ج ه ر (CHR) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Belirgin olmak/açık olmak/görünür olmak/halka açık olmak/yüksek sesli olmak/keşfedilmek, büyük/hacimli olmak, hoşa giden/iyi görünümlü olmak, neredeyse/tamamen temizlemek, üstün gelmeye/geçmeye çalışmak

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (16)

Bu kök Kur'an boyunca 16 kez, 10 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الْجَهْرَ4 kez

Nisa 4:148الْجَهْرَl-cehraaçıkça

لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللّٰهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

lā yuHibbu (a)llahu l-cehra bi s-sū'i mine l-ḳavli illā men Zulime ve kāne (a)llahu semīǎn ǎlīmen

Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

A'raf 7:205الْجَهْرِl-cehriyüksek

وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعًا وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ

ve ƶkur rabbeke fī nefsike teDerruǎn ve ḣīfeten ve dūne l-cehri mine l-ḳavli bi l-ğuduvvi ve l-āSāli ve lā tekun mine l-ğāfilīne

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.

Enbiya 21:110الْجَهْرَl-cehraaçığını

اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ وَيَعْلَمُ مَا تَكْتُمُونَ

innehu yeǎ'lemu l-cehra mine l-ḳavli ve yeǎ'lemu mā tektumūne

"Şüphesiz, Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediğinizi de bilir."

A'la 87:7الْجَهْرَl-cehraaçığı

اِلَّا مَا شَاءَ اللّٰهُ اِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفٰى

illā mā şā'e (a)llahu innehu yeǎ'lemu l-cehra ve mā yeḣfā

Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.

جَهْرَةً3 kez

Bakara 2:55جَهْرَةًcehratenaçıkça

وَاِذْ قُلْتُمْ يَامُوسَىٰ لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

ve iƶ ḳultum yā mūsā len nu'mine leke Hattā nerā (a)llahe cehraten fe eḣaƶetkumu S-Sāǐḳatu ve entum tenZurūne

Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Nisa 4:153جَهْرَةًcehratenaçıkça

يَسْـَٔلُكَ اَهْلُ الْكِتَابِ اَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَقَدْ سَاَلُوا مُوسٰٓى اَكْبَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَقَالُوا اَرِنَا اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ثُمَّ اتَّخَذُوا الْعِجْلَ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ فَعَفَوْنَا عَنْ ذٰلِكَ وَاٰتَيْنَا مُوسٰى سُلْطَانًا مُبِينًا

yeseluke ehlu l-kitābi en tunezzile ǎleyhim kitāben mine s-semāi fe ḳad seelū mūsā ekbera min ƶālike fe ḳālū erinā (a)llahe cehraten fe eḣaƶethumu S-Sāǐḳatu bi Zulmihim ṧumme tteḣaƶū l-ǐcle min beǎ'di mā cā'ethumu l-beyyinātu fe ǎfevnā ǎn ƶālike ve āteynā mūsā sulTānen mubīnen

Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

En'am 6:47جَهْرَةًcehratenaçıkça

قُلْ اَرَاَيْتَكُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُ اللّٰهِ بَغْتَةً اَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ اِلَّا الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ

ḳul e raeytekum in etākum ǎƶābu (a)llahi beğteten ev cehraten hel yuhleku illā l-ḳavmu Z-Zālimūne

De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

تَجْهَرْ2 kez

İsra 17:110تَجْهَرْtecherabartma

قُلِ ادْعُوا اللّٰهَ اَوِ ادْعُوا الرَّحْمٰنَ اَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذٰلِكَ سَبِيلًا

ḳuli d'ǔ (a)llahe evi d'ǔ r-raHmāne eyyen mā ted'ǔ fe lehu l-esmā'u l-Husnā ve lā techer bi Salātike ve lā tuḣāfit bihā ve bteği beyne ƶālike sebīlen

De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.

Ta-Ha 20:7تَجْهَرْtecheraçık da söylesen

وَاِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَاِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَاَخْفٰى

ve in techer bi l-ḳavli fe innehu yeǎ'lemu s-sirra ve eḣfā

Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.

وَجَهْرَكُمْ1 kez

En'am 6:3وَجَهْرَكُمْve cehrakumve açığınızı

وَهُوَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَفِي الْاَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

ve huve (a)llahu fī s-semāvāti ve fī l-erDi yeǎ'lemu sirrakum ve cehrakum ve yeǎ'lemu mā teksibūne

Halbuki O, göklerde de Allah'tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.

جَهَرَ1 kez

Ra'd 13:10جَهَرَceheraaçık (söyleyen)

سَوَاءٌ مِنْكُمْ مَنْ اَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَنْ جَهَرَ بِهِ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِالَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ

sevā'un minkum men eserra l-ḳavle ve men cehera bihi ve men huve musteḣfin bi l-leyli ve sāribun bi n-nehāri

(O'na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.

وَجَهْرًا1 kez

Nahl 16:75وَجَهْرًاve cehranve açık

ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا عَبْدًا مَمْلُوكًا لَا يَقْدِرُ عَلٰى شَيْءٍ وَمَنْ رَزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنْفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا هَلْ يَسْتَوُ۫نَ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Derabe (a)llahu meṧelen ǎbden memlūken lā yeḳdiru ǎlā şey'in ve men razeḳnāhu minnā rizḳan Hasenen fe huve yunfiḳu minhu sirran ve cehran hel yestevūne l-Hamdu li (a)llahi bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

تَجْهَرُوا1 kez

Hucurat 49:2تَجْهَرُواtecherūyüksek sesle konuşmayın

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā terfeǔ eSvātekum fevḳa Savti n-nebiyyi ve lā techerū lehu bi l-ḳavli ke cehri beǎ'Dikum li beǎ'Din en teHbeTa eǎ'mālukum ve entum lā teş'ǔrūne

Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.

كَجَهْرِ1 kez

Hucurat 49:2كَجَهْرِke cehriyüksek sesle konuştuğunuz gibi

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā terfeǔ eSvātekum fevḳa Savti n-nebiyyi ve lā techerū lehu bi l-ḳavli ke cehri beǎ'Dikum li beǎ'Din en teHbeTa eǎ'mālukum ve entum lā teş'ǔrūne

Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın, yoksa siz farkına varmadan işledikleriniz boşa gider.

اجْهَرُوا1 kez

Mülk 67:13اجْهَرُواcherūaçığa vurun

وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِهِ اِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

ve esirrū ḳavlekum evi cherū bihi innehu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri

Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

جِهَارًا1 kez

Nuh 71:8جِهَارًاcihāranaçıkça

ثُمَّ اِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا

ṧumme innī deǎvtuhum cihāran

"Sonra ben onları açık açık davet ettim."