(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

وَالطُّورِ وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ فِي رَقٍّ مَنْشُورٍ وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ

ve T-Tūri / ve kitābin mesTūrin / fī raḳḳin menşūrin / ve l-beyti l-meǎ'mūri / ve s-seḳfi l-merfūǐ / ve l-baHri l-mescūri / inne ǎƶābe rabbike le vāḳiǔn

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالطُّورِve T-Tūriط و رEtrafında dolaşmak veya dönmek, yaklaşmak, zaman veya bir kere, tekrarlanan zamanlar, miktar/ölçü/kapsam/sınır, görünüş/biçim/eğilim, hareket tarzı, tarz, tür/sınıf, aşama/durum, Sina Dağı, Zeytin Dağı, diğer birkaç dağa da uygulanır, ağaç üreten dağ, dağ, vahşi veya insanlıktan uzaklaşmak, yabancı, en uç nokta, iki uç noktanın karşılaşmasıandolsun Tur'a
1وَكِتَابٍve kitābinك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetve Kitaba
2مَسْطُورٍmesTūrinس ط رSatır, çizgi çekmek, yazı yazmak, dizmek, sıralamak, bir çizgi üzerine düzenlemek, yatay olarak sıralanmış şeylersatır satır yazılmış
1فِي
2رَقٍّraḳḳinر ق قİnce ve yumuşak olmak, parşömen, kağıt yaprağı, geniş ve yumuşak ince şey, cilt veya tomar.ince deri üzerine
3مَنْشُورٍmenşūrinن ش رYaymak, canlandırmak, yeniden hayata döndürmek, genişlemek, açığa çıkarmak, açmak, genişletmek, sergilemek, yaymak.yayılmış
1وَالْبَيْتِve l-beytiب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirve -yapı
2الْمَعْمُورِl-meǎ'mūriع م رİkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak, ziyaret etmek, sömürgeleştirmek, hedeflemek, sık sık ziyaret etmek, sevgi/şefkat gösterilen bir ziyaret, yerleşik bir yere gitmek.mamur/bayındır -
1وَالسَّقْفِve s-seḳfiس ق فTavan, çatı, dam, kubbe, gök, gökyüzü, üst sınır, en yüksek düzeyve tavana (göğe)
2الْمَرْفُوعِl-merfūǐر ف عYükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir şeyi yakına getirip sunmak veya teklif etmek, öne sürmek, uzaklaştırmak, kaybolmak, geriye doğru izlemek, onurlandırmak, saygı göstermek, tanıtmak, arıtmak, bilinir kılmak, yukarı çıkmak, yüksek rütbe/durum/halyükseltilmiş
1وَالْبَحْرِve l-baHriب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilginve denize
2الْمَسْجُورِl-mescūriس ج رAteşi tutuşturmak, Yakmak, Kızdırmak, Doldurmak, Denizi kaynatmak, Suyu ısıtmak, Tandırı yakmak, Ocağa odun atmak, Öfkelendirmekkaynatılmış
1اِنَّinnemutlaka
2عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
3رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
4لَوَاقِعٌle vāḳiǔnو ق عDüşmek, başına gelmek, meydana gelmek, uygun olmak, olmak, gerçekleşmek, tespit etmek.vukubulacaktır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve yüceltilmiş tavana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve yüceltilmiş tavana.

Adem Uğur

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Ahmed Hulusi

Ref'olunmuş (Fiiller mertebesinin fevki olan ilim) tavana,

Ahmet Tekin

Yükseltilmiş tavana, semâya, uzaya andolsun!

Ahmet Varol

Yükseltilmiş tavana,

Ali Bulaç

Yükseltilmiş tavana,

Ali Fikri Yavuz

Yükseltilmiş semâya,

Ali Rıza Safa

Yemin olsun; yükseltilmiş tavana!

Bayraktar Bayraklı

- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Bekir Sadak

(1-7) Tur'a, yayilmis ince deri uzerine satir satir dizilmis Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yukseltilmis tavan gibi goge, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabi hic suphesiz gelecektir.

Celal Yıldırım

Yükseltilmiş tavana,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(1-2-3-4-5-6-7-8) Tûr’a, açık sahifeler üzerine yazılı kitaba, beyt-i ma‘mûra, yükseltilmiş tavana, kaynayan denize andolsun ki, rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir; ona engel olabilecek yoktur!

Diyanet İşleri

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

Diyanet İşleri (eski)

(1-8) Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

Diyanet Vakfi

(1-8) Tûr'a, yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab'a, Beyt-i Ma'mûr'a, yükseltilmiş tavana, dolu denize andolsun ki, Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yükseltilmiş tavana,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sakfi merfua

Erhan Aktaş

Yükseltilmiş tavana ant olsun

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yükseltilmiş tavana ant olsun

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yükseltilmiş tavana ant olsun

Fizilal-il Kuran

Yükseltilmiş tavan gibi göğe.

Gültekin Onan

Yükseltilmiş tavana,

Hamdi Döndüren

Yükseltilmiş tavana,

Hasan Basri Çantay

Yükseltilmiş tavana,

Hasib Asutay

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Hayrat Neşriyat

Ve yükseltilmiş tavana (göğe)!

İbni Kesir

Yükseltilmiş tavana.

Mehmet Okuyan

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Muhammed Esed

Düşün yüksek (göğün) tavanı(nı)!

Mustafa İslamoğlu

yüceltilmiş gök kubbe şahit olsun!

Ömer Nasuhi Bilmen

(4-7) Ve Beyt-i Mâmur'a. Ve yükseltilmiş tavana. Ve dolmuş denize kasem olsun ki, şüphe yok, Rabbinin azabı elbette vaki olacaktır.

Ömer Öngüt

Yükseltilmiş tavana andolsun!

Suat Yıldırım

O pek yüksek tavan, gökkubbeye.

Süleyman Ateş

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Süleymaniye Vakfı

yükseltilmiş tavana (göğe),

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yükseltilmiş tavan (gökyüzü)!

Şaban Piriş

Yükseltilmiş gök kubbeye...

Tefhim-ul Kuran

Yükseltilmiş tavana,

Ümit Şimşek

Ve yükseltilmiş tavana.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun yükseltilmiş tavana,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

And olsun yüksək tavana!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

And olsun yüksək tavana (uca göyə)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und der hochgezogenen Himmelsdecke,

Almanca — Der Edle Quran

und bei dem erhöhten Dach

Almanca — M. A. Rassoul

und bei der hochgehobenen Decke

Almanca — Muhammad Zaidan

Bei dem hochgehobenen Dach !

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And by the vault of the floor of heaven sitting aloft and featuring imposing elevation,

Abdul Haleem

by the raised canopy,

Abdullah Yusuf Ali

By the Canopy Raised High;

Abul A'la Maududi

by the elevated canopy;

Aisha Bewley

by the Raised Canopy,

Al-Hilali & Khan

And by the roof raised high (i.e. the heaven).

Ali Quli Qarai

by the vault raised high,

Amatul Rahman Omar

And (its) Elevated Roof,

Arthur John Arberry

and the roof uplifted

Bijan Moeinian

And the elevated canopy.

E. Henry Palmer

by the elevated roof!

Edip-Layth

The ceiling which is elevated.

George Sale

and by the elevated roof of heaven;

Hamid S. Aziz

And the canopy exalted,

Mahmoud Ghali

And (by) the roof upraised,

Marmaduke Pickthall

And the roof exalted,

Mohamed Ahmed - Samira

The roof raised high,

Muhammad Asad

Consider the vault [of heaven] raised high!

Mustafa Khattab

And by the canopy raised ˹high˺!

Progressive Muslims

And the ceiling which is raised.

Sahih International

And [by] the heaven raised high

Sam Gerrans

By the roof raised!

Shabbir Ahmed

By the exalted canopy (of the sky, this Book is Exalted).

Syed Vickar Ahamed

And by the sky raised high;

Taqi Usmani

and by the roof, raised high,

The Monotheist Group

And the ceiling which is raised.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et par la Voûte élevée!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi banê bilindkirî…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bij het opgeheven dak.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En bij het verheven dak des hemels.

Hollandaca — Siregar

En het opgeheven gewelf (de hemel).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и крышей возвышенной, [ближайшим небом – Вселенной]

Rusça — Osmanov

и кровлей возведенной,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vid (himlens) höga valv!