Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَابُنَيَّ اِنِّٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنِّٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰى قَالَ يَاأَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرِينَ

fe lemmā beleğa meǎhu s-seǎ'ye ḳāle yā buneyye innī erā fī l-menāmi ennī eƶbeHuke fe nZur māƶā terā ḳāle yā ebeti f'ǎl mā tu'meru se tecidunī in şā'e (a)llahu mine S-Sābirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
2بَلَغَbeleğaب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak(çocuk) erişince
3مَعَهُmeǎhuonun yanında
4السَّعْيَs-seǎ'yeس ع يÇalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmekçalışıp çabalama çağına
5قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(İbrahim ona) dedi
6يَابُنَيَّyā buneyyeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileEY/HEY/AH Oğulcuğum
7اِنِّٓيinnīşüphesiz ki ben
8اَرٰىerāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görüyorum
9فِي
10الْمَنَامِl-menāmiن و مUyumak, uyuklamak, sakinleşmek, azalmak, donuklaşmak, uyuşmak, dozlamakuykuda
11اَنِّٓيennīben
12اَذْبَحُكَeƶbeHukeذ ب حBölmek/yırtmak, boğazını kesmek, kalmak, kurban etmek, açıp yırtmak, hendek, katletmek/katliam yapmak, çok sayıda öldürmek, kurban edilen şey, kurban, kesilen kişi.seni kesiyorum
13فَانْظُرْfe nZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmak(düşün) bak
14مَاذَاmāƶāne?
15تَرٰىterāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görüyorsun (dersin)
16قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
17يَاأَبَتِyā ebetiا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekEY/HEY/AH babacığım
18افْعَلْf'ǎlف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyap
19مَاşeyi
20تُؤْمَرُtu'meruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmaksana emredilen
21سَتَجِدُنِيse tecidunīو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbeni bulacaksın
22اِنْineğer
23شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilerse
24اللّٰهُ(a)llahuAllah
25مِنَmine-den
26الصَّابِرِينَS-Sābirīneص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabredenler-

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İbrâhim'le berâber koşup gezecek çağa gelince İbrâhim, oğulcağızım demişti, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm, bir bak, düşün, sen ne dersin buna? O da babacığım demişti, ne emredildiyse sana, onu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulursun.

Abdulkadir Gölpınarlı

İbrâhimʼle berâber koşup gezecek çağa gelince İbrâhim, oğulcağızım demişti, ben, rüyamda, seni kesiyorum gördüm, bir bak, düşün, sen ne dersin buna? O da babacığım demişti, ne emredildiyse sana, onu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulursun.

Adem Uğur

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

Ahmed Hulusi

(Oğlu İsmail) Onunla birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki: "Ey oğulcuğum! Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum. . . Bak bakalım sen ne dersin bu işe?". . . (Oğlu) dedi ki: "Ey babacığım. . . Emrolunduğun şeyi yap! İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın. "

Ahmet Tekin

Babasıyla beraber koşup gezecek, babasını anlayacak çağa gelince, babası: 'Oğulcuğum, rüyâlarımda, kendimi, hep seni kurban edecek vaziyetteyken görüyorum. Sen de, bu konuda ne düşündüğünü, görüşünü söyle?' dedi. İsmail de: 'Babacığım, emrolunduğun seyi yap. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygunsa, beni sabredenlerden, metanetini kaybetmeyenlerden bulacaksın' dedi.

Ahmet Varol

(Çocuk) onun yanında koşacak çağa erince dedi ki: 'Ey oğulcağızım! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bak ne düşünürsün?' Dedi ki: 'Ey babacığım! Sen emrolunduğunu yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.'

Ali Bulaç

Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın."

