Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا تُوبُوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللّٰهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū tūbū ilā (a)llahi tevbeten neSūHen ǎsā rabbukum en yukeffira ǎnkum seyyiātikum ve yudḣilekum cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru yevme lā yuḣzī (a)llahu n-nebiyye ve(e)lleƶīne āmenū meǎhu nūruhum yes'ǎā beyne eydīhim ve bi eymānihim yeḳūlūne rabbenā etmim lenā nūranā ve ğfir lenā inneke ǎlā kulli şey'in ḳadīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(lar)
4تُوبُواtūbūت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe edin
5اِلَىilā
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'a
7تَوْبَةًtevbetenت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe ile
8نَصُوحًاneSūHenن ص حSaf olmak, karışmamış olmak, hakiki olmak, samimi davranmak, samimi tavsiye vermek, içtenlikle öğüt vermek, sadık olmakyürekten
9عَسٰىǎsāع س يUmulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir kiumulur ki
10رَبُّكُمْrabbukumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbiniz
11اَنْen
12يُكَفِّرَyukeffiraك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretörter
13عَنْكُمْǎnkumsizden
14سَيِّـَٔاتِكُمْseyyiātikumس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülüklerinizi
15وَيُدْخِلَكُمْve yudḣilekumد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmaksizi sokar
16جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetlere
17تَجْرِيtecrīج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.akan
18مِنْmin
19تَحْتِهَاteHtihāت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altlarından
20الْاَنْهَارُl-enhāruن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)ırmaklar
21يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünde
22لَا
23يُخْزِيyuḣzīخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.utandırmayacağı
24اللّٰهُ(a)llahuAllah'ın
25النَّبِيَّn-nebiyyeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebi
26وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve olanları
27اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmış
28مَعَهُmeǎhuonunla beraber
29نُورُهُمْnūruhumن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakonların nuru
30يَسْعٰىyes'ǎāس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmekkoşar
31بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinönleriden
32اَيْدِيهِمْeydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönleriden
33وَبِاَيْمَانِهِمْve bi eymānihimي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.ve sağ yanlarından
34يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler ki
35رَبَّنَاrabbenāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimiz
36اَتْمِمْetmimت م مTam/bütün olmak, çiçek açmak, yetişkin, eksiksiz, mükemmel, yerine getirilmiş, başarmak.tamamla
37لَنَاlenābize
38نُورَنَاnūranāن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmaknurumuzu
39وَاغْفِرْve ğfirغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve bağışla
40لَنَاlenābizi
41اِنَّكَinnekedoğrusu senin
42عَلٰىǎlāüzerine
43كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
44شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
45قَدِيرٌḳadīrunق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmışgücün yeter

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, tövbe edin Allah'a hâlis bir tövbeyle; umulur ki Rabbiniz; kötülüklerinizi örter ve sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, o gün Allah, Peygamberi ve inananlardan onunla berâber bulunanları horlamaz, nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar, parlar da Rabbimiz derler, nûrumuzu tamamla, kuvvetlendir bize ve ört suçlarımızı bizim, şüphe yok ki senin, her şeye gücün yeter.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, tövbe edin Allahʼa hâlis bir tövbeyle; umulur ki Rabbiniz; kötülüklerinizi örter ve sizi, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, o gün Allah, Peygamberi ve inananlardan onunla berâber bulunanları horlamaz, nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar, parlar da Rabbimiz derler, nûrumuzu tamamla, kuvvetlendir bize ve ört suçlarımızı bizim, şüphe yok ki senin, her şeye gücün yeter.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, "Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! Allah'a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dahil eder. O süreçte Allah, O Nebi'yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil - rüsva etmez! Onların nuru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: "Rabbimiz. . . Nurumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle. . . Muhakkak ki sen her şeye Kaadir'sin. "

