Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

وَاِذْ قُلْتُمْ يَامُوسَىٰ لَنْ نُؤْمِنَ لَكَ حَتّٰى نَرَى اللّٰهَ جَهْرَةً فَاَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ

ve iƶ ḳultum yā mūsā len nu'mine leke Hattā nerā (a)llahe cehraten fe eḣaƶetkumu S-Sāǐḳatu ve entum tenZurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2قُلْتُمْḳultumق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemiştiniz
3يَامُوسَىٰyā mūsāياموسىEY/HEY/AH Musa
4لَنْlen
5نُؤْمِنَnu'mineا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmayız
6لَكَlekesana
7حَتّٰىHattākadar
8نَرَىnerāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görünceye
9اللّٰهَ(a)llaheAllah'ı
10جَهْرَةًcehratenج ه رBelirgin olmak/açık olmak/görünür olmak/halka açık olmak/yüksek sesli olmak/keşfedilmek, büyük/hacimli olmak, hoşa giden/iyi görünümlü olmak, neredeyse/tamamen temizlemek, üstün gelmeye/geçmeye çalışmakaçıkça
11فَاَخَذَتْكُمُfe eḣaƶetkumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekderhal sizi yakalamıştı
12الصَّاعِقَةُS-Sāǐḳatuص ع قYıldırım veya şimşek vurmak, bayılmak, bilinçsiz olmak, şoke olmak, aklı başından gitmekyıldırım gürültüsü
13وَاَنْتُمْve entumsiz de
14تَنْظُرُونَtenZurūneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbunu görüyordunuz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir zamanlar yâ Mûsâ demiştiniz, Allah'ı apaçık görmedikçe inanmayız sana. Derken bakınıp duruyordunuz, bir yıldırım düşmüş de sizi yakıvermişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir zamanlar yâ Mûsâ demiştiniz, Allahʼı apaçık görmedikçe inanmayız sana. Derken bakınıp duruyordunuz, bir yıldırım düşmüş de sizi yakıvermişti.

Adem Uğur

Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.

Ahmed Hulusi

"Ya Musa, biz Allah'ı dışarıda, açıkta görmedikçe iman etmeyiz" demiştiniz de; bunun üzerine yıldırım (varlığınızı yok eden hakikat bilgisi) çarpmıştı sizi, siz bakıp dururken!

Ahmet Tekin

Hani siz, seçilmiş yetmiş kişi de: 'Ey Mûsâ, biz Allah’ı aşikâre görmedikçe asla sana itimat etmeyeceğiz' demiştiniz. Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı. Bunun sebeplerini düşünmeli, tahlil etmelisiniz.

Ahmet Varol

Bir keresinde: 'Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyeceğiz' demiştiniz de siz gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpıvermişti.

Ali Bulaç

Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz.

Ali Fikri Yavuz

Ve bir vakit: “-Ey Mûsâ biz Allah’ı aşikâre görmedikçe (senin sözüne) asla inanmıyacağız.” demiştiniz. Bunun üzerine, sizi o yıldırım yakalayıverdi, bakınıp duruyordunuz.

Ali Rıza Safa

Üstelik şöyle demiştiniz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe, sana asla inanmayız!" Bunun üzerine, sizi yıldırım çarptı; bakakaldınız.

Bayraktar Bayraklı

Şu zamanı da hatırlayınız ki, siz "Ey Musa! Allah'ı apaçık görünceye kadar sana asla iman etmeyeceğiz!" demiştiniz de, göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

Bekir Sadak

«Ya Musa! Allah'i apacik gormedikce sana inanmayacagiz» demistiniz de gozleriniz gore gore sizi yildirim carpmisti.

Celal Yıldırım

Ve hatırlayın ki (sizden temsilci olarak yetmiş kişi Musa ile Tûr'a çıktığınızda): «Ya Musa! Biz Allah'ı açıkça meydanda görmedikçe sana asla inanmıyacağız...» demiştiniz de yıldırım size çarpmıştı ve siz de bakıp duruyordunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir zamanlar, “Ey Mûsâ! Allah’ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız” demiştiniz de bakıp dururken hemen sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet İşleri

Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet İşleri (eski)

'Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız' demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

Diyanet Vakfi

Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani bir zamanlar «Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız.» demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir vakit: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe, senin sözüne kesinlikle inanmayacağız." dediniz. Bunun üzerine sizi o yıldırım yakalayıverdi; siz de bakakalmıştınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir vakit "ya Musa, dediniz: Biz Allahı aşikare görmedikçe senin sözünle asla inanmıyacağız" bunun üzerine sizi o saıka yakalayıverdi bakınıp duruyordunuz

Erhan Aktaş

Hani siz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız." demiştiniz de o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani siz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız." demiştiniz de o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani siz: "Ey Musa! Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız." demiştiniz de, o an, bakıp dururken, sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı.

Fizilal-il Kuran

Hani «Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana kesinlikle iman etmeyiz» dediniz de hemen arkasından bakıp dururken sizi yıldırım çarptı

Gültekin Onan

Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Tanrı'yı apaçık (cehreten) görmedikçe sana inanmayız". Bunun üzerine yıldırım sizi almıştı / yakalamıştı / çarpmıştı (kümüssaıkatü). Ve siz bakıp duruyordunuz / bakıyordunuz (tenzurun).

Hamdi Döndüren

Hani bir zamanlar, “Ey Musa! Biz, Allah’ı açıkça görmedikçe sensin sözünle asla inanmayız!” demiştiniz de, sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız!

Hasan Basri Çantay

Bir de hatırlayın o zamanı ki siz (Musa ile birlikde Allaha karşı özür dilemek, onun emirlerini dinlemek üzere çıkdığınız vakit) "Ey Musa, biz Allahı apaşikar görünceye kadar sana kat'iyyen iman etmeyiz" demişdiniz de gözünüz bakıb dururken sizi o yıldırım (sayha) çarpmışdı.

Hasib Asutay

Hani bir zaman, 'Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız' demiştiniz. Siz bakıp dururken hemen size yıldırım çarpmıştı.

Hayrat Neşriyat

Bir zaman da: 'Ey Mûsâ! (Biz) Allah’ı açıkça görmedikçe aslâ sana îmân etmeyeceğiz!' demiştiniz de, siz (olup bitene hayretle) bakadururken sizi yıldırım yakalayıvermişti.

İbni Kesir

Bir de, hani siz: Ey Musa, biz Allah'ı apaşikar görünceye kadar sana inanmayacağız, demiştiniz de, bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Mehmet Okuyan

Hani “Ey Musa! Biz Allah’ı açıkça görünceye kadar sana asla inanmayız.” demiştiniz de bakıyorken sizi yıldırım yakalamıştı (çarpmıştı).

Muhammed Esed

Ve (hatırlayın) (hani), "Ey Musa, doğrusu Allah'ı kendi gözümüzle görmedikçe sana asla inanmayacağız!" dediğinizde, (işte o an) siz daha (ne oluyor diye) çevrenize bakıp dururken ceza yıldırımı sizi yakalamıştı.

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da demiştiniz ki: Ey Musa! Allah'ı açıkça görünceye dek sana kesinlikle inanmayacağız. Ve ardından siz bön bön bakarken yıldırım çarpmışa dönmüştünüz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yâd ediniz ki siz: «Ya Mûsa! Sana imân etmeyiz. Allah Teâlâ'yı âşikâr sûrette görmedikçe,» demiştiniz de sizi yıldırım çarpmıştı. Siz ise bakıp duruyordunuz.

Ömer Öngüt

Siz de: “Ey Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız. ” demiştiniz de gözleriniz göre göre yıldırım gelip sizi çarpmıştı.

Suat Yıldırım

Bir zaman da: "Ey Mûsâ! Biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana inanmayız!" dediniz. Bunun üzerine derhal sizi yıldırım çarptı, siz de bakakaldınız.

