Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

وَاَوْرَثْنَا الْقَوْمَ الَّذِينَ كَانُوا يُسْتَضْعَفُونَ مَشَارِقَ الْاَرْضِ وَمَغَارِبَهَا الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ الْحُسْنٰى عَلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ بِمَا صَبَرُوا وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُ وَمَا كَانُوا يَعْرِشُونَ

ve evraṧnā l-ḳavme (e)lleƶīne kānū yusteD'ǎfūne meşāriḳa l-erDi ve meğāribehā lletī bāraknā fīhā ve temmet kelimetu rabbike l-Husnā ǎlā benī isrāīle bimā Saberū ve demmernā mā kāne yeSneǔ fir'ǎvnu ve ḳavmuhu ve mā kānū yeǎ'rişūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَوْرَثْنَاve evraṧnāو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakve mirasçı kıldık
2الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhmilleti
3الَّذِينَ(e)lleƶīne
4كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolan
5يُسْتَضْعَفُونَyusteD'ǎfūneض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.hor görülüp ezilmekte
6مَشَارِقَmeşāriḳaش ر قBölmek, yükselmek, yarmak anlamlarına gelir. Sharqiyyun - doğuya ait veya doğu ile ilgili, doğulu. Mashriq - güneşin doğduğu yer, doğu. Mashriqain - iki doğu/ufuk, güneşin doğduğu iki yer (kış ve yaz, Doğu ve Batı). Mashaariq - güneşin yıl boyunca doğduğu farklı noktalar, ışın, parıltı, doğu bölgeleri. Ashraqa (fiil 4) - parlamak, yükselmek. Ishraaq - gün doğumu. Mushriqun - üzerine güneş doğan kişi, gün doğumunda bir şey yapan kişi, gün doğumunda giren kişi.doğularına
7الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerin
8وَمَغَارِبَهَاve meğāribehāغ ر بGitmek/vefat etmek, ayrılmak/emekli olmak/kaldırmak/kaybolmak, uzak/mesafeli/yok/gizli/siyah olmak, geri çekilmek, batılı, yabancı/garip, aşmak, bolluk, keskinlik, (akşam günbatımı), siyah, kuzguni siyah, güneşin battığı yer, batıve batılarına
9الَّتِيlletīöyle ki
10بَارَكْنَاbāraknāب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakbereketlendirdik
11فِيهَاfīhāiçini
12وَتَمَّتْve temmetت م مTam/bütün olmak, çiçek açmak, yetişkin, eksiksiz, mükemmel, yerine getirilmiş, başarmak.ve tam yerine geldi
13كَلِمَتُkelimetuك ل مKonuşmak, ifade etmek.(verdiği) sözü
14رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
15الْحُسْنٰىl-Husnāح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel
16عَلٰىǎlāüzerine
17بَنِيbenīب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğulları
18اِسْرَٓاءِيلَisrāīleاسراءيلİsrail
19بِمَاbimāyüzünden
20صَبَرُواSaberūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabretmeleri
21وَدَمَّرْنَاve demmernāد م رTamamen yok olmak, yok edilmek, mahvolmak.ve yıktık
22مَاşeyleri
23كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
24يَصْنَعُyeSneǔص ن عYapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı.yapageldiği
25فِرْعَوْنُfir'ǎvnuفرعونFir'avn'ın
26وَقَوْمُهُve ḳavmuhuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavminin
27وَمَاve māve
28كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
29يَعْرِشُونَyeǎ'rişūneع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.yükselttiyor (sarayları)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Zayıf, hor-hâkir bir hale getirilen kavme, yeryüzünün feyiz ve bereket ihsân ettiğimiz doğularını da, batılarını da mîras olarak verdik ve sabrettiklerinden dolayı Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, tamamlandı, yerine geldi ve Firavun'la kavminin yaptıklarını, yükselttiklerini yıkıp mahvettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Zayıf, hor-hâkir bir hale getirilen kavme, yeryüzünün feyiz ve bereket ihsân ettiğimiz doğularını da, batılarını da mîras olarak verdik ve sabrettiklerinden dolayı Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, tamamlandı, yerine geldi ve Firavunʼla kavminin yaptıklarını, yükselttiklerini yıkıp mahvettik.

