Sözlük

ط ل ق (ŦLG)

T-l-k

طَلاَق kelimesinin kök anlamı, bağdan kurtulmaktır. أَطْلَقْتُ الْبَعِيرَ مِنْ عِقَالِهِ وَطَلَّقْتُهُ /Deveyi bağından çözdüm, denir. هُوَ طَالِقٌ وَطَلْقٌ بِلاَ قَيْدٍ : O, bağsız/bukağısız bir şekilde serbesttir. طَلَّقْتُ الْمَرْأَةَ /Kadını boşadım, sözü bu anlamdan istiâre edilmiştir; tıpkı, خَلَّيْتُهَا فَهِيَ طَالِقٌ : Onu salıverdim, o serbesttir; yani nikâh bağından çözülmüştür, sözü gibidir. Allah buyurur ki: يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ : Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın (65/Talâk 1); وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ ثَلَاثَةَ قُرُوءٍ : Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç adet süresi beklerler (2/Bakara 228). Bu hüküm, ric’î olan ve ric’î olmayan boşamaları kapsar. وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَلِكَ إِنْ أَرَادُوا إِصْلَاحًا : Eğer barışmak isterlerse; bu durumda kocaları onları geri almaya daha layıktırlar (2/Bakara 228) hükmü ise sadece rec’î boşama ile ilgilidir. فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ : Şâyet erkek eşini bir daha boşarsa; artık ondan sonra kadın, başka bir kocaya nikâhlanıp varıncaya kadar ona helal olmaz (2/Bakara 230); yani bâin boşamadan sonra ona helal olmaz. فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يَتَرَاجَعَا : Şâyet koca onu boşarsa…; tekrar birbirlerine dönmelerinde her ikisi için de bir günâh yoktur (2/Bakara 230); yani ikinci koca da onu boşarsa.

اِنْطَلَقَ فُلاَنٌ : Falan kişi görünmeden gitti. Allah buyurur ki: فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ : Aralarında fısıldaşarak çıkıp gittiler (68/Kalem 23); انْطَلِقُوا إِلَى مَا كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ : Yalanlayıp durduğunuz şeye gidin (77/Murselât 29).

Helal olan şeye طِلْق denir; yani mutlaktır/serbesttir, onda bir sakınca yoktur. Serbest olması açısından; عَدَا الْفَرَسُ طَلْقًا أَوْ طَلْقَيْنِ /At, bir veya iki tur attı, denir. مُطْلَق : İstisnası olmayan hüküm. Cömertlik anlamında; طَلَقَ يَدَهُ وَأَطْلَقَهَا /Elini salıverdi/Cömert oldu, denir. طَلْقُ الْوَجْهِ وَطَلِيقُ الْوَجْهِ : Güleç yüzlü, yüzünü ekşitmeyen. طُلِّقَ السَّلِيمُ : Yılan tarafından ısırılanın/Yaralının acısı dindi. Şair şöyle der:

تُطَلِّقُهُ طَوْرًا وَطَوْرًا تُرَاجِعُ -302

302- [Zehirin acısı] bazen diner, bazen de geri gelir.

Develerin suya salıverildiği geceye, لَيْلَةٌ طَلْقَةٌ denir. قَدْ أَطْلَقَهَا : Develeri suya salıverdi.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →