(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَاهَامَانُ ابْنِ لِي صَرْحًا لَعَلِّي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَ اَسْبَابَ السَّمٰوَاتِ فَاَطَّلِعَ اِلٰٓى اِلٰهِ مُوسٰى وَاِنِّي لَاَظُنُّهُ كَاذِبًا وَكَذٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوءُ عَمَلِهِ وَصُدَّ عَنِ السَّبِيلِ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ اِلَّا فِي تَبَابٍ

ve ḳāle fir'ǎvnu yā hāmānu bni lī SarHen leǎllī ebluğu l-esbābe / esbābe s-semāvāti fe eTTaliǎ ilā ilāhi mūsā ve innī le eZunnuhu kāƶiben ve ke ƶālike zuyyine li fir'ǎvne sū'u ǎmelihi ve Sudde ǎni s-sebīli ve mā keydu fir'ǎvne illā fī tebābin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2فِرْعَوْنُfir'ǎvnuفرعونFir'avn
3يَاهَامَانُyā hāmānuياهامانEY/HEY/AH Hâmân
4ابْنِbniب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileyap
5لِيbana
6صَرْحًاSarHenص ر حAçığa çıkarmak, açıklamak, netleştirmek. Saray, yüksek kule, yüce yapı, kale.yüksek bir kule
7لَعَلِّيleǎllībelki
8اَبْلُغُebluğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişirim
9الْاَسْبَابَl-esbābeس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araçsebeplere
1اَسْبَابَesbābeس ب بSebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araçsebeplerine
2السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerin
3فَاَطَّلِعَfe eTTaliǎط ل عYükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).böylece bakayım
4اِلٰٓىilā
5اِلٰهِilāhiا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahına
6مُوسٰىmūsāموسىMusâ'nın
7وَاِنِّيve innīçünkü ben
8لَاَظُنُّهُle eZunnuhuظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.onu sanıyorum
9كَاذِبًاkāƶibenك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalancıdır
10وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böylece
11زُيِّنَzuyyineز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.süslü gösterildi
12لِفِرْعَوْنَli fir'ǎvneلفرعونFir'avn'a
13سُوءُsū'uس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötü
14عَمَلِهِǎmelihiع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişi
15وَصُدَّve Suddeص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.ve çıkarıldı
16عَنِǎni
17السَّبِيلِs-sebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyoldan
18وَمَاve māve değildi
19كَيْدُkeyduك ي دÜzere olmak, tam noktasında olmak, neredeyse olmak, niyet etmek, dilemek, hileli bir düzen uygulamak, arzu etmek, bir şey planlamak/düzenlemek/tasarlamak, bir şey üzerinde çalışmak veya emek vermek, bir şeyi gizlice yapmak, aldatmak/kandırmak/atlatmak, kaçınma/kaçma yolları, kusmak, ateş püskürtmek, adet görmek, ruhunu teslim etmek.tuzağı
20فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn'ın
21اِلَّاillābaşka
22فِي
23تَبَابٍtebābinت ب بKayıp/zarar görmek, azalmak, yenik/ezilmiş/kaybolmuş olmak, yaşlanmak, yok olmak, çöküş, ölüm, zayıflamış/bozulmuş olmak, kesmek, kısaltmak, mahkum olmak, yıkım/kayıp/mahvolma.hüsrandan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Firavun, ey Hâmân demişti, bana bir köşk yap da belki kapılara erişirim.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Firavun, ey Hâmân demişti, bana bir köşk yap da belki kapılara erişirim.

Adem Uğur

Firavun: "Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap! Belki yollara erişirim."

Ahmed Hulusi

Firavun dedi ki: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule bina et, belki o sebeplere ulaşırım. "

Ahmet Tekin

Firavun: 'Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. Belki, o yollara, imkânlara ulaşabilirim.' dedi.

Ahmet Varol

Firavun dedi ki: 'Ey Hâmân! Benim için bir kule yap; belki o yollara ulaşırım.

Ali Bulaç

Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et; belki o yollara ulaşabilirim,"

Ali Fikri Yavuz

Firavun’da (veziri bulunan Hâmân’a) şöyle dedi: “- Ey Hâmân! Bana yüksek bir köşk yap, belki ben ulaşırım yollara;

Ali Rıza Safa

Firavun, şöyle dedi: "Ey Haman! Bana bir kule yap; böylece, belki o yollara erişirim!"

Bayraktar Bayraklı

Firavun şöyle dedi: "Ey Haman! Bana bir kule yap. Belki yolları bulabilirim."

Bekir Sadak

(36-37) Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, goklerin yollarina erisirim de Musa'nin Tanirisini gorurum. Dogrusu ben, onu yalanci saniyorum» dedi. Firavun'a, kotu isi boylece guzel gosterildi ve dogru yoldan alikondu. Firavun'un hilesi elbette bosa gidecekti. *

Celal Yıldırım

(36-37) Fir'avn dedi ki: «Ya Hâmân ! Bana yüksekçe bir kule yap; umarım ki ulaştırıcı yollara, göklerin kapılarına ulaşırım da Musa'nın Tanrısını görebilirim. Çünkü ben elbette Musa'yı yalancı sanıyorum.» Böylece Fir'avn'ın kötü işleri kendisine çok çekici göründü de onu doğru yoldan alıkoydu. Fir'avn'ın hile ve düzeni hüsrana uğramaktan ve yok olmaktan başka bir şeye yaramadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(36-37) Firavun, “Ey Hâmân!” dedi, “Bana yüksek bir kule inşa et; belki bazı yollara, göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Mûsâ’nın ilâhını görebilirim! Doğrusu onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum.” İşte böylece, yaptığı çirkin iş Firavun’a güzel göründü ve doğru yolu bulması engellendi. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir sonuç doğurmadı.

Diyanet İşleri

(36-37) Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın ilahını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum." Böylece Firavun'a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.

Diyanet İşleri (eski)

(36-37) Firavun: 'Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum' dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.

Diyanet Vakfi

(36-37) Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısı'nı görürüm! Doğrusu ben onu, yalancı sanıyorum, dedi. Böylece Firavun'a, yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı tamamen boşa çıktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Firavun dedi ki: «Ey Hâmân! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Firavun da: "Ey Haman, bana bir kule yap, belki ben erişirim o yollara.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avn de "ya Haman! dedi: bana bir kule yap, belki ben irerim o esbaba

Erhan Aktaş

Firavun: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule yap. Belki böylece o sebeplere ulaşırım;"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule yap. Belki böylece o sebeplere ulaşırım;"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule yap. Belki böylece o sebeplere ulaşırım;"

Fizilal-il Kuran

«Firavun dedi: Ey Haman, bana yüksek bir kule yap ki o sebeplere (yollara) erişeyim.»

Gültekin Onan

Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et; belki o yollara ulaşabilirim,"

Hamdi Döndüren

Firavun dedi: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap ki, sebeplere (yollara) ulaşayım.”

Hasan Basri Çantay

(36-37) Fir'avn (şöyle) dedi: "Ey Hakan, benim için yüksek bir kule yap. Olur ki ben o yollara, göklerin yollarına ulaşırım da Musanın Tanrısına yükselib çıkarım! Ben onu mutlak bir yalancı sanıyorum a". İşte bu suretle Fir'avnın kötü amel (ve hareket) i süslendirildi. O, yoldan sapdırıldı. Fir'avnın düzeni, başka değil ancak hüsranda idi.

Hasib Asutay

Firavun dedi: 'Ey Haman, bana yüksek bir kule yap, belki o yollara ulaşabilirim. '

Hayrat Neşriyat

(36-37) Fir'avun: 'Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap; belki sebeblere, göklerin sebeblerine (yollarına) erişirim de, Mûsâ’nın İlâhına muttali' olurum (hakikaten var mıdır diye bakarım); doğrusu ben onu, gerçekten yalancı sanıyorum' dedi. Böylece Fir'avun’a, kötü ameli süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Zâten Fir'avun’un tuzağı ancak hüsrândadır.

İbni Kesir

Firavun demişti ki: Ey Haman; bana yüksek bir kule yap. Belki o yollara ulaşabilirim.

Mehmet Okuyan

Firavun “Ey Haman, bana yüksek bir kule yap; belki sebeplere (yollara) ulaşırım.

Muhammed Esed

Firavun: "Ey Haman!" diye seslendi, "Bana haşmetli bir kule inşa et, belki böylece (uygun) araçlara sahip olabilirim;

Mustafa İslamoğlu

Ve Firavun "Ey Haman!" diye emretti, "Bana görkemli bir kule yap! Belki böylece (amacımı gerçekleştirecek) araçlara ulaşırım;

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Fir'avun dedi ki: «Ey Haman! Benim için bir yüksek köşk yap. Belki, ben yollara ulaşırım.»

Ömer Öngüt

Firavun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap. Belki yollara erişirim. "

Suat Yıldırım

(36-37) Firavun: "Haman! benim için bir kule inşa et!" dedi, "Umarım ki böylece yükselebillir, göklere yol bulur da Mûsâ’nın Tanrısına ulaşırım. Gerçi ben onun yalancı olduğunu zannediyorum ya, (neyse!)" İşte böylece, Firavun’un kötü gidişatı kendisine cazip göründü ve yoldan çıkarıldı. Sonuç itibariyle Firavunun hilesi ve düzeni de tamamen boşa çıktı.

Süleyman Ateş

Fir'avn dedi: "Ey Haman, bana yüksek bir kule yap da o sebeplere (yollara) erişeyim:"

Süleymaniye Vakfı

Firavun dedi ki: "Ey Haman! Bana bir kule inşa et; belki o yollara ulaşırım;

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun: "Ey Haman! Bana yüksekçe bir kule yap; belki o yollara ulaşırım.

Şaban Piriş

Firavun dedi ki: -Ey Haman, benim için bir kule yap, belki sebeplere ulaşırım.

Tefhim-ul Kuran

Firavun dedi ki: «Ey Hâmân, bana yüksek bir kule bina et; belki o yollara ulaşabilirim.»

