ط ي ر (ŦYR)
T-y-r
تَطَيَّرَ فُلاَنٌ وَاطَّيَّرَ : Falan kişi iyimser tahminde bulundu: Bu sözün asıl anlamı, kuş ile [onun uçuş durumuna göre] gelecekle ilgili iyimser tahminlerde bulunmaktır. Sonra bu kelime uğurlu ve uğursuz sayılan her şey için kullanılır oldu. Allah buyurur ki: قَالُوا إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ : Dediler ki; doğrusu biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık (36/Yâsîn 18). Bunun için şöyle denilmiştir: لاَ طَيْرَ إِلاَّ طَيْرُكَ : Senin kuşundan başka bir kuş yoktur. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: وَإِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَطَّيَّرُوا بِمُوسَى وَمَنْ مَعَهُ : Başlarına bir kötülük gelirse Musa ile yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi (7/A’râf 131). Âyetteki يَطَّيَّرُوا sözü يَتَشَاءَمُوا /uğursuz addediyorlar, anlamındadır. أَلَا إِنَّمَا طَائِرُهُمْ عِنْدَ اللَّهِ : Biliniz ki; onların uğursuzluk kuşları Allah yanındadır (7/A’râf 131); yani onların uğursuzlukları, kötü amellerinden dolayı Yüce Allah’ın onlar için hazırladığı şeydir. Şu âyetler de bu anlamdadır: قَالُوا اطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَنْ مَعَكَ قَالَ طَائِرُكُمْ عِنْدَ اللَّهِ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ : Dediler ki: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık: O da: Uğursuzluğunuz Allah katındandır. Belki siz, imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi (27/Neml 47); قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ : Elçiler dediler ki; uğursuzluk kendinizdendir (36/Yâsîn 19); وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ : Her insanın kuşunu/amelini boynuna bağladık (17/İsrâ 13); yani kendisinden uçan hayır ve şer olan amelini تَطَايَرُوا : Acele ettiler, dağıldılar. Şair şöyle der:
طَارُوا إِلَيْهِ زَرَافَاتٍ وَوُحدَانًا -303
303- Koştular ona doğru, gruplar hâlinde ve tek tek.
فَجْرٌ مُسْتَطِيرٌ : Yayılan fecir. Allah buyurur ki: وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا : Şerri yaygın olan bir günden korkarlar (76/İnsan 7). غُبَارٌ مُسْتَطَارٌ : Etrafa saçılan toz. Fecir ve toz için kullanılan bu kavramın yapısında değişiklik yapılmıştır: Fecir fâil şeklinde düşünülmüş ve onunla ilgili مُسْتَطِير formu; toz ise mef’ûl şeklinde düşünülmüş ve onunla ilgili مُسْتَطَار formu kullanılmıştır. فَرَسٌ مُطَارٌ : Süratli giden çevik at. خُذْ مَا طَارَ مِنْ شَعْرِ رَأْسِكَ : Başından uçuyormuş gibi yayılan saçı tut.