Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَاتٍ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَطِيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَاللّٰهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

e eşfeḳtum en tuḳaddimū beyne yedey necvākum Sadeḳātin fe iƶ lem tef'ǎlū ve tābe (a)llahu ǎleykum fe eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve eTīǔ (a)llahe ve rasūlehu ve(a)llahu ḣabīrun bimā teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ءَاَشْفَقْتُمْe eşfeḳtumش ف قAcımak, endişe duymak, korkmak. Şefak - korku, merhamet, akşam, günbatımından sonraki alacakaranlık ve onun kırmızılığı veya beyazlığı. Aşfaka - korkmak. Müşfikun - korkan veya dehşete düşen, merhametli, korkak, şefkatli kişi.korktunuz mu?
2اَنْen
3تُقَدِّمُواtuḳaddimūق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.vermenizden
4بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinönce
5يَدَيْyedeyي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönce
6نَجْوٰيكُمْnecvākumن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.gizli konuşmanızdan
7صَدَقَاتٍSadeḳātinص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sadaka
8فَاِذْfe iƶçünkü
9لَمْlem
10تَفْعَلُواtef'ǎlūف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmadınız
11وَتَابَve tābeت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.ve affetti
12اللّٰهُ(a)llahuAllah
13عَلَيْكُمْǎleykumsizi
14فَاَقِيمُواfe eḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhzira doğrulun
15الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
16وَاٰتُواve ātūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verin
17الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
18وَاَطِيعُواve eTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ve ita'at edin
19اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
20وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
21وَاللّٰهُve(a)llahuve Allah
22خَبِيرٌḣabīrunخ ب رBilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık.bilmektedir
23بِمَاbimāşeyleri
24تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınız

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gizlice konuşmadan önce sadakalar vermeden korktunuz mu? Mâdemki yapmadınız, Allah da tövbe nasîp etti artık size ve kabûl etti tövbenizi, şu halde namaz kılın ve zekât verin ve itâat edin Allah'a ve Peygamberin'e ve Allah, ne yapıyorsanız hepsinden de haberdardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gizlice konuşmadan önce sadakalar vermeden korktunuz mu? Mâdemki yapmadınız, Allah da tövbe nasîp etti artık size ve kabûl etti tövbenizi, şu halde namaz kılın ve zekât verin ve itâat edin Allahʼa ve Peygamberinʼe ve Allah, ne yapıyorsanız hepsinden de haberdardır.

Adem Uğur

Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahmed Hulusi

(Rasulullah ile) özel görüşme öncesi sadakalar vermekten korktunuz. . . Bu uygulamayı (cimrilikten dolayı) yapmadınız -(ama) Allah sizin tövbenizi kabul etti- (artık) salatı ikame edin, zekatı verin; Allah'a ve Rasulüne itaat edin! Allah yaptıklarınızı Habiyr'dir.

Ahmet Tekin

Ne o, gizli, özel, bir şey konuşmanızdan önce, imanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalar vermekten, harçları ödemekten sızlanır hale mi geldiniz? İmkânlarınızın olmaması, sıkıntıya düşmeniz endişesiyle, bunu yapamaz durumda iken, Allah’ın size ruhsat tanıdığı, günah ve isyandan vazgeçip, kendisine itaate yönelişinizi kabul ettiği zaman, namazı adabına riâyet ederek, aksatmadan kılmaya devam edin, vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlüne itaat edin, Kur’ân’ı ve sünneti uygulayın, tebliğe, teşrie riayet edin. Allah işlediğiniz amellerden haberdardır.

