İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُوًّا شَيَاطِينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

ve ke ƶālike ceǎlnā li kulli nebiyyin ǎduvven şeyāTīne l-insi ve l-cinni yūHī beǎ'Duhum ilā beǎ'Din zuḣrufe l-ḳavli ğurūran ve lev şā'e rabbuke mā feǎlūhu fe ƶerhum ve mā yefterūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böylece
2جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakbiz yaptık
3لِكُلِّli kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
4نَبِيٍّnebiyyinن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberbir nebi
5عَدُوًّاǎduvvenع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmekdüşman
6شَيَاطِينَşeyāTīneش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüşeytanlarını
7الْاِنْسِl-insiا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insan
8وَالْجِنِّve l-cinniج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkve cin
9يُوحِيyūHīو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.fısıldarlar
10بَعْضُهُمْbeǎ'Duhumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbir kısmı
11اِلٰىilā
12بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazdiğerlerine
13زُخْرُفَzuḣrufeز خ ر فBir şeyi süsleme/dekore etme/bezeme/donatma, sahte bir renkle süslenmiş veya cilalanmış herhangi bir şey, yalanlar, konuşmayı tahrif etme/bozma.yaldızlı
14الْقَوْلِl-ḳavliق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesözler
15غُرُورًاğurūranغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işleraldatmak için
16وَلَوْve levve eğer
17شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
18رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
19مَا
20فَعَلُوهُfeǎlūhuف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumonu yapamazlardı
21فَذَرْهُمْfe ƶerhumو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekartık onları baş başa bırak
22وَمَاve māşeylerle
23يَفْتَرُونَyefterūneف ر يKesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak.uydurdukları

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin Şeytanlarını düşman ettik; bâzısı, bâzısına yaldızlı sözler söyleyerek aldatır. Rabbin dileseydi yapamazlardı bunu, onları da bırak, iftirâlarını da.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte biz, böylece her peygambere insan ve cin Şeytanlarını düşman ettik; bâzısı, bâzısına yaldızlı sözler söyleyerek aldatır. Rabbin dileseydi yapamazlardı bunu, onları da bırak, iftirâlarını da.

Adem Uğur

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

Ahmed Hulusi

Böylece her Nebiye (ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine) insan şeytanlarını (kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları) ve cin şeytanlarını düşman kıldık. . . Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. . . Artık bırak onları iftiraları ile baş başa!

Ahmet Tekin

Ey peygamber, senin karşına kıyasıya mücadele eden düşmanlar çıkardığımız gibi, biz her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlarını düşman haline getirdik. Bunlar, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözlerle vesvese verirler. Eğer Rabbinin sünneti düzeninin yasaları içinde iradesinin tecellisine uygun olsaydı onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

Ahmet Varol

Bu şekilde her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. Onlar aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak.

Ali Bulaç

Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.

Ali Fikri Yavuz

Böylece biz her Peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. O şeytanlar, aldatmak için birbirlerine lâfın yaldızlısını telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde, onları, uydurmakta oldukları yalanlarıyla başbaşa bırak.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşmanlar yaptık. Aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Oysa Efendin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık, onlara ve karalamalarına aldırış etme.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

Bekir Sadak

(112-11) 3 Aldatmak icin birbirlerine cazip sozler fisildayan cin ve insan seytanlarini her peygambere dusman yaptik. Bu seytanlar ahirete inanmayanlarin kalblerinin o sozlere yonelmesi, ondan hosnut olmasi ve kendilerinin isledikleri suclari islemeleri icin byle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardÙ, sen onlarÙ iftiralarÙ ile ba_ba_a bÙrak.

Celal Yıldırım

İşte bunun gibi her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onları da, iftira edip durdukları şeyleri de (başbaşa) bırak.

Diyanet İşleri

İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Diyanet İşleri (eski)

(112-113) Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;

Diyanet Vakfi

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını düşman etmişizdir; bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile başbaşa bırak!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve böyle biz her peygambere ins-ü cinn şeytanlarını düşman kılmışızdır, bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını telkın eder dururlar, eğer rabbın dilese idi bunu yapmazlardı, o halde bırak şunları uydurdukları hurafat ile haşrolsunlar

Erhan Aktaş

Böylece her Nebi'ye ins ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece her nebiye ins ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece her nebiye ins ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Fizilal-il Kuran

Böylece biz insandan ve cinden şeytanları her peygambere düşman kıldık. Bunlar birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söylerler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Onları asılsız uydurmalarıyla başbaşa bırak.

Gültekin Onan

Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yap(a)mazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.

Hamdi Döndüren

İşte böylece her bir peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlar birbirlerine, aldatmak kastıyla yaldızlı sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi, onlar bu işi yapmazlardı. Onları da, uydurdukları yalanlarla baş başa bırak.

Hasan Basri Çantay

Biz, (sana yapdığımız gibi) her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz (ler ve vesveseler) telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu (bu telkıyni) yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber (baş başa) bırak.

Hasib Asutay

Böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar) aldatmak için birbirine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi onu da yapmazlardı. (Resulüm!) Artık onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

Hayrat Neşriyat

Ve böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık; (bunlar)aldatmak için birbirlerine (bâtıl) sözün yaldızlısını fısıldarlar. Hâlbuki Rabbin dileseydi onu(aslâ) yapamazlardı; öyleyse onları ve uydurmakta oldukları şeyleri bırak!

İbni Kesir

İşte böylece Biz, her peygambere insan ve cinn şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak için cazip sözler fısıldarlar. Eğer Rabbın dileseydi; bunu yapamazlardı. Öyleyse onları iftiraları ile başbaşa bırak.

Mehmet Okuyan

Böylece (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyeden (fısıldayan) insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak!

Muhammed Esed

Ve işte böylece, biz, hem insanlar hem de görünmez varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı/parlak yarı hakikatleri birbirine fısıldayan şeytani güçleri peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dilemedikçe onlar bunu yapamazlardı: o halde, onlardan ve onların mesnetsiz hayallerinden uzak durun!

Mustafa İslamoğlu

Ve böylece Biz, görünür-görünmez şeytanları her peygambere düşman kıldık. Onlar aldatmak amacıyla birbirlerine yaldızlı yalanları telkin ediyorlar. Ama eğer Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı: o halde onlardan da, uyduruk teorilerinden de uzak dur!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve böyle her peygamber için insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Onların bazısı bazısına, aldatmak için sözün yaldızlısını telkin eder. Ve eğer Rabbin dilemiş olsaydı onu yapmazlardı, artık onları ve iftira eder oldukları şeyleri bırak.

Ömer Öngüt

Biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak!

Suat Yıldırım

Böylece biz her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için birtakım yaldızlı sözler fısıldayıp telkin ederler. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde onları, düzmekte oldukları yalanlarıyla baş başa bırak!

Süleyman Ateş

Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.

Süleymaniye Vakfı

İşte böyle. Her nebiye, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Şeytanlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Tercihi (onlara bırakmasa da) Rabbin yapsa bunu yapamazlar. Sen onları iftiralarıyla baş başa bırak.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Her nebiye insan ve cin şeytanlarından, tıpkı bunlar gibi düşmanlar oluşturmuşuzdur. Bu, yaldızlı sözler fısıldayarak (yanlışlar içindeki o kimselerin) birbirlerini aldatmaları içindir. Rabbinin tercihi farklı olsaydı (zorlayıcı bir düzen kursaydı) bunu yapamazlardı. Onları uydurduklarıyla baş başa bırak.

Şaban Piriş

Böylece, Biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

Tefhim-ul Kuran

Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatma için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.

Ümit Şimşek

Her peygambere insan ve cin şeytanlarını Biz böylece düşman ettik ki, bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler ilham ederler. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı; onun için sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləliklə, Biz hər bir peyğəmbər üçün insanlar və cinlərdən olan şeytanlarından düşmənlər müəyyən etdik. Bunlar aldatmaq məqsədilə bir-birlərinə təmtəraqlı sözlər təlqin edirlər. Əgər Rəbbin istəsəydi, onlar bunu etməzdilər. Onları uydurduqları şeylərlə birlikdə tərk et.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Beləcə, Biz hər peyğəmbər üçün insan və cin şeytanlarından düşmənlər yaratdıq. Onlar (biri digərini) aldatmaq məqsədilə bir-birinə təmtəraqlı (zahirən gözəl, daxilən çirkin) sözlər təlqin edərlər. Əgər Rəbbin istəsəydi, onlar bunu etməzdilər. Onları uydurduqları yalanlarla birlikdə boşla getsinlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben für jeden Propheten Feinde bestimmt, Satane aus den Reihen von Menschen und Dschinn, die einander durch geschmücktes Gerede in hochmütiger Absicht inspirieren; wenn Gott gewollt hätte, hätten sie das nicht getan, aber Er läßt das zu, um die wahrhaft Gläubigen zu prüfen. Wende dich von ihnen und ihren Irrereden ab!

Almanca — Der Edle Quran

Und so haben Wir jedem Propheten Feinde bestimmt: die Satane der Menschen und der Ginn, von denen die einen den anderen prunkende Worte eingeben in Trug und wenn dein Herr gewollt hätte, hätten sie es nicht getan; so lasse sie (stehen) mit dem, was sie an Lügen ersinnen -,

Almanca — M. A. Rassoul

Und so hatten Wir für jeden Propheten Feinde bestimmt: die Satane der Menschen und der Ginn. Sie geben einander zum Trug prunkende Rede ein und hätte es dein Herr gewollt, hätten sie es nicht getan; so überlaß sie sich selbst mit dem, was sie erdichten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solcherart haben WIR jedem Gesandten einen Feind bestimmt - die Satane der Menschen und der Dschinn, die einen von ihnen geben den anderen schön erscheinendes Gerede als Täuschung ein. Und hätte dein HERR es gewollt, 1 hätten sie es nicht getan. Also laß ab von ihnen und von dem, was sie erlügen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus did We apply to every Prophet enemies characterized with Satanic attributes among both mankind and the Jinn who actuate each other with the feeling of confidence pertaining to fair-spoken discourse with implication of deceit. Had Allah willed they would never have dwelled on such settled behaviour as representative of feeling or opinion nor lingered round it. Therefore, let them sink under the vexations of their thoughtless minds and befool the minds and judgement of the people so as to cause what is false to be accepted as true.

Abdul Haleem

In the same way We assigned to each prophet an enemy, evil humans and evil jinn. They suggest alluring words to one another in order to deceive- if it had been your Lord’s will, [Prophet], they would not have done this: leave them to their inventions-

Abdullah Yusuf Ali

Likewise did We make for every Messenger an enemy,- evil ones among men and jinns, inspiring each other with flowery discourses by way of deception. If thy Lord had so planned, they would not have done it: so leave them and their inventions alone.

Abul A'la Maududi

And so it is that against every Prophet We have set up the evil ones from among men and jinn, some of them inspire others with specious speech only by way of. delusion. Had it been your Lord's will, they would not have done it. Leave them alone to fabricate what they will.

Aisha Bewley

In this way We have appointed as enemies to every Prophet shaytans from both mankind and from the jinn, who inspire each other with delusions by means of specious words – if your Lord had willed, they would not have done it, so abandon them and all they fabricate –

Al-Hilali & Khan

And so We have appointed for every Prophet enemies - Shayâtîn (devils) among mankind and jinn, inspiring one another with adorned speech as a delusion (or by way of deception). If your Lord had so willed, they would not have done it; so leave them alone with their fabrications. (Tafsîr Qurtubi)

Ali Quli Qarai

That is how for every prophet We appointed as enemy the devils from among humans and jinn, who inspire each other with flashy words, deceptively. Had your Lord wished, they would not have done it. So leave them with what they fabricate,

Amatul Rahman Omar

And in the same manner have We made the evil ones from among (ordinary) human beings and the jinns enemies to every prophet; some of them suggest one to another gilded speech to beguile (them). Had your Lord (enforced) His will, they would not have done so; so leave them alone with what they forge;

Arthur John Arberry

So We have appointed to every Prophet an enemy -- Satans of men and jinn, revealing tawdry speech to each other, all as a delusion; yet, had thy Lord willed, they would never have done it. So leave them to their forging,

Bijan Moeinian

Thus, I have appointed for every prophet, men and Jinns (extra-terrestrials) of evil nature to oppose them. They glorify the vain desires to mislead the people. If God had willed, they would not have done it. Therefore, leave them do their "job".

E. Henry Palmer

So have we made for every prophet an enemy, - devils of men and ginns; some of them inspire others with specious speech to lead astray; but had thy Lord pleased they would not have done it; so leave them with what they do devise.

Edip-Layth

We have permitted the enemies of every prophet, human and Jinn devils, to inspire in each other fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.

George Sale

Thus have We appointed unto every prophet an enemy; the devils of men, and of genii: Who privately suggest the one to the other specious discourses to deceive; but if thy Lord pleased, they would not have done it. Therefore leave them, and that which they have falsely imagined;

Hamid S. Aziz

So have We appointed for every Prophet an enemy - devils of men and Jinns; who inspire each other with seductive, deceptive speech which leads astray; but had your Lord willed they would not have done so. So leave them with what they do devise.

Mahmoud Ghali

And thus We have made to every Prophet an enemy: Shayatîn All-vicious (ones), i. e., devils) of humankind and jinn, revealing fanciful (Literally: decorated) speech to each other, (all) as delusion. And if your Lord had (so) decided, in no way would they have performed it. So leave them out to whatever they fabricate.

Marmaduke Pickthall

Thus have We appointed unto every prophet an adversary - devils of humankind and jinn who inspire in one another plausible discourse through guile. If thy Lord willed, they would not do so; so leave them alone with their devising;

Mohamed Ahmed - Samira

That is how We have made for each apostle opponents, the satans among men and jinns, who inspire one another with deceitful talk. But if your Lord had willed they would not have done so. Pay no attention to them and to what they fabricate.

Muhammad Asad

AND THUS it is that against every prophet We have set up as enemies the evil forces from among humans as well as from among invisible beings that whisper unto one another glittering half-truths meant to delude the mind But they could not do this unless thy Sustainer had so willed: stand, therefore, aloof from them and from all their false imagery!

Mustafa Khattab

And so We have made for every prophet enemies—devilish humans and jinn—whispering to one another with elegant words of deception. Had it been your Lord’s Will, they would not have done such a thing. So leave them and their deceit,

Progressive Muslims

We have permitted the enemies of every prophet, human and Jinn devils, to inspire in each other with fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.

Sahih International

And thus We have made for every prophet an enemy - devils from mankind and jinn, inspiring to one another decorative speech in delusion. But if your Lord had willed, they would not have done it, so leave them and that which they invent.

Sam Gerrans

And thus have We appointed for every prophet an enemy — satans of servi and domini — instructing one another in the decoration of speech as delusion, (and had thy Lord willed, they would not have done it; so leave thou them and what they fabricate)

Shabbir Ahmed

Thus We have appointed to every Prophet enemies. The rebellious among the urban and the rural populations rose in opposition, (since the Message struck at their vested interests). They plotted and inspired each other with fancy words. If your Lord willed, they won't do that. (But, challenges come your way only to expand your personalities (2:286)). (O Prophet) Leave them alone with their fabrications.

Syed Vickar Ahamed

In this way, for every messenger, We did make an enemy— Satans' among men and jinns', confusing each other with flowery talk, with lies that mislead. If your Lord had so willed, they would not have done it: So leave them and their inventions alone.

Taqi Usmani

So it is that, for every prophet, We have set up enemies,-the devils of mankind and jinn-who seduce one another with alluring rhetoric in order to deceive-Had Allah willed, they would have not done it. So, leave them alone with what they forge-

The Monotheist Group

And as such, We have permitted the enemies of every prophet mankind and Jinn devils to inspire each other with fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi, à chaque prophète avons-Nous assigné un ennemi: des diables dʹentre les hommes et les djinns, qui sʹinspirent trompeusement les uns aux autres des paroles enjolivées. Si ton Seigneur avait voulu, ils ne lʹauraient pas fait; laisse-les donc avec ce quʹils inventent.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zo hebben Wij voor iedere profeet een vijand gemaakt; satans van de mensen en de djinn van wie de een de ander mooilijkende praat influistert om te begoochelen -- en als jouw Heer gewild had, hadden zij het niet gedaan; laat hen toch met wat zij verzinnen --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo hebben wij voor iederen profeet een vijand doen ontstaan; de verleiders van menschen en geniussen, die elkander afzonderlijk klinkende gesprekken inbliezen, om te verblinden; maar indien het God had behaagd, zouden zij het niet hebben gedaan. Verlaat hen dus, en ook datgene, wat zij valschelijk hebben uitgedacht.

Hollandaca — Siregar

En zo hebben Wij voor iedere Profeet een vijand gemaakt; Satans van onder de mensen en de Djinnʹs, zij fluisteren elkaar fraaie woorden in om (de mensen) te misleiden. En als jouw Heer het gewild had, dan zouden zij het niet hebben gedaan, laat hen daarom en wat zij verzinnen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И так [как Мы сделали этих многобожников твоими врагами, о Мухаммад] Мы каждому пророку сделали врагов – шайтанов из людей и джиннов (поэтому проявляй терпение, как терпели прежние пророки) (чтобы обрести великую награду от Аллаха). Одни из них [из тех шайтанов] внушают другим украшенную (ложью) речь обольщая [обманывая] (слушающего) (чтобы сбить его с Истинного пути). А если бы пожелал Господь твой, они [шайтаны] этого не делали бы (но однако это происходит как испытание от Аллаха). Оставь же их и то, что они измышляют (так как Аллах достаточен для тебя как помощник против их козней)!

Rusça — Osmanov

И вот назначили Мы каждому пророку врагов-шайтанов - из числа людей и джиннов. Одни из них обращаются к другим с красивыми речами, обольщая [друг друга]. Если бы Господь твой захотел, они не стали бы так поступать. Так отвернись от них и не слушай их измышлений,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SÅ HAR Vi också låtit varje profet mötas av fiendskap från de onda krafterna bland människor och osynliga väsen, som viskar fagra ord i varandras öron för att förvirra och vilseleda. Hade det varit din Herres vilja skulle de inte ha gjort detta; låt dem därför hållas med sina påfund!