Adem Uğur

Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik.

Ahmed Hulusi

Hor görülüp güçsüz bırakılmış topluluğu, içinde bereketler oluşturduğumuz yeryüzünün doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. . . Rabbinin İsrailoğullarına olan o en güzel sözü, sabretmeleri sonucu yerine geldi. Firavun ve halkının yapageldikleri şeyleri ve dikip yükselttiklerini de yerle bir ettik!

Ahmet Tekin

Temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler tarafından kahır altında ezilmekte olan kavmi, yeryüzünün, bereketle donattığımız doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrâiloğulları’na verdiği o güzel sözü, va’di, sabırla mücadeleye devam etmeleri sebebiyle gerçekleşti. Firavun’un ve kavminin yapageldikleri mâmur yerleri, fabrikaları ve sanat eserlerini, yükselttikleri köşkleri ve diktikleri bahçeleri yerle bir ettik.

Ahmet Varol

Sonra da zayıf düşürülen topluluğu (mustaz'afları) bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Böylece Rabbinin İsrailoğullarına olan güzel sözü sabretmelerine karşılık tam yerine geldi. Firavun ile toplumunun yapmakta olduklarını ve yükselttiklerini de yıktık.

Ali Bulaç

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.

Ali Fikri Yavuz

Firavun’un işkencesi altında kıvranan o kavmi de, arzın bereketlerle donattığımız doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Böylece, Rabbinin İsraîl oğullarına olan o güzel vâdi, felâketlerle sabretmeleriyle tam yerine geldi. Firavun’un ve kavminin yapmakta oldukları sarayları ve yükseltmekte bulundukları binaları hep harap ettik.

Ali Rıza Safa

Önemsiz görülen o güçsüz toplumu, toprağını ongun yaptığımız ülkenin, doğusuna ve batısına kalıtçı yaptık. Efendinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, dirençli olmalarının karşılığı olarak gerçekleşti. Firavun ve toplumunun özenle yaparak yükselttiklerini de yerle bir ettik.

Bayraktar Bayraklı

Hor görülüp ezilen topluluğu da, içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu ve batısına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na verdiği güzel söz, sabretmeleri nedeniyle yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını, yapıp yükselttiklerini yerle bir ettik.

Bekir Sadak

Hor gorulen yahudileri, bereketlendirdigimiz yerin dogularina ve batilarina mirasci kildik. Rabbinin Israilogullarina verdigi guzel soz, sabirlarina karsilik yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptigini ve yukselttiklerini yiktik.

Celal Yıldırım

Ve küçümsenip hırpalanan kavmi de feyiz ve bereketli kıldığımız yerin (arz-ı mev'ûd'un) doğularına, batılarına vâris kıldık. Rabbin, İsrail oğullarına olan o güzel sözü, sabretmelerine karşılık tam anlamıyla gerçekleştirdi. Fir'avn ile kavminin yapageldikleri eserlerini ve yükselttikleri köşklerini yıkıp yok ettik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi de (İsrâiloğulları) içini bereketlerle doldurduğumuz ülkenin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık rabbinin İsrâiloğulları’na verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapıp yükselttikleri binaları yerle bir ettik.

Diyanet İşleri

Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.

Diyanet İşleri (eski)

Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.

Diyanet Vakfi

Hor görülüp ezilmekte olan o kavmi (yahudileri) de, içini bereketle doldurduğumuz yerin doğu taraflarına ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta olduklarını ve yetiştirdikleri bahçeleri helâk ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve o hırpalanıp ezilmekte olan kavmi de yeryüzünün, bereketle donattığımız doğusuna ve batısına mirasçı yaptık. Ve böylece Rabbinin, İsrailoğullarına olan o güzel vaadi, sabırları yüzünden gerçekleşti. Biz de Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve diktikleri binaları yerle bir ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o hırpalanıp ezilmekte bulunan kavmi yeryüzünün, bereketlerle donattığımız doğusuna, batısına mirasçı kıldık. Ve Rabbinin İsrail oğullarına olan o güzel va'di, sabretmeleri sebebiyle tamamen tahakkuk etti ve Firavun ile kavminin yapageldikleri sanat eserlerini ve yükselttikleri binaları yere serdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o hırpalanıb ezilmekte bulunan kavmi ma'hud Arzın bereketlerle donattığımız meşrıklarına mağriblerine varis kıldık ve Rabbının Beni İsraile olan o güzel kelimesi sabr etmeleri sebebiyle temamen tehakkuk etti de Fir'avn ile kavminin yapa geldikleri masnuatı ve yükselttikleri binaları yerlere serdik

