(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
لَا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِ وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِ وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فِي كَبَدٍ
lā uḳsimu bi hāƶā l-beledi / ve ente Hillun bi hāƶā l-beledi / ve vālidin ve mā velede / le ḳad ḣaleḳnā l-insāne fī kebedin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ki sen oturmadasın bu şehirde.
Adem Uğur
Ki sen bu beldedesin,
Ahmed Hulusi
Ki sen bu beldede bir kayıtsızsın!
Ahmet Tekin
Senin gibi aslı nesli belli birine, işkencenin helâl sayıldığı, hükümranlığını ilan edeceğin, içinde ölüm cezaları verebileceğin, imtiyazlar tanıyabileceğin, haram irtikâp etmeyeceğin bu beldeye yemin ederim.
Ahmet Varol
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Ali Bulaç
Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,
Ali Fikri Yavuz
Sen (Ey Rasûlüm), ikamet ederken bu beldede;
Ali Rıza Safa
Çünkü sen, bu yörede yaşıyorsun.
Bayraktar Bayraklı
- Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,
Bekir Sadak
(1-2) Bu, Mekke sehrine yemin ederim; ki sen bu sehirde oturmussun.
Celal Yıldırım
Sen bu şehirde yerli olarak oturmuşsundur. (Bu şehir sana daha lâyık ve daha helâldir).
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Senin de içinde oturmakta olduğun o kente;
Diyanet İşleri
(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Diyanet İşleri (eski)
(1-2) Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
Diyanet Vakfi
(1-4) Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sen bu beldede oturmaktayken.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sen hıll iken bu beldede
Erhan Aktaş
Senin de içinde yaşadığın beldeye,
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Senin de içinde yaşadığın beldeye,
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Senin de içinde yaşadığın beldeye,
Fizilal-il Kuran
Ki sen bu şehre girmektesin.
Gültekin Onan
Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,
Hamdi Döndüren
Ki sen bu kentte yaşamaktasın.
Hasan Basri Çantay
Sen bu beldeye halal iken.
Hasib Asutay
Ki sen de bu kentte oturmaktasın,
Hayrat Neşriyat
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
İbni Kesir
Sen de bu beldede oturmuşsun.
Mehmet Okuyan
Ki sen bu şehirde oturmaktasın.
Muhammed Esed
senin serbestçe yaşadığın bu beldeyi,
Mustafa İslamoğlu
-ki sen de bu beldenin (şerefli) bir sakinisin-
Ömer Nasuhi Bilmen
(1-2) Yemin ederim bu beldeye. Ve sen bu beldede ikamet etmektesin.
Ömer Öngüt
Sen bu beldede oturmaktasın.
Suat Yıldırım
Senin bu beldeye girişin hakkı için!
Süleyman Ateş
Ki sen bu şehire girmekte (burada yaşamakta)sın.
Süleymaniye Vakfı
(şimdi) sen bu şehirde güvende olmasan bile!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sen bu şehirde korumasız iken bile.
Şaban Piriş
Sen de bu şehrin insanısın.
Tefhim-ul Kuran
Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,
Ümit Şimşek
(1-2) Yemin ederim bu beldeye-ki sen de bu beldenin sakinisin.
Yaşar Nuri Öztürk
Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sən də o şəhərin sakinisən.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Sənin yaşadığın (sənə halal olan) şəhərə;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
in der du dich aufhältst.
Almanca — Der Edle Quran
-, wo du in dieser Ortschaft deinen Aufenthalt hast,
Almanca — M. A. Rassoul
Und du wohnst in dieser Ortschaft
Almanca — Muhammad Zaidan
und du wohnst in dieser Stadt -
English (26)
Abdel Khalek Himmat
In which you are being an inhabitant, the town which in due time shall open to you its gates and deliver to you O Muhammad its key to accomplish what you will, respected, vindicated and venerated.
Abdul Haleem
and you [Prophet] are an inhabitant of this city––
Abdullah Yusuf Ali
And thou art a freeman of this City;-
Abul A'la Maududi
– this city wherein you have been rendered violable–
Aisha Bewley
and you are resident in this city –
Al-Hilali & Khan
And you are free (from sin, and to punish the enemies of Islâm on the Day of the conquest) in this city (Makkah).[1]
Ali Quli Qarai
as you reside in this town;
Amatul Rahman Omar
When you will surely alight (as a conqueror) in this city.
Arthur John Arberry
and thou art a lodger in this land;
Bijan Moeinian
That you (Mohammad) are not responsible for what the citizens of Mecca are doing.
E. Henry Palmer
and though a dweller in this land!
Edip-Layth
While you are a legal resident at this land.
George Sale
-- and thou, O prophet, residest in this territory, --
Hamid S. Aziz
And you (Muhammad) are a dweller of this City!
Mahmoud Ghali
And you (i. e., the Prophet) are an inhabitant of this country.
Marmaduke Pickthall
And thou art an indweller of this city -
Mohamed Ahmed - Samira
And you are free to live upon it, --
Muhammad Asad
this land in which thou art free to dwell -
Mustafa Khattab
even though you ˹O Prophet˺ are subject to abuse in this city—
Progressive Muslims
And you remain committed to this land.
Sahih International
And you, [O Muúammad], are free of restriction in this city -
Sam Gerrans
— And thou art a freeman in this land —
Shabbir Ahmed
The Town where (O Prophet) you have lived.
Syed Vickar Ahamed
That you (O Prophet!) are a free-man of this City;
Taqi Usmani
-and (O Prophet,) you are going to be allowed (to fight) in this city-
The Monotheist Group
And you are a dweller in this land.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
et toi, tu es un résident dans cette cité -
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ku tu jî akincî yî di vî bajarî de.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Bij deze stad waarin jij woonachtig bent!
Hollandaca — Salomo Keyzer
En gij, o profeet! houd verblijf in dit grondgebied;
Hollandaca — Siregar
En jij (Mohammed) bent een bewoner van deze stad.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И ты (о, Пророк) живешь в этом городе.
Rusça — Osmanov
Ведь ты [, Мухаммад,] обитаешь в этом городе.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
detta land där du är fri att bo -