(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ اَلَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۖ

e lem tera keyfe feǎle rabbuke bi ǎādin / irame ƶāti l-ǐmādi / lletī lem yuḣleḳ miṧluhā fī l-bilādi / ve ṧemūde (e)lleƶīne cābū S-Saḣra bi l-vādi / ve fir'ǎvne ƶī l-evtādi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2تَرَteraر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görmedin mi?
3كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldene
4فَعَلَfeǎleف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyaptı
5رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
6بِعَادٍbi ǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.'Ad'e
1اِرَمَirameارمİrem'e?
2ذَاتِƶāti
3الْعِمَادِl-ǐmādiع م دAmaçlamak, desteklemek, sütunlar veya direkler yerleştirmek, yüksek yapı yerleştirmek, desteklemek, çözümlemek, hedeflemek, yönlendirmek, önermek, (kasıtlı olarak günah) işlemek, yüksek yapı, çadır, direk, temel, başkan.sütunlu
1اَلَّتِيlletīki
2لَمْlem
3يُخْلَقْyuḣleḳخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratılmamıştı
4مِثْلُهَاmiṧluhāم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.onun eşi
5فِي
6الْبِلَادِl-bilādiب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetülkeler arasında
1وَثَمُودَve ṧemūdeوثمودve Semud'a?
2الَّذِينَ(e)lleƶīne
3جَابُواcābūج و بBir şeyde delik açmak, bir şeyi yırtmak veya parçalamak, delmek/delmek/oymak, bir şeyi kesmek, bir şeyi içini boşaltmak, geçmek veya çaprazlamak, yolculuk ederek geçmek, nüfuz etmek, cevap vermek veya yanıtlamak, aydınlatmak ve netleştirmek, korumak.oyan
4الصَّخْرَS-Saḣraص خ رKayalık olmak (yer). Kaya - taşkayaları
5بِالْوَادِbi l-vādiو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.vadide
1وَفِرْعَوْنَve fir'ǎvneوفرعونve Fir'avn'a?
2ذِيƶīsahibi
3الْاَوْتَادِۖl-evtādiو ت دKazık çakmak, yere kazık sabitlemek, bir şeyi sıkıca sabitlemek. Autaad - kazıklar, ordular, çadır direkleri, reisler, çadır direkleri.kazıklar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öylesine bir şehirdi ki yaratılmamıştı eşi şehirler arasında.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öylesine bir şehirdi ki yaratılmamıştı eşi şehirler arasında.

Adem Uğur

Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı,

Ahmed Hulusi

Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı!

Ahmet Tekin

Ülkeler içinde benzeri inşa edilmemiş olan İrem’e ne yaptı.

Ahmet Varol

Şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

Ali Bulaç

Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

Ali Fikri Yavuz

Öyle bir kavim ki, memleketler içinde (boy ve kuvvetçe), onun gibisi yaratılmamıştı.

Ali Rıza Safa

Yörelerin arasında, onun bir benzeri yaratılmamıştı.

Bayraktar Bayraklı

- Ülkeler arasında eşi yaratılmamış sütunlu İrem'e?

Bekir Sadak

(6-8) Rabbinin, hicbir memlekette benzeri ortaya konmayan sutunlara sahip Irem sehrinde oturan Ad milletine ne ettigini gormedin mi?

Celal Yıldırım

Öyle ki onun şehirler içinde bir benzeri yaratılmamıştı.

Diyanet İşleri

(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?

Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?

Diyanet Vakfi

(6-14) Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ki, o ülkeler içinde bir benzeri yaratılmamıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki o beldeler içinde misli yaradılmamıştı

Erhan Aktaş

Ki, beldeler içinde onun bir eşi yaratılmadı;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ki, beldeler içinde onun bir eşi yaratılmadı;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ki, beldeler içinde onun bir eşi yaratılmadı;

Fizilal-il Kuran

Ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı.

Gültekin Onan

Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

Hamdi Döndüren

Ki ülkeler arasında onun benzeri yaratılmamıştı.

Hasan Basri Çantay

Ki o, şehirlerde bir benzeri yaratılmayandı,

Hasib Asutay

Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

Hayrat Neşriyat

Ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

İbni Kesir

Ki o, şehirlerde bir benzeri yaratılmayandı.

Mehmet Okuyan

(Yüksek) sütunları olan İrem'e (İrem şehrine) -ki şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı-.

Muhammed Esed

ki bütün o topraklarda bir benzeri inşa edilmemişti?

Mustafa İslamoğlu

ki, o (günün) dünyasında bir benzeri daha inşa edilmemişti?

Ömer Nasuhi Bilmen

Bir belde (ahalisi) ki, o beldenin bir misli beldeler arasında yaratılmamıştı.

Ömer Öngüt

Ki, onun şehirler içinde bir benzeri yaratılmamıştı.

Suat Yıldırım

(6-10) Beldeler içinde benzeri yaratılmamış ve yüksek binalarla dolu İrem şehrinde oturan Âd milletine. Vâdideki kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semud milletine, Çadırlı ordugâhlar, piramitler sahibi Firavun’a, Rabbinin ne yaptığını görmedin mi?

Süleyman Ateş

Ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı.

Süleymaniye Vakfı

Orası öyle bir yerdi ki şehirler içinde onun gibisi kurulmamıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öyle bir şehir ki onun gibisi yaratılmamıştı.

Şaban Piriş

Ve şehirler arasında bir benzeri yaratılmamıştı..

Tefhim-ul Kuran

Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.

Ümit Şimşek

(7-8) Ve beldeler arasında bir benzeri yaratılmamış, yüksek binalarla dolu İrem'e?

Yaşar Nuri Öztürk

Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

halbuki, yer üzündə onlar kimisi xəlq edilməmişdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Elə bir qövm ki) məmləkətlər (əhli) arasında onun kimisi yaradılmamışdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

dergleichen in keiner Stadt sonst errichtet worden waren?

Almanca — Der Edle Quran

dergleichen nicht erschaffen wurden in den Landstrichen?

Almanca — M. A. Rassoul

dergleichen nicht erschaffen wurde in (anderen) Ländern?

Almanca — Muhammad Zaidan

ihresgleichen in den Ländern nicht erschaffen wurde,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The like of which was never created in the land,

Abdul Haleem

whose like has never been made in any land,

Abdullah Yusuf Ali

The like of which were not produced in (all) the land?

Abul A'la Maududi

the like of whom no nation was ever created in the lands of the world?

Aisha Bewley

whose like was not created in any land –

Al-Hilali & Khan

The like of which were not created in the land?

Ali Quli Qarai

the like of which was not created among cities,

Amatul Rahman Omar

The like of whom have not been created in these parts of land?

Arthur John Arberry

the like of which was never created in the land,

Bijan Moeinian

… who were living in such beautiful houses that nobody had built anything like it before.

E. Henry Palmer

the like of which has not been created in the land?

Edip-Layth

The one which was like no other in the land?

George Sale

the like whereof hath not been erected in the land;

Hamid S. Aziz

The like of which has not been created in all the land?

Mahmoud Ghali

The like of which was not created in the lands?

Marmaduke Pickthall

The like of which was not created in the lands;

Mohamed Ahmed - Samira

The like of whom were never created in the realm;

Muhammad Asad

the like of whom has never been reared in all the land? –

Mustafa Khattab

unmatched in any other land;

Progressive Muslims

The one which was like no other in the land

Sahih International

The likes of whom had never been created in the land?

Sam Gerrans

The like of which had never been created in the land,

Shabbir Ahmed

The like of which (the towers and castles) were never built in other cities. (26:128-134).

Syed Vickar Ahamed

Which have not been reproduced in (all) the land?

Taqi Usmani

the like of whom were never created in the lands,

The Monotheist Group

The one which was like no other in the land?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

dont jamais pareille ne fut construite parmi les villes?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ya ku li tu welatan ên wekî wan (mikûm) nehatiye çêkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

zoals er in het land nooit geschapen waren?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarvan de wedergade nog niet in het land werd opgericht?

Hollandaca — Siregar

Zoals nog nooit een stad is geschapen in de landen?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

подобных которым [‘адитам] не было создано в странах [на земле], [Им не было подобных по росту, телосложению и силе. Они говорили: «И кто же нас сильнее?»]

Rusça — Osmanov

подобных которым не было создано в какой-либо стране?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

vars like aldrig har återskapats på jorden