Erhan Aktaş

Mus'tezaf olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğullarına takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mus'tezaf olan halkı da bereketlendirdiğimiz arzın doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mustaz'af olan kimseleri de bereketlendirdiğimiz arzın, doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. Sabretmelerine karşılık Rabb'inin İsrailoğulları'na takdir ettiği hüküm gerçekleşti. Firavun ve halkının yapıp yükselttikleri yapıları harap ettik.

Fizilal-il Kuran

O güne kadar horlanan, ezilen toplumu (yahudileri) bereketlerle donattığımız toprakların doğusuna ve batısına mirasçı kıldık. İsrailoğulları'nın sabırlarına karşılık, Rabbinin onlara verdiği güzel söz gerçekleşti. Firavun'un ve soydaşlarının ortaya koydukları eserleri ve yükselttikleri yapıları yıkıp yok ettik.

Gültekin Onan

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğulları'na olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.

Hamdi Döndüren

Hor görülüp ezilen o kavmi de, yeryüzünün bereketli kıldığımız doğu ve batı bölgelerine mirasçı yaptık. Böylece Rabbinin İsrail oğullarına olan güzel sözü, onların sabretmeleri sonucunda gerçekleşmiş oldu. Firavun’un ve kavminin yapmış oldukları (evlerini) ve yükseltmiş oldukları saraylarını ise yerle bir ettik!

Hasan Basri Çantay

Hakaaretlere ma'ruz bırakılmış olan o kavmi de kendisine feyz ve bereket verdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirascı kıldık. (Bu suretle) Rabbinin İsrail oğullarına olan o pek güzel va'di, (şedaide) katlandıkları sebebiyle, tam yerine geldi. Fir'avnın ve kavminin yapmakda oldukları şeylerle yükseltmekde devam etdikleri (binaları) ise hep harab etdik.

Hasib Asutay

Hor görülüp, güçsüz bırakılan o kavmi de, içini bereketle donattığımız yerin (41) doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz (böylece) yerine geldi. Firavun ve kavminin yaptıklarını ve yükselttiklerini yerle bir ettik. (41. Bu âyette geçen 'arz'dan maksat kimine göre Mısır'dır, kimine göre Şam'dır, kimine göre de Mısır ve Şam'dır.)

Hayrat Neşriyat

(Öteden beri) güçsüz düşürülmekte olan kavmi ise, kendisini bereketli kıldığımız yerin (Şam ve Mısır’ın) doğularına ve batılarına vâris kıldık. Böylece Rabbinin İsrâiloğullarına olan o pek güzel söz, sabretmeleri sebebiyle tamâmen yerine geldi. Fir'avun’un ve kavminin yapmakta olduğu (sarayları)nı ve yükseltmekte oldukları (köşk ve bahçeleri)ni ise, harâb ettik.

İbni Kesir

Hor görülmüş olan kavmi de, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbının İsrailoğullarına vukü bulan güzel sözü de onların sabretmelerinden dolayı yerini buldu. Firavun'un da, kavminin de yapmakta ve yükselmekte oldukları şeyleri harab ettik.

Mehmet Okuyan

Zayıf düşürülmüş olan o toplumu (İsrailoğullarını), bereketli kıldığımız yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kılmıştık. Sabırlarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerine gelmişti. Firavun ve kavminin yaptıkları (eserleri)ni ve yükselttikleri (çardak ve binaları)nı yerle bir etmiştik.

