(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَاهَامَانُ ابْنِ لِي صَرْحًا لَعَلِّي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَ اَسْبَابَ السَّمٰوَاتِ فَاَطَّلِعَ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنِّي لَاَظُنُّهُ كَاذِبًا وَكَذٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوءُ عَمَلِهِ وَصُدَّ عَنِ السَّبِيلِ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ اِلَّا فِي تَبَابٍ

ve ḳāle fir'ǎvnu yā hāmānu bni lī SarHen leǎllī ebluğu l-esbābe / esbābe s-semāvāti fe eTTaliǎ ilā ilāhi mūsā ve innī le eZunnuhu kāƶiben ve ke ƶālike zuyyine li fir'ǎvne sū'u ǎmelihi ve Sudde ǎni s-sebīli ve mā keydu fir'ǎvne illā fī tebābin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2فِرْعَوْنُfir'ǎvnuفرعونFir'avn
3يَاهَامَانُyā hāmānuياهامانEY/HEY/AH Hâmân
4ابْنِbniب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileyap
5لِيbana
6صَرْحًاSarHenص ر حAçığa çıkarmak, açıklamak, netleştirmek. Saray, yüksek kule, yüce yapı, kale.yüksek bir kule
7لَعَلِّيleǎllībelki
8اَبْلُغُebluğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişirim
9الْاَسْبَابَl-esbābeس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araçsebeplere
1اَسْبَابَesbābeس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araçsebeplerine
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
3فَاَطَّلِعَfe eTTaliǎط ل عYükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).böylece bakayım
4اِلٰٓىilā
5اِلٰهِilāhiا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahına
6مُوسٰىmūsāموسىMusâ'nın
7وَاِنِّيve innīçünkü ben
8لَاَظُنُّهُle eZunnuhuظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.onu sanıyorum
9كَاذِبًاkāƶibenك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalancıdır
10وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böylece
11زُيِّنَzuyyineز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süslü gösterildi
12لِفِرْعَوْنَli fir'ǎvneلفرعونFir'avn'a
13سُوءُsū'uس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
14عَمَلِهِǎmelihiع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişi
15وَصُدَّve Suddeص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.ve çıkarıldı
16عَنِǎni
17السَّبِيلِs-sebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyoldan
18وَمَاve māve değildi
19كَيْدُkeyduك ي دÜzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice yapmak, aldatmak/kandırmak/atlatmak, kaçınma/kaçma yolları, kusmak, ateş püskürtmek, adet görmek, ruhunu teslim etmek.tuzağı
20فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn'ın
21اِلَّاillābaşka
22فِي
23تَبَابٍtebābinت ب بKayıp/zarar görmek, azalmak, yenik/ezilmiş/kaybolmuş olmak, yaşlanmak, yok olmak, çöküş, ölüm, zayıflamış/bozulmuş olmak, kesmek, kısaltmak, mahkum olmak, yıkım/kayıp/mahvolma.hüsrandan

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Göklerin kapılarına ve derken Mûsâ'nın mâbûdunu anlamış olurum ve gerçekten de sanıyorum ki o, yalancı ve Firavun'a, kötü işi, böyle bezendi de böyle çıkarıldı yoldan ve Firavun'un düzeni, ancak ziyana uğradı, boşa çıktı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Göklerin kapılarına ve derken Mûsâʼnın mâbûdunu anlamış olurum ve gerçekten de sanıyorum ki o, yalancı ve Firavunʼa, kötü işi, böyle bezendi de böyle çıkarıldı yoldan ve Firavunʼun düzeni, ancak ziyana uğradı, boşa çıktı.

Adem Uğur

"Göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum," dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Ahmed Hulusi

"Semaların sebeplerine. . . Bu sayede Musa'nın tanrısını anlayabilirim! Kesinlikle Onun yalancı olduğunu düşünüyorum!". . . Böylece Firavun'a yaptığı işin kötülüğü süslendirildi ve (hakikatine giden) yoldan engellendi. . . Firavun'un yöntemi hüsrandan başka bir şey sağlamadı!

Ahmet Tekin

'Göklere götüren yollara, imkânlara ulaşabilirim de, Mûsâ’nın tanrısını görürüm, ne olduğunu anlarım. Doğrusu ben onu yalancı sanıyorum.' dedi. Böylece Firavun’a, bilinçli olarak yaptığı kötü işi süslenerek güzel gösterildi. Doğru yoldan alıkonuldu. Firavun’un iler-tutar yanı olmayan planı tamamen boşa çıktı.

