(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

وَانْطَلَقَ الْمَلَاُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌ ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ

ve nTaleḳa l-meleu minhum eni mşū ve Sbirū ǎlā ālihetikum inne hāƶā le şey'un yurādu / mā semiǎ'nā bi hāƶā fī l-milleti l-āḣirati in hāƶā illā ḣtilāḳun / e unzile ǎleyhi ƶ-ƶikru min beyninā bel hum fī şekkin min ƶikrī bel lemmā yeƶūḳū ǎƶābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَانْطَلَقَve nTaleḳaط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.ve fırladı
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıbir grup
3مِنْهُمْminhumonlardan
4اَنِeni
5امْشُواmşūم ش يYürümek, gitmek veya gitmek, yaya olarak yürümek, yer değiştirmek, yürüyüş/seyahat/yol/adım/adım atmak, bir eylem dizisinde devam etmek, geçmek, güncel olmak, hareket etmek/harekette bulunmak, dolaşmakyürüyün
6وَاصْبِرُواve Sbirūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve bağlı kalın
7عَلٰٓىǎlā
8اٰلِهَتِكُمْālihetikumا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilahlarınıza
9اِنَّinneçünkü
10هٰذَاhāƶābu
11لَشَيْءٌle şey'unش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbir şeydir
12يُرَادُyurāduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).arzu edilen
1مَا
2سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakbiz işitmedik
3بِهٰذَاbi hāƶābunu
4فِي
5الْمِلَّةِl-milletiم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.dinde
6الْاٰخِرَةِl-āḣiratiا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımöteki
7اِنْindeğildir
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillābaşka bir şey
10اخْتِلَاقٌḣtilāḳunخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.uydurma(dan)
1ءَاُنْزِلَe unzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirildi mi?
2عَلَيْهِǎleyhiona
3الذِّكْرُƶ-ƶikruذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekZikr
4مِنْmin-dan
5بَيْنِنَاbeynināب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaramız-
6بَلْbeldoğrusu
7هُمْhumonlar
8فِيiçindedirler
9شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekşüphe
10مِنْmin-den
11ذِكْرِيƶikrīذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbenim Zikr'im-
12بَلْbelhayır
13لَمَّاlemmā
14يَذُوقُواyeƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguonlar henüz tadmadılar
15عَذَابِǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabımı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ileri gelenlerinden bir kısmı, kalkıp gitmiş ve yürüyün demiştir ve dayanın mâbutlarınıza kulluk etmede; şüphe yok ki istenen şey de budur elbet.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve ileri gelenlerinden bir kısmı, kalkıp gitmiş ve yürüyün demiştir ve dayanın mâbutlarınıza kulluk etmede; şüphe yok ki istenen şey de budur elbet.

Adem Uğur

Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.

Ahmed Hulusi

Onların ileri gelenleri: "Hadi yolunuza devam edin ve tanrılarınıza bağlı kalın! Muhakkak ki olması gereken budur!" diyerek yürüdü.

Ahmet Tekin

İçlerinden kodamanlar kalkıp yürüdüler. 'Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin. Kesinlikle sizden istenen budur.'

Ahmet Varol

Onlardan ileri gelen grup ortaya atılıp (dediler ki): 'Yürüyün ve ilâhlarınız üzerinde kararlılık gösterin. Çünkü bu (bizden) istenen bir şeydir.

Ali Bulaç

Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti.

Ali Fikri Yavuz

Kureyş’in ileri gelenleri (birbirlerine): “Haydi yürüyün, ilâhlarınıza (putlarınıza ibadete) devam edin. Doğrusu, arzu edilecek olan budur.” diyerek (meclisten) ayrılıp gittiler.

Ali Rıza Safa

Ve onların ileri gelenleri: "Yürüyün; tanrılarınıza bağlı kalın. Aslında, istenilen şey, kesinlikle işte budur!"

Bayraktar Bayraklı

Onlardan ileri gelenler tepki gösterip şöyle dediler: "Yolunuza devam ediniz, tanrılarınızı bırakmayınız. Şüphesiz bizden istenen de budur."

