Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

وَاِذْ اَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ اِلَّا قَلِيلًا مِنْكُمْ وَاَنْتُمْ مُعْرِضُونَ

ve iƶ eḣaƶnā mīṧāḳa benī isrāīle lā teǎ'budūne illā (a)llahe ve bi l-vālideyni iHsānen ve ƶī l-ḳurbā ve l-yetāmā ve l-mesākīni ve ḳūlū li n-nāsi Husnen ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ṧumme tevelleytum illā ḳalīlen minkum ve entum muǎ'riDūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2اَخَذْنَاeḣaƶnāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbiz almıştık
3مِيثَاقَmīṧāḳaو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.bir söz
4بَنِيbenīب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğullarından
5اِسْرَٓاءِيلَisrāīleاسراءيلİsrail
6لَا
7تَعْبُدُونَteǎ'budūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etmeyeceksiniz
8اِلَّاillābaşkasına
9اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
10وَبِالْوَالِدَيْنِve bi l-vālideyniو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekve anaya-babaya
11اِحْسَانًاiHsānenح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.iyilik edeceksiniz
12وَذِيve ƶīve
13الْقُرْبٰىl-ḳurbāق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakınlara
14وَالْيَتَامٰىve l-yetāmāي ت مYetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmakve yetimlere
15وَالْمَسَاكِينِve l-mesākīniس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekve yoksullara
16وَقُولُواve ḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve söyleyin
17لِلنَّاسِli n-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlara
18حُسْنًاHusnenح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzeli
19وَاَقِيمُواve eḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve doğrulun
20الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
21وَاٰتُواve ātūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verin
22الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
23ثُمَّṧummesonra, ayrıca
24تَوَلَّيْتُمْtevelleytumو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdöndünüz
25اِلَّاillāhariç
26قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek azınız
27مِنْكُمْminkumsizden olan
28وَاَنْتُمْve entumve siz
29مُعْرِضُونَmuǎ'riDūneع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.yüz çeviriyorsunuz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir zaman İsrailoğullarından, Allah'tan başkasına tapmamak, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik etmek üzere kesin söz almıştık. İnsanlara güzellikle söz söyleyin, iyi şeyler buyurun, namaz kılın, zekât verin demiştik. Sonra pek azınız müstesna, sözünüzden dönmüştünüz, hâlâ da dönmedesiniz zâten.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir zaman İsrailoğullarından, Allahʼtan başkasına tapmamak, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik etmek üzere kesin söz almıştık. İnsanlara güzellikle söz söyleyin, iyi şeyler buyurun, namaz kılın, zekât verin demiştik. Sonra pek azınız müstesna, sözünüzden dönmüştünüz, hâlâ da dönmedesiniz zâten.

Adem Uğur

Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.

Ahmed Hulusi

Hani İsrailoğullarından söz almıştık; Allah gayrını var kabul edip ona tapınmayın, ana-babanızın hakkını verin, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara ihsanda bulunun; insanlara güzel (Hakk'a erdirici) sözler söyleyin; namazı ikame edip zekatı verin. (Onlardaki namaz ve zekat İslam'dakinden farklıydı. ) Ancak bundan sonra, birazınız hariç, yüz çevirdiniz ve hala da çevirmekte devam ediyorsunuz.

Ahmet Tekin

Bizim İsrâiloğulları’ndan, yalnızca Allah’ı ilâh tanımaları, candan müslümanlar olarak Allah’ın hükmüne teslim olmaları, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet etmeleri, yalnız Allah’ın şeriatına bağlanmaları, Allah’a boyun eğmeleri, anaya-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, dullara, çevresi, çaresi olmayan yoksullara devamlı iyilik ve ihsanda bulunmaları konusunda kesin taahhüt aldığımızı ehl-i kitaba-yahudilere hatırlat: 'Bütün insanların iyiliği için doğruları söyleyin. Namazları âdâbına riâyet ederek, aksatmadan kılın. Vicdanınızı, servetlerinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin.' demiştik. Çok azınız hariç sözünüzden döndünüz. Üstelik gücünüzü ve iktidarınızı kullanıp, peygamberin faaliyetlerine engel tedbirler alarak halkı yönlendirdiniz.

Ahmet Varol

Hani, İsrailoğullarından; 'Allah'dan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilikte bulunacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız ve zekatı vereceksiniz' diye kesin söz almıştık. Sonra az bir kısmınız müstesna, bu sözden döndünüz. Siz zaten yüz çevirenlersiniz.

Ali Bulaç

Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.

Ali Fikri Yavuz

Ve bir vakit, İsrail Oğullarının şöyle ahd ve misakını aldık: “- Allah’dan başkasına tapınmayacaksınız, ana-babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın, insanlara güzellikle söyleyin, namazı kılın, zekât verin.” Sonra, pek azınız müstesna, verdiğiniz bu sağlam sözden yüzçevirdiniz ve hâlâ da sözünüzden dönmekte devamlısınız.

