç bir sözde (ve itirazda) bulunamazlar.

Ali Rıza Safa

Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındaki Her Şeyin Efendisidir; Bağışlayandır. O'nun karşısında söz söyleyemezler.

Bayraktar Bayraklı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir. O, rahmetin kaynağıdır. O gün insanlar, O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

Bekir Sadak

O, goklerin, yerlerin ve ikisi arasinda olanlarin Rabbidir. O, onunde kimsenin konusmayacagi Rahman olan Allah'tir.

Celal Yıldırım

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, Rahmân'dır; O'na söz söylemeye güç getiremezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların rabbidir. O, Rahmân’dır. O’nun huzurunda kimse söz söyleyemez.

Diyanet İşleri

(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.

Diyanet İşleri (eski)

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

Diyanet Vakfi

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, Rahman'dır. O'na bir hitapta bulunma gücüne sahip olamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, Rahman, bir hıtaba malik olamazlar ondan

Erhan Aktaş

O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabb'idir, Rahman'dır. Ondan bir hitaba, hiç kimse güç yetiremez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabb'idir, Rahman'dır. Ondan bir hitaba, hiç kimse güç yetiremez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabb'idir, Rahman'dır. Ondan bir hitaba, hiç kimse güç yetiremez.

Fizilal-il Kuran

O, göklerin yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşamayacağı Rahman olan Allah'tır.

Gültekin Onan

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların rabbi Rahman; O'na hitap etmeye güç yetiremezler.

Hamdi Döndüren

Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbi, çok merhametli olan (Rab), O’nun izni olmadan huzurunda konuşamazlar.

Hasan Basri Çantay

(Evet) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan şeylerin Rabbi, rahmeti umuuma yaygın olan (Allah) dan (bir mükafat ve yeter bir bağışdır bu. Mahluklar) Ona hitabda bulunmıya asla muktedir olamazlar,

Hasib Asutay

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, Rahmân'dır. O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

Hayrat Neşriyat

Göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden, o Rahmân’dan ki,(bütün mahlûkat, azametinden) O’na karşı bir hitâba mâlik olamazlar!

İbni Kesir

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbı Rahman'dan. O'na hitabda bulunmaya kimse muktadir olamaz.

Mehmet Okuyan

Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O’nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler.

Muhammed Esed

göklerin ve yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi(nden), Rahman(dan bir ödül)! (Ve) hiç kimse O'na karşı sesini yükseltme gücüne sahip değildir,

Mustafa İslamoğlu

göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi'nden; Rahman'dan... Ve hiç kimse O'na (karşı) söz söyleme cesaretini kendinde bulamayacak;

Ömer Nasuhi Bilmen

Göklerin ve yerin ve bunların aralarındakilerin Rabbi, Rahmân ki O'ndan bir hitaba mâlik olamazlar.

Ömer Öngüt

O; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O Rahman'dır. O gün (O izin vermeden) O'na hitapta bulunmaya aslâ muktedir olamazlar.

Suat Yıldırım

Göklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman’dan bir mükâfattır. O’nun huzurunda ağzını açacak, söz söyleyecek hiç kimse yoktur.

Süleyman Ateş

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinin, iyiliği sonsuz olanın (verdiği ödül)... O ödül konusunda kimsenin söyleyecek bir sözü olmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Sahibinin… Huzurunda kimsenin ağzını açamayacağı Rahman'ın mükafatı…

Şaban Piriş

Göklerin, yerin ve arasındakilerin merhametli Rabbinden.. Onun huzurunda konuşamazlar.

Tefhim-ul Kuran

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); ona hitap etmeye güç yetiremezler.

Ümit Şimşek

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Rahmân'dır. Ona söz söylemeye kimsenin gücü yetmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir O! Rahman'dır. O'nun huzurunda söze cüret edemezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Göylərin, yerin və onların arasında olanların Mərhəmətli Rəbbindən mükafatdır. Onlar Allahın hüzurunda bir söz deməyə qadir olmayacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göylərin, yerin və onların arasındakıların Rəhman olan Rəbbindən (göndərilən bəxşişdir). Onlar (məxluqat) Onun hüzurunda heç bir söz deməyə qadir olmazlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er ist der Herr über Himmel, Erde und was dazwischen liegt. Er ist der Barmherzige, Den niemand unbefugt ansprechen darf.

Almanca — Der Edle Quran

dem Herrn der Himmel und der Erde und dessen, was dazwischen ist, dem Allerbarmer. Sie verfügen nicht darüber, vor Ihm zu reden,

Almanca — M. A. Rassoul

Dem Herrn der Himmel und der Erde und alles dessen, was zwischen den beiden ist, dem Allerbarmer; Dem sie nichts vortragen können.