Bekir Sadak

(6-8) Onlardan ileri gelenler: «Yuruyun, tanrilariniza baglilikta direnin, sizden istenen suphesiz budur. Son dinde de bunu isitmedik; bu ancak bir uyarmadir. Kuran, aramizda ona mi indirilmeliydi?» dediler. Hayir, bunlar Kuran'imizdan suphededirler. Hayir, azabimizi henuz tatmamislardi.

Celal Yıldırım

Onlardan ileri gelen grup da «haydi yürüyün de tanrılarınıza (ibâdet ve bağlılıkta) sabır gösterin. Çünkü elbette (sizden) istenilen de budur!»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların ileri gelenleri harekete geçip şöyle dediler: “Yolunuzda yürüyün! Tanrılarınıza bağlılıkta direnin! İşte (sizden) istenen budur.

Diyanet İşleri

(6-8) İçlerinden ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dini inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur'an'dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.

Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Onlardan ileri gelenler: 'Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?' dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Diyanet Vakfi

(6-8) Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan ileri gelen grup ortaya atılıp (dediler ki): 'Yürüyün ve ilâhlarınız üzerinde kararlılık gösterin. Çünkü bu (bizden) istenen bir şeydir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İçlerinden o heyet fırladı ve şöyle dedi: "Tanrılarınız üzerinde sabır ve sebat edin? Bu gerçekten arzu edilen şey, bir istek!

Elmalılı Hamdi Yazır

İçlerinden o hey'et de fırladı şöyle: ilahlarınız üzerinde sabr-u sebat edin, bu cidden arzu olunur bir şey, bir murad

Erhan Aktaş

Onlardan, meleler harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan, meleler harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan, söz sahibi olanlar harekete geçerek: "Bildiğiniz yoldan gitmeye devam edin, ilahlarınızı bırakmayın. Kesinlikle sizden beklenen budur." dediler.

Fizilal-il Kuran

Onlardan ileri gelenler; «yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.»

Gültekin Onan

Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, tanrılarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti.

Hamdi Döndüren

Onlardan ileri gelenler, yerlerinden kalkarak dediler ki: “Yürüyün, tanrılarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzu edilen bir şeydir!”

Hasan Basri Çantay

Onların elebaşılarından bir gurüh (birbirine): "Yürüyün, ma budlarınıza (ibadetde) sebatedin. Şübhesiz ki arzu edilecek olan budur" diyerek kalkıb gitmişdir.

Hasib Asutay

Onlardan önde gelen bir grup, 'Yürüyün, ilâhlarınıza karşı (bağlılıkta) direnin. Çünkü (sizden) istenen şey budur' diye çekip gitti.

Hayrat Neşriyat

(6-8) Onların ileri gelenleri ise: 'Yürüyün ve ilâhlarınızın üzerine sabredin (onlara bağlı kalın); çünki bu, elbette (sizden) istenen şeydir. (Biz) bunu (bize anlatılan tevhid inancını) son dinde (Îsâ’nın dîninde de) işitmedik. Bu, uydurmadan başka birşey değildir! Zikir (Kur’ân) aramızdan (ine ine) ona mı indirildi?' diye kalkıp gittiler. Hayır! Onlar benim zikrimden (Kur’ân’ımdan) şübhe içindedirler. Hayır! (Onlar) benim azâbımı henüz tatmadılar!

İbni Kesir

Onların elebaşlarından bir grup; yürüyün ve tanrılarınız üzerinde direnin. Şüphesiz ki bu; sizden istenen bir şeydir, diyerek çıkıp gittiler.

Mehmet Okuyan

İçlerinden yöneticiler öne atılmış, (şöyle demişlerdi:) “(İnancınızda) yürüyün; ilahlarınıza bağlı kalın (onları savunun)! Şüphesiz ki bu, (sizden) istenen şeydir.

Muhammed Esed

Liderleri öne atılır: "Pes etmeyin ve ilahlarınıza sımsıkı sarılmaya devam edin: yapılacak tek şey budur!"

Mustafa İslamoğlu

Onların liderleri öne atılarak (der ki): "Devam edin, ilahlarınıza ısrarla sahip çıkın; yapmanız gereken tek şey budur!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan bir gürûh, «Yürüyünüz ve ilâhlarınızın üzerine sabrediniz, şüphe yok ki, irâde edilmiş şey budur,» diye çıkıp gittiler.

