د ب ر (D̃BR)
D-b-r
Bu kökten kimi zaman fâilin, kimi zaman da mef’ûlün arkası nokta-i nazarından kelimeler türetilir. Birinci kısma örnek: دَبَرَ فُلاَنٌ : Falan kişi sırtını çevirdi; أَمْسِ الدَّابِرُ : Geçen gün; وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ : Dönüp gitmekte olan geceye (74/Müddessir 33). İkinci kısma örnek: دَبَرَ السَّهْمُ الْهَدَفَ : Ok hedefin arkasına düştü. دَبَرَ فُلاَنٌ اَلْقَوْمَ : Falan kişi toplumun arkasına geçti. Allah buyurur ki: أَنَّ دَابِرَ هَؤُلاَء مَقْطُوعٌ مُصْبِحِينَ Sabaha çıkarlarken arkaları/kökleri kesilmiş olacaktır! (15/Hicr 66); فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا Haksızlık eden milletin arkası kesildi (6/En’âm 45).
دَابِر : Mekân, zaman ve mertebe açısından geri kalan ve başkasına tabi olan anlamındadır. أَدْبَرَ : Yüz çevirip geri gitti. Allah buyurur ki: ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ Sonra sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (74/Müddessir 23); تَدْعُو مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّى Çağırır, sırtını dönüp gideni (70/Meâric 17). Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır:
“ لاَ تَقَاطَعوُا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا : Birbirinizle aranızdaki münasebetleri kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun!”
Hadiste geçen “لاَ تَدَابَرُوا ” ifâdesi şöyle yorumlanmıştır: “Biriniz, arkadaşını arkasından zikretmesin”. اِسْتِدْبَار : Bir şeyin arkasına yönelmektir. تَدَابَرَ الْقَوْمُ : Halk birbirine sırt çevirdi. دِبَار; دَابَرْتُهُ -yani, araksından ona düşmanlık yaptım- fiilinin mastarıdır.
تَدْبِير : İşlerin sonunu düşünmektir. Allah buyurur ki: فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا : İşi düzenleyenlere yemin olsun ki (79/Naziât 5); yani birtakım işleri düzenlemekle görevli meleklere. Ayrıca تَدْبِير ; kişinin köleyi geriden; yani kendi ölümünden sonra hürriyetine kavuşturmasıdır [kölesinin hürriyetine kavuşmasını, kendi ölümüme bağlamasıdır]. دَبَار : İnsanların ardını kesen helâktır/yok olmaktır.
Cahiliye döneminde insanlar çarşamba gününü uğursuz saydıkları için ona دِبَار derlerdi. Fitil için kullanılan دَبِير kelimesi, مَدْبُور ; yani arkaya doğru bükülen şey anlamındadır. قَبِيل ise bunun tersidir. رَجُلٌ مُقَابَلٌ مُدَابَرٌ : Her iki [hem baba, hem ana] tarafından asil olan adam. شَاةٌ مُقَابَلَةٌ مُدَابَرَةٌ : Hem önünden hem arkasından kulağı kesik olan koyun. دَابِرَةُ الطَّائِرِ : Kuşun arka parmağı. دَابِرَةُ الْحَافِرِ : Bileğin etrafına denir. دَبُور [Batıdan esen rüzgâr]: Bilinen bir rüzgârdır. دَبْرَة : Ekilen yer; çoğulu دِبَار şeklinde gelir. Şair şöyle der:
عَلَى جِرْبَةٍ تَعْلُو الدِّبَارَ غُرُوبُها -154
154- Bir tarlanın üzerine; onun batışı evleklerin üzerinden aşmakta.
دَبْر : Silahı [iğnesi] arka tarafında olan bal arısı, eşek arısı ve benzerleridir. Tekili دَبْرَة şeklinde gelir. Ayrıca دَبْر , sahibinin ölümünden sonra geriye kalan çok mala denir. Bu kelimenin ikili ve çoğulu gelmez. دَبِرَالْبَعِيرُ دَبَرًا، فَهُوَ أَدْبَرُ وَدَبِرٌ : Deve, yarasından dolayı debir oldu; yani sona kaldı. دَبْرَة de إِدْبَار : yüz çevirmek anlamındadır.