Ali Rıza Safa

İsrailoğullarından kesin söz almıştık: "Allah'tan başkasına hizmet etmeyeceksiniz; anne-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik yapacaksınız; insanlarla güzel konuşacaksınız; namazı dosdoğru kılacaksınız ve zekatı vereceksiniz!" Sonra, çok azınız dışında, yüz çevirerek döndünüz.

Bayraktar Bayraklı

Hani biz,İsrailoğulları'ndan şöyle söz almıştık: Sadece Allah'a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara doğru olanı söyleyiniz, namazı kılınız, zekatı veriniz. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.

Bekir Sadak

Israilogullarindan, «Allah'tan baskasina kulluk etmeyin, anne babaya, yakinlara, yetimlere, duskunlere iyilik edin, insanlarla guzel guzel konusun, namazi kilin, zekati verin» diye soz almistik. Sonra siz pek aziniz mustesna, dondunuz. Sizler zaten doneksiniz.

Celal Yıldırım

Hatırlayın ki, İsrail oğullarından, «Allah'tan başkasına tapmayın, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilikte bulunun ; insanlara (hitap ederken, onlarla bir konu üzerinde fikir alışverişinde bulunurken) iyi söz söyleyin ; namazı vakitlerinde dosdoğru kılın, zekâtı verin» diye (bildirmiş ve bu hususta gereken) sözü almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna olmak üzere yüzçevirdiniz. Sizler zaten dönek kimselersiniz!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, “Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin” diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.

Diyanet İşleri

Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

Diyanet İşleri (eski)

İsrailoğullarından, 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin' diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

Diyanet Vakfi

Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve «İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin» diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana- babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir vakit İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya, yakınlığı olanlara, öksüzlere ve biçarelere de iyilik yapacaksınız. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin." Sonra pek azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir vakit İsrail oğullarının şöyle misakını aldık: Allahdan başkasına tapmıyacaksınız; ebeveyne ihsan, yakınlığı olanlara da, öksüzlere de, biçarelere de; nasa güzellik söyleyin; namazı kılın; zekatı verin; sonra pek azınız müstesna sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz

Erhan Aktaş

Hani! Bir zaman İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara iyi söz söyleyin, "Salatı ikame edin, zekatı yapın." diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Bir zaman İsrailoğulları'ndan, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara iyi söz söyleyin, "salatı ikame edin, zekatı yapın", diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Bir zaman İsrailoğulları'ndan, Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, öksüzlere, düşkünlere iyilik yapın; insanlara güzel söz söyleyin, "salatı ikame edin, zekatı verin", diye kesin söz almıştık. Sonra, içinizden pek azınız hariç sözünüzden döndünüz. Ve sizler, döneklik yapanlarsınız.

Fizilal-il Kuran

Hani biz İsrailoğullarından 'Allah'dan başka bir şeye tapmayınız, ana- babaya, akrabalara yetimlere ve yoksullara iyilik ediniz, namazı kılınız, zekâtı veriniz» diye söz almıştık. Fakat sonra küçük bir azınlık dışında bu sözünüzden döndünüz. Hâlâ da bu dönekliği sürdürüyorsunuz.

Gültekin Onan

Hani İsrailoğullarından "Tanrı'dan başkasına kulluk etmeyin, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın (ihsanen), insanlara güzel söz söyleyin, namazı gözetin ve zekatı verin" diye misak almıştık Sonra siz pek azınız dışında döndünüz / yüz çevirdiniz (tevelleytüm) ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.

Hamdi Döndüren

Hani İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: “Yalnızca Allah’a kulluk edeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edin ve insanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın, zekâtı verin!” Sonra pek azınız dışında sözünüzden döndünüz, hâlâ da yüz çeviriyorsunuz!

Hasan Basri Çantay

Hani İsrail oğullarından: "Allahdan başkasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, hısımlara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın, insanlara güzellikle söyleyin, dosdoğru namaz kılın, zekat verin" diye (emretmiş), te'minatlı söz almışdık. Sonra (bu sağlam sözünüze karşı) içinizden birazınız hark olmak üzere arka döndünüz ve siz (de atalarınız gibi) haala yüz çevirmekde berdevamsınız.

Hasib Asutay

Hani biz İsrailoğullarından 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzelce söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin' diye kesin söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, döndünüz ve siz (hâlâ) yüz çevirmektesiniz.

Hayrat Neşriyat

Yine bir vakit İsrâiloğullarından: 'Allah’dan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana-babaya, akrabâya, yetimlere ve yoksullara iyilik (edeceksiniz), insanlara da güzellikle söyleyin, namazı hakkıyla edâ edin ve zekâtı verin!' diye sağlam söz almıştık. Sonra sizden pek azı müstesnâ, (hepiniz o sözünüzden) döndünüz, zâten siz yüz çevirici kimselersiniz.

İbni Kesir

Hani, İsrailoğullarından; Allah'tan başkasına ibadet etmeyin; anaya, babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara iyilik yapın. İnsanlara güzellikle söyleyin, namaz kılın zekat verin diye söz almıştık. Sonra pek azınız müstesna yüz çevirdiniz. Ve siz hala yüz çevirenlerdensiniz.