Ali Fikri Yavuz

Vakta ki, yanında koşmak çağına erdi, (ona şöyle) dedi: “- Yavrum! Ben rüyamda görüyorum ki, seni boğazlıyorum. Artık bak, ne düşünürsün?” (Çocuk ona şöyle) dedi: “- Babacağım! Sana, ne emrediliyorsa yap; İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Ali Rıza Safa

Sonunda, Onun yanında yürüme çağına erişince, şöyle dedi: "Ey oğulcuğum! Aslında, düşümde, senin boğazını kestiğimi gördüm!" "Düşün bakalım; ne dersin?" Dedi ki: "Ey babacığım! Verilen buyruğu yerine getir! Allah dilerse, beni, dirençli olanlar arasında bulacaksın!"

Bayraktar Bayraklı

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, "Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün; ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun" diye cevap verdi.

Bekir Sadak

Cocuk kendisinin yanisira yurumeye baslayinca: «Ey ogulcugum! Dogrusu ben uykuda iken seni bogazladigimi goruyorum, bir dusun, ne dersin?» dedi. «Ey babacigim! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden oldugumu goreceksin» dedi.

Celal Yıldırım

Çocuk Onun yanında yürüyüp konuşabilme cağına gelince, İbrâhim ona şöyle dedi: Oğulcağızım ! Doğrusu ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, bu hususta görüşün ne ? O da : Babacığım ! Sen emredildiğini yap. Beni —İnşaallah— sabredenlerden bulacaksın, dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.”

Diyanet İşleri

Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: 'Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?' dedi. 'Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin' dedi.

Diyanet Vakfi

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: «Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?» dedi. Çocuk da: «Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Oğlu) yanında koşma çağına gelince: "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki yanında koşmak çağına erdi, ey yavrum! dedi ben menamda görüyorum ki ben seni boğazlıyorum, artık bak ne görüyorsun! ey babacığım dedi: ne emrolunuyorsan yap! beni inşaallah sabirinden bulacaksın

Erhan Aktaş

Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Çocuk babasıyla birlikte iş tutacak çağa eriştiği zaman, babası: "Ey oğulcuğum! Ben, uykumda seni boğazladığımı görüyorum. Bir düşün bakalım, sen ne dersin?" dedi. Çocuk: "Ey babacığım! Sana buyurulanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

Fizilal-il Kuran

Çocuk onun yanında koşma yaşına gelince ona; «Yavrum! Ben uykuda iken seni kestiğimi görüyorum, bir düşün ne dersin? Çocuk; «Babacığım sana emredileni yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi.

Gültekin Onan

Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona): "Oğlum" dedi. "Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun." (Oğlu İsmail) Dedi ki: "Babacığım, (sana) buyrulanı yap / yerine getir. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.

Hamdi Döndüren

Çocuk babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, İbrahim, “Yavrucuğum, dedi, rüyamda seni boğazladığımı görüyorum, ne diyeceğini bir düşün bakalım!” Oğlu dedi: “Babacığım! Emr olunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.”

Hasan Basri Çantay

Artık o (oğul İbrahimin) yanında koşmak çağına erince (babası) "Oğulcağızım, dedi, ben seni rü'yamda boğazlıyorum görüyorum. Bak artık ne düşünürsün". (Oğlu) dedi: "Babacığım, sana edilen emir ne ise yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın".

Hasib Asutay

Sonra (çocuk) onunla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince (İbrahim ona,) 'Oğulcuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?' (dedi). (Çocuk dedi ki:) 'Babacığım emr olunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.'

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (çocuğu) onunla berâber çalışacak çağa erişince (İbrâhîm): 'Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda (rüyâmda) görüyorum ki, gerçekten ben seni boğazlıyorum(kurbân ediyorum); artık bak, (bu rüyâm hakkında) sen ne görürsün (fikrin nedir)?' dedi.(Çocuğu İsmâîl:) 'Ey babacığım! Sana emredileni yap! İnşâallah beni sabredenlerden bulacaksın!' dedi.

İbni Kesir

O, kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca dedi ki: Oğulcuğum; doğrusu ben, rüyada iken seni boğazladığımı görüyorum. Bir bak, ne dersin? O da dedi ki: Babacığım; sana emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun.

Mehmet Okuyan

(Oğlu) onunla birlikte koşmaya (çalışıp çabalama çağına) ulaşınca, (İbrahim) “Ey yavrucuğum! Rüyada seni kesmekte olduğumu görüyorum; bir düşün, ne dersin?” demişti. (O da) “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” demişti.

Muhammed Esed

Ve (bir gün, çocuk, babasının) tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa eriştiğinde babası şöyle dedi: "Ey yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, bir düşün, ne dersin?" (İsmail): "Ey babacığım" dedi, "sana emredilen neyse onu yap! İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!"

Mustafa İslamoğlu

Derken çocuk onun çaba ve tasasına ortak olacak olgunluğa eriştiğinde, (İbrahim) şöyle dedi: "Yavrucuğum! Kendimi rüyada seni kurban ederken görüyorum; bir bak bakalım, sen bu işe ne dersin?" (Oğul) "Babacığım!" dedi, "Sana emredileni yap; inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın."

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onunla beraber yürümek çağına yetişti. Dedi: «Oğulcağızım! Ben, şüphe yok rüyâda görüyorum ki, muhakkak seni boğazlıyorum. Artık bak, sen ne görürsün.» Dedi: «Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.»

Ömer Öngüt

Çocuk kendisi ile beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: "Ey oğulcuğum! Rüyâda ben seni boğazladığımı görüyorum. Bir (düşün) bak, ne dersin?" dedi. O da: "Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın. " dedi.

Suat Yıldırım

Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona: "Evladım, dedi, ben rüyamda seni kurban etmeye giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!" Oğlu: "Babacığım! dedi, hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!".

Süleyman Ateş

(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.

Süleymaniye Vakfı

(Oğlu) kendisiyle birlikte iş yapacak çağa gelince İbrahim ona şöyle dedi: "Yavrucuğum, uykularımda seni gerçekten kurban olarak kestiğimi görüyorum. Bak bakalım, ne düşünüyorsun?" Dedi ki: "Babacığım, sana ne emrediliyorsa sen onu yap. İnşaallah benim sabırlı davrananlardan /duruşunu bozmayanlardan olduğumu göreceksin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"(İbrahim) ile birlikte çalışacak yaşa gelince ona dedi ki: "Yavrucuğum, rüyamda gördüm; ben gerçekten seni boğazlıyorum. Düşün bakalım, ne dersin?" "Babacığım, ne emrediliyorsa sen onu yap. İnşaallah sabırlılardan olduğumu göreceksin."

Şaban Piriş

Çocuk, onunla çalışacak, yürüyecek bir yaşa gelince, ona dedi ki; -Oğulcuğum, bak, rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum. Ne dersin? Oğlu; -Babacığım, sana emrolunanı yap! dedi. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın!.

Tefhim-ul Kuran

Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona) : «Oğlum» dedi. «Gerçekten ben seni rüyamda boğazlıyorken görüyordum. Bir bak, sen ne düşünüyorsun.» (Oğlu İsmail) Dedi ki: «Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah, beni sabredenlerden bulacaksın.»

Ümit Şimşek

Kendisiyle beraber iş yapacak çağa geldiğinde, İbrahim oğluna dedi ki: 'Oğulcuğum, rüyamda seni kurban ederken gördüm. Buna ne dersin?' Oğlu 'Sana emredileni yap, baba,' dedi. 'İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.'