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, tevbe-i nasuh ile, hâlisâne, samimi bir tevbe ile günah işlemekten vazgeçerek, Allah’a itaate yönelin, üzerinizdeki başkalarına ait hakları sahiplerine iade edin. Umulur ki, Rabbiniz kusurlarınızı siler, bağışlar. Sizi altından ırmaklar akan cennet konaklarına koyar. Allah’ın, peygamberini ve onunla birlikte, iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi cennetlere koyar. Onların imanlarından, işledikleri hayırlardan ve sâlih amellerinden kaynaklanan nurları, genişleyerek ve yayılarak önlerini, sağlarını, sollarını aydınlatır. Onlar: 'Rabbimiz, bizim faydalanmamız için nurumuzu devam ettir, bizi koruma kalkanına al, bağışla. Senin her şeye gücün kudretin yeter.' derler.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Gönlü etkileyen (nasuh) tevbe ile Allah'a tevbe edin. Olur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmaz. Nurları önlerinden ve sağlarından koşar. Derler ki: 'Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin.'

Ali Bulaç

Ey iman edenler! Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla! Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin."

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Allah’a öyle tevbe edin ki, tam bir pişmanlıkla halis bir tevbe olsun; olur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve sizi, (ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamberini ve O’nunla beraber iman edenleri utandırmıyacaktır. (Sırat üzerinde) nurları önlerinde ve sağlarında koşub parlayacak; şöyle diyeceklerdir: “- Ey Rabbimiz! Bizim nûrumuzu tamamla, (bu Sırat üzerinde nûrları sönen münafıklar gibi bizleri yapma). Bizi bağışla; muhakkak ki sen, her şeye kadirsin.”

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Yürekten pişmanlığınızı Allah'a gösterin. Efendinizin, kötülüklerinizi örtmesi ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sizi yerleştirmesi umut edilebilir. O gün, Allah, hem peygamberi hem de Onunla birlikte olan inananları utandırmayacaktır. Önlerinden ve sağ yanlarından aydınlıkları yayılır. Şöyle derler: "Efendimiz! Aydınlığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz, Sen, her şeye Gücü Yetensin!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey iman edenler! Gönülden gelen bir tövbe ile Allah'a yöneliniz. Belki Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de,'Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi affet, çünkü senin her şeye gücün yeter' derler."

Bekir Sadak

«Ey inananlar! Yurekten tevbe ederek Allah'a donun ki, Rabbiniz kotuluklerinizi ortsun, sizi, iclerinden irmaklar akan cennetlere koysun. Allah'in peygamberini ve onunla beraber olan muminleri utandirmayacagi o gun, isiklari onlerinde ve defterleri saglarindan verilmis olarak yururler ve: «Rabbimiz! Isigimizi tamamla, bizi bagisla, dogrusu Sen herseye Kadir'sin» derler.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Tam bir pişmanlık, gönül huzuru içinde gösterişten uzak ölçüde Allah'a tevbe ediniz. Umulur ki Rabbınız, kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. O günde ki, Allah, Peygamberi ve O'nunla beraber bulunup imân edenleri rüsvay etmez. Nurları önlerinde ve sağlarında yürür. «Ey Rabbimiz I» derler, «bize nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz ki senin kudretin herşeye yeter.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a tövbe edin. Umulur ki rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlerine koyar. O gün Allah, peygamberi ve onunla aynı imanı paylaşanları utandırmaz. Onların nuru önlerinde ve sağ yanlarında ilerleyerek yollarını aydınlatırken şöyle derler: “Rabbimiz! Nurumuzu arttır eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.”

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

Diyanet İşleri (eski)

Ey inananlar! Yürekten tevbe ederek Allah'a dönün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. Allah'ın Peygamberini ve onunla beraber olan müminleri utandırmayacağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürürler ve: 'Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu Sen herşeye Kadir'sin' derler.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin.» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'a öyle tevbe ile tevbe edin ki, nasuh (gayet ciddi, samimi) bir tevbe olsun! Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı örter, Allah'ın peygamberi ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacağı günde sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşacak, şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz, bizlere nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; şüphesiz ki sen her şeye kadirsin!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh (gayet ciddi, müessir, öğütcü) bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: ya rabbena! Bizlere nurumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e kadirsin.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Öğüt veren bir tevbe ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Öğüt veren bir tövbe ile Allah'a tövbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Fizilal-il Kuran

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah â dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların, nurları, önlerinden ve yanlarından koşar da «Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kadirsin» derler.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Tanrı sizin kötülüklerinizi örter (yükeffire) ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Tanrı, Peygamberi ve onunla birlikte inananları küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin."

