د س ر (D̃SR)
D-s-r
وَحَمَلْنَاهُ عَلَى ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ : Nuh’u tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik (54/Kamer 13) sözündeki دُسُر ; مَسَامِير /çiviler anlamındadır. Tekili, دِسَار şeklinde gelir. دَسْر kelimesinin asıl anlamı, bir şeyi zorla şiddetli bir şekilde itmektir. دَسَرَهُ بِالرُّمْحِ : Onu mızrakla itekledi. رَجُلٌ مِدْسَرٌ sözü, رَجُلٌ مِطْعَنٌ : Vurulan/dürtülen adam sözü gibidir.
Bu anlamda şöyle rivâyet edilmektedir: لَيْسَ فِي الْعَنْبَرِ زَكَاةٌ، إِنَّمَا هُوَ شَيْءٌ دَسَرَهُ الْبَحْرُ : Anber’de zekât yoktur; o, denizin attığı bir şeydir. [Hasan şöyle der: دُسْر ; geminin göğsüne denir. Çünkü o, kaburgasıyla suyu itmektedir. Ayrıca geminin kendileriyle bağlandığı çivi ve şeritlere de دُسْر denir. Mücahid derki; دُسْر geminin direklerine denir. Bazılarına göre ise geminin kaburgasına; diğer bazılarına göre de onun ana gövdesi ile her iki tarafına denir].