Yaşar Nuri Öztürk

Çocuk onunla birlikte koşacak yaşa gelince, İbrahim dedi: "Yavrucuğum, uykuda/düşte görüyorum ki ben seni boğazlıyorum. Bak bakalım sen ne görürsün/sen ne dersin?" "Babacığım, dedi, emrolduğun şeyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, böyüyüb atası ilə bərabər çalışmaq həddinə çatdıqda İbrahim dedi: “Oğlum! Yuxuda gördüm ki, səni qurban kəsirəm. Bax gör nə düşünürsən!” O dedi: “Atacan! Sənə buyurulanı yerinə yetir. Allah qoysa mənim səbirlilərdən olduğumu görəcəksən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, yüyürüb qaçmaq (atasına kömək edə bilmək) çağına (on üç yaşına) çatdıqda (İbrahim) dedi: ″Oğlum! Yuxuda gördüm ki, səni qurban kəsirəm. Bax gör (bu barədə) nə fikirləşirsən!″ O dedi: ″Atacan! Sənə nə əmr olunursa, onu da et. İnşallah, mənim səbirlilərdən olduğumu görəcəksən!″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als der Junge alt genug war, um mit ihm zu arbeiten, sagte Abraham zu ihm: ʺMein Sohn! Ich habe im Traum gesehen, daß ich dich schlachte. Sieh, was du dazu meinst!ʺ Er antwortete: ʺVater! Führe aus, was dir befohlen wird, du wirst mich, so Gott will, geduldig finden!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Als er alt genug war, um mit ihm zu arbeiten, sagte er. O mein Sohn, ich sehe im Traum, daß ich dich schlachte. Nun schau, was meinst du dazu?ʺ Er sagte: ʺO mein Vater, tu, wie dir befohlen wird; du sollst mich - so Allah will - unter den Geduldigen finden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als dieser soweit wurde, mit ihm dem Erwerb nachzugehen, sagte er: ʺMein Söhnchen! Gewiß, ich sah im Schlaf, daß ich dich opfere, also schau, was du meinst.ʺ Er sagte: ʺMein Vater! Tu, was dir geboten wurde. Du wirst mich - inscha-allah - einer der sich in Geduld Übenden finden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when the son attained maturity and was able to participate in his father's divine service the father intimated to him his mystical vision. He said: "my son I saw in my dream that I offer you up to Allah as a sacrifice and so, see what you think and what you have to say". But the son said: " O father do what you have been commanded, you shall find me with patience, Allah willing, bearing your act."

Abdul Haleem

When the boy was old enough to work with his father, Abraham said, ‘My son, I have seen myself sacrificing you in a dream. What do you think?’ He said, ‘Father, do as you are commanded and, God willing, you will find me steadfast.’

Abdullah Yusuf Ali

Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if Allah so wills one practising Patience and Constancy!"

Abul A'la Maududi

and when he was old enough to go about and work with him, (one day) Abraham said to him: "My son, I see in my dream that I am slaughtering you. So consider (and tell me) what you think." He said: “Do as you are bidden. You will find me, if Allah so wills, among the steadfast.”

Aisha Bewley

When he was of an age to work with him, he said, ‘My son, I saw in a dream that I must sacrifice you. What do you think about this?’ He said, ‘Do as you are ordered, father. Allah willing, you will find me resolute.’

Al-Hilali & Khan

And, when he (his son) was old enough to walk with him, he said: "O my son! I have seen in a dream that I am slaughtering you (offering you in sacrifice to Allâh). So look what you think!" He said: "O my father! Do that which you are commanded, In shâ’ Allâh (if Allâh wills), you shall find me of As-Sâbirûn (the patient)."

Ali Quli Qarai

When he was old enough to assist in his endeavour, he said, ‘My son! I see in a dream that I am sacrificing you. See what you think.’ He said, ‘Father! Do whatever you have been commanded. If Allah wishes, you will find me to be patient.’

Amatul Rahman Omar

Now, when that (son, Ismâîl) was (old enough) to work along with him, (his father, Abraham) said, `My dear son! I have seen in a dream that I sacrifice you. So consider (it and tell me) what you think (of it).' (The son) said, `My dear father! do as you are commanded. If Allâh will you will find me of the calm and steadfast.'

