Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ

fe stecebnā lehu ve vehebnā lehu yeHyā ve eSleHnā lehu zevcehu innehum kānū yusāriǔne fī l-ḣayrāti ve yed'ǔnenā rağaben ve raheben ve kānū lenā ḣāşiǐyne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnāج و بBir şeyde delik açmak, bir şeyi yırtmak veya parçalamak, delmek/delmek/oymak, bir şeyi kesmek, bir şeyi içini boşaltmak, geçmek veya çaprazlamak, yolculuk ederek geçmek, nüfuz etmek, cevap vermek veya yanıtlamak, aydınlatmak ve netleştirmek, korumak.kabul buyurduk
2لَهُlehuonu(n du'asını)
3وَوَهَبْنَاve vehebnāو ه بvermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.ve armağan ettik
4لَهُlehuona
5يَحْيٰىyeHyāيحيىYahya'yı
6وَاَصْلَحْنَاve eSleHnāص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.ve ıslah ettik
7لَهُlehukendisi için
8زَوْجَهُzevcehuز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaeşini
9اِنَّهُمْinnehumgerçekten onlar
10كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
11يُسَارِعُونَyusāriǔneس ر عHızlı olmak, çabuk olmak, acele etmek, süratli olmak, koşmak, seri olmak, çabukluk göstermek, ivedi davranmakkoşuyor(lar)
12فِي
13الْخَيْرَاتِl-ḣayrātiخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayır (işlere)
14وَيَدْعُونَنَاve yed'ǔnenāد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekve bize du'a ederlerdi
15رَغَبًاrağabenر غ بArzu etmek, özlem duymak, dilemek, genişletmek/bol yapmak. 'an ile - hoşlanmamak, sevmemek, arzu etmemek. Ba ve 'an ile (9:120) - kendi hayatlarını onun hayatına tercih etmek. İla ile - yalvarmak, yakarmak. raghbun - sevgi, özlem. raghibun - içtenlikle yalvaran kişi.umarak
16وَرَهَبًاve rahebenر ه بKorkmak, çekinmek, dehşete düşmek, ürkmek, sakınmak, korkuya kapılmak, kaçınmakve korkarak
17وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve idiler
18لَنَاlenābize
19خَاشِعِينَḣāşiǐyneخ ش عAlçakgönüllü/mütevazı/itaatkar olmak, sessiz ve alçak olmak, gözleri veya sesi kısmak, batış yerinde batmak/neredeyse kaybolmak, tutulmak/uzaklaşmak, zayıflamak, solmak/kurumak, davranışta veya seste veya gözlerde alçakgönüllülük taklidi yapmak, bir şeyi fırlatmak, başı ve vücudu eğmek, korkak olmak.derin bir saygı içinde

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken duâsını kabûl etmiştik onun ve ona Yahya'yı vermiştik ve karısının kısırlığını gidermiştik, doğurmaya kabiliyet vermiştik. Onlar, hayırlı işlerde koşuşurlar, yarışırlar ve umarak, korkarak bize duâ ederlerdi ve onlar, bize karşı gönül alçaklığı gösterirlerdi.

Adem Uğur

Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.

Ahmed Hulusi

Biz de icabet ettik, Ona Yahya'yı hibe ettik ve karısını Onun için ıslah ettik (çocuk doğurmak için uygun hale getirdik). . . Muhakkak ki onlar hayırlı işlerde yarışırlar; ümitle ve korkarak bize dua ederlerdi, huşu duyarlardı.

Ahmet Tekin

Onun da duasını kabul ettik. Ona Yahyâ’yı ihsan ettik. Eşini de, kendisi için çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Bütün peygamberler, dünya ve âhiret için en hayırlı işlerde, Allah’ın emirlerini yerine getirmede koşuşuyorlardı. Umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Onlar tam bir samimiyetle, kulluk ve itaat şuuruna ererek saygı ile bize bağlı idiler.

Ahmet Varol

Biz de onun duasını kabul ettik, ona Yahya'yı bahşettik ve hanımını (doğum yapmaya) elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışır, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize gönülden saygı duyarlardı.