Muhammed Esed

(Vaktiyle) hor görülen/güçsüz bırakılan insanları ise kutlu kıldığımız ülkenin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Ve Rabbinizin İsrailoğullarına verdiği söz, onların darlıkta gösterdikleri sabrın karşılığı olarak (işte böylece) gerçekleşmiş oldu; Firavun ve halkının özenle işlediklerini, yapıp yükselttiklerini ise, hepsini, hepsini yerle bir ettik.

Mustafa İslamoğlu

Vaktiyle hor görülüp ezilen insanları, toprağını bereketli kıldığımız ülkenin en doğusundan en batısına kadar tamamına hakim kıldık. Ve Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel (bir gelecek) vaadi, onların sabırlarına karşılık (işte böyle) gerçekleşti. Firavun ve avanesinin yapıp yücelttikleri kibir uygarlığını tarihe gömdük.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve zayıf, hakîr görülen o kavmini, kendisinde feyz ve bereket vücuda getirmiş olduğumuz yerin şark cihetlerine ve garp taraflarına varis kıldık. Ve Rabbinin güzel kelimesi İsrailoğulları üzerine sabreder oldukları sebebiyle tamam oldu. Ve Fir'avun ve kavminin yapmakta oldukları şeyleri ve yükseltmekte oldukları binaları tamamen helâk ettik.

Ömer Öngüt

Hor görülüp hırpalanan o kavmi de, mübarek kıldığımız yerin doğularına ve batılarına mirasçı yaptık. Sabretmelerine karşılık, Rabbinin İsrâiloğullarına verdiği güzel söz yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmakta ve yükseltmekte oldukları şeyleri yıkıp yok ettik.

Suat Yıldırım

Horlanan, ezilen milleti de, bereketlerle donattığımız o ülkenin doğularına ve batılarına (yani tamamına) vâris kıldık. Böylece sabretmelerine mükâfat olarak İsrail oğullarına, senin Rabbinin yaptığı güzel vaad tamamen gerçekleşti. Firavun ile kavminin yaptıkları binaları ve yetiştirdikleri bahçeleri ise imha ettik.

Süleyman Ateş

Hor görülüp ezilmekte olan milleti de içini bereketlerle donattığımız yerin, doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrail oğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden tam yerine geldi. Fir'avn'ın ve kavminin yapageldiği şeyleri ve yükseltmekte oldukları sarayları (ve bahçeleri) de yıktık.

Süleymaniye Vakfı

Ezilmiş olan halkı ise bereketli kıldığımız o toprakların doğusunun da batısının da sahibi kıldık. Sabırlı olmalarına /duruşlarını bozmamalarına karşılık Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun'un ve halkının ustaca yaptıkları ve yükseltmiş oldukları her şeyi de yerle bir ettik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bereketlerle doldurduğumuz o toprakların doğusunu ve batısını da ezmeye çalıştıkları halka verdik. Sabır göstermeleri sebebiyle Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz böylece yerine gelmiş oldu. Firavun'un ve halkının yaptıkları işleri ve yükselttikleri bütün değerleri de yerle bir ettik.

Şaban Piriş

Yeryüzünün bereketli kıldığımız doğusunda ve batısında güçsüzleştirilmiş bir toplumu onlara varis kıldık. İsrailoğulları'nın sabretmelerine karşılık olarak Rabbinin hükmü en iyi şekilde yerine geldi. Firavun ve kavminin yapmış olduğu şeyleri mahvettik (sanki) hükümranlık yapmamışlardı.

Tefhim-ul Kuran

Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi) . Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.