Arthur John Arberry

and when he had reached the age of running with him, he said, 'My son, I see in a dream that I shall sacrifice thee; consider, what thinkest thou?' He said, 'My father, do as thou art bidden; thou shalt find me, God willing, one of the steadfast. '

Bijan Moeinian

When the boy grew up, one day Abraham told him: "My son, I have seen in my dream that I am sacrificing you; what do you think about it?" The son said: “My dear father, do whatever God has ordered you to do. God willing, I will bear in this process.”

E. Henry Palmer

And when he reached the age to work with him, he said, 'O my boy! verily, I have seen in a dream that I should sacrifice thee, look then what thou seest right. ' Said he, 'O my sire! do what thou art bidden; thou wilt find me, if it please God, one of the patient!'

Edip-Layth

When he grew enough to work with him, he said, "My son, I am seeing in a dream that I am sacrificing you. What do you think?" He said, "O my father, do what you are commanded to do. You will find me, God willing, patient."

George Sale

And when he had attained to years of discretion, and could join in acts of religion with him; Abraham said unto him, O my son, verily I saw in a dream that I should offer thee in sacrifice: Consider therefore what thou art of opinion I should do. He answered, O my father, do what thou art commanded: Thou shalt find me, if God please, a patient person.

Hamid S. Aziz

And when his son was old enough to work with him, he said, "O my son! Surely I have seen in a dream that I should sacrifice you; consider then what do you think. " He said. "O my father! Do what you are commanded; if Allah wills, you will find me of the patient (constant) ones.

Mahmoud Ghali

Then when he (His son) reached the age of endeavoring with him, he said, "O my son, surely I see in a dream (Literally: time of sleeping) that I should slay you; so, look, what do you see?" He said, "O my (dear) father, perform whatever you are commanded; you will soon find me, in case Allah (so) decides, among the patient. "

Marmaduke Pickthall

And when (his son) was old enough to walk with him, (Abraham) said: O my dear son, I have seen in a dream that I must sacrifice thee. So look, what thinkest thou? He said: O my father! Do that which thou art commanded. Allah willing, thou shalt find me of the steadfast.

Mohamed Ahmed - Samira

When he was old enough to go about with him, he said: "O my son, I dreamt that I was sacrificing you. Consider, what you think?" He replied: "Father, do as you are commanded. If God pleases you will find me firm."

Muhammad Asad

And [one day, ] when [the child] had become old enough to share in his [father’s] endeavours, the latter said: "O my dear son! I have seen in a dream that I should sacrifice thee: consider, then, what would be thy view!" [Ishmael] answered: “O my father! Do as thou art bidden: thou wilt find me, if God so wills, among those who are patient in adversity!”

Mustafa Khattab

Then when the boy reached the age to work with him, Abraham said, "O my dear son! I have seen in a dream that I ˹must˺ sacrifice you. So tell me what you think." He replied, “O my dear father! Do as you are commanded. Allah willing, you will find me steadfast.”

Progressive Muslims

And when he grew enough to work with him, he said: "My son, I am seeing in a dream that I am sacrificing you. What do you think" He said: "O my father, do what you are commanded to do. You will find me, God willing, patient."

Sahih International

And when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think. " He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allah wills, of the steadfast."

Sam Gerrans

And when he reached the age of working with him, he said: “O my son: I saw in a dream, that I was sacrificing thee. So look thou — what seest thou?” He said: “O my father: do thou what thou art commanded; thou wilt find me, if God wills, of the patient.”

Shabbir Ahmed

And when he was old enough to strive along with him, Abraham said, "O My dear son! I have a vision that I must give you to a life of test and tribulation for a Noble cause (37:107). So look, what do you think?" He said, "O My father! Do what you are commanded. God willing, you will find me of the steadfast." ('Zibh' & 'Zabh' = Sacrifice = Disregard comfort for a Noble cause. Just as 'Qatl' = Killing, fighting, humiliating, to bring low).