Ahmet Varol

Gizli konuşmanızdan önce sadakalar vermekten korktunuz mu? Madem ki yapmadınız, Allah da sizin tevbelerinizi kabul etti; şu halde namaz kılın, zekât verin, Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ali Bulaç

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a ve O'nun Resulü'ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Ali Fikri Yavuz

(Peygambere maruzatta bulunmak için) konuşmanızdan önce sadakalar vereceğinizden korktunuz mu? Mademki (emredildiğiniz şeyi) yapmadınız, Allah da sizin kusurunuzu bağışladı. Artık namazı gereği üzre kılın, zekâtı verin. Allah’a ve peygamberine itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Ali Rıza Safa

Yapmadığınıza göre, gizli konuşmanızdan önce karşılıksız yardımda bulunmaktan kaygı mı duydunuz? Oysa Allah, pişmanlığınızı kabul etmiştir. Artık, namazı kılın, zekatı verin; Allah'a ve O'nun elçisine boyun eğin! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

Özel konuşmanızdan önce sadakaları vermekten çekindiniz mi? Çünkü sadaka vermeyi yerine getirmediniz; Allah da sizi affetti. Artık namazı kılınız, zekatı veriniz, Allah'a ve Peygamberine itaat ediniz. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Bekir Sadak

Hususi konusmanizdan once sadaka vermekten urktunuz mu ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmistir. Oyleyse namazi kilin, zekati verin, Allah'a ve peygamberine itaat edin. Allah, islediklerinizden haberdardir. *

Celal Yıldırım

Yoksa özel gizli toplantınızdan önce sadakalar vermekten endişelendiniz mi ? Zaten bunu yapamadınız. Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Artık namaz kılmaya devam edin, zekâtı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, yapageldiğiniz şeylerden haberlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Özel görüşme yapmadan önce sadaka verecek olmanızdan dolayı (ya veremezsek diye) korkuya mı kapıldınız? Madem bunu yapamadınız ve Allah da sizi bağışladı, o halde namazı özenle kılın, zekâtı verin, Allah’a ve resulüne itaat edin. Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır.

Diyanet İşleri

Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri (eski)

Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Diyanet Vakfi

Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yoksa fısıltınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Madem ki, yapmadınız, Allah da size tevbe lütfetti, artık namaza devam edin, zekatı verin ve Allah'a ve peygamberine itaat edin! Allah her ne yaparsanız haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya!.. Fısıltınızdan önce sadakalar takdim etmekten korktunuz mu? Mademki yapmadınız Allah da size tevbe lutfetti artık namaza devam edin ve zekatı verin ve Allah ve Resulüne itaat edin ki Allah habirdir her ne yaparsanız

Erhan Aktaş

Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, size tevbe etti. Artık salatı ikame edin, zekatı yapın; Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, size tevbe etti.. Artık salatı ikame edin, zekatı yapın; Allah'a ve Resul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gizli bir şey konuşmadan önce sadaka vermek ağır geldi değil mi? Bunu yapamayınca Allah, sizin hatadan dönüşünüzü kabul etti. Artık salatı ikame edin, zekatı verin; Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Fizilal-il Kuran

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allah sizi affetti. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin! Allah yaptıklarınızı haber alandır.

Gültekin Onan

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Tanrı sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne itaat edin. Tanrı, yaptıklarınızdan haberdardır.

Hamdi Döndüren

Özel konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre, artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve elçisine itaat edin! Allah, yaptıklarınızdan çok iyi haberdar olandır.

Hasan Basri Çantay

Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korkdunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etdi. O halde dosdoğru namazı kılın. Zekatı verin. Allaha ve peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah, ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

Hasib Asutay

Gizli konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Hayrat Neşriyat

Gizli konuşmanızdan önce sadakalar takdîm etmekten korktunuz mu? Mâdem ki yapmadınız, Allah da sizi affetti (sadaka vermeden konuşmanıza izin verdi); o hâlde namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itâat edin! Allah, ne yaparsanız(hepsinden) haberdâr olandır.

İbni Kesir

Mahrem bir şey konuşmazdan önce, sadaka vermekten korktunuz mu da yerine getirmediniz? Fakat Allah, sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin. Allah; işlediklerinizden haberdardır.

Mehmet Okuyan

(Elçi ile) gizli (özel) görüşmenizden önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapamadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre namazı kılın, zekâtı verin; Allah’a ve Elçisine itaat edin! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Muhammed Esed

(Elçi'ye) danışmanız vesilesiyle kimseye bir yardımda bulunmamaktan dolayı (günah işlemiş olabileceğinizden) korkuyor musunuz? Eğer (imkanlarınızın olmamasından dolayı) bunu yapamazsanız ve Allah size affediciliğini gösterirse, siz de namazlarınızda devamlı ve dikkatli olun ve (sadece) arındırıcı yükümlülüklerinizi yerine getirin ve (böylece) Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin! Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

Mustafa İslamoğlu

(Elçi ile) özel görüşme talebinizden önce, sadaka türü bir şeyler vermekten dolayı sizde şafak attı, öyle mi? Hemen belli oldu bunu yapamayacağınız ve Allah sizin pişmanlığınızı kabul etti: haydi artık namazı hakkını vererek kılın, zekatı gönlünüzden gele gele verin, Allah'a ve Rasulüne itaat edin: zira Allah yaptıklarınızdan ayrıntısıyla haberdardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ya maruzatta bulunmadan önce sadakalar takdîm etmenizden korktunuz mu? Madem ki yapmadınız ve Allah üzerinize afv ile nazar buyurdu, artık namazı ikame edin ve zekâtı verin ve Allah'a ve Peygamberine itaat eyleyin ve Allah yapar olduğunuz şeylerden haberdardır.

Ömer Öngüt

Hususi konuşmanızdan önce sadakalar vermekten korktunuz da mı bunu yerine getirmediniz? Fakat Allah sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekâtı verin. Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Suat Yıldırım

Özel görüşmeden önce sadaka vermeniz halinde fakir düşeceğinizden mi korktunuz? Size emredilen bir bu tasadduku yapmadığınıza göre, Allah da sizi bundan muaf tuttu. Artık namazı hakkıyla ifa edin, zekâtı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin! Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Süleyman Ateş

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. Allah da sizi (bundan) affetti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine ita'at edin. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

Süleymaniye Vakfı

(Elçimizle) yapacağınız gizli konuşmalardan önce sadakalar vermekten (dolayı fakir düşmekten) mi korktunuz? Madem vermediniz -Allah da yüzünüze baktı (bu sorumluluğu sizden kaldırdı)- öyleyse siz namazı özenle ve sürekli kılmaya ve zekatı vermeye, Allah'a ve elçisine gönülden boyun eğmeye devam edin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünden haberdardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yapacağınız özel görüşmeden önce sadakalar vermeniz sizi rahatsız mı etti? Madem vermediniz; Allah da bu konudaki tevbenizi kabul etti; öyleyse namazı tam kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine boyun eğin. Allah, yaptıklarınızın iç yüzünü bilir.

Şaban Piriş

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten çekiniyor musunuz? Bunu yapamazsanız; Allah, tevbenizi kabul eder, öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Tefhim-ul Kuran

Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden ürküntü mü duydunuz? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a ve O'nun Resulüne itaat edin! Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.

Ümit Şimşek

Gizli konuşmadan önce sadaka vermekten korktunuz da mı bunu yapmadınız? Yine de Allah sizi bağışladı. Siz de namazı dosdoğru kılmaya bakın, zekâtı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Zira Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız. Allah size tövbe nasip etti. Artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər siz gizli söhbətinizdən əvvəl sədəqə verməkdən qorxdunuzmu? Əgər siz bunu etməmisinizsə və Allah da tövbənizi qəbul edibsə, onda namaz qılıb zəkat verin, Allaha və Onun Elçisinə itaət edin. Allah nə etdiklərinizdən xəbərdardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər siz (Peyğəmbərlə) məxfi danışmazdan əvvəl sədəqə verməkdən qorxdunuzmu? Madam ki, siz (bunu) etmədiniz (sədəqə vermədiniz) və Allah da tövbənizi qəbul buyurdu, onda namaz qılıb zəkat verin, Allaha və Onun Peyğəmbərinə itaət edin. Allah nə etdiklərinizdən xəbərdardır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Fällt es euch schwer, milde Gaben vor euren vertraulichen Gesprächen mit dem Gesandten zu spenden? Wenn ihr es unterlassen habt und Gott euch verziehen hat, so sollt ihr das Gebet verrichten, die Zakat-Abgaben entrichten und Gott und dem Gesandten gehorchen. Gott weiß alles genau, was ihr tut.