Ümit Şimşek

Horlanan kavmi ise, bereket verdiğimiz toprakların doğusuna ve batısına vâris kıldık. Böylece, sabretmelerine karşılık, Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz yerini bulmuş oldu. Firavun ve kavminin işledikleri sanatlar ile yükselttikleri binaları ve bahçeleri de yerle bir ettik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa ilə olan zəif qövmü isə yer üzünün xeyir-bərəkət verdiyimiz şərq və qərb bölgələrinə varislər təyin etdik. Səbir etdiklərinə görə Rəbbinin İsrail oğulları barəsindəki gözəl Sözü yerinə yetdi. Biz Firon və onun xalqının qurduqlarını və tikib ucaltdıqlarını darmadağın etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Zəif (həşr) görünən o tayfanı (İsrail oğullarını) yer üzünün daim xeyir-bərəkət verdiyiniz şərq tərəflərinə (Şam diyarına) varis etdik. (Müsibətlərə, fəlakətlərə) səbr etdiklərinə görə Rəbbinin İsrail övladına verdiyi gözəl sözlər (vəʼdlər) tam yerinə yetdi. Firʼonun və onun camaatının qurduqları (imarətləri) və ucaltdıqlarını (qəsrləri, kaşanələri) isə viran qoyduq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir gaben dem Volk, das unterdrückt worden war, das Land, das Wir gesegnet hatten, vom Osten bis zum Westen als Erbe. Das erhabene Wort deines Herrn erfüllte sich für die Kinder Israels, weil sie in der Not geduldig waren. Und Wir zerstörten, was Pharao und sein Volk fest gebaut und an Spalieren hochgezogen hatten.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir gaben dem Volk, das unterdrückt worden war, zum Erbe die östlichen und die westlichen (Gegenden) des Landes, das Wir gesegnet haben. Und das schönste Wort deines Herrn erfüllte sich an den Kindern Israʹils dafür, daß sie standhaft waren. Und Wir zerstörten, was Firʹaun und sein Volk zu machen und was sie zu errichten pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir gaben dem Volk, das als schwach galt, die östlichen Teile des Landes zum Erbe und dazu die westlichen Teile, die Wir gesegnet hatten. Und das gnadenvolle Wort deines Herrn wurde damit an den Kindern Israels erfüllt, weil sie geduldig waren; und Wir zerstörten alles, was Pharao und sein Volk geschaffen und was sie an hohen Bauten erbaut hatten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen diejenigen Leute, die unterdrückt wurden, erben das Östliche und das Westliche des Landes, das WIR mit Baraka erfüllt haben. Und das gute Versprechen deines HERRN für die Kinder Israils wurde vollständig eingelöst als Belohnung für die Geduld, die sie aufbrachten. Und WIR vernichteten das, was Pharao und seine Leute bewerkstelligten, und das, was sie an Bauten errichteten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And by divine grant did We bring those oppressed, into possession of the eastern and western parts of the land We had blessed*, and thus has the good word of Allah, your Creator, answered the purpose, and complied with the conditions of Bani Israel for their patience and endurance. And We ruined and buried all that Pharaoh and his people had erected of splendid structures and all that they laid as means or support.

Abdul Haleem

and We made those who had been oppressed succeed to both the east and the west of the land that We had blessed. Your Lord’s good promise to the Children of Israel was fulfilled, because of their patience, and We destroyed what Pharaoh and his people were making and what they were building.

Abdullah Yusuf Ali

And We made a people, considered weak (and of no account), inheritors of lands in both east and west, - lands whereon We sent down Our blessings. The fair promise of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We levelled to the ground the great works and fine buildings which Pharaoh and his people erected (with such pride).

Abul A'la Maududi

And We made those who had been persecuted inherit the eastern and western lands which We had blessed. Thus your Lord's gracious promise was fulfilled to the Children of Israel, for they had endured with patience; and We destroyed all that Pharaoh and his people had wrought, and all that they had built.

Aisha Bewley

And We bequeathed to the people who had been oppressed the easternmost part of the land We had blessed, and its westernmost part as well. The most excellent Word of your Lord was fulfilled for the tribe of Israel on account of their steadfastness. And We utterly destroyed what Pharaoh and his people made and the buildings they constructed.

Al-Hilali & Khan

And We made the people who were considered weak to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof which We have blessed. And the fair Word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel, because of their endurance. And We destroyed completely all the great works and buildings which Fir‘aun (Pharaoh) and his people erected.

Ali Quli Qarai

We made the people who were abased the heirs to the east and west of the land which We had blessed, and your Lord’s best word [of promise] was fulfilled for the Children of Israel because of their patience, and We destroyed what Pharaoh and his people had built and what they used to erect.