Syed Vickar Ahamed

And when (his son, Ismail) became (the age to) work with him, he (Ibrahim) said: "O my son! I see in a dream (vision) that I offer you in sacrifice (to Allah): Now see what is your (own) thought!" (The son) said: "O my father! Do like you are commanded: You will find me, if Allah so wills one who has (great) patience (and constancy!)"

Taqi Usmani

Thereafter, when he (the boy) reached an age in which he could work with him, he (Ibrāhīm) said, "O my little son, I have seen in a dream that I am slaughtering you, so consider, what is your opinion?" He said, “O my dear father, do what you have been ordered to do. You will find me, inshā’allah , (if Allah wills) one of those who endure patiently.”

The Monotheist Group

And when he grew enough to work with him, he said: "My son, I am seeing in a dream that I am sacrificing you. What do you think?" He said: "O my father, do what you are commanded to do. You will find me, God willing, patient."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis quand celui-ci fut en âge de lʹaccompagner, (Abraham) dit: ʺO mon fils, je me vois en songe en train de tʹimmoler. Vois donc ce que tu en pensesʺ. (Ismaël) dit: ʺO mon cher père, fais ce qui tʹes commandé: tu me trouveras, sʹil plaît à Allah, du nombre des endurantsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema kurê wî gihîşte çaxa ku bi bavê xwe re bigere û digel wî kar bike, Îbrahîm jê re wiha got: Kurê min! Min di xewnê de dîtiye ku min tu şerjê dikir. Vêca tu çi dibejî? Wî jî bersiv da û jê re got: Bavo fermana ku li te hatiye kirin, bi cih bîne. Xwedê hez bike, tu dê min ji sebirkêşan bibînî.

Hollandaca (1)

Hollandaca — Siregar

Toen hij de leeftijd had bereikt waarop hij hem (Ibrâhîm) kon helpen, zei hij: ʺO mijn zoon, voorwaar, ik heb in een droom gezien dat ik jou zal offeren, zeg mij hoe jij daarover denkt,ʺ Hij zei: ʺO mijn vader, doe wat u is bevolen, U zult vinden dat ik, als Allah het wil, tot de geduldigen behoor.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда же он [Исмаил] достиг (такого возраста) чтобы (уже) (ходить и) работать вместе с ним [наравне с отцом], он [пророк Ибрахим] сказал (ему) (однажды): «О, сынок мой! Поистине, я вижу во сне (откровение), что закалываю тебя в жертву [приношу в жертву Аллаху], и посмотри же, что ты думаешь». [Так пророк Ибрахим хотел узнать, как отнесется к этому его сын.] Он [Исмаил] сказал (чтобы обрести довольство своего Господа и желая помочь отцу исполнить его обязанность перед Аллахом): «О, отец мой! Делай, что тебе повелено (Аллахом); (и) ты найдешь меня, если пожелает Аллах, из (числа) терпеливых [я надеюсь получить за это большую награду от Аллаха]». (И они вышли в долину Мина и дошли до места, где должно было состояться принесение Исмаила в жертву Аллаху Всевышнему.)

Rusça — Osmanov

Когда сын достиг того, чтобы разделить усердие с ним, [Ибрахим] сказал: ʺО сын мой! Воистину, я видел во сне, что я приношу тебя в жертву с закланием. Что думаешь ты [об этом]?ʺ Сын ответил: ʺО отец мой! Поступай так, как тебе велено. Если так будет годно Аллаху, ты найдешь меня терпеливымʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och då (sonen) hade blivit gammal nog att (arbeta tillsammans med fadern och) delta i hans strävanden, sade (denne): ʺMin käre son! Jag har sett i drömmen att jag offrar dig (åt Gud). Vad anser du (om detta)?ʺ (Ismael) svarade: ʺFader, gör som du blir befalld! Om Gud vill, skall du se att jag är tålig och uthärdar (allt).ʺ