Sözlük

ل ب س (LBS)

L-b-s

لَبِسَ الثَّوْبَ Elbiseyi giydi, yani, bedenini onunla örttü. أَلْبَسَهُ غَيْرَهُ Başkasına elbise giydirdi, fiili de bu köktendir. Yüce Allah’ın şu sözü de bu manadadır: وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِنْ سُنْدُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى اْلأَرَائِكِ ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek koltuklar üzerine dayanıp kurulacaklar (18/Kehf 31).

لِبَاس , لَبُوس ve لَبْس kelimeleri giyilen şeyleri anlatır. Allah buyurur ki: يَا بَنِي آَدَمَ قَدْ أَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْآَتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَى ذَلِكَ خَيْرٌ Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. (7/A’râf 26).

İnsanı her tür kötülükten koruyan, kabalık/çirkinliğini örten her şeye لِبَاس denebilmektedir. Onun için eş, eşine elbise kılınmıştır. Zira eşler, birbirini çirkin işler yapmaktan alıkoyar ve ona engel olurlar. Allah buyurur ki: هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ Onlar, sizin için bir elbisedirler, siz de onlar için bir elbisesiniz (2/Bakara 187). Yüce Allah bu âyette kadınları, erkeklerin elbisesi saymıştır. Tıpkı şairin şu şiirinde onları izar/kaftan sayması gibi:

فِدًى لَكَ مِنْ أَخِي ثِقَةٍ إِزِارِي -402

402- Güvenilir kardeşinden sana bir kaftan hediye (feda) olsun.

اَلتَّقْوَى Takvâ da, temsil ve teşbih yoluyla elbise sayılmıştır. Allah buyurur ki: وَلِبَاسُ التَّقْوَى ذَلِكَ خَيْرٌ Takva elbisesi ise daha hayırlıdır . (7/A’râf 26).

وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَكُمْ لِتُحْصِنَكُمْ مِنْ بَأْسِكُمْ فَهَلْ أَنْتُمْ شَاكِرُونَ Ona, sizi savaşta korumak için muhkem elbise yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz? (21/Enbiyâ 80) âyetinde geçen لَبُوسٍ kavarmı ise, zırh, demektir.

فَأَذَاقَهَا اللَّهُ لِبَاسَ الْجُوعِ وَالْخَوْفِ بِمَا كَانُوا يَصْنَعُونَ Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı (16/Nahl 112) âyetinde açlık ve korku, daha canlı biçimde tasvir etmek amacıyla, tasvir ve temsil yoluyla elbise olarak gösterilmiştir. Bunun dildeki benzer kullanımları ise, تَدَرَّعَ فُلاَنٌ اَلْفَقْرَ falan adam, fakirliği zırh edindi ve لَبِسَ اْلجُوعَ açlığı giyindi vb gibi.

Şair’in şu sözüne gelince:

كِسْوَتُهُمْ مِنْ حَبْرِ بَزٍّ مُتَحَّمِ -403

403- Elbiseleri, zorunlu olan keten üniformadandır.

Şair, burada bir tür yemen abasından söz etmektedir ki, bunlar yünden yapılmış ünlü abalardır.

Bazı kıraat imamları, yukarıda geçen âyetteki وَلِبَاسُ التَّقْوَى ifâdesini [merfû olarak değil de] وَلِبَاسَ التَّقْوَى şeklinde [mansup olarak] okumuşlardır. Bu, لَبْس yani örtmekten alınmıştır. لَبْس kelimesinin aslı da bir şeyi örtmek/gizlemek demektir. Bu, soyut şeyler için kullanılır. Bu anlamda لَبَسْتُ عَلَيْهِ أَمْرَهُ Onun kafasını karıştırdım, deyimi kullanılır. Allah buyurur ki: وَلَوْ جَعَلْنَاهُ مَلَكًا لَجَعَلْنَاهُ رَجُلاً وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِمْ مَا يَلْبِسُونَ Eğer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam şeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük (6/En’âm 9); وَلاَ تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ Hakk’ı batıla karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin (2/Bakara 42); يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz? (3/Âl-i İmrân 71); الَّذِينَ آَمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُمْ بِظُلْمٍ أُولَئِكَ لَهُمُ اْلأَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar, işte güven onlarındır ve hidâyete erenler de onlardır (6/En’âm 82).

Dilde mevcut olan diğer kullanımları ise şöyledir:

فِي اْلأَمْرِ لُبْسَةٌ Bu işte bir karışıklık vardır. Yani, karıştırılabilecek bir şeydir. لاَبَسْتُ اْلأَمْرَ İşi aralıksız sürdürdüm. لاَبَسْتُ فُلاَنًا Falan adam ile içli dışlı oldum. فِي فُلاَنٍ مَلْبَسٌ Falan adamda iş var; yani, ondan istifâde edilebilir.

Şair şöyle der:

وَبَعْدَ اْلمَشِيبِ طُولَ عُمْرٍ وَمَلْبَسَا -404

404- Saç sakalın beyazlaşmasından sonra uzun bir ömür ve hayatta kalma vardır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →