(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدِينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰى وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ اَجْرًا عَظِيمًا دَرَجَاتٍ مِنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا

lā yestevī l-ḳāǐdūne mine l-mu'minīne ğayru ūlī D-Derari ve l-mucāhidūne fī sebīli (a)llahi bi emvālihim ve enfusihim feDDele (a)llahu l-mucāhidīne bi emvālihim ve enfusihim ǎlā l-ḳāǐdīne deraceten ve kullen veǎde (a)llahu l-Husnā ve feDDele (a)llahu l-mucāhidīne ǎlā l-ḳāǐdīne ecran ǎZīmen / deracātin minhu ve meğfiraten ve raHmeten ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَاolmaz
2يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit
3الْقَاعِدُونَl-ḳāǐdūneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yeriyerlerinde oturanlar
4مِنَmine
5الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlardan
6غَيْرُğayruغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.dışında
7اُو۬لِيūlīا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahipleri
8الضَّرَرِD-Derariض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmeközür
9وَالْمُجَاهِدُونَve l-mucāhidūneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.ve cihad edenler
10فِي
11سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
12اللّٰهِ(a)llahiAllah
13بِاَمْوَالِهِمْbi emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallariyle
14وَاَنْفُسِهِمْve enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunancanlariyle
15فَضَّلَfeDDeleف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeküstün kılmıştır
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17الْمُجَاهِدِينَl-mucāhidīneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.cihad edenleri
18بِاَمْوَالِهِمْbi emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallariyle
19وَاَنْفُسِهِمْve enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunancanlariyle
20عَلَىǎlā
21الْقَاعِدِينَl-ḳāǐdīneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturanlardan
22دَرَجَةًderacetenد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.derece bakımından
23وَكُلًّاve kullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive hepsine
24وَعَدَveǎdeو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'detmiştir
25اللّٰهُ(a)llahuAllah
26الْحُسْنٰىl-Husnāح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzellik
27وَفَضَّلَve feDDeleف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekve üstün kılmıştır
28اللّٰهُ(a)llahuAllah
29الْمُجَاهِدِينَl-mucāhidīneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.mücahidleri
30عَلَىǎlā
31الْقَاعِدِينَl-ḳāǐdīneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturanlardan
32اَجْرًاecranا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karecirle
33عَظِيمًاǎZīmenع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekçok daha büyük
1دَرَجَاتٍderacātinد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.yüksek dereceler
2مِنْهُminhukendi katından
3وَمَغْفِرَةًve meğfiratenغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve bağış
4وَرَحْمَةًve raHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.ve rahmet
5وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6اللّٰهُ(a)llahuAllah
7غَفُورًاğafūranغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemeküstünü örtendir
8رَحِيمًاraHīmānر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.esirgeyendir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendi katından ihsân ettiği derecelerle, yarlıgamayla ve rahmetle ve Allah suçları örtüp yarlıgayan rahîmdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendi katından ihsân ettiği derecelerle, yarlıgamayla ve rahmetle ve Allah suçları örtüp yarlıgayan rahîmdir.

Adem Uğur

Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Ahmed Hulusi

Tarafından dereceler, mağfiret ve rahmet (bağışlamıştır). Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ahmet Tekin

Onlara rızasının gereği, cennette derece derece yüksek makamlar vererek, bağışlama ve rahmetiyle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.

Ahmet Varol

Kendi katından dereceler, bağışlama ve rahmet vardır. Allah çok bağışlayıcı, çok rahmet edicidir.