Ümit Şimşek

Firavun 'Ey Hâmân,' dedi. 'Bana bir kule yap ki yol bulayım.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun dedi ki: "Ey Haman, sebeplere ulaşabilmem için bana yüksek bir kule yap!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Firon dedi: “Ey Haman! Mənim üçün bir uca qala tik ki, bəlkə yollara çatım –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Firʼon (istehza ilə) dedi: ″Ey Haman! Mənim üçün bir uca qəsr tik ki, bəlkə, yollara yetişim –

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Pharao sprach: ʺO Hâmân! Errichte mir einen Turm, auf daß ich die hohen Bahnen erreiche,

Almanca — Der Edle Quran

Und Firʹaun sagte: ʺO Haman, errichte mir einen Hochbau, vielleicht kann ich die Seile erreichen,

Almanca — M. A. Rassoul

Und Pharao sagte: ʺO Haman, baue mir einen Turm, so daß ich die Zugänge erreiche

Almanca — Muhammad Zaidan

Und Pharao sagte: ʺHaman! Laß für mich einen Turm errichten, vielleicht erreiche ich die Wege -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And Pharaoh said to his grand vizier: "O Haman: erect for me a lofty building soaring skyward; I may find the means of attaining my objective, "

Abdul Haleem

Pharaoh said, ‘Haman, build me a tall tower so that I may reach the ropes that lead

Abdullah Yusuf Ali

Pharaoh said: "O Haman! Build me a lofty palace, that I may attain the ways and means-

Abul A'la Maududi

Pharaoh said: "Haman, build for me a lofty tower that I may scale the highways —

Aisha Bewley

Pharaoh said, ‘Haman, build me a tower so that perhaps I may gain means of access,

Al-Hilali & Khan

And Fir‘aun (Pharaoh) said: "O Hâmân! Build me a tower that I may arrive at the ways -

Ali Quli Qarai

And Pharaoh said, ‘O Hāmān! Build me a tower so that I may reach the routes

Amatul Rahman Omar

And Pharaoh said, `O Hâmân! build for me a lofty tower that I may find access to the means -

Arthur John Arberry

Pharaoh said, 'Haman, build for me a tower, that haply so I may reach the cords,

Bijan Moeinian

Pharaoh then [interrupted the man arrogantly and] said to Haman [his Prime Minister]: "Build for me a tall tower so that I may reach the heaven and look at this god of Moses…

E. Henry Palmer

And Pharaoh said, 'O Haman! build for me a tower, haply I may reach the tracts,-

Edip-Layth

Pharaoh said, "O Haman, build for me a high platform that I may uncover the secrets."

George Sale

And Pharaoh said, O Haman, build me a tower, that I may reach the tracts,

Hamid S. Aziz

And Pharaoh said, "O Haman! Build for me a tower that I may attain the ways and means,

Mahmoud Ghali

And Firaawn (Pharaoh) said, "O Haman, build for me a tower that possibly I would reach the means (of ascension),

Marmaduke Pickthall

And Pharaoh said: O Haman! Build for me a tower that haply I may reach the roads,

Mohamed Ahmed - Samira

The Pharaoh said: "O Haman, build me a lofty tower that I may perhaps find the means

Muhammad Asad

But Pharaoh said: "O Haman! Build me a lofty tower, that haply I may attain to the [right] means

Mustafa Khattab

Pharaoh ordered, "O Hamân! Build me a high tower so I may reach the pathways

Progressive Muslims

And Pharaoh said: "O Haamaan, build for me a high platform that I may uncover the secrets. "

Sahih International

And Pharaoh said, "O Haman, construct for me a tower that I might reach the ways -

Sam Gerrans

And Pharaoh said: “O Hāmān: build thou for me a tower, that I might reach the causes,

Shabbir Ahmed

(Thus spoke the believer among Pharaoh's folk. ) And Pharaoh remarked, "O Haman! Build for me a lofty tower that I may have enough means.

Syed Vickar Ahamed

Firon (Pharaoh) said: "O Haman! Build me a lofty tower (high palace), that I may find the ways and means—

Taqi Usmani

And Fir‘aun (Pharaoh) said, "O Hāmān, make a tower for me, perhaps I could reach the ways -

The Monotheist Group

And Pharaoh said: "O Haamaan, build for me a high platform that I may uncover the secrets."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Pharaon dit: ʺO Hâmân, bâtis-moi une tour: peut-être atteindrai-je les voies,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Firewn got: Ey Haman, ji min re avahiyeke gelek bilind lêke, belkî ez bi wê bigihîjim dergeh û riyan…

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Firʹaun zei: ʺHamaan, bouw voor mij een toren, misschien kan ik dan de ladders bereiken,

Hollandaca — Siregar

En Firʹaun zei: ʺO Hâmân, maak voor mij een hoog paleis, hopelijk bereik ik de poorten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказал Фараон (насмехаясь над пророком Мусой): «О, Хаман, построй мне (высокую) башню, может быть, я достигну путей –

Rusça — Osmanov

Фирʹаун повелел: ʺО Хаман! Воздвигни для меня башню. Быть может, я поднимусь до путей -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Farao sade: ʺBygg ett högt torn åt mig, Haman; kanske är detta rätt sätt för mig,