Ömer Öngüt

Onların ileri gelenleri: "Haydi yürüyün! İlâhlarınıza bağlılıkta direnin! Şüphesiz ki bu sizden istenen bir şeydir!" diyerek kalkıp gittiler.

Suat Yıldırım

İçlerinden önde gelen eşraf takımı derhal harekete geçip "Hâla mı duruyorsunuz, kalkın yürüyüp gösteri yapın ve ilahlarınız konusunda direnip dayanacağınızı ilan edin! Bu, cidden yapılması gereken bir şeydir!" dediler.

Süleyman Ateş

Onlardan bir grup fırladı: "Yürüyün tanrılarınıza bağlı kalın. Çünkü bu, arzu edilen bir şeydir."

Süleymaniye Vakfı

Onların ileri gelenleri şöyle diyerek kalkıp gittiler: "Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta sebat gösterin. İşte bu sizden istenen şeydir!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İleri gelenleri şöyle deyip geçtiler: "Gidin, ilahlarınıza sahip çıkın. Sizden istenen odur."

Şaban Piriş

Onların ileri gelenleri: -Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta sebat gösterin, sizden istenen şey budur diye yola çıktılar.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan önde gelen bir grup: «Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) da kararlı olun; çünkü asıl istenen budur» diye çekip gitti.

Ümit Şimşek

İleri gelenleri 'Yürüyün,' diyerek kalktılar. 'Tanrılarınız hakkında sebat gösterin. Sizden istenen budur.

Yaşar Nuri Öztürk

İçlerinden kodaman bir grup öne çıktı: "Haydi, yürüyün! İlahlarınıza sahip çıkmada kararlı davranın! Gerçek şu ki, istenip beklenen şey budur."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların adlı-sanlı adamları çıxıb gedərək dedilər: “Gedin öz məbudlarınızla səbirlə davranın. Doğrusu, bu sizdən istənilən bir şeydir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların əʼyanları (toplandıqları məclisdən) çıxıb gedərək (bir-birinə) belə dedilər: ″Gedin öz tanrılarınıza (ibadətdə) möhkəm (səbatlı) olun. (Bizdən) istənilən şey budur (tövhiddir).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Notabeln unter ihnen ereiferten sich und sagten: ʺGeht und haltet geduldig an euren Göttern fest! Das ist ein schlimmer Plan gegen uns.

Almanca — Der Edle Quran

Und so ging die führende Schar unter ihnen fort: ʺGeht hin und haltet an euren Göttern beharrlich fest. Das ist fürwahr etwas, was (zu eurem Nachteil) gewollt wird.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Vornehmen unter ihnen liefen davon (und sagten): ʺGeht und haltet an euren Göttern fest. Das ist es, was man beabsichtigt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und die Entscheidungsträger von ihnen gingen los: ʺGeht weiter so, und seid duldsam in eurer Gottheiten Sache! Gewiß, dies ist eine Sache, die doch erstrebt wird.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the leaders of falsehood among them walked off the meeting in confusion and exhorted their adherents to remain faithful, constant and firm in fidelity to their gods. "This movement", they said, "has been designed against us and a chism formed to our detriment".

Abdul Haleem

Their leaders depart, saying, ‘Walk away! Stay faithful to your gods! That is what you must do.

Abdullah Yusuf Ali

And the leader among them go away (impatiently), (saying), "Walk ye away, and remain constant to your gods! For this is truly a thing designed (against you)!

Abul A'la Maududi

And the elders among them went forth saying: "Go ahead and be steadfast in adhering to your deities. What is being said is with a design."

Aisha Bewley

Their leaders went off saying, ‘Carry on as you are! Hold fast to your gods. This is clearly something planned.

Al-Hilali & Khan

And the leaders among them went about (saying): "Go on, and remain constant to your âlihah (gods)! Verily, this is a thing designed (against you)!

Ali Quli Qarai

Their elite go about [urging others]: ‘Go and stand by your gods! This is indeed the desirable thing [to do].