Ali Bulaç

(Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir.) Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Fikri Yavuz

Mücahidler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

Ali Rıza Safa

Kendisinden, değişik konumlarla, bağışlanma ve rahmetle. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

- İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik vaad etmiştir; ama mücahitlerin ödülünü, kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet şeklinde, oturanlarınkinden üstün kılmıştır.Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

Bekir Sadak

(95-96) Inananlardan, ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan ustun kilmistir. Allah hepsine de cenneti vadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, buyuk ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle ustun kilmistir. Allah bagislar ve merhamet eder. *

Celal Yıldırım

(95-96) Mü'minlerden —özür sahipleri dışında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihâd edenler eşit değillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihâda katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah herbirine en güzel (yurt olan Cennet)i va'detmiştir. Allah cihâd edenleri oturup kalanlar üzerine büyük mükâfatlarla, kendi katından derecelerle, mağfiret ve rahmetle çok üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Bu karşılık,) O’ndan gelen rahmet, günahların örtülmesi ve üstünlük dereceleridir. Zaten Allah hep günahları örtmekte ve rahmetiyle muamele etmektedir.

Diyanet İşleri

(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri (eski)

(95-96) İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.

Diyanet Vakfi

Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendi katından derece derece rütbeler, bir mağfiret ve rahmet vermiştir. Öyle ya, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(95-96) Mü'minlerden özürleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Bununla beraber Allah savaşanları, oturanlardan büyük bir mükafat, kendi tarafından derece derece verdiği rütbeler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafından derece derece rütbeler, ve bir mağfiret ve rahmet... Öyleya; Allah bir gafur, rahim bulunuyor

Erhan Aktaş

Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Fizilal-il Kuran

(Cihad edenlere) kendi katından dereceler, bağışlama ve rahmet sunmuştur. Hiç kuşkusuz Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

Gültekin Onan

(Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir). Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

Hamdi Döndüren

Kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayan, çok merhametli olandır.

Hasan Basri Çantay

Kendi (canibi) nden dereceler, mağfiret ve esirgeme (vermişdir). Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

Hasib Asutay

(Onlara) kendinden dereceler, bağışlanma ve esirgeme (vermiştir) Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Hayrat Neşriyat

(Onlara Allah) tarafından yüksek dereceler, bir mağfiret ve bir rahmet vardır. Ve Allah, Gafûr (çok bağışlayıcı)dır, Rahîm (çok merhamet edici)dir.

İbni Kesir

Kendisinden dereceler, mağfiret ve rahmet. Ve Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Okuyan

Müminlerden –mazeret sahibi olanlar dışında– (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), oturanlardan derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) Allah, katından dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Muhammed Esed

(hesapsız) mertebelerle ve günahların bağışlanmasını ve rahmetini (vaat ederek); çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

Mustafa İslamoğlu

Katından yüce mertebelerle, mağfiret ve rahmetle... Zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Târaf-ı ilâhî'den derecelerdir ve mağfiret ve rahmetir. Ve Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.

Ömer Öngüt

Kendi katından dereceler, mağfiret ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

Suat Yıldırım

(95-96) Özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan müminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden müminler elbette bir olmaz. Allah malları ve canları ile mücahede edenleri, derece bakımından cihada gitmeyenlerden üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de en güzel yurt olan cenneti vâd etmiştir, ama mücahede edenleri, cihada katılmayanlardan çok daha büyük mükâfatlarla, tarafından derece derece rütbeler, hususi bir mağfiret ve rahmetle mümtaz kılmıştır. Değil mi ki Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).

Süleyman Ateş

Kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

O büyük ödül; vereceği dereceler ile yapacağı bağışlama ve ikramdır. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları, kendi katından vereceği dereceler, bağışlama ve ikramla üstün kılacaktır. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

Şaban Piriş

Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

Tefhim-ul Kuran

(Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir.) Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ümit Şimşek

Onlar için Allah katından yüksek mertebeler, bir bağışlanma ve bir rahmet vardır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah katından dereceler, bir bağışlanma, bir rahmet... Allah çok affedici çok merhametlidir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu, Onun tərəfindən möminlərə nəsib olan dərəcələr, bağışlanma və mərhəmətdir. Allah Bağışlayandır, Rəhmlidir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onları) Allah tərəfindən yüksək dərəcələr, bağışlanma və mərhəmət gözləyir. Allah bağışlayandır, rəhm edəndir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er gewährt ihnen im Jenseits hohe Rangstufen, Vergebung und Barmherzigkeit. Gott ist voller Vergebung und Barmherzigkeit.

