م ت ع (MTA)
M-t-a
مَتاَع hoş vakit geçirme demektir. Bu anlamda مَتَّعَهُ اللهُ بِكَذَا، وَأَمْتَعَهُ؛ وَتَمَتَّعَ بِهِ Allah ona mutlu bir hayat verdi, onu hayatının tadına erdirdi ve o da bunun tadına erdi, denmektedir.
Yüce Allah da bu manada şöyle buyurur: وَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِينٍ ve onları bir süre daha bu dünyada faydalandırdık (10/Yûnus 98); نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلاً Onları az bir süre faydalandırırız (31/Lokmân 24); فَأُمَتِّعُهُ قَلِيلا İnkar edeni de az bir müddet faydalandırırız (2/Bakara 126) سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ Ama birçok toplulukları da faydalandıracağız, sonra onlara can yakıcı bir azap vereceğiz (11/Hûd 48).
Kur’ân-ı Kerim’de تَمَتَّعُوا fiili, dünya ile ilgili olarak geçtiği tüm yerlerde tehdit için kullanılmıştır. Bunun sebebi, fiilin genişleme/rahatlık anlamını da taşımasıdır.
اِسْتَمْتَعَ fiili ise, faydalanmayı istedi, demektir. Yüce Allah bu anlamda buyurur: اِسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık (6/Enam 128);فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُم بِخَلاَقِكُم كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلاَقِهِمْ Sizden öncekiler, hisselerince faydalandıkları gibi siz de hissenizce faydalandınız (9/Tevbe 69).
Yüce Allah’ın şu sözü: وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ Yeryüzünde bir müddet için yerleşip faydalanacaksınız (2/Bakara 36), her kişinin dünyadan belirli bir müddet faydalanacağına dikkat çekmektedir.
Yüce Allah’ın: قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ De ki: Dünyadan faydalanma çok azdır (4/Nisâ 77) sözü ise, âhiretin yanında dünyaya itibar edilmeyeceğine ilişkin bir uyarıdır. Buna göre Yüce Allah’ın: فَمَا مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ قَلِيلٌ Oysa dünya hayatından faydalanma âhirete göre pek azdır (9/Tevbe 38) sözü de, âhiret ile karşılaştırıldığında, anlamına gelir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ مَتَاعٌ dünyadaki hayat âhiret yanında sadece kısa bir faydalanmaktan ibarettir (13/Ra’d 26).
Ev eşyasına da مَتَاع adı verilmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ابْتِغَاء حِلْيَةٍ أَوْ مَتَاعٍ Süslenmek veya faydalanmak için (13/Ra’d 17).
مَتَاع ve مُتْعَة kelimeleri, herhangi bir şekilde kendisinden faydalanılan şeylere denir. Yüce Allah’ın şu sözü bu manaya göredir: وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ Eşyasını açtıkları zaman (12/Yûsuf 65); yani, azıklarını/yiyeceklerini. Burada, yiyecek, مَتَاع diye adlandırılmıştır. Bazılarına göre de, buradaki meta kelimesi, kap demektir. Gerçek şu ki: Kap ve yemek birbiriyle bağlantılıdırlar. Çünkü yemek kabın içinde idi.
Yüce Allah’ın وَلِلْمُطَلَّقَاتِ مَتَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ Boşanan kadınlara uygun bir surette faydalandırma vardır (2/Bakara 241).
مَتَاع ve مُتْعَة boşanan kadına bekleme müddetince faydalanması için verilen nafakadır. Bu anlamda أَمْتَعْتُهَا ve مَتَّعْتُهَا denir. Kur’ân’da bu anlamların ikincisi kullanılmıştır. Misal: فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ Onları faydalandırın ve serbest bırakın (33/Ahzâb 49). Yüce Allah şöyle buyuruyor: وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدْرُهُ Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın (2/Bakara 236).
مُتْعَةُ النِّكَاحِ deyimi, bir adamın bir kadınla belli bir müddete kadar belli bir miktar mal karşılığında beraber olmak üzere anlaşması, müddet dolunca da boşanmadan ayrılması demektir.
مُتْعَةُ اْلحَجِّ terimi, Hacca, Umre ilave ederek her ikisini birlikte yapmak demektir. Allah buyurur ki: فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ فَمَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْيِ Hacca kadar Umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir (2/Bakara 196).
شَرَابٌ مَاتِعٌ ifâdesinin, kırmızı şarap olduğu söylenmiştir. Doğrusu kalitesinden dolayı hoşa giden şarap demektir. Kırmızılık direkt kendisinin değil, kalitesinin bir özelliğidir.
جَمَلٌ مَاتِعٌ deyimi, güçlü deve demektir.
Şair şöyle der:
وَمِيزَانُهُ فِي سُورَةِ البرِّ مَاتِعُ -419
419- Terazide onun iyilikteki şerefi çok yücedir.
Yani: Daha ağır ve daha fazladır.