Ahmet Varol

Göklerin yollarına. Böylece Musa'nın ilâhına çıkarım. Çünkü ben onu yalancı sanıyorum.' İşte bu şekilde Firavun'a kötü işi süslü gösterildi ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un tuzağı muhakkak boşa çıkacaktı.

Ali Bulaç

"Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum." İşte Firavun'a, kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.

Ali Fikri Yavuz

Göklerin yollarına (ulaşırım) da Mûsa’nın İlâh’ına bakarım. Muhakkak ben, onu, yalancı sanıyorum.” İşte bu şekilde Firavun’a kötü ameli süslü gösterildi de, doğru yoldan çıkarıldı. Firavun’un hilesi ancak helâk olmağa mahkûmdur.

Ali Rıza Safa

"Göklerin yollarına. Böylece, Musa'nın Tanrısına ulaşırım. Zaten aslında, Onun yalancı olduğundan kuşkum yok!" Ve işte böylece, yaptığı kötülükler Firavun'a çekici gösterildi ve yoldan çıkarıldı. Firavun'un tasarladıkları, yıkıma uğramasından başka bir şeye yaramadı.

Bayraktar Bayraklı

"Göklerin yollarını. Böylece Musa'nın tanrısını görürüm! Ben, Musa'nın kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum" dedi. İşte Firavun'a, yaptığı kötülük süslü gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldu. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Bekir Sadak

(36-37) Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, goklerin yollarina erisirim de Musa'nin Tanirisini gorurum. Dogrusu ben, onu yalanci saniyorum» dedi. Firavun'a, kotu isi boylece guzel gosterildi ve dogru yoldan alikondu. Firavun'un hilesi elbette bosa gidecekti. *

Celal Yıldırım

(36-37) Fir'avn dedi ki: «Ya Hâmân ! Bana yüksekçe bir kule yap; umarım ki ulaştırıcı yollara, göklerin kapılarına ulaşırım da Musa'nın Tanrısını görebilirim. Çünkü ben elbette Musa'yı yalancı sanıyorum.» Böylece Fir'avn'ın kötü işleri kendisine çok çekici göründü de onu doğru yoldan alıkoydu. Fir'avn'ın hile ve düzeni hüsrana uğramaktan ve yok olmaktan başka bir şeye yaramadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(36-37) Firavun, “Ey Hâmân!” dedi, “Bana yüksek bir kule inşa et; belki bazı yollara, göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Mûsâ’nın ilâhını görebilirim! Doğrusu onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum.” İşte böylece, yaptığı çirkin iş Firavun’a güzel göründü ve doğru yolu bulması engellendi. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir sonuç doğurmadı.

Diyanet İşleri

(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

Diyanet İşleri (eski)

(36-37) Firavun: 'Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum' dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.

Diyanet Vakfi

(36-37) Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Göklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa'nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum.» İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Göklerin yollarına da Musa'nın tanrısınına muttali olurum ve kesinlikle ben onu yalancı sanıyorum." dedi. işte bu şekilde Firavun'a kötü ameli güzel gösterildi de yoldan çıkarıldı. Firavun'un düzeni hep hüsrandadır (çıkmazdadır).

Elmalılı Hamdi Yazır

Semaların esbabına da Musanın tanrısına muttali' olurum ve her halde ben onu yalancı sanıyorum" İşte bu suretle Fir'avne kötü ameli süslendirildi de yoldan çıkarıldı, Fir'avn düzeni hep husrandadır

Erhan Aktaş

"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Göklerin sebeplerine. Böylece Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum." dedi. Ve işte böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.

Fizilal-il Kuran

Göklerin yollarına erişeyim de Musa'nın tanrısına çıkıp bakayım. Çünkü ben onu (Musa'yı, peygamberlik davasında) yalancı sanıyorum. Böylece yaptığı kötü iş, Firavuna süslü gösterildi ve o yoldan çıkarıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Gültekin Onan

"Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın tanrısına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum." İşte Firavun'a kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.

Hamdi Döndüren

“Yani göklerin yollarına erişeyim de Musa’nın Tanrı’sına bakayım! Çünkü ben Musa’yı yalancı sanıyorum.” Böylece Firavun’a, yaptığı kötü iş güzel gösterilmiş ve o, doğru yoldan saptırılmıştı. Firavun’un planı da elbette sonuçsuz kalmıştı!

Hasan Basri Çantay

(36-37) Fir'avn (şöyle) dedi: "Ey Hakan, benim için yüksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, göklerin yollarına ulaşırım da Musanın Tanrısına yükselib çıkarım! Ben onu mutlak bir yalancı sanıyorum a". İşte bu suretle Fir'avnın kötü amel (ve hareket) i süslendirildi. O, yoldan sapdırıldı. Fir'avnın düzeni, başka değil ancak hüsranda idi.

Hasib Asutay

Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın ilâhına çıkabilirim. (14) Doğrusu ben onu yalancı sanıyorum. (15) Böylece Firavun'a kötü ameli çekici kılındı ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır. (14. Veya iç yüzüne vakıf olurum.) (15. Peygamberlik davasında.)

Hayrat Neşriyat

(36-37) Fir'avun: 'Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap; belki sebeblere, göklerin sebeblerine (yollarına) erişirim de, Mûsâ’nın İlâhına muttali' olurum (hakikaten var mıdır diye bakarım); doğrusu ben onu, gerçekten yalancı sanıyorum' dedi. Böylece Fir'avun’a, kötü ameli süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Zâten Fir'avun’un tuzağı ancak hüsrândadır.

İbni Kesir

Göklerin yollarına. Musa'nın tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum. Böylece yaptığı kötü iş Firavun'a güzel gösterildi de doğru yoldan alıkonuldu. Firavun'un düzeni elbette boşa gidecekti.

Mehmet Okuyan

Yani göklerin sebeplerine (yollarına ulaşırım). (Böylece belki) Musa’nın ilahına ulaşırım; şüphesiz ki ben onu (Musa’yı) yalancı sanıyorum!” demişti. Böylece Firavun’a, yaptığı kötü iş (şeytan ve nefsi tarafından) süslü gösterilmiş ve yoldan saptırılmıştı. (Zaten) Firavun’un tuzağı elbette yıkımdadır (kayıptadır).

Muhammed Esed

göklere yaklaşmanın araçlarına ve belki (bu yolla) Musa'nın tanrısını görebilirim; zaten o'nun bir yalancı olduğuna kesinlikle eminim!" İşte böyle, yaptığı kötülükler Firavun'a güzel göründü ve bu nedenle (doğru) yoldan alıkondu. Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir şeye yaramadı.

Mustafa İslamoğlu

gökleri aşacağım araçlara... Böylece Musa'nın ilahına erişebilirim (!). Hoş, ben onun bir yalancı olduğundan kesinlikle eminim ya!" İşte kötü davranışı Firavun'a böylesine güzel göründü ve doğru yoldan alıkonuldu: neticede Firavun'un düzeni, çöküşü (hızlandırmaktan) başka hiçbir işe yaramadı.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Göklerin yollarına (eğerim) de Mûsa'nın Allah'ına muttalî olurum ve şüphe yok ki, ben O'nu bir yalancı sanıyorum.» Ve işte Fir'avun için kötü ameli öylece süslendirilmiş oldu ve yoldan saptırıldı ve Fir'avun'un hilesi, başka değil, bir hüsrânda bulunmaktan ibaretti.

Ömer Öngüt

"Göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilâhını görürüm. Doğrusu ben onu yalancı sanıyorum. " Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş güzel gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Suat Yıldırım

(36-37) Firavun: "Haman! benim için bir kule inşa et!" dedi, "Umarım ki böylece yükselebillir, göklere yol bulur da Mûsâ’nın Tanrısına ulaşırım. Gerçi ben onun yalancı olduğunu zannediyorum ya, (neyse!)" İşte böylece, Firavun’un kötü gidişatı kendisine cazip göründü ve yoldan çıkarıldı. Sonuç itibariyle Firavunun hilesi ve düzeni de tamamen boşa çıktı.

Süleyman Ateş

"(Yani) Göklerin yollarına (erişeyim) de çıkıp Musa'nın tanrısına bakayım. Çünkü ben Musa'yı, yalancı sanıyorum." Böylece yaptığı kötü iş, Fir'avn'a süslü gösterildi ve (o), yoldan çıkarıldı. Fir'avn'ın tuzağı, tamamen boşa çıktı.

Süleymaniye Vakfı

göklerin yollarına… Çıkıp da Musa'nın ilahına bir bakayım. Ben gerçekten onun yalancı olduğunu düşünüyorum." Firavun'un bu kötü davranışı, böylece kendine süslü gösterildi ve o, doğru yoldan engellendi. Firavun'un oyunu, boşa çıkan bir oyundur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerin yollarına ulaşır da Musa'nın ilahını (tanrısını) görürüm. Ben onun, gerçekten yalancı olduğunu düşünüyorum" dedi. Bu kötü tavrı, Firavun'a güzel göründü ve asıl yoldan engellendi. Firavun'un oyunu elbette boşa çıkacaktı.