Mehmet Okuyan

Hani, İsrailoğulları’ndan “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)” diye söz almıştık. (Ayrıca) "insanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin!" Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.

Muhammed Esed

Ve bir zaman, (ey) İsrailoğulları, (sizden) şu (konularda) kesin taahhüt almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; akraba ve ebeveyninize, yetimlere ve fakirlere iyilik yapacaksınız; bütün insanlarla güzellikle konuşacaksınız; namazlarınızda dikkatli ve devamlı olacaksınız ve karşılıksız yardımda bulunacaksınız." Ama, birkaçınız dışında bu sözünüzden döndünüz: zaten siz, inatçı, isyankar bir topluluksunuz!

Mustafa İslamoğlu

Hani bir zaman İsrailoğullarından yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakınlara, kimsesizlere, yoksullara iyilik yapacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz, namazı istikametle kılacaksınız, zekatı vereceksiniz diye söz almıştık. Sizden birkaç istisna dışında hepiniz sözünüzden dönmüştünüz; ve siz pek dönek bir toplumsunuz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Biz bir vakit İsrailoğullarının misakını almıştık ki, «Siz Allah'tan başkasına ibadet etmezsiniz, ananıza babanıza da (ihsanda bulunursunuz). Karabet sahibine, yetimlere, yoksullara da (ihsan edersiniz). Ve insanlara güzel söz söyleyin. Ve namazı doğruca kılın, zekâtı da verin.» Sonra siz, içinizden pek azınız müstesna olmak üzere yüz çevirdiniz ve siz hâlâ yüz çeviren kimselersiniz.

Ömer Öngüt

Bir zamanlar biz İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: “Yalnızca Allah'a kulluk edin, ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapın. İnsanlarla güzel konuşun. Namazı kılın, zekâtı verin!” Sonra pek az kısmınız hariç döndünüz, hâlâ da yüz çevirip duruyorsunuz.

Suat Yıldırım

Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: "Allah’tan başkasına ibadet etmeyin! Anneye babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara güzel muamele edin, İnsanlara tatlı söz söyleyin, namazı hakkıyla eda edin, zekâtı verin!" demiştik. Sonra pek azınız hariç, sözünüzden döndünüz. Hâlâ da yüz çevirmektesiniz.

Süleyman Ateş

Biz İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz, ana ve babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve miskinlere /çaresizlere güzel davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve sürekli kılacak, zekatı da vereceksiniz". (Ey İsrailoğulları!) Pek azınız hariç, yüz çevirip sözünüzden dönmüştünüz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün İsrailoğulları'ndan "Allah'tan başkasına kul olmayacaksınız; ananıza babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve çaresizlere iyi davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve süreklı kılacak ve zekatı vereceksiniz." diye söz almıştık. Sonra pek azı dışında hepsi yan çizerek sözlerinden dönmüşlerdi.

Şaban Piriş

İsrailoğullarından: -Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin! diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

Tefhim-ul Kuran

Hani İsrailoğullarından, «Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin» diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hâlâ) çevirmektesiniz.

Ümit Şimşek

Yine hatırlayın ki, Biz İsrailoğullarından 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; anne ve babaya, akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik yapın; insanlara güzel söz söyleyin; namazı dosdoğru kılın; zekâtı verin' diye söz almıştık. Sonra, pek azınız müstesna, sözünüzden döndünüz; hâlâ da yüz çeviriyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

İsrailoğulları'ndan şöyle bir söz de almıştık: Allah'tan başkasına ibadet etmeyin, anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik ve güzellikle davranın. İnsanlara güzeli ve güzelliği söyleyin. Namazı kılın, zekatı verin. Bütün bunlardan sonra siz, pek azınız müstesna, sırt çevirdiniz. Hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman Biz İsrail oğulları ilə: “Allahdan qeyrisinə ibadət etməyəcək, valideynlərə, qohum-əqrəbaya, yetimlərə və kasıblara xeyirxahlıq edəcək, insanlara xoş söz deyəcək, namaz qılacaq və zəkat verəcəksiniz!”– deyə əhd bağladıq. Sonra az bir qisminiz istisna olmaqla, haqdan üz çevirib döndünüz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yadınıza gətirin ki, Biz bir zaman İsrail oğullarından: ″Allahdan qeyrisinə ibadət etməyin, valideynlərinizə, yaxın qohumlarınıza, yetimlərə, yoxsullara ehsan (yaxşılıq, kömək) edin, insanlarla xoş danışın, namaz qılın, zəkat verin!″ – deyə əhd-peyman aldıq. Sonra, az bir qisminiz müstəsna olmaqla, əhdinizdən döndünüz, çünki siz (İsrail övladı haqdan) üz döndərənsiniz.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben mit den Kindern Israels einen Bund geschlossen und sie ermahnt: ʺIhr sollt nur Gott dienen! Den Eltern, den Verwandten, den Waisen und den Bedürftigen gegenüber sollt ihr gütig sein! Mit den Mitmenschen