ب ل د (BLD̃) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Şehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayet

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (19)

Bu kök Kur'an boyunca 19 kez, 8 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الْبِلَادِ5 kez

Al-i İmran 3:196الْبِلَادِl-bilādişehirlerde

لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي الْبِلَادِ

lā yeğurranneke teḳallubu (e)lleƶīne keferū fī l-bilādi

Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

Mü'min 40:4الْبِلَادِl-bilādişehirlede

مَا يُجَادِلُ فِي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذِينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ

mā yucādilu fī āyāti (a)llahi illā (e)lleƶīne keferū fe lā yeğrurke teḳallubuhum fī l-bilādi

Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

Kaf 50:36الْبِلَادِl-bilādiülkelerde

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِ هَلْ مِنْ مَحِيصٍ

ve kem ehleknā ḳablehum min ḳarnin hum eşeddu minhum beTşen fe neḳḳabū fī l-bilādi hel min meHīSin

Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?

Fecr 89:8الْبِلَادِl-bilādiülkeler arasında

اَلَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ

lletī lem yuḣleḳ miṧluhā fī l-bilādi

(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Fecr 89:11الْبِلَادِl-bilādiülkelerde

اَلَّذِينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِ

(e)lleƶīne Tağav fī l-bilādi

(11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi.

الْبَلَدَ4 kez

İbrahim 14:35الْبَلَدَl-beledeşehri

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَ

ve iƶ ḳāle ibrāhīmu rabbi c'ǎl hāƶā l-belede āminen ve cnubnī ve beniyye en neǎ'bude l-eSnāme

Hani İbrahim demişti ki: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."

Beled 90:1الْبَلَدِl-beledikente

لَا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِ

lā uḳsimu bi hāƶā l-beledi

(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

Beled 90:2الْبَلَدِl-beledişehirde

وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِ

ve ente Hillun bi hāƶā l-beledi

(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

Tin 95:3الْبَلَدِl-belediŞehre (andolsun)

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمِينِ

ve hāƶā l-beledi l-emīni

Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki,

بَلْدَةً4 kez

Furkan 25:49بَلْدَةًbeldetenbir ülkeyi

لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا اَنْعَامًا وَاَنَاسِيَّ كَثِيرًا

li nuHyiye bihi beldeten meyten ve nusḳiyehu mimmā ḣaleḳnā en'ǎāmen ve enāsiyye keṧīran

(48-49) O, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. Ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan birçok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.

Sebe 34:15بَلْدَةٌbeldetun(bir) ülke

لَقَدْ كَانَ لِسَبَاٍ فِي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌ جَنَّتَانِ عَنْ يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

le ḳad kāne li sebein fī meskenihim āyetun cennetāni ǎn yemīnin ve şimālin kulū min rizḳi rabbikum ve şkurū lehu beldetun Tayyibetun ve rabbun ğafūrun

Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."

Zuhruf 43:11بَلْدَةًbeldetenbir ülkeyi

وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَاَنْشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ

ve elleƶī nezzele mine s-semāi māen bi ḳaderin fe enşernā bihi beldeten meyten ke ƶālike tuḣracūne

O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.

Kaf 50:11بَلْدَةًbeldetenbir ülkeye

رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَاَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

rizḳan li l-ǐbādi ve eHyeynā bihi beldeten meyten ke ƶālike l-ḣurūcu

(9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

بَلَدٍ2 kez

Nahl 16:7بَلَدٍbeledinşehirlere

وَتَحْمِلُ اَثْقَالَكُمْ اِلٰى بَلَدٍ لَمْ تَكُونُوا بَالِغِيهِ اِلَّا بِشِقِّ الْاَنْفُسِ اِنَّ رَبَّكُمْ لَرَؤُ۫فٌ رَحِيمٌ

ve teHmilu eṧḳālekum ilā beledin lem tekūnū bāliğīhi illā bi şiḳḳi l-enfusi inne rabbekum le ra'ūfun raHīmun

Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.

Fatır 35:9بَلَدٍbeledinbir ülkeye

وَاللّٰهُ الَّذِي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ اِلٰى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَحْيَيْنَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذٰلِكَ النُّشُورُ

ve(a)llahu elleƶī ersele r-riyāHa fe tuṧīru seHāben fe suḳnāhu ilā beledin meyyitin fe eHyeynā bihi l-erDe beǎ'de mevtihā ke ƶālike n-nuşūru

Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.

بَلَدًا1 kez

Bakara 2:126بَلَدًاbeledenşehri

وَاِذْ قَالَ اِبْرٰهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا اٰمِنًا وَارْزُقْ اَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ قَالَ وَمَنْ كَفَرَ فَاُمَتِّعُهُ قَلِيلًا ثُمَّ اَضْطَرُّهُٓ اِلٰى عَذَابِ النَّارِ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

ve iƶ ḳāle ibrāhīmu rabbi c'ǎl hāƶā beleden āminen ve rzuḳ ehlehu mine ṧ-ṧemerāti men āmene minhum bi(a)llahi ve l-yevmi l-āḣiri ḳāle ve men kefera fe umettiǔhu ḳalīlen ṧumme eDTarruhu ilā ǎƶābi n-nāri ve bi'se l-meSīru

Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkar edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.

لِبَلَدٍ1 kez

A'raf 7:57لِبَلَدٍli beledinbir ülkeye

وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتّٰٓى اِذَٓا اَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَاَنْزَلْنَا بِهِ الْمَاءَ فَاَخْرَجْنَا بِهِ مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذٰلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتٰى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

ve huve elleƶī yursilu r-riyāHa buşran beyne yedey raHmetihi Hattā iƶā eḳallet seHāben ṧiḳālen suḳnāhu li beledin meyyitin fe enzelnā bihi l-māe fe eḣracnā bihi min kulli ṧ-ṧemerāti ke ƶālike nuḣricu l-mevtā leǎllekum teƶekkerūne

O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.

وَالْبَلَدُ1 kez

A'raf 7:58وَالْبَلَدُve l-beleduve ülkenin

وَالْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِاِذْنِ رَبِّهِ وَالَّذِي خَبُثَ لَا يَخْرُجُ اِلَّا نَكِدًا كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَشْكُرُونَ

ve l-beledu T-Tayyibu yeḣrucu nebātuhu bi iƶni rabbihi ve elleƶī ḣabuṧe lā yeḣrucu illā nekiden ke ƶālike nuSarrifu l-āyāti li ḳavmin yeşkurūne

(Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz ayetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.

الْبَلْدَةِ1 kez

Neml 27:91الْبَلْدَةِl-beldetikentin

اِنَّمَٓا اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ رَبَّ هٰذِهِ الْبَلْدَةِ الَّذِي حَرَّمَهَا وَلَهُ كُلُّ شَيْءٍ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ

innemā umirtu en eǎ'bude rabbe hāƶihi l-beldeti elleƶī Harramehā ve le hu kullu şey'in ve umirtu en ekūne mine l-muslimīne

(91-92) De ki: "Bana ancak, bu beldenin (Mekke'nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: "Ben ancak uyarıcılardanım."