ط و ر (ŦWR)
T-v-r
طَوَارُ الدَّارِ وَطِوَارُهُ : Evin uzantısı olan yapı. عَدَا فُلاَنٌ طَوْرَهُ : Falan kişi haddini aştı. لاَ أَطُورُ بِهِ : Onun avlusuna yaklaşmam. فَعَلَ كَذَا طَوْرًا بَعْدَ طَوْرٍ : Şu işi aşama aşama/peş peşe yaptı. Bazılarına göre; وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا : O, sizi aşama aşama yarattı (71/Nûh 14) âyeti şu tur âyetlere işarettir: فَإِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ : Biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır (22/Hac 5). Kimisine göre ise o, şunun benzeri âyetlere işarettir: وَمِنْ آَيَاتِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ : O’nun delillerinden biri de, göklerin re yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin ayrı ayrı olmasıdır (30/Rûm 22); yani insanlar yaratılış ve huy bakımdan farklıdırlar.
الطُّور : Belli bir dağın ismidir. Kimisine göre de her dağın ismidir. Diğer bazıları da onun dünyayı kuşatan bir dağ olduğunu söyler. Allah buyurur ki: وَالطُّورِ * وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ : Andolsun Tur’a * ve Satır satır yazılmış Kitab’a (52/Tûr 1-2); وَمَا كُنْتَ بِجَانِبِ الطُّورِ إِذْ نَادَيْنَا : Sen, Musa’ya hitap ettiğimiz zaman Tur’un yanında değildin (28/Kasas 46); وَطُورِ سِينِينَ : And olsun Sina dağına (95/Tin 2); وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ : Ona Tur’un sağ yanından seslendik (19/Meryem 52); وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ الطُّورَ : Tur’u üzerlerine kaldırdık (4/Nisâ 154).