Amatul Rahman Omar

And the leaders among them go about saying, `Go (from here) and adhere constantly to (the worship of) your gods. This (claim of the Qur'ân about the unity of God) is a thing designed (with some purpose behind it).

Arthur John Arberry

And the Council of them depart, saying 'Go! Be steadfast to your gods; this is a thing to be desired.

Bijan Moeinian

The chief of the disbelievers running around saying: "Go ahead and worship your gods; for sure Mohammad has a hidden agenda behind his invitation. "

E. Henry Palmer

And the chiefs of them went away: 'Go on and persevere in your gods; this is a thing designed;

Edip-Layth

The leaders among them went out: "Walk away, and remain patient to your gods. This thing can be turned back."

George Sale

And the chief men among them departed, saying to one another, go, and persevere in the worship of your gods: Verily this is the thing which is designed.

Hamid S. Aziz

And the leaders among them go about exhorting, "Go and remain constant to your gods; for this is most surely a thing designed against you.

Mahmoud Ghali

And the chiefs among them went off, (saying), "Go on! (Or: March on!) And endure (patiently) with your gods; surely this indeed is a thing willfully (designed).

Marmaduke Pickthall

The chiefs among them go about, exhorting: Go and be staunch to your gods! Lo! this is a thing designed.

Mohamed Ahmed - Samira

And their leading chiefs said: "Remain attached to your gods. There is surely some motive behind it.

Muhammad Asad

And their leaders launch forth [thus]: "Go ahead, and hold steadfastly onto your deities: this, behold, is the only thing to do!

Mustafa Khattab

The chiefs among them went forth saying, "Carry on, and stand firm in devotion to your gods. Certainly this is just a scheme ˹for power˺.[1]

Progressive Muslims

And the leaders among them went out: "Walk away, and remain patient to your gods. This thing can be turned back."

Sahih International

And the eminent among them went forth, [saying], "Continue, and be patient over [the defense of] your gods. Indeed, this is a thing intended.

Sam Gerrans

And the eminent ones among them went forth: “Go and be steadfast to your gods — this is a thing desired.

Shabbir Ahmed

Their leaders go about saying, "Walk away and hold on to your gods! This, behold, is the only thing to do. And this (mind-boggling thing) seems to be designed with ulterior motives.

Syed Vickar Ahamed

And their leaders (the unbelievers) hurry away, (saying:) "You (also) walk away, and remain with your gods! Truly, this is a thing meant to be (against you)!

Taqi Usmani

And the leaders among them walked out saying (to their followers), "Walk away (from the Prophet,) and stay firm on (adhering to) your gods. This (call of the Prophet) is surely something designed (for his personal benefit).

The Monotheist Group

And the leaders among them went out: "Walk away, and remain patient to your gods. This thing can be turned back."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et leurs notables partirent en disant: ʺAllez-vous en, et restez constants à vos dieux: cʹest là vraiment une chose souhaitable.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Giregir û mezinên wan derketin û (ji hev re) gotin: Li ser ya xwe berdewam bin, li ser perestina pûtên xwe sebr û sebat bikin. Bêşik ev a ku ji we tê xwestin tiştekî mezin e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En de voornaamsten onder hen gaan verder: ʺGaat voort en houdt vast aan jullie goden; dat is iets wat gewenst moet worden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de voornaamste lieden onder hen vertrokken, zeggende tot elkander: Gaat en volhardt in de vereering uwer goden, waarlijk; u er van af te trekken is de bedoelde zaak.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ушли знатнейшие из них [из курайшитов] (из одного из собраний, где Посланник Аллаха призывал их к Единобожию) (говоря друг другу): «Идите (своей дорогой и своей верой) и терпите за ваших богов! [Продолжайте быть на многобожии и терпите большое количество богов.] Поистине, это [то, к чему призывает Мухаммад] – что-то, чего желают [он желает этим стать уважаемым и обрести последователей].

Rusça — Osmanov

Знатные люди из их числа удалились и наказали [остальным]: ʺСтупайте и будьте стойки [в поклонении] своим богам. Воистину, это то, что требуется.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och deras ledare sade till varandra när de bröt upp (från en överläggning:) ʺLåt oss hålla fast vid våra gudar! Här ligger helt säkert något bakom!