Şaban Piriş

Göklerin sebeplerine... ve Musa'nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum. Firavuna kötü işleri işte böyle süslendi ve yoldan saptırıldı. Firavunun tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir.

Tefhim-ul Kuran

«Göklerin yollarına. Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü ben, onun yalancı olduğunu sanıyorum.» İşte Firavun'a, kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli düzeni, 'yıkım ve kayıpta' olmaktan başka (bir şey) olmadı.

Ümit Şimşek

'Göklere giden yollara çıkayım da Musa'nın tanrısına ulaşayım. Çünkü onun yalancı olduğunu düşünüyorum.' Firavun'a yaptığı kötü iş böylece hoş gösterildi ve yoldan çıkarılmış oldu. Fakat Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir sonuç vermeyecekti.

Yaşar Nuri Öztürk

"Göklerin sebeplerine ulaşırsam, Musa'ın tanrısına, da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum." Firavun'a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

göylərin yollarına çatım və Musanın məbudunu görüm. Həqiqətən, mən onu yalançı sayıram!” Firona pis əməli beləcə gözəl göstərildi və o, yoldan çıxarıldı. Fironun hiyləsi uğursuz oldu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göylərin yollarına (yetişim) və Musanın Allahını görüm (Ona vaqif olum). Doğrusu, mən onu yalançı sayıram!″ Firʼona pis əməli beləcə yaxşı göstərildi. O, (haqq) yoldan çıxarıldı. Firʼonun hiyləsi ancaq boşa çıxdı. (Firʼon xeyli xərc çəkib uca bir bina tikdirdi. Musanı təkzib etmək üçün cürbəcür vasitələrə əl atdı, lakin bunların hamısı hədər getdi. O, Musaya heç bir şey edə bilmədi).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

die Bahnen der Himmel, damit ich den Gott von Moses sehe! Ich glaube, er lügt uns etwas vor.ʺ Pharaos böse Taten wurden ihm als schön dargestellt, und er wurde vom rechten Weg abgewiesen. Pharaos List führte ins Verderben.

Almanca — Der Edle Quran

die Seile der Himmel, daß ich zum Gott Musas emporsteige, und ich halte ihn wahrlich für einen Lügner.ʺ So wurde Firʹaun sein böses Tun ausgeschmückt, und er wurde vom (rechten) Weg abgehalten. Aber Firʹauns listige Tat wird nur zugrunde gehen.

Almanca — M. A. Rassoul

die Zugänge zu den Himmeln, damit ich ihn sehen kann, den Gott Mosesʹ, und ich halte ihn wahrlich für einen Lügner.ʺ Also erschien Pharao das Böse seines Tuns im schönsten Licht, und er wurde von dem Weg abgewendet; und der Plan Pharaos schlug fehl.

Almanca — Muhammad Zaidan

die Wege des Himmels, dann schaue ich auf Musas Gott, und gewiß, ich denke, daß er ja ein Lügner ist.ʺ Solcherart wurde Pharao das Schlechte seines Tuns schön gemacht, und er wurde vom Weg abgehalten. Und Pharaos List wurde zu Nichts außer zu Verlust.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The means to get to the heaven's realm where I may meet and converse with the Allah of Mussa to prove my point that Mussa, as I think, is indeed a liar. "And thus was Pharaoh enticed by his deeds of evil and iniquity alluring his mind's eyes and inducing him to hug his irreverent conviction to his heart and was swayed from the path of righteousness, The plan devised by Pharaoh attained no end but only a ruthless destiny.

Abdul Haleem

to the heavens to look for this God of Moses. I am convinced that he is lying.’ In this way the evil of Pharaoh’s deed was made alluring to him and he was barred from the right path- his scheming led only to ruin.

Abdullah Yusuf Ali

"The ways and means of (reaching) the heavens, and that I may mount up to the god of Moses: But as far as I am concerned, I think (Moses) is a liar!" Thus was made alluring, in Pharaoh's eyes, the evil of his deeds, and he was hindered from the Path; and the plot of Pharaoh led to nothing but perdition (for him).