Süleyman Ateş

Bir zaman da: "Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana inanmayız," demiştiniz de derhal sizi yıldırım gürültüsü yakalamıştı; siz de bunu görüyordunuz.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün, "Ey Musa! Allah'ı apaçık görene kadar sana asla inanmayacağız!" demiştiniz. Bunun üzerine, bakıp dururken sizi şiddetli gök gürültüsü yakalamıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün: "Bak Musa! Allah'ı apaçık görene kadar sana güvenmeyeceğiz!" demiştiniz. Bunun üzerine, o şiddetli gürültü sizi sarsmıştı da bakakalmıştınız.

Şaban Piriş

-Ey Musa, Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız, demiştiniz de, gözünüz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Tefhim-ul Kuran

Ve (şöyle de) demiştiniz: «Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız.» Bunun üzerine siz bakınıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Ümit Şimşek

Hani, bir de 'Ey Musa, biz Allah'ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyiz' demiştiniz ve gözünüz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz şunu da söylemiştiniz: "Ey Musa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız." Bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı, Ve siz bakıp duruyordunuz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman siz: “Ey Musa! Biz Allahı açıq-aşkar görməyincə sənə iman gətirməyəcəyik!”– dediniz və gözünüz görə-görə sizi ildırım vurdu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Və yadınıza salın ki) siz: ″Ya Musa, Allahı aşkar surətdə görməyincə, heç vaxt sənə inanmayacağıq″,- dediyiniz zaman gözünüz görə- görə sizi ildırım vurmuşdu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gedenkt, als ihr sagtet: ʺO Moses, wir werden dir nicht eher glauben, bis wir Gott mit eigenen Augen gesehen haben.ʺ Da traf euch zur Strafe der Blitz, während ihr hilflos umherschautet.

Almanca — Der Edle Quran

Und als ihr sagtet: ʺO Musa, wir werden dir nicht eher glauben, bis wir Allah unverhüllt sehen!ʺ Da überkam euch der Donnerschlag, während ihr zuschautet.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als ihr sagtet: ʺO Moses! Wir werden dir gewiß nicht glauben, bis wir Allah unverhüllt sehenʺ, da traf euch der Blitzschlag, während ihr zuschautet.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als ihr zu Musa gesagt habt: ʺWir werden dir nicht glauben, bis wir ALLAH offenkundig sehen.ʺ Dann traf euch der Blitz, während ihr zugeschaut habt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Again you said to Mussa:" "We will not recognise your mission until we see Allah personally and perceive Him by sight. " "There and then did heaven reverberate thunder against you and the fearful echoes thundered in your ears and with lightning did heaven strike you dead as you gazed your souls away",

Abdul Haleem

Remember when you said, ‘Moses, we will not believe you until we see God face to face.’ At that, thunderbolts struck you as you looked on.

Abdullah Yusuf Ali

And remember ye said: "O Moses! We shall never believe in thee until we see Allah manifestly," but ye were dazed with thunder and lighting even as ye looked on.

Abul A'la Maududi

And recall when you said: "O Moses, we will not believe in you until we clearly see Allah (speaking to you)." Thereupon a tremendous thunderbolt struck you before your very eyes.

Aisha Bewley

And when you said, ‘Musa, we will not believe in you until we see Allah with our own eyes. ’ So the thunder-bolt struck you dead while you were looking.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when you said: "O Mûsâ (Moses)! We shall never believe in you until we see Allâh plainly." But you were seized with a thunder-bolt (lightning) while you were looking.

Ali Quli Qarai

And when you said, ‘O Moses, we will not believe you until we see Allah visibly. ’ Thereupon a thunderbolt seized you as you looked on.

Amatul Rahman Omar

And when you had said, `O Moses! we shall, by no means, believe you unless we see Allâh openly (face to face). ' Thereupon the thunderbolt (of punishment) overtook you and you were beholding (the consequences of your conduct).

Arthur John Arberry

And when you said, 'Moses, we will not believe thee till we see God openly'; and the thunderbolt took you while you were beholding.

Bijan Moeinian

Then [having an argumentative attitude] you said: "You know Moses’ we will not believe you unless God directly appears and talk to us!" At that very moment a thunderbolt struck you all and you died.

E. Henry Palmer

And when ye said to Moses, 'O Moses! we will not believe in thee until we see God manifestly,' and the thunderbolt caught you while ye yet looked on.