Amatul Rahman Omar

And We made the people who were deemed weak (and were oppressed) inherit the eastern and western parts of the (promised) land which We had blessed. Thus was fulfilled the most gracious word of your Lord in favour of the Children of Israel, for they had patiently persevered; and We annihilated all that Pharaoh and his people had wrought and what they had erected.

Arthur John Arberry

And We bequeathed upon the people that were abased all the east and the west of the land We had blessed; and perfectly was fulfilled the most fair word of thy Lord upon the Children of Israel, for that they endured patiently; and We destroyed utterly the works of Pharaoh and his people, and what they had been building.

Bijan Moeinian

After this I made those who had been oppressed (the Israelites) the inheritors of the east and the west part of the blessed land (Palestine. ) Thus your Lord fulfilled His Promise to them as they had shown the patience. As to Pharaoh and his people, I ruined what they had accomplished and their high rises.

E. Henry Palmer

And we gave as an inheritance unto the people who had been weak, the eastern quarters of the earth and the western quarters thereof, which we had blest; and the good word of thy Lord was fulfilled on the children of Israel, for that they were patient; and we destroyed that which Pharaoh and his people had made and that which they had piled.

Edip-Layth

We let the people who were oppressed inherit the east and the west of the land which We have blessed, and good word of your Lord was completed towards the Children of Israel. For they were patient, and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

George Sale

And We caused the people who were considered weak to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof, which We blessed. And the gracious word of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel because they were steadfast; and We utterly destroyed all that Pharaoh and his people has built and all that they had erected.

Hamid S. Aziz

And We gave unto a people, despised and weak, an inheritance, lands in both east and west, lands which We had blessed. And the good promise of your Lord was fulfiled on the children of Israel, because they were patient and constant. And We utterly destroyed all the works which Pharaoh and his people had done and that which they had devised.

Mahmoud Ghali

And We caused the people that were deemed weak to inherit the eastern parts of the earth and the western parts, which We had blessed, and the Fairest Word of your Lord was perfectly (fulfilled) upon the Seeds of for whatever they (endured) patiently; and We destroyed whatever Firaawn (pharaoh) used to work, (i. e., make) and his people, and what they used to trellis. (Literally: to trellis. Understood here to mean build as thrones, palaces and towers).

Marmaduke Pickthall

And We caused the folk who were despised to inherit the eastern parts of the land and the western parts thereof which We had blessed. And the fair word of thy Lord was fulfilled for the Children of Israel because of their endurance; and We annihilated (all) that Pharaoh and his folk had done and that they had contrived.

Mohamed Ahmed - Samira

We then made the people who were weak (and oppressed) successors of the land to the East and the West which We had blessed. Thus the fair promise of your Lord to the children of Israel was fulfilled, for they were patient in adversity; and whatsoever the Pharaoh and his people had fashioned, and the structures they had raised, were destroyed.

Muhammad Asad

whereas unto the people who [in the past] had been deemed utterly low, We gave as their heritage the eastern and western parts of the land that We had blessed. And [thus] thy Sustainer's good promise unto the children of Israel was fulfilled in result of their patience in adversity; whereas We utterly destroyed all that Pharaoh and his people had wrought, and all that they had built.

Mustafa Khattab

And ˹so˺ We made the oppressed people successors of the eastern and western lands, which We had showered with blessings. ˹In this way˺ the noble Word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel for what they had endured. And We destroyed what Pharaoh and his people constructed and what they established.

Progressive Muslims

And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed in it. And the good word of your Lord was complete towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

Sahih International

And We caused the people who had been oppressed to inherit the eastern regions of the land and the western ones, which We had blessed. And the good word of your Lord was fulfilled for the Children of Israel because of what they had patiently endured. And We destroyed [all] that Pharaoh and his people were producing and what they had been building.

Sam Gerrans

And We caused the people who were despised to inherit the east of the land and its west which We had blessed. And the most fair word of thy Lord was fulfilled to the children of Israel because they were patient; and We annihilated what Pharaoh and his people wrought and what they built.