Almanca — Muhammad Zaidan

(von) Dem HERRN der Himmel, der Erde und das, was zwischen ihnen ist, (ER ist) Der Allgnade Erweisende. Sie haben mit Ihm nicht zu sprechen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Creator of the heavens and the earth and all in between. AL- Rahman, with whom no one can hold discourse nor shall an argument be allowed to intervene.

Abdul Haleem

from the Lord of the heavens and earth and everything between, the Lord of Mercy. They will have no authority from Him to speak.

Abdullah Yusuf Ali

(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (Allah) Most Gracious: None shall have power to argue with Him.

Abul A'la Maududi

from the Lord of the heavens and the earth and of that which is between them; the Most Merciful Lord before Whom none dare utter a word.

Aisha Bewley

Lord of the heavens and earth and everything between them, the All-Merciful. They will not have the power to speak to Him.

Al-Hilali & Khan

(From) the Lord of the heavens and the earth, and whatsoever is in between them, the Most Gracious, with Whom they cannot dare to speak (on the Day of Resurrection except by His Leave).

Ali Quli Qarai

the Lord of the heavens and the earth and whatever is between them, the All-beneficent, whom they will not be able to address

Amatul Rahman Omar

The Lord of the heavens and the earth and of all that lies between them, the Most Gracious (God), Whom they dare not address.

Arthur John Arberry

Lord of the heavens and earth, and all that between them is, the All-merciful of whom they have no power to speak.

Bijan Moeinian

The Lord of the heavens and the earth and whatever is between; the Most Forgiving. No one will dare to argue with Him.

E. Henry Palmer

The Lord of the heavens and the earth, and what is between them both,- the Merciful,- they cannot obtain audience of Him!

Edip-Layth

The Lord of heavens and earth and what is between them, the Gracious. They do not posses any authority beside Him.

George Sale

From the Lord of heaven and earth, and of whatever is between them; the Merciful. The inhabitants of heaven or of earth shall not dare to demand audience of Him:

Hamid S. Aziz

From the Lord of the heavens and the earth and what is between them, the Beneficent Allah, with whom none can argue.

Mahmoud Ghali

(From) the Lord of the heavens and the earth and whatever is between them, The All-Merciful; they possess (no power) of addressing Him.

Marmaduke Pickthall

Lord of the heavens and the earth, and (all) that is between them, the Beneficent; with Whom none can converse.

Mohamed Ahmed - Samira

The Lord of the heavens and the earth, and all that lies between them, most benevolent, to whom none may dare address a word.

Muhammad Asad

[a reward from] the Sustainer of the heavens and the earth and all that is between them, the Most Gracious! [And] none shall have it in their power to raise their voices unto Him

Mustafa Khattab

the Lord of the heavens and the earth and everything in between, the Most Compassionate. No one will dare speak to Him

Progressive Muslims

The Lord of heavens and Earth and what is between them, the Almighty. They do not posses any authority beside Him.

Sahih International

[From] the Lord of the heavens and the earth and whatever is between them, the Most Merciful. They possess not from Him [authority for] speech.

Sam Gerrans

Lord of the Heavens and the Earth and what is between them, the Almighty. They have from Him no power to speak

Shabbir Ahmed

Lord of the heavens and the earth and all that is in between them, the Beneficent. None has the power to lecture Him.

Syed Vickar Ahamed

(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between— (Allah) Most Gracious (Rahmán): None shall have power to argue with Him.

Taqi Usmani

(from) the Lord of the heavens and the earth and what is between them, the All-Merciful. No one will have power to address Him,

The Monotheist Group

The Lord of the heavens and the earth and what is between them, the Almighty. They do not possess any authority besides Him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

du Seigneur des cieux et de la terre et de ce qui existe entre eux, le Tout Miséricordieux; ils nʹosent nullement Lui adresser la parole.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedayê erd û asîmanan û yên di navbera wan de Xwedayê Reḥman e. (Wê rojê) tu kes nikare (ji bo rakirina ezab) pê re bipeyive.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

van de Heer van de hemelen en de aarde en wat er tussen beide is, de Erbarmer, die zij niet kunnen tegenspreken

Hollandaca — Salomo Keyzer

Van den Heer over hemel en aarde, en over alles wat daartusschen is: den Barmhartigen; maar de bewoners van den hemel of de aarde zullen hem geen gehoor durven vragen.

Hollandaca — Siregar

De Heer der hemelen en der aarde en wat er tussen beide is, de Barmhartige. Zij zijn niet in staat Hem aan te spreken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Господа небес и земли и того, что между ними, Милостивого. Они [люди] (в День Суда) не получат от Него (возможности) говорить (что пожелают).

Rusça — Osmanov

Господа небес и земли и того, что между ними, Милостивого, к которому не сможет обратиться с речью никто из них

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Herren över himlarna och jorden och allt som är däremellan, den Nåderike! Ingen skall kunna tala till Honom