Ali Bulaç

Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine biz de duasını kabul edip kendisine (evlâd olarak) Yahyâ’yı verdik; ve zevcesini çocuk doğurur hale getirdik. Bütün bu peygamberler, hayırlara (ibadetlere) koşarlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize karşı çok itaatkârdılar.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve karısını çocuk doğurabilecek duruma getirerek, Yahya'yı, Ona armağan ettik. Gerçekten de Onlar, iyi edimlerde yarışırlar; korku ve umutla, Bize yakarışlarda bulunurlardı. Çünkü Bize, derin saygı duyarlardı.

Bayraktar Bayraklı

Biz de duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı bahşettik. Eşini de kendisi için elverişli hale getirdik. Gerçekten bütün peygamberler hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar bize gönülden saygı duyuyorlardı.

Bekir Sadak

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yi bahsetmis, esini de dogum yapacak hale getirmistik. Dogrusu onlar iyi islerde yarisiyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvariyorlardi. Bize karsi gonulden saygi duyuyorlardi.

Celal Yıldırım

Onun duasını kabul ettik de Yahya'yı kendisine bağışladık; eşini de (gebe kalmaya) elverişli duruma getirdik. Şüphesiz ki onlar hayırlı işlerde birbirleriyle yarışıyorlar, ümit besleyerek için için saygı duyup korkarak bize duâ ediyorlardı. Hem bize içten derin saygı duyup (kalbleri) ürperenlerdi onlar..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahyâ’yı verdik; eşini de bunun için elverişli kıldık. Onlar, hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.

Diyanet İşleri

Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.

Diyanet Vakfi

Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı; onlar, bize karşı derin saygı içindeydiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de duasını kabul ettik de kendisine Yahya'yı verdik ve onun için eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu bunlar hayırlı işlerde yarışır, Bize umut ve korkuyla dua ederlerdi. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahyayı verdik ve onun zevcesini ıslah eyledik, hakıkat bunlar hayratta müsaraat ve bize rağbet ve rehbetle dua ederlerdi ve bizim için haşı'lerdi

Erhan Aktaş

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek Bize yalvarıyorlardı. Ve Bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Biz de duasını kabul ederek kendisine Yahya'yı armağan etmiş, eşini geçimli ve doğurgan yapmıştık. Bütün bu peygamberler iyi işler yapmaya koşarlar, umut ve korku içinde bize dua ederler, bize gönülden saygı beslerlerdi.

Gültekin Onan

Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı. Umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

Hamdi Döndüren

Biz onun da duasını kabul ettik ve eşini (doğum yapmaya) elverişli kılarak, ona Yahya’yı bağışladık. Onlar, hayır işlerinde koşuşurlar, umarak ve korkarak Bize dua ederlerdi; onlar, Bize karşı derin bir saygı içinde idiler.

Hasan Basri Çantay

Biz onu (n) da (bu duasını) kabul ve kendisine Yahyayi ihsan etdik. Eşini (doğurmıya) saalih kıldık. Hakıykat (bütün) bunlar (bu peygamberler) hayır işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi. Onlar bizim için derin saygı gösterenlerdi.

Hasib Asutay

Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık. Gerçekten onlar (bütün bu peygamberler), hayır işlerinde koşarlar. Umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı gösterenlerdi.

Hayrat Neşriyat

Bu yüzden (biz de) onun duâsını kabûl ettik ve ona Yahyâ’yı ihsân ettik; (yaşıgeçmiş) hanımını da kendisi için (çocuk sâhibi olmaya) elverişli bir hâle getirdik. Gerçekten onlar (bütün bu peygamberler) hayırlı işlerde koşuşurlar, ümîd ederek ve korkarak bize duâ ederlerdi. Ve bize gönülden bağlı kimselerdi.

İbni Kesir

Biz de ona icabet ederek Yahya'yı ihsan etmiş, eşini doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Doğrusu onlar; hayırlı şeylerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı

Mehmet Okuyan

Biz onun da duasına cevap vermiş ve ona Yahya’yı bağışlamıştık; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kılmıştık. Onlar hayır işlerinde koşuşur, (merhametimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize saygı içindeydiler.