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Allah’a, içtenlikle tevbe edin. Olur ki, Rabbiniz, kötülüklerinizi örter ve Allah’ın, Peygamber’i ve onunla birlikte olan mü’minleri utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) mü’minlerin nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: “Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; çünkü Sen, her şeye gücü yetensin!”

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, tam bir sıdk-u hulusa malik bir tevbe ile Allaha dönün. Olur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah peygamberini ve iman edib onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, nuurları önlerinde ve sağlarında koşacak, "Ey Rabbimiz, diyecekler, bizim nuurumuzu tamamla, bizi yarlığa. Şübhesiz ki Sen herşey'e hakkıyle kaadirsin".

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Allah'a kesin bir tevbe (3) ile tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Allah'ın peygamberi ve onunla iman edenleri utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önlerinden ve sağlarından koşar. Derler ki: 'Rabbimiz.! Nurumuzu bize tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin.' (3. Nasuh tevbe: Günahtan pişmanlık duyarak ve kesin dönüş yaparak tevbe etmektir.)

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! (Samîmî bir tevbe olan) Tevbe-i Nasûh ile Allah’a tevbe edin!Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla berâber îmân edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar! Onların nûru önlerinde ve sağlarında koşar (da): 'Rabbimiz! Nûrumuzu bize tamamla ve bize mağfireteyle! Şübhesiz ki sen, herşeye hakkıyla gücü yetensin!' derler.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a nasuh tevbesi ile tevbe edin. Umulur ki Rabbınız kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün, Allah; peygamberini ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacak. Onların nurları önlerinde ve sağlarında koşacak; Rabbımız, ışığımızı tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz ki Sen, her şeye kadirsin, diyecekler.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a yönelin! Umulur ki Rabbiniz sizden kötülüklerinizi örter. Peygamber’i ve onunla birlikte iman edenleri rezil etmeyeceği günde Allah sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onların ışığı önlerinden ve sağlarından koşar (ve) “Rabbimiz! Işığımızı bizim için tamamla; bizi bağışla! Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.” derler.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar. Onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla! Çünkü Sen her şeye kadirsin!"

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadakatle Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah'ın peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar: Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla: çünkü sen her şeye kadirsin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey mü'minler! Allah'a Tevbe-i Nâsûh ile tevbede bulunun. Umulur ki Rabbiniz sizden günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akar cennetlere girdirir. O gün ki Allah, Peygamberini ve O'nunla beraber imân etmiş olanları rüsvay etmez. Nûrları önleri ve sağ tarafları arasında koşar. Derler ki: «Ey Rabbimiz! Bize nûrumuzu tamamla, bizim için mağfiret buyur. Şüphe yok ki Sen her şey üzerine hakkıyla kâdirsin.»

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Yürekten samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah Peygamber'i ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, utandırmayacak. Nurları önlerinde ve sağlarında koşup parlayacak. Derler ki: "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kâdirsin. "

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Samimî ve kesin bir dönüşle Allah’a tövbe ediniz! Böyle yaparsanız Rabbinizin sizin günahlarınızı affedeceğini, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğini umabilirsiniz. O gün Allah, Peygamberini ve onun beraberindeki müminleri utandırmaz. Onların nûru, önlerinden ve sağ taraflarından sür’atle ilerler.Şöyle derler onlar: "Ey Kerim Rabbimiz! Nûrumuzu daha da artır, tamamına erdir, kusurlarımızı affet, çünkü Sen her şeye kadirsin."

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah'a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri (müminleri) aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. (Oraya gidecek olanların) Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin."

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, tam arınarak Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah, sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman etmekte olanları küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşup parıldar. Derler ki: «Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen, her şeye güç yetirensin.»

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! İçten ve kesin bir tevbe ile Allah'a dönün. Bakarsınız, Rabbiniz sizin günahlarınızı örter ve sizi, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar. O gün, Allah'ın Peygamberi ve beraberindeki iman edenleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nuru önlerinde ve sağlarında koşarken, onlar da 'Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; Senin herşeye gücün yeter' diye dua etmektedirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadir'sin, her şeye gücün yeter."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Allaha səmimi olaraq tövbə edin. Ola bilsin ki, Rəbbiniz günahlarınızdan keçsin və sizi, Allah o Peyğəmbəri və onunla birlikdə iman gətirənləri utandırmayacağı gündə, ağacları altından çaylar axan Cənnət bağlarına daxil etsin. Onların nuru önlərindən və sağ tərəflərindən ətrafa yayılacaqdır. Onlar deyəcəklər: “Ey Rəbbimiz! Nurumuzu bizim üçün tamamla və bizi bağışla. Həqiqətən, Sən hər şeyə qadirsən!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Allaha səmimi-qəlbdən (bir daha günaha qayıtmamaq şərtilə) tövbə edin. Ola bilsin ki, Rəbbiniz günahlarınızın üstünü örtsün və sizi (ağacları) altından çaylar axan cənnətlərə daxil etsin. O gün Allah Öz Peyğəmbərini və onunla birlikdə iman gətirənləri xəcil etməz. Onların (iman) nuru (qıl körpüsü üstündə onlara yol göstərmək üçün) önlərindən və sağ tərəflərindən axıb şöʼlə saçarkən onlar belə deyəcəklər: ″Ey Rəbbimiz! Bizim nurumuzu tamam-kamal elə və bizi bağışla. Həqiqətən, Sən hər şeyə qadirsən!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Kehrt mit aufrichtiger Reue zu Gott zurück! Möge euer Herr eure Übeltaten tilgen und euch in Paradiesgärten bringen, unterhalb derer Flüsse fließen. An dem Tag wird Gott weder den Propheten noch die Gläubigen, die mit ihm sind, beschämen. Ihr Licht wird ihnen vorausgehen und zu ihrer Rechten sein, und sie werden sagen: ʺUnser Herr! Vollende unser Licht und vergib uns! Deine Allmacht umfaßt alles.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, kehrt zu Allah um in aufrichtiger Reue; vielleicht wird euer Herr euch eure bösen Taten tilgen und euch in Gärten eingehen lassen, durcheilt von Bächen, am Tag, da Allah den Propheten und diejenigen, die mit ihm geglaubt haben, nicht in Schande stürzen wird. Ihr Licht eilt ihnen voraus und (ebenso) zu ihrer Rechten. Sie werden sagen: ʺUnser Herr, vollende für uns unser Licht und vergib uns. Gewiß, Du hast zu allem die Macht.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, wendet euch in aufrichtiger Reue zu Allah. Vielleicht wird euer Herr eure Übel von euch nehmen und euch in Gärten führen, durch die Bäche fließen; am Tage, da Allah den Propheten nicht zuschanden macht, noch jene, die mit ihm glauben. Ihr Licht wird vor ihnen her eilen und auf ihrer Rechten (sein) Sie werden sagen: ʺUnser Herr mache unser Licht für uns vollkommen und vergib uns; denn Du hast Macht über alle Dinge.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Bereut ALLAH gegenüber mit einer aufrichtigen Reue. Vielleicht wird euer HERR euch eure gottmißfälligen Taten tilgen und euch in Dschannat eintreten lassen, die von Flüssen durchflossen sind, an dem Tag, wenn ALLAH den Propheten und diejenigen, die mit ihm den Iman verinnerlichten, nicht erniedrigt. Ihr Licht läuft vor ihnen und an ihrer Rechten, sie sagen: ʺUnser HERR! Mache uns unser Licht vollständig und vergib uns! DU bist über alles allmächtig.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you Whose hearts: reflect the image of religious and spiritual virtues: "In your lowliest plight stand repentant, and feel contrition for all the wrong you have done and view it with dissatisfaction and be sure you will never execute it or the like of it ever again. Perhaps Allah will relent and quit you all His debt and welcome you into gardens of surpassing beauty beneath which rivers flow". "This is the day Allah shall exclude the Prophet and his companions, who faithfully and steadfastly believed, from infamy, humiliation and disgrace. Their faces glow with light emanating from Allah's countenance and proceeding ahead of them to illuminate the way for them when they contemplate the most difficult and inevitable crossing. Carrying their books bearing their records in their right hands, they pray: "Our Creator complement our light and forgive us; You are Qadirun (Omnipotent over all things)".

Abdul Haleem

Believers, turn to God in sincere repentance. Your Lord may well cancel your bad deeds for you and admit you into Gardens graced with flowing streams, on a Day when God will not disgrace the Prophet or those who have believed with him. With their lights streaming out ahead of them and to their right, they will say, ‘Lord, perfect our lights for us and forgive us: You have power over everything.’

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Turn to Allah with sincere repentance: In the hope that your Lord will remove from you your ills and admit you to Gardens beneath which Rivers flow,- the Day that Allah will not permit to be humiliated the Prophet and those who believe with him. Their Light will run forward before them and by their right hands, while they say, "Our Lord! Perfect our Light for us, and grant us Forgiveness: for Thou hast power over all things."

Abul A'la Maududi

Believers, turn to Allah in sincere repentance; maybe your Lord will expunge your evil deeds and admit you to the Gardens beneath which rivers flow. This will be on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who have embraced faith and are with him; their light will be running before them and on their right hands, and they will say: "Our Lord, perfect for us our light and forgive us. Surely You have power over everything."

Aisha Bewley

You who have iman! repent sincerely to Allah. It may be that your Lord will erase your bad actions from you and admit you into Gardens with rivers flowing under them on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who had iman along with him. Their light will stream out ahead of them and on their right. They will say, ‘Our Lord, perfect our light for us and forgive us! You have power over all things.’

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Turn to Allâh with sincere repentance! It may be that your Lord will expiate from you your sins, and admit you into Gardens under which rivers flow (Paradise) - the Day that Allâh will not disgrace the Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and those who believe with him. Their Light will run forward before them and (with their Records - Books of deeds) in their right hands. They will say: "Our Lord! Keep perfect our Light for us [and do not put it off till we cross over the Sirât (a slippery bridge over the Hell) safely] and grant us forgiveness. Verily, You are Able to do all things."[1]

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Repent to Allah with sincere repentance! Maybe your Lord will absolve you of your misdeeds and admit you into gardens with streams running in them, on the day when Allah will not let the Prophet down and the faithful who are with him. Their light will move swiftly before them and on their right. They will say, ‘Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us! Indeed You have power over all things.’

Amatul Rahman Omar

O you who believe! turn to Allâh in sincere repentance, may be that your Lord will acquit you of your evil deeds and admit you to Gardens served with running streams. On that day Allâh will not disgrace the Prophet nor those who have believed with him. Their light will advance swiftly (radiating) in front of them and on their right hands while they will go on (praying and) saying, `Our Lord! perfect our light for us and protect us (against our lapses). Verily You are Possessor of prudential power to do every desired thing.'

Arthur John Arberry

Believers, turn to God in sincere repentance; it may be that your Lord will acquit you of your evil deeds, and will admit you into gardens underneath which rivers flow. Upon the day when God will not degrade the Prophet and those who believe with him, their light running before them, and on their right hands; and they say, 'Our 'Lord, perfect for us our light, and forgive us; surely Thou art powerful over everything.'

Bijan Moeinian

O’ you who believe, ask God from the bottom of you heart for forgiveness. May God forgive your sins and let you enter into the gardens of paradise where the rivers flow. Know that, in the Day of judgment, God will not humiliate His Prophet and those who have joined him in belief. Their light will radiate in front of them and to their right. They will say: "O our Lord, forgive us and perfect our light; we bear witness that you are capable of doing anything you wish."

E. Henry Palmer

O ye who believe! turn repentant to God with sincere repentance; it may be that thy Lord will cover for you your offences and will bring you into gardens beneath which rivers flow!- the day God will not disgrace the Prophet nor those who believe with him; their light shall run on before them, and at their right hands! they shall say, 'Our Lord! perfect for us our light and forgive us; verily, Thou art mighty over all!'

Edip-Layth

O you who acknowledge, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that day, God will not disappoint the prophet and those who acknowledged with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say, "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

George Sale

O true believers, turn unto God with a sincere repentance: Peradventure your Lord will do away from you your evil deeds, and will admit you into gardens, through which rivers flow; on the day whereon God will not put to shame the prophet, or those who believe with him: Their light shall run before them, and on their right hands, and they shall say, Lord, make our light perfect, and forgive us; for thou art almighty.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Turn to Allah a sincere repentance; maybe your Lord will remove from you your evil and cause you to enter Gardens beneath which rivers flow, on the Day on which Allah will not abase the Prophet and those who believe with him; their light shall run on before them and on their right hands. They shall say, "Our Lord! Make perfect for us our light, and grant us protection, surely you have power over all things."

Mahmoud Ghali

O you who have believed, repent to Allah in honest repentance; it may be that your Lord will expiate for you your ill deeds and will cause you to enter Gardens from beneath which rivers run, on a Day when Allah will not disgrace the Prophet and the ones who believed with him. Their light will be proceeding along before (Literally: between their hands) them and on their right (hands), (and) they say, "Our Lord, perfect for us our light and forgive us; surely You are Ever-Determiner over everything."

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Turn unto Allah in sincere repentance! It may be that your Lord will remit from you your evil deeds and bring you into Gardens underneath which rivers flow, on the day when Allah will not abase the Prophet and those who believe with him. Their light will run before them and on their right hands; they will say: Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us! Lo! Thou art Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, turn to God truly in repentance. Perhaps your Lord may forgive your ills and admit you to gardens with rivers flowing by on the day when God will not humiliate the Prophet and those who believe with him. Their light will move in front of them and to their right, and they will say: "O Lord, perfect our light and forgive us. You have power over every thing."

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Turn unto God in sincere repentance: it may well be that your Sustainer will efface from you your bad deeds, and will admit you into gardens through which running waters flow, on a Day on which God will not shame the Prophet and those who share his faith: their light will spread rapidly before them, and on their right; [and] they will pray: "O our Sustainer! Cause this our light to shine for us forever, and forgive us our sins: for, verily, Thou hast the power to will anything!"

Mustafa Khattab

O believers! Turn to Allah in sincere repentance, so your Lord may absolve you of your sins and admit you into Gardens, under which rivers flow, on the Day Allah will not disgrace the Prophet or the believers with him. Their light will shine ahead of them and on their right. They will say, "Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us. ˹For˺ You are truly Most Capable of everything."

Progressive Muslims

O you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will Say: "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

Sahih International

O you who have believed, repent to Allah with sincere repentance. Perhaps your Lord will remove from you your misdeeds and admit you into gardens beneath which rivers flow [on] the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who believed with him. Their light will proceed before them and on their right; they will say, "Our Lord, perfect for us our light and forgive us. Indeed, You are over all things competent."

Sam Gerrans

O you who heed warning: turn to God in sincere repentance. It may be that your Lord will remove from you your evil deeds, and make you enter gardens beneath which rivers flow. The day God will not disgrace the Prophet and those who heed warning with him, their light running before them and on their right hand, they will say: “Our Lord: perfect Thou for us our light, and forgive Thou us; Thou art over all things powerful.”

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Turn to Allah in sincere repentance. Your Lord will then erase your misdeeds, and admit you into the Gardens underneath which rivers flow - on the Day when Allah will not let be degraded His Messenger and those who are with him in Faith. Their Light will run ahead of them as grace for them. They will say, "Our Lord! Perfect our Light for us making it last forever, and absolve our imperfections. Verily, You are Controller of all things."

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Turn to Allah with sincere repentance: In the hope that your Lord will remove from you your sorrows and admit you to Gardens beneath which rivers flow— The Day that Allah will not disgrace the Prophet and those who believe with him, their light will run before them and on their right hands, while they say, "Our Lord! Perfect our light for us, and grant us forgiveness: Verily, You are Able (Khadir) to do all things. "

Taqi Usmani

O you who believe, turn to Allah with a faithful repentance. It is hoped from your Lord that he will write off your faults, and will admit you to the gardens beneath which rivers flow, on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who believed with him. Their light will run before them and to their right hands. They will say, "Our Lord, perfect for us our light, and forgive us. Indeed you are powerful over every thing."

The Monotheist Group

O you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will forgive your sins and admit you into estates with rivers flowing beneath them. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say: "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O vous qui avez cru! Repentez-vous à Allah dʹun repentir sincère. Il se peut que votre Seigneur vous efface vos fautes et quʹIl vous fasse entrer dans des Jardins sous lesquels coulent les ruisseaux, le jour où Allah épargnera lʹignominie au Prophète et à ceux qui croient avec lui. Leur lumière courra devant eux et à leur droite; ils diront: ʺSeigneur, parfais-nous notre lumière et pardonne-nous. Car Tu es Omnipotentʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî bawermendan! Berê xwe bidin Xwedê û bi tobeyeke ji dil û can tobe bikin. (Eger hûn ji dil û can tobe bikin) hêvî heye ku Rebbê we li gunehên we bibore û we bixe bihiştên ku di binê wan de çem diherikin. Ew roja ku Xwedê Pêxember û bawermendên ligel wî riswa nake û nade şermê, (wê rojê) ronahiya wan dê li pêşî û rexê wan ê rastê biçe. Dibêjin: Xwedayê me! Ronahiya me temam bike û me bibexşîne, bi rastî jî tu li ser her tiştî xwedanhêz î.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Wendt jullie met oprecht berouw tot God, misschien dat jullie Heer jullie slechte daden zal verzoenen en jullie tuinen zal laten binnengaan waar de rivieren onderdoor stromen, op de dag dat God de profeet en hen die met hem geloven niet te schande zal maken; hun licht schijnt voor hen en rechts van hen, terwijl zij zeggen: ʺOnze Heer vervolmaak ons licht voor ons en schenk ons vergeving. U bent almachtig.ʺ

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven, toont Allah oprecht berouw, hopelijk zal jullie Heer jullie zonden uitwissen en jullie Tuinen (het Paradijs) doen binnengaan waar de rivieren onder door stromen op de Dag waarop Allah de Profeet en degenen die met hem geloven niet zal vernederen. Hun licht straalt vóór hen en rechts van hen. Zij zeggen: ʺOnze Heer, vervolmaak voor ons ons licht en vergeef ons: voorwaar, U bent Almachtig over alle zaken.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Обратитесь к Аллаху с искренним покаянием! Может быть, Господь очистит вас от ваших плохих деяний [простит грехи] и введет вас в сады (Рая), (где) текут под ними [под дворцами и деревьями] реки, (и это произойдет) в тот день, когда Аллах не опозорит Пророка и тех, которые уверовали с ним. Свет их идет [светит] пред ними и справа от них. Они говорят: «(О,) Господь наш! Дай нам нашего света сполна [не дай ему погаснуть] (пока мы не пройдем Мост проложенный над Адом) и прости нам (наши грехи): ведь Ты над всякой вещью мощен [всемогущ]!»

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Обращайтесь к Аллаху с искренним раскаянием, быть может, ваш Господь простит вам ваши прегрешения и введет вас в сады с ручьями текучими в тот день, когда Аллах не посрамит Пророка и тех, кто уверовал вместе с ним. Перед ними и по правую руку сияет их свет. Они говорят: ʺГосподи наш! Дай нам света сполна и прости нас, ибо Ты властен над всем сущимʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Troende! Vänd er i uppriktig ånger (över era synder) till Gud! Kanske skall er Herre ur er (bok) utplåna era dåliga handlingar och föra er till lustgårdar, vattnade av bäckar, den Dag då Gud inte låter skam komma vid Profeten och dem som följde honom i tron - ljuset (av deras tro och deras goda handlingar) skall lysa framför dem och till höger om dem (och) de ber: ʺHerre, låt vårt ljus lysa allt klarare och förlåt oss våra synder! Du har allt i Din makt!ʺ