Edip-Layth

When you said, "O Moses, we will not acknowledge you until we see God openly!" the lightning bolt took you while you were still staring.

George Sale

And when ye said, O Moses, we will not believe thee, untill we see God manifestly; therefore a punishment came upon you, while ye looked on;

Hamid S. Aziz

And remember when you said to Moses, "O Moses! We will not believe in you until we see Allah manifestly," and the thunderbolt caught you while you yet looked on.

Mahmoud Ghali

And (remember) as you said, "O Mûsa (Moses) we will never believe you until we see Allah openly. " So the (stunning) thunderbolt took you (while) you were looking on.

Marmaduke Pickthall

And when ye said: O Moses! We will not believe in thee till we see Allah plainly; and even while ye gazed the lightning seized you.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when you said to Moses: "We shall not believe in you until we see God face to face," lightning struck you as you looked.

Muhammad Asad

And [remember] when you said, "O Moses. indeed we shall not believe thee unto we see God face to face!" - whereupon the thunderbolt of punishment overtook you before your very eyes.

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when you said, "O Moses! We will never believe you until we see Allah with our own eyes," so a thunderbolt struck you while you were looking on.

Progressive Muslims

And you said: "O Moses, we will not believe you until we see God openly!" So the lightning bolt took you while you were still staring.

Sahih International

And [recall] when you said, "O Moses, we will never believe you until we see Allah outright"; so the thunderbolt took you while you were looking on.

Sam Gerrans

And when you said: “O Moses: we will not believe thee until we see God openly”; and the thunderbolt took you — and you were looking on.

Shabbir Ahmed

And recall when you told Moses, " We won't believe in you until we see Allah face to face. " (This happened because you had programmed your minds into the primitive ways of the "age of worship" when humans could only appreciate the tangible. At that level of intellect, humans come to fear natural phenomena). Thus, when you saw the lightening thunder (and the challenges of life) you almost fell dead in fright. (Losing your reason (7:155)).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, you said: "O Musa (Moses)! We shall never believe in you until we see Allah openly," but you were dazed with thunder and lightning while you looked on.

Taqi Usmani

When you said, "Mūsā, we will never believe you till we see Allah openly!" So, the thunderbolt took you while you were looking on.

The Monotheist Group

And you said: "O Moses, we will not believe you until we see God openly!" So the lightning strike took you while you were still staring.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (rappelez-vous) lorsque vous dites: ʺO Moïse, nous ne te croirons quʹaprès avoir vu Allah clairementʺ!... Alors la foudre vous saisit tandis que vous regardiez.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê demê we got: “Hey Mûsa! Heya ku em bi çavên xwe Xwedê eşkere nebînin em baweriyê bi te nayînin.” Vêca ji nişka ve birûskê li we da û we bi bêhişane lê temaşe dikir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen jullie zeiden: ʺMoesa wij zullen jou niet geloven totdat wij God in alle openheid zienʺ, waarop de donderslag jullie greep, terwijl jullie toekeken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen gij tot Mozes zeidet: O Mozes, wij willen u niet eerder gelooven, dan na dat wij God met eigen oogen hebben gezien, toen kwam er straf over u, terwijl gij er naar zaagt.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen jullie zeiden: ʺO Môesa, wij zullen jou niet geloven totdat wij Allah duidelijk (in Zijn ware gestalte) zien,ʺ waarop de bklisem jullie greep, terwijl jullie toekeken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (помните, как) когда-то вы сказали: «О, Муса! Мы не поверим тебе (что Аллах через тебя передает откровение), пока не увидим Аллаха открыто [воочию своими глазами]». И вас поразила молния [огонь с неба], пока вы смотрели (и вы погибли).

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как вы воззвали: ʺО Муса! Мы не станем верить тебе, пока не увидим Аллаха воочиюʺ. И вас поразила молния, и вы увидели это воочию.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (minns) att ni sade: ʺMoses! Vi tror dig inte förrän vi med våra egna ögon får se Gudʺ; och så drabbades ni där ni stod av (straffets) blixtar.