Muhammed Esed

Ve bunun üzerine o(nun bu yakarışı)na da karşılık verdik ve karısını onun için çocuk doğurabilecek hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik; doğrusu bu üç kişi iyi ve yararlı işlerde birbiriyle yarışır ve Bize korku ve umutla yakarırlar; Bize karşı her zaman saygı ve duyarlık gösterirlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz onun yakarışını da kabul ettik ve onun eşini kendisi için çocuk doğurmaya elverişli hale getirerek ona Yahya'yı armağan ettik. İşte bunların (üçü) de birbirleriyle hayırlarda yarışan kimselerdi; Bize bollukta da darlıkta da yalvarıp yakarırlardı: zira onlar Bize karşı derin bir saygı duyarlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz de O'na icabet ettik ve O'na Yahya'yı ihsan eyledik ve O'nun için refikasını ıslah kıldık. Muhakkak ki, onlar hayırlı işlere koşarlardı. Ve Bize rağbetle ve haşyetle dua ederlerdi ve Bizim için mütevazi zâtlar olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Biz de onun duâsını kabul ederek, kendisine Yahyâ'yı bağışladık. Eşini de doğum yapacak hâle getirdik. Bütün bu peygamberler hayır işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize duâ ederlerdi. Onlar bize karşı çok itaatkârlardı, bizim için derin saygı gösterenlerdi.

Suat Yıldırım

Onun da duasını kabul buyurduk. Ona Yahya’yı armağan ettik. Bunun için de eşini çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar hayırlı işlere koşuşur, iyilikte yarışır, hem ümit, hem endişe içinde Bize yakarırlardı. Gerçekten Bize derin bir saygı gösterirlerdi.

Süleyman Ateş

Onun du'asını da kabul buyurduk ve ona Yahya'yı armağan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa elverişli bir hale getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize du'a ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Onun da isteğini kabul ettik ve eşini doğum yapabilecek hale getirerek ona Yahya'yı bağışladık. Onlar hayırlarda yarışır, bize umut ve korku ile yalvarırlardı. Bize karşı derin bir saygı içindeydiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona da olumlu karşılık verdik de eşini doğum yapabilecek hale getirerek Yahya'yı bağışladık. Onlar hayırlarda yarışır ve korku içinde umutla bize yakarırlardı. Onlar bize karşı saygılı kimselerdi.

Şaban Piriş

Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya'yı bağışlamış, eşini de doğum yapabilecek bir hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece saygılı idiler.

Tefhim-ul Kuran

Onun duasına icabet ettik, kendisine Yahya'yı armağan ettik, eşini de doğurmaya elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışırlardı, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize derin saygı gösterirlerdi.

Ümit Şimşek

Biz de onun duasını kabul ettik. Ona Yahya'yı verdik ve eşini de iyileştirdik. Onların hepsi de hayırda yarışırlar ve hem ümit ederek, hem de korkarak Bize dua ederlerdi. Onlar Bize karşı saygılı ve edepli kimselerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendisine hemen cevap vermiş. Yahya'yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onun duasını qəbul etdik, ona Yəhyanı bəxş etdik və zövcəsini ona uşaq doğmağa qadir etdik. Həqiqətən, onlar yaxşı işlər görməyə tələsər, ümid və qorxu ilə Bizə yalvarardılar. Onlar Bizə müti qullar idilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz (Zəkəriyyanın) duasını qəbul buyurduq, ona Yəhyanı bəxş etdik və zövcəsini (doğmağa) qabil bir hala gətirdik. Onlar xeyirli işlər görməyə tələsər (yaxşı əməllər etməkdə bir-birini ötməyə çalışar), ümid və qorxu ilə (rəhmətimizə ümid bəsləyib əzabımızdan qorxaraq) Bizə ibadət edirdilər. Onlar Bizə mütʼi idilər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir erhörten sein Bittgebet, schenkten ihm Johannes und machten seine Frau fruchtbar. Sie pflegten sich bei der Verrichtung von guten Werken zu beeilen, beteten Uns mit Hoffnung und Frömmigkeit an und waren voll Demut Uns gegenüber.