Shabbir Ahmed

We made the oppressed people inherit the east and the west of the land that We had blessed with abundant provision. The Commands of your Lord were fulfilled for the Children of Israel to reward them for their steadfastness. Pharaoh and his people eventually met destruction for violating Our Laws. And We mingled with dust, the great works and fine buildings, temples, palaces, tombs, statues and stately structures of all kinds that Pharaoh and his people had built with so much skill and pride. (The Children of Israel later inherited a sizeable and highly prosperous kingdom including Syria and Palestine under David and Solomon).

Syed Vickar Ahamed

And We (still) made a people, who were thought as being rather weak, the inheritors of lands in both East and West— Those lands in which, We sent Our blessings. The holy promise of your Lord was fulfilled for the Children of Israel, because they had patience and constancy, and We brought down to the ground the great works and fine buildings that Firon (Pharaoh) and his people had erected (in their pride).

Taqi Usmani

We caused those people who were deemed to be weak (the Israelites) to inherit the East and West of the land that We had blessed. And the sublime word of your Lord was fulfilled for the children of Isrā’īl, because they stood patient; and We destroyed what Pharaoh and his people used to build and what they used to raise high.

The Monotheist Group

And We let the people who were weak inherit the east of the land and the west of it which We have blessed. And the good word of your Lord was completed towards the Children of Israel for their patience; and We destroyed what Pharaoh and his people were doing, and what they contrived.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et les gens qui étaient opprimés, Nous les avons fait hériter les contrées orientales et occidentales de la terre que Nous avons bénies. Et la très belle promesse de ton Seigneur sur les enfants dʹIsraël sʹaccomplit pour prix de leur endurance. Et Nous avons détruit ce que faisaient Pharaon et son peuple, ainsi que ce quʹils construisaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me ew qewmê ku hatibûn belengazkirin kirin mîratxwarê rojava û rojhilata erda bi xêr û bêr û bi sebûnet sebra wan, gotina Xwedê ya herî qenc hate cih. Me, ya ku Firewn û qewmê wî ava dikirin û baxçeyên ku çêdikirin herifand.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij lieten het volk dat onderdrukt was geweest het oosten en het westen beërven van het land dat Wij gezegend hadden. Zo werd het mooiste woord van jouw Heer vervuld aan de Israëlieten, omdat zij geduldig volhardden, maar Wij vernietigden wat Firʹaun en zijn volk gemaakt hadden en wat zij (als gebouwen) hadden opgetrokken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij deden het zwakke volk de oostelijke en westelijke streken der aarde erven, welke wij met vruchtbaarheid zegenden, en het genadige woord van uwen Heer in de kinderen Israël vervuld, omdat zij met geduld hadden geleden, en wij verwoestten de werken, welke Pharao en zijn volk hadden gemaakt, en datgene wat zij hadden opgericht.

Hollandaca — Siregar

En aan het volk dat onderdrukt was geweest, deden Wij gebieden ten Oosten en ten Westen van het land erven, die Wij zegenden. En het mooie Woord van jouw Heer werd bewaarheid voor de Kinderen van Israël omdat zij geduldig waren geweest. En Wij verwoestten wat Firʹaun en zijn volk hadden gemaakt en wat zij plachten te bouwen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И дали Мы в наследие людям, которые были угнетенными [потомкам Исраила], востоки и запады (той) земли, в которую Мы ниспослали благодать [восточные и западные части Палестины]. И исполнилось благое слово твоего Господа над потомками Исраила за то, что они терпели! И разрушили Мы то, что строил Фараон и его народ и что они воздвигали!

Rusça — Osmanov

Мы даровали в наследие тем, которые были до того в небрежении, края восточные и западные на земле. Благословили Мы эту землю, и сбылось слово прекрасное Господа твоего, данное сынам Исраила за то, что они были терпеливы. Мы искоренили то, что вершил Фирʹаун и его люди, и разрушили то, что они воздвигали.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men det folk som varit förödmjukat och föraktat gjorde Vi till arvingar till det land som Vi välsignat, dess östra såväl som dess västra delar. Så uppfylldes din Herres nådiga löfte till Israels barn (om belöning) för deras uthållighet; och Vi lade i ruiner allt vad Farao och hans folk hade byggt upp och ödelade deras odlingar.