Almanca — Der Edle Quran

Scheut ihr davor, schon vor eurem vertraulichen Gespräch Almosen zu geben? Da ihr (es) nicht getan habt und Allah sich euch wieder Reue-Annehmend zugewendet hat, so verrichtet das Gebet und entrichtet die Abgabeʹ, und gehorcht Allah und Seinem Gesandten. Und Allah ist Kundig dessen, was ihr tut.

Almanca — M. A. Rassoul

Seid ihr wegen des Gebens von Almosen vor eurer vertraulichen Beratung besorgt? Nun denn, wenn ihr es nicht tut und Allah euch in Seine Barmherzigkeit aufnimmt, dann verrichtet das Gebet und entrichtet die Zakah und gehorcht Allah und Seinem Gesandten. Und Allah ist dessen wohl kundig, was ihr tut.

Almanca — Muhammad Zaidan

Scheut ihr euch etwa, vor eurer vertraulichen Unterredung Sadaqa zugeben?! Und wenn ihr es nicht macht - und ALLAH nahm bereits eure Reue an, so verrichtet ordnungsgemäß das rituelle Gebet, entrichtet die Zakat und gehorcht ALLAH und Seinem Gesandten! Und ALLAH ist dessen allkundig, was ihr tut.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

How is it that back you recoiled, afraid of the acts of charity incumbent: on you before you took counsel with the Messenger! So you stopped taking private counsel, and Allah relented and quit you all His debt. But then, you must observe your prayers and give the alms and obey Allah and His Messenger; Allah is well acquainted with all that you do.

Abdul Haleem

Were you afraid to give charity before consulting the Prophet? Since you did not give charity, and God has relented towards you, you should [at least] observe your prayers, pay the prescribed alms, and obey God and His Messenger: God is well aware of your actions.

Abdullah Yusuf Ali

Is it that ye are afraid of spending sums in charity before your private consultation (with him)? If, then, ye do not so, and Allah forgives you, then (at least) establish regular prayer; practise regular charity; and obey Allah and His Messenger. And Allah is well-acquainted with all that ye do.

Abul A'la Maududi

Are you afraid that you will have to offer charity when you hold private conversation with the Prophet? But if you are unable to do so and Allah pardons you, then establish Prayer and pay Zakah, and obey Allah and His Messenger. Allah is well aware of all that you do.

Aisha Bewley

Are you afraid to give gifts of sadaqa before your private consultation? If you do not and Allah turns to you, at least establish salat and pay zakat, and obey Allah and His Messenger. Allah is aware of what you do.

Al-Hilali & Khan

Are you afraid of spending in charity before your private consultation (with him)? If then you do it not, and Allâh has forgiven you, then (at least) perform Salât (Iqâmat-as-Salât ) and give Zakât and obey Allâh (i.e. do all that Allâh and His Messenger صلى الله عليه وسلم order you to do). And Allâh is All-Aware of what you do.

Ali Quli Qarai

Were you apprehensive of offering charities before your secret talks? So, as you did not do it, and Allah was clement to you, maintain the prayer and pay the zakāt, and obey Allah and His Apostle. And Allah is well aware of what you do.

Amatul Rahman Omar

Do you fear that you will not (be able to) give charity before your consultation? So when you do it not and Allâh has turned to you (mercifully), observe Prayer and present the Zakât and obey Allâh and His Messenger, and Allâh is Well-Aware of what you do.

Arthur John Arberry

Are you afraid, before your conspiring, to advance freewill offerings? If you do not so, and God turns again unto you, then perform the prayer, and pay the alms, and obey God and His Messenger. God is aware of the things you do.

Bijan Moeinian

If you fail to pay the above mentioned charity, ask for forgiveness and God will forgive you for that. Remember, however, that the Daily Prayers, the payment of Obligatory Charity and Obedience toward God and His Prophet is a Must for you. Beware that God isaware of what you are doing.

E. Henry Palmer

What! do ye shrink from giving in charity before addressing him? then if ye do it not, and God relents towards you, then be steadfast in prayer, and give alms, and fear God and His Apostle; for God is well aware of what ye do!

Edip-Layth

Are you reluctant to offer a charity before such a meeting? If you do not do it; and God had forgiven you; then you shall hold the contact prayer, contribute towards betterment, and obey God and His messenger. God is fully Aware of everything you do.

George Sale

Do ye fear to give alms previously to your discoursing with the prophet, lest ye should impoverish yourselves? Therefore if ye do it not, and God is gracious unto you, by dispensing with the said precept for the future, be constant at prayer, and pay the legal alms; and obey God and his apostle in all other matters: For God well knoweth that which ye do.

Hamid S. Aziz

Do you fear that you will not be able to give in charity before your consultation? Then, if you do it not and Allah has forgiven you (or been merciful to you), then (at least) keep up prayer and pay the poor-rate and obey Allah and His Apostle; and Allah is Aware of what you do.

Mahmoud Ghali

D you (feel) timorous about forwarding donations before (Literally: between the two hands (of) your private conference? So, as you did not perform accordingly, and Allah has relented on you, then keep up the prayer, and bring the Zakat, (i. e., pay the door-dues) and obey Allah and His Messenger; and Allah is Ever-Cognizant of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Fear ye to offer alms before your conference? Then, when ye do it not and Allah hath forgiven you, establish worship and pay the poor-due and obey Allah and His messenger. And Allah is Aware of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

Are you afraid of giving alms before confering? Then, if you cannot do this, and God forgives you, be constant in your devotional obligations and pay the due share of your wealth for the welfare of others, and obey God and His Prophet. God is aware of all you do.

Muhammad Asad

Do you, perchance, fear lest [you may be sinning if] you cannot offer up anything in charity on the occasion of your consultation [with the Apostle]? But if you fail to do it [for lack of opportunity], and God turns unto you in His mercy, remain but con­stant in prayer and render [no more than] the purify­ing dues, and [thus] pay heed unto God and His Apostle: for God is fully aware of all that you do.

Mustafa Khattab

Are you afraid of spending in charity before your private consultations ˹with him˺? Since you are unable to do so, and Allah has turned to you in mercy, then ˹continue to˺ establish prayer, pay alms-tax, and obey Allah and His Messenger. And Allah is All-Aware of what you do.

Progressive Muslims

Are you reluctant to offer a charity before such meeting If you do not do it; and God had forgiven you; then you shall hold the contact-method, and contribute towards betterment, and obey God and His messenger. God is fully Aware of everything you do.

Sahih International

Have you feared to present before your consultation charities? Then when you do not and Allah has forgiven you, then [at least] establish prayer and give zakah and obey Allah and His Messenger. And Allah is Acquainted with what you do.

Sam Gerrans

Fear you to send ahead charity before your private conversation? Then when you do not — and God has turned towards you — then uphold the duty and render the purity, and obey God and His messenger. And God is aware of what you do.

Shabbir Ahmed

Is it that you are afraid of a transgression if you are not able to do such an act of kindness before you confer with the Messenger? Yet if you fail to find an opportunity to do it, Allah has already accepted your repentance (58:12). Hence, stay focused on establishing Salat - the Divine System, and setting up the Just Economic Order of Zakat. And obey Allah and His Messenger. For, Allah is Aware of all you do.

Syed Vickar Ahamed

Is it that you are afraid of spending sums in charity before your private consultation (with the Prophet)? If (that is the case), then, you do not do so, and Allah forgives you, but, establish regular prayer; Practice regular charity; And obey Allah and His Messenger. And Allah is Well-Acquainted (Khabir) with all that you do.

Taqi Usmani

Have you become afraid of offering charities before your consultation? So when you did not do so, and Allah has forgiven you, then establish Salāh, and pay Zakāh, and obey Allah and His Messenger. And Allah is well aware of what you do.

The Monotheist Group

Are you reluctant to offer a charity before such meeting? If you cannot do such, and God has forgiven you; then you shall hold the contact prayer, and contribute towards purification, and obey God and His messenger. God is fully Aware of everything you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Appréhendez-vous de faire précéder dʹaumônes votre entretien? Mais, si vous ne lʹavez pas fait et quʹAllah a accueilli votre repentir, alors accomplissez la Salât, acquittez la Zakât, et obéissez à Allah et à Son messager. Allah est Parfaitement Connaisseur de ce que vous faites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma hûn ji feqîrbûnê tirsiyan ku berî hûn bi peyxember re biaxivin we sedeqe bicih neanîn? Êdî ku we ew nekir û Xwedê jî hûn efû kirin; vêca bi tekûzî nimêj bikin, zekata malê xwe bidin û guhdariya Xwedê û Pêxemberê wî bikin. Teqez Xwedê ji kirinên we agahdar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Schrikken jullie ervoor terug dat jullie voorafgaand aan jullie vertrouwelijke gesprekken aalmoezen moeten brengen? En wanneer jullie het niet doen en God zich genadig tot jullie wendt, verricht dan de salaat, geeft de zakaat en gehoorzaamt God en Zijn gezant. Maar God is welingelicht over wat jullie doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Vreest gij aalmoezen te geven vóór uw gesprek met den profeet, duchtende u te verarmen? Indien gij het niet doet, hetgeen God u zal vergeven, verricht dan ten minste het gebed, geeft de voorgeschreven (wettige) aalmoezen (de schatting), en gehoorzaamt God en zijn gezant in alle andere zaken; want God weet wel wat gij doet.

Hollandaca — Siregar

Zijn jullie bevreesd voor (armoede) door iets uit te geven aan liefdadigheid, vóór jullie gesprek? Als jullie dat dan niet doen, dan vergeeft Allah jullie. Verricht dan de shalât en geeft de zakât en gehoorzaamt Allah en Zijn Boodschapper. En Allah is Alwetend over wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Неужели вы побоялись предварить вашу тайную беседу (с Пророком) милостыней (что этим обеднеете и неужели сатана вам внушил, что это – лишняя трата средств)? А когда же вы не выполнили (того, что было повелено вам) и (после того, как) Аллах принял ваше покаяние (отменив положение о предварительной милостыне), то (исправляя это) совершайте же молитву (вовремя и надлежащим образом), и давайте обязательную милостыню [закят], и повинуйтесь Аллаху и Его посланнику (во всем, что вам повелено). А Аллах сведущ в том, что вы делаете (и Он воздаст вам по вашим деяниям)!

Rusça — Osmanov

Неужели вы боитесь предварить вашу тайную беседу милостыней? Если вы не предварили и Аллах простил вас, то совершайте обрядовую молитву, вносите закат, повинуйтесь Аллаху и Его Посланнику, ибо Аллах ведает о том, что вы вершите.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om föreskriften att inför ert samtal ge en offergåva vållar er bekymmer och ni har underlåtit att (följa den) och Gud i Sin nåd förlåter er, (nöj er då med att samvetsgrant) förrätta bönen och betala allmoseskatten; och lyd Gud och Hans Sändebud; Gud är underrättad om vad ni gör.