ف ك ه (FKH) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Neşelenmek, mutlu olmak, sıkıntıdan/yükten kurtulmak, eğlenmek, şakalaşmak/gülmek/espri yapmak, keyiflenmek/memnun olmak, eğlendirmek, meyve, hayret etmek, şakacılık yapmak, sevinmek, hayranlık duymak.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (19)

Bu kök Kur'an boyunca 19 kez, 9 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

فَاكِهَةٌ6 kez

Yasin 36:57فَاكِهَةٌfākihetunmeyvalar

لَهُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَ

lehum fīhā fākihetun ve lehum mā yeddeǔne

Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

Zuhruf 43:73فَاكِهَةٌfākihetunmeyva

لَكُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ

lekum fīhā fākihetun keṧīratun minhā te'kulūne

Orada sizin için bol bol meyve var, onlardan yersiniz.

Duhan 44:55فَاكِهَةٍfākihetinmeyveyi

يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اٰمِنِينَ

yed'ǔne fīhā bi kulli fākihetin āminīne

Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

Rahman 55:11فَاكِهَةٌfākihetunmeyva(lar)

فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْاَكْمَامِ

fīhā fākihetun ve n-naḣlu ƶātu l-ekmāmi

Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

Rahman 55:52فَاكِهَةٍfākihetinmeyvaların

فِيهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ

fīhimā min kulli fākihetin zevcāni

İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

Rahman 55:68فَاكِهَةٌfākihetunmeyvalar

فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ

fīhimā fākihetun ve naḣlun ve rummānun

İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

وَفَاكِهَةٍ3 kez

Vakıa 56:20وَفَاكِهَةٍve fākihetinve meyva(lar)

وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ

ve fākihetin mimmā yeteḣayyerūne

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

Vakıa 56:32وَفَاكِهَةٍve fākihetinve meyvalar

وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

ve fākihetin keṧīratin

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

Abese 80:31وَفَاكِهَةًve fākihetenve meyva

وَفَاكِهَةً وَاَبًّا

ve fākiheten ve ebben

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

فَوَاكِهُ2 kez

Mü'minun 23:19فَوَاكِهُfevākihumeyvalar

فَاَنْشَأْنَا لَكُمْ بِهِ جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَاَعْنَابٍ لَكُمْ فِيهَا فَوَاكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

fe enşe'nā lekum bihi cennātin min neḣīlin ve eǎ'nābin lekum fīhā fevākihu keṧīratun ve minhā te'kulūne

Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.

Saffat 37:42فَوَاكِهُfevākihu(türlü) meyvalar

فَوَاكِهُ وَهُمْ مُكْرَمُونَ

fevākihu ve hum mukramūne

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

بِفَاكِهَةٍ2 kez

Sad 38:51بِفَاكِهَةٍbi fākihetinmeyva

مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

muttekiīne fīhā yed'ǔne fīhā bi fākihetin keṧīratin ve şerābin

Onlar orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler isterler.

Tur 52:22بِفَاكِهَةٍbi fākihetinmeyvadan

وَاَمْدَدْنَاهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ

ve emdednāhum bi fākihetin ve leHmin mimmā yeştehūne

Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

فَاكِهِينَ2 kez

Duhan 44:27فَاكِهِينَfākihīnezevkü sefa sürüyorlardı

وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ

ve neǎ'metin kānū fīhā fākihīne

Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Tur 52:18فَاكِهِينَfākihīnesefa sürerler

فَاكِهِينَ بِمَا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

fākihīne bimā ātāhum rabbuhum ve veḳāhum rabbuhum ǎƶābe l-ceHīmi

(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

فَاكِهُونَ1 kez

Yasin 36:55فَاكِهُونَfākihūneeğlenirler

اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فِي شُغُلٍ فَاكِهُونَ

inne eSHābe l-cenneti l-yevme fī şuğulin fākihūne

Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.

تَفَكَّهُونَ1 kez

Vakıa 56:65تَفَكَّهُونَtefekkehūnesızlanıp

لَوْ نَشَاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

lev neşā'u le ceǎlnāhu HuTāmen fe Zeltum tefekkehūne

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

وَفَوَاكِهَ1 kez

Mürselat 77:42وَفَوَاكِهَve fevākiheve meyvalar (içindedirler)

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

ve fevākihe mimmā yeştehūne

Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

فَكِهِينَ1 kez

Mutaffifin 83:31فَكِهِينَfekihīneeğlenerek

وَاِذَا انْقَلَبُوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهِينَ

ve iƶā nḳalebū ilā ehlihimu nḳalebū fekihīne

Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.