Almanca — Der Edle Quran

Da erhörten Wir ihn und schenkten ihm Yahya und besserten ihm seine Gattin. Sie pflegten sich ja mit den guten Dingen zu beeilen und Uns in Begehren und Ehrfurcht anzurufen, und sie pflegten vor Uns demütig zu sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Da erhörten Wir ihn und schenkten ihm Jahya und heilten seine Frau. Sie pflegten miteinander in guten Taten zu wetteifern, und sie riefen Uns in Hoffnung und in Furcht an und waren demütig vor Uns.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We responded to him favourably and bestowed on him Yahya ( John), having rendered his wife fruitful. These were people who hastened to doing all that is good, useful, reliable for a purpose, efficient in function and in pursuit of faith, and they invoked Us expressing their due affectionate devotion keeping in awe of Us and hopeful of Our mercy, and they humbled themselves before Us and were indeed submissive to Us alone.

Abdul Haleem

We answered him––We gave him John, and cured his wife of barrenness- they were always keen to do good deeds. They called upon Us out of longing and awe, and humbled themselves before Us.

Abdullah Yusuf Ali

So We listened to him: and We granted him Yahya: We cured his wife's (Barrenness) for him. These (three) were ever quick in emulation in good works; they used to call on Us with love and reverence, and humble themselves before Us.

Abul A'la Maududi

So We accepted his prayer and bestowed upon him John, and We made his wife fit (to bear a child). Verily they hastened in doing good works and called upon Us with longing and fear, and humbled themselves to Us.

Aisha Bewley

We responded to him and gave him Yahya, restoring for him his wife’s fertility. They outdid one another in good actions, calling out to Us in yearning and in awe, and humbling themselves to Us.

Al-Hilali & Khan

So We answered his call, and We bestowed upon him Yahyâ (John), and cured his wife (to bear a child) for him. Verily, they used to hasten on to do good deeds, and they used to call on Us with hope and fear, and used to humble themselves before Us.

Ali Quli Qarai

So We answered his prayer, and gave him John, and remedied his wife[’s infertility] for him. Indeed they were active in [performing] good works, and they would supplicate Us with eagerness and awe and were humble before Us.

Amatul Rahman Omar

So We heard his prayer and granted him (a son) John, and cured his wife (of sterility) making her fit (for bearing children) for him. They used to vie one with another in (doing) good deeds and call upon Us with (mixed feelings of) hope and fear, and they were humble before Us.

Arthur John Arberry

So We answered him, and bestowed on him John, and We set his wife right for him; truly they vied with one another, hastening to good works, and called upon Us out of yearning and awe; and they were humble to Us.

Bijan Moeinian

So I answered his call and gave him John and healed his wife. They used to race with each other in doing good and call on Me with love and respect. they were submissive to their Lord.

E. Henry Palmer

And we answered him, and bestowed upon him John; and we made his wife right for him; verily, these vied in good works, and called on us with longing and dread, and were humble before us.

Edip-Layth

So We responded to him, and We granted him John, and We cured his wife. They used to hasten to do good, and they would call to Us in joy and in fear. To Us they were reverent.

George Sale

Wherefore We heard him, and We gave him John; and We rendered his wife fit for bearing a child unto him. These strove to excel in good works, and called upon us with love, and with fear; and humbled themselves before us.

Hamid S. Aziz

And (remember) Zachariah, when he cried unto his Lord, "O Lord! Leave me not without off-spring, though you are the best of inheritors. "

Mahmoud Ghali

So We responded to him and bestowed on him Yahya, (John) and We set his (Zechariah's) spouse righteous for him; surely they used to vie swiftly (with one another) in charitable deeds and to invoke Us, being desirous of (reward) and in awe; and they were submissive to Us.

Marmaduke Pickthall

Then We heard his prayer, and bestowed upon him John, and adjusted his wife (to bear a child) for him. Lo! they used to vie one with the other in good deeds, and they cried unto Us in longing and in fear, and were submissive unto Us.

Mohamed Ahmed - Samira

So We heard him and gave him John, and cured his wife (of barrenness). These were men who vied in good deeds with one another, and prayed to Us with love and awe, and were meek before Us.

Muhammad Asad

And so We responded unto him, and bestowed upon him the gift of John, having made his wife fit to bear him a child: [and,] verily, these [three] would vie with one another in doing good works, and would call unto Us in yearning and awe; and they were always humble before Us.

Mustafa Khattab

So We answered his prayer, granted him John, and made his wife fertile. Indeed, they used to race in doing good, and call upon Us with hope and fear, totally humbling themselves before Us.

Progressive Muslims

So We responded to him, and We granted him John, and We cured his wife. They used to hasten to do good, and they would call to Us in joy and in fear. And to Us they were reverent.

Sahih International

So We responded to him, and We gave to him John, and amended for him his wife. Indeed, they used to hasten to good deeds and supplicate Us in hope and fear, and they were to Us humbly submissive.

Sam Gerrans

Then We answered him, and gave him John, and made right his wife for him. They competed in good deeds, and called to Us in hope and fear; and they were humble towards Us.

Shabbir Ahmed

And so We responded to him, and bestowed upon him Yahya, after making his wife fit to bear him a child. And verily, they (parents and son) used to race in doing good works, and remembered Us in situations of hope or fear. And they were always humble before Us.

Syed Vickar Ahamed

So We listened to him: And We granted him Yahya (Baptist John): We cured his wife's (inability to bear children) for him. Verily, these (three) were quick to learn the good works: And they used to remember Us with love and respect, and to humble themselves before Us.

Taqi Usmani

So, We responded to him and gave him YaHyā and made his wife good for him. They used to race towards the good deeds and call Us with hope and fear; and they were humble to Us.

The Monotheist Group

So We responded to him, and We granted him John, and We cured his wife. They used to hasten to do good, and they would call to Us in joy and in fear. And of Us they were reverent.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lʹexauçâmes, lui donnâmes Yahya et guérîmes son épouse. Ils concouraient au bien et Nous invoquaient par amour et par crainte. Et ils étaient humbles devant Nous.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me bergerîna Zekeriya jî pejirand û me Yehya dayê û me jê re jina wî jî ducanî kir (ku berê ew ducanî nedibû). Bi rastî wan di karên qenc de dilezand, ji tirsa ezab û bi hêviya qenciyên me li ber me digeriyan û wan (bi îbadetê) xwe ji me re xwe dişikandin û li ber fermanên me amade bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen verhoorden Wij hem en Wij schonken hem Jahja; Wij maakten zijn echtgenote namelijk weer vruchtbaar. Zij wedijverden in goede daden en riepen Ons aan in verlangen en ontzag en zij onderwierpen zich deemoedig aan Ons.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom verhoorden wij hem en wij schonken hem Yahia (Johannes); en wij stelden zijne vrouw in staat hem een kind ter wereld te brengen. Deze trachtten er naar, in goede werken uit te munten, en riepen ons met liefde en vrees aan, en verootmoedigden zich voor ons.

Hollandaca — Siregar

Toen verhoorden Wij hem en Wij schonken hem Yahya en Wij maakten zijn vrouw geschikt (om te baren). Voorwaar, zij wedijverden in goede daden en riepen Ons aan, verlangend (naar Onze Genade) en vol ontzag (voor Onze bestraffing). En zij waren nederig tegenover Ons.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы же ответили ему [Закарийе] (на его мольбу), и даровали ему (уже при старости) (сына) Йахья, и Мы сделали пригодной для него его жену [способной выносить ребенка и родить] (уже после того, как она была бесплодной). Поистине, они устремлялись к совершению благих дел и молились Нам с надеждой (на обретение той награды, что у Нас) и со страхом (того, что может постичь Наше наказание), и были они пред Нами смиренными!

Rusça — Osmanov

Мы удовлетворили его мольбу, даровали ему Йахйу и сделали его [бесплодную] жену способной родить. Воистину, они проявляли усердие в добрых деяниях, взывали к Нам в надежде и страхе и были смиренны перед Нами.