ت و ب (TWB)
T-v-b
تَابَ إلَى اللهِ Allah’a tövbe etti. “ إلى الله ” ifâdesinin zikredilmesi dönüşü gerektirir. Örneğin; فَتُوبُوا إِلَى بَارِئِكُمْ Yaratıcınıza tövbe edin (2/Bakara 54); وَتُوبُوا إِلَى اللَّهِ جَمِيعاً Hep birden Allah’a tövbe ediniz (24/Nûr 31); أَفَلاَ يَتُوبُونَ إِلَى اللّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُ Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan af dilemiyorlar mı? (5/Mâide 74).
تَابَ اللهُ عَلَيْهِ Allah tövbesini kabul etti demektir. Şu âyetler bu anlama gelir. لَقَدْ تابَ الله عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِرِينَ وَاْلأَنْصَارِ الَّذِينَ اتَّبَعُوهُ فِي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ Allah, Peygamber’in ve o zor anda ona bağlı kalan muhacirler ile Ensar’ın tövbelerini kabul etti (9/Tevbe 117), ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوا Bunun üzerine Allah onların tövbelerini kabul etti ki, tövbe etsinler (9/Tevbe 118); فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْ Bunun için tövbelerinizi kabul, sizleri de affetti (2/Bakara 187).
التَّائِب kelimesi hem tövbe eden için hem de tövbeyi kabul eden için kullanılır. Buna göre, kul Allah’a tövbe ettiğinden “ تَائِب ” adını alır; Allah da kulun tövbesini kabul ettiğinden “ تَائِب ” diye adlandırılmıştır.
تَوَّاب çok tövbe eden kul demektir. Bu da her vakit bazı günâhları sırasıyla terk ederek bu şekilde tüm günâhları terk etmiş bir hâle gelen kişi demektir. Bazen Yüce Allah’a da, kulların tövbelerini çokça kabul ettiğinden, her hâlde onlara dönüş imkanı verdiğinden تَوَّاب adı verilmektedir. وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَإِنَّهُ يَتُوبُ إِلَى اللَّهِ مَتَاباً Kim tövbe eder de arkasından iyi amel işlerse o kimse esaslı bir pişmanlıkla Allah’a yönelmiş olur (25/Furkân 71); yani: Tam tövbe; bu da kötü olan şeyleri terk etmekle beraber güzel olan şeyleri yapmaya gayret etmektir: عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ Ben yalnız O’na dayandım, dönüş O’nadır (13/Ra’d 30); إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ Hiç şüphesiz O, tövbeleri çokça kabul eden ve pek merhametli olandır (2/Bakara 54).