Almanca — Der Edle Quran

mit Rangstufen von Ihm und Vergebung und Erbarmen. Allah ist Allvergebend und Barmherzig.

Almanca — M. A. Rassoul

(mit) Rangstufen von Ihm und Vergebung und Barmherzigkeit; und Allah ist Allvergebend, Barmherzig.

Almanca — Muhammad Zaidan

höheren Stellungen vom Ihm, Vergebung und Gnade. Und ALLAH bleibt immer allvergebend, allgnädig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These are grades of quality, disposition and attributes as determined and conferred by Him besides forgiveness and mercy, and Allah has always been ever Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

high ranks conferred by Him, as well as forgiveness, and mercy: God is most forgiving and merciful.

Abdullah Yusuf Ali

Ranks specially bestowed by Him, and Forgiveness and Mercy. For Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

For them are ranks, forgiveness, and favours from Him. Allah is All-Forgiving, All-Compassionate.

Aisha Bewley

high ranks conferred by Him as well as forgiveness and mercy. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

Degrees of (higher) grades from Him, and Forgiveness and Mercy. And Allâh is Ever Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

ranks from Him, forgiveness, and mercy, and Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

(It will consist of) exalted ranks bestowed by Him and (His) protection and mercy, for Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

in ranks standing before Him, forgiveness and mercy; surely God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

Those who fight for the cause of God are ranked higher, and will earn God’s forgiveness and mercy. God is indeed the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

degrees from him, and pardon and mercy, for God is forgiving and merciful.

Edip-Layth

Grades from Him, forgiveness, and a mercy. God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

by adding unto them a great reward, by degrees of honour conferred on them from him, and by granting them forgiveness, and mercy; for God is indulgent and merciful.

Hamid S. Aziz

Degrees of rank from Him, and pardon and mercy, for Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

Degrees (of Grace) from Him, and forgiveness and mercy; and Allah has been Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Degrees of rank from Him, and forgiveness and mercy. Allah is ever Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

For them are higher ranks with God, and forgiveness and grace; and God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

[many] degrees thereof - and for­giveness of sins, and His grace; for God is indeed much-forgiving, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

far superior ranks, forgiveness, and mercy from Him. And Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

Grades from Him and forgiveness and a mercy. God is Forgiving, Merciful.

Sahih International

Degrees [of high position] from Him and forgiveness and mercy. And Allah is ever Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

Degrees from Him, and forgiveness and mercy; and God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

The higher ranks come from Him, as well as forgiveness and Grace. Allah is ever Forgiving, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

Positions specially given by Him— (And also) Forgiveness and Mercy. And Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

- high ranks from Him and forgiveness and mercy. Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

Grades from Him and forgiveness and a mercy. God is Forgiving, Merciful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

des grades de supériorité de Sa part ainsi quʹun pardon et une miséricorde. Allah est Pardonneur et Miséricordieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev mertebe, lêborîn û dilovaniyeke ji cem Xwedê ye. Xwedê gunehbexş e, dilovîn e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

met rangen van Hem afkomstig, met vergeving en met barmhartigheid. God is vergevend en barmhartig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Meer verheven rangen nabij hem, barmhartigheid en genade. Waarlijk God is vergevingsgezind en genadig.

Hollandaca — Siregar

Met rangen van Hem en vergeving en Barmhartigheid, En Allah is Vergevensgezind, Meest Barmhartig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

в степенях [высоких жилищах в Раю] от Него, и прощении (грехам), и (объемлющем) милосердии. И ведь Аллах прощающий (тех, которые каются в грехах) (и) милосердный (тем, которые покорны Ему и усердствующим на Его пути)!

Rusça — Osmanov

степенями [поощрения] от Него, прощением и милосердием. Аллах - прощающий, милосердный.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

graderad (efter förtjänst), och (Sin) förlåtelse och (Sin) nåd. Gud är ständigt förlåtande, barmhärtig.