Abul A'la Maududi

the highways to the heavens — and have a look at the God of Moses, although I am certain that Moses is a liar." Thus Pharaoh's evil deed was made to seem fair to him, and he was barred from the Right Path. Pharaoh's guile only led him to his own perdition.

Aisha Bewley

access to the heavens, so that I can look on Musa’s God. Truly I think he is a liar.’ That is how Pharaoh’s evil actions were made attractive to him and he debarred others from the Path. Pharaoh’s scheming led to nothing but ruin.

Al-Hilali & Khan

"The ways of the heavens, and I may look upon the Ilâh (God) of Mûsâ (Moses): But verily, I think him to be a liar." Thus it was made fair-seeming, in Fir‘aun’s (Pharaoh) eyes, the evil of his deeds, and he was hindered from the (Right) Path; and the plot of Fir‘aun (Pharaoh) led to nothing but loss and destruction (for him).

Ali Quli Qarai

—the routes of the heavens— and take a look at the God of Moses, and indeed I consider him a liar. ’ To Pharaoh was thus presented as decorous the evil of his conduct, and he was kept from the way [of Allah], and Pharaoh’s stratagems only led him into ruin.

Amatul Rahman Omar

`The means (of access) to the heavens, so that I may have a look at the God of Moses. Indeed, I consider him to be a liar.' And in this way his own evil conduct was made fair- seeming to Pharaoh and so he was prevented from following the (right) path. Yet all the schemes of Pharaoh resulted only in ruin.

Arthur John Arberry

the cords of the heavens, and look upon Moses' God; for I think that he is a liar. ' So the evil of his deeds was decked out fair to Pharaoh, and he was barred from the way, and Pharaoh's guile came only to ruin.

Bijan Moeinian

I want to be sure that he is a liar. " Thus the idiotic attitude of Pharaoh seemed to him the most appropriate and I (God) let him slip, in return, into darkness. Thus Pharaoh’s evil plans fired back and led to his own ruin.

E. Henry Palmer

the tracts of heaven, and may mount up to the God of Moses, for, verily, I think him a liar. ' And thus was his evil deed made seemly to Pharaoh, and he was turned from the way; but Pharaoh's stratagem ended only in ruin,

Edip-Layth

"The secrets of the heavens, and that I can take a look at the god of Moses, although I think he is a liar." Thus the evil works of Pharaoh were made to appear correct to him, and he was blocked from the path. Pharaoh's scheming brought nothing but regret.

George Sale

the tracts of heaven, and may view the God of Moses; for I verily think him to be a liar. And thus the evil of his work was prepared for Pharaoh, and he turned aside from the right path: And the stratagems of Pharaoh ended only in loss.

Hamid S. Aziz

The ways and means of access to the heavens that I might look upon the God of Moses, and I surely think him to be a liar. And thus the evil of his deed was made fair-seeming unto Pharaoh, and he was debarred from the Way. The plot of Pharaoh was not to end in aught but destruction.

Mahmoud Ghali

The means of the heavens, (and) so view the God of Mûsa, (Moses) and surely I expect him to be a liar indeed. " And thus the odiousness of his deed (s) were adorned (i.e., made attractive) for Firaawn, and he was barred from the way; and in no way did Firaawn's plotting (end) except in detriment.

Marmaduke Pickthall

The roads of the heavens, and may look upon the god of Moses, though verily I think him a liar. Thus was the evil that he did made fairseeming unto Pharaoh, and he was debarred from the (right) way. The plot of Pharaoh ended but in ruin.

Mohamed Ahmed - Samira

Of reaching the tracts of heaven and look at the god of Moses, though I think that he is a liar. " Thus were the evil deeds of Pharaoh made to look attractive to him, and he was hindered from the path. So the stratagem of Pharaoh was bound to perish.

Muhammad Asad

the means of approach to the heavens - and that [thus] I may have a look at the god of Moses: for, behold, I am indeed certain that he is a liar!" And thus, goodly seemed unto Pharaoh the evil of his own doings, and so he was barred from the path [of truth]: and Pharaoh’s guile did not lead to aught but ruin.

Mustafa Khattab

leading up to the heavens and look for the God of Moses, although I am sure he is a liar."[1] And so Pharaoh’s evil deeds were made so appealing to him that he was hindered from the ˹Right˺ Way. But the plotting of Pharaoh was only in vain.

Progressive Muslims

"The secrets of the heavens, and that I can take a look at the god of Moses, although I think he is a liar. " Thus the evil works of Pharaoh were made to appear correct to him, and he was blocked from the path. And Pharaoh's scheming brought nothing but regret.

Sahih International

The ways into the heavens - so that I may look at the deity of Moses; but indeed, I think he is a liar. " And thus was made attractive to Pharaoh the evil of his deed, and he was averted from the [right] way. And the plan of Pharaoh was not except in ruin.

Sam Gerrans

— The causes of the heavens — that I might look upon the God of Moses; but I think him a liar.” And thus was made fair to Pharaoh the evil of his deed, and he was turned away from the path; and the plan of Pharaoh was only in ruin.

Shabbir Ahmed

The means of access to the Heavens, and look upon the God of Moses. Behold, though, I think him a liar." Thus, goodly seemed to Pharaoh the evil of his own deeds, and so was he barred from the Path. In the end all plotting of Pharaoh led him to nothing but ruin.

Syed Vickar Ahamed

"The ways and means of (reaching) the heavens, and that I may climb up to God of Musa (Moses): But as far as I think, I think (Musa) is a liar!" Thus in Firon's (Pharaohs) eyes, the evil of his deeds, was made pleasant (and easy for him), and he was kept away from the (right) Path; And the plan of Firon (Pharaoh) led to nothing but destruction (for him).

Taqi Usmani

the ways to the heavens, and peek towards the God of Mūsā. And indeed I deem him a liar." That is how his evil deeds were made attractive to Fir‘aun, and (how) he was held back from the way. The evil design of Fir‘aun was (to end) in nothing but ruin.

The Monotheist Group

"The secrets of the heavens, so that I may take a look at the god of Moses; though I think he is a liar." Thus the evil works of Pharaoh were adorned for him, and he was blocked from the path. And the planning of Pharaoh brought nothing but regret.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

les voies des cieux, et apercevrai-je le Dieu de Moïse; mais je pense que celui-ci est menteurʺ. Ainsi la mauvaise action de Pharaon lui parut enjolivée; et il fut détourné du droit chemin; et le stratagème de Pharaon nʹest voué quʹà la destruction.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ez bigihîjim rêkên asîmanan da ku bi ser Xwedayê Mûsa ve bibim! Bi rastî jî ez Mûsa her derewîn dizanim. Ha bi vî awayî pîsekarê Firewn jê re xweşik hate nîşandan û ji riya heq hate xistin. Bêguman fen û fûtên Firewn her pûçî û xusran bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

de ladders van de hemelen, en kan ik omhoogklimmen naar de god van Moesa. Ik vermoed namelijk dat hij een leugenaar is.ʺ Zo werd voor Firʹaun de slechtheid van zijn handelen aantrekkelijk gemaakt en werd hij van de weg afgehouden. En de list van Firʹaun leidde slechts tot mislukking.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De sferen des hemels en dat ik den God van Mozes moge zien; want waarlijk, ik houd hem voor een leugenaar. Zoo vertoonden Pharaos snoode werken zich lofwaardig voor hem; hij wendde zich van het rechte pad af, en de listen van Pharao eindigden slechts met verlies.

Hollandaca — Siregar

De pomen van de hemelen, zodat ik de God van Môesa kan zien. En voorwaar, ik veronderstel dat hij zeker een leugenaar is.ʺ En zo werden zijn slechte daden en het afhouden van de Weg voor Firʹaun schoonschijnend gemaakt. Maar de list van Firʹaun kan niet anden dan mislukken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

путей небес и посмотрю на бога Мусы. Ведь я, однозначно, думаю, что он [Муса] лжец (говоря, что есть еще какой-либо господь, кроме меня, и что Он на небесах и что Он отправил Мусу Своим посланником)». И так было (сатаной) разукрашено Фараону зло его деяния [он думал, что он поступает правильно] и был он отвращен от (истинного) пути. И все ухищрение Фараона (оказалось) только в погибели [все его козни привели только к тому, что он стал несчастным, как в этом мире, так и в Вечной жизни]!

Rusça — Osmanov

путей к небесам - и вознесусь к богу Мусы. Воистину, я считаю его лжецомʺ. Так мерзкие деяния Фирʹауна казались ему самому прекрасными, и он был сбит с [правого] пути. И исходом козней Фирʹауна была гибель [его]!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

rätt sätt att nå himlen och göra mig underrättad om Moses gud. - Men jag tror bestämt att han ljuger.ʺ (Dessa tankar) ledde Farao till tron att hans onda handlingar var goda och nyttiga och spärrade (för honom) den rätta vägen; och Faraos listiga plan (utmynnade) bara i hans egen undergång.