ح م م (ḪMM) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Isınmak, sıcak veya çok sıcak olmak, erimek, ateşlenmek, kaynamak (örn. su). Bir arkadaşa/dostuna/sevgi ya da tutku nesnesine sadık kalmak ve sevgi göstermek, birine endişeyle sevgi beslemek veya şefkat göstermek, sadık/yakın arkadaş/akraba. Yahmowm - siyah dağ, yoğun siyah duman, Cehennemin üzerini gölgeleyen örtünün adı.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (21)

Bu kök Kur'an boyunca 21 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

حَمِيمٍ11 kez

En'am 6:70حَمِيمٍHamīminkaynar su-

وَذَرِ الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِ اَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَاِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَا اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ اُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

ve ƶeri (e)lleƶīne tteḣaƶū dīnehum leǐben ve lehven ve ğarrathumu l-Hayātu d-dunyā ve ƶekkir bihi en tubsele nefsun bimā kesebet leyse lehā min dūni (a)llahi veliyyun ve lā şefīǔn ve in teǎ'dil kulle ǎdlin lā yu'ḣaƶ minhā ulāike (e)lleƶīne ubsilū bimā kesebū lehum şerābun min Hamīmin ve ǎƶābun elīmun bimā kānū yekfurūne

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

Yunus 10:4حَمِيمٍHamīminkaynar su-

اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ اللّٰهِ حَقًّا اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

ileyhi merciǔkum cemīǎn veǎ'de (a)llahi Haḳḳan innehu yebdeu l-ḣalḳa ṧumme yuǐyduhu li yecziye (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti bi l-ḳisTi ve(e)lleƶīne keferū lehum şerābun min Hamīmin ve ǎƶābun elīmun bimā kānū yekfurūne

Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.

Şuara 26:101حَمِيمٍHamīminsıcak

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

ve lā Sadīḳin Hamīmin

"Candan bir dostumuz da yok."

Saffat 37:67حَمِيمٍHamīminkaynar su-

ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَمِيمٍ

ṧumme inne lehum ǎleyhā le şevben min Hamīmin

Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

Sad 38:57حَمِيمٌHamīmunkaynar

هٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

hāƶā fe l yeƶūḳūhu Hamīmun ve ğassāḳun

İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.

Mü'min 40:18حَمِيمٍHamīmindostu

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِمِينَ مَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

ve enƶirhum yevme l-āzifeti iƶi l-ḳulūbu ledā l-Hanāciri kāZimīne mā li Z-Zālimīne min Hamīmin ve lā şefīǐn yuTāǔ

Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne de sözü dinlenir bir şefaatçisi vardır.

Fussilet 41:34حَمِيمٌHamīmunsıcak

وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتِي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ

ve lā testevī l-Hasenetu ve lā s-seyyietu idfeǎ' bi(e)lletī hiye eHsenu fe iƶā elleƶī beyneke ve beynehu ǎdāvetun keennehu veliyyun Hamīmun

İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.

Rahman 55:44حَمِيمٍHamīminkaynar su

يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ اٰنٍ

yeTūfūne beynehā ve beyne Hamīmin ānin

Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

Vakıa 56:93حَمِيمٍHamīminkaynar su-

فَنُزُلٌ مِنْ حَمِيمٍ

fe nuzulun min Hamīmin

(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Hakka 69:35حَمِيمٌHamīmuncandan bir dost

فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هٰهُنَا حَمِيمٌ

fe leyse lehu l-yevme hāhunā Hamīmun

"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

Mearic 70:10حَمِيمٌHamīmundost

وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

ve lā yeselu Hamīmun Hamīmen

(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

الْحَمِيمُ5 kez

Hac 22:19الْحَمِيمُl-Hamīmukaynar su

هٰذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُؤُ۫سِهِمُ الْحَمِيمُ

hāƶāni ḣismāni ḣteSamū fī rabbihim fe(e)lleƶīne keferū ḳuTTiǎt lehum ṧiyābun min nārin yuSabbu min fevḳi ru'ūsihimu l-Hamīmu

İşte iki hasım taraf ki, Rableri hakkında tartışmaya girmişlerdir. Bunlardan inkar edenler için ateşten giysiler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.

Mü'min 40:72الْحَمِيمِl-Hamīmikaynar su

فِي الْحَمِيمِ ثُمَّ فِي النَّارِ يُسْجَرُونَ

fī l-Hamīmi ṧumme fī n-nāri yuscerūne

(71-72) O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde kaynar suda sürüklenecekler, sonra da ateşte yakılacaklardır.

Duhan 44:46الْحَمِيمِl-Hamīmisıcak suyun

كَغَلْيِ الْحَمِيمِ

ke ğalyi l-Hamīmi

(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

Duhan 44:48الْحَمِيمِl-Hamīmikaynar su

ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ

ṧumme Subbū fevḳa ra'sihi min ǎƶābi l-Hamīmi

"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."

Vakıa 56:54الْحَمِيمِl-Hamīmikaynar su-

فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ

fe şāribūne ǎleyhi mine l-Hamīmi

Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

حَمِيمًا3 kez

Muhammed 47:15حَمِيمًاHamīmensıcak

مَثَلُ الْجَنَّةِ الَّتِي وُعِدَ الْمُتَّقُونَ فِيهَا اَنْهَارٌ مِنْ مَاءٍ غَيْرِ اٰسِنٍ وَاَنْهَارٌ مِنْ لَبَنٍ لَمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَاَنْهَارٌ مِنْ خَمْرٍ لَذَّةٍ لِلشَّارِبِينَ وَاَنْهَارٌ مِنْ عَسَلٍ مُصَفًّى وَلَهُمْ فِيهَا مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ وَمَغْفِرَةٌ مِنْ رَبِّهِمْ كَمَنْ هُوَ خَالِدٌ فِي النَّارِ وَسُقُوا مَاءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ اَمْعَٓاءَهُمْ

meṧelu l-cenneti lletī vuǐde l-mutteḳūne fīhā enhārun min māin ğayri āsinin ve enhārun min lebenin lem yeteğayyer Taǎ'muhu ve enhārun min ḣamrin leƶƶetin li ş-şāribīne ve enhārun min ǎselin muSaffen ve lehum fīhā min kulli ṧ-ṧemerāti ve meğfiratun min rabbihim ke men huve ḣālidun fī n-nāri ve suḳū māen Hamīmen fe ḳaTTaǎ em'ǎā'ehum

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Mearic 70:10حَمِيمًاHamīmendostun halini

وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

ve lā yeselu Hamīmun Hamīmen

(O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

Nebe 78:25حَمِيمًاHamīmenkaynar su

اِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

illā Hamīmen ve ğassāḳan

(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

وَحَمِيمٍ1 kez

Vakıa 56:42وَحَمِيمٍve Hamīminve kaynar su

فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

fī semūmin ve Hamīmin

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

يَحْمُومٍ1 kez

Vakıa 56:43يَحْمُومٍyeHmūminkara duman-

وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍ

ve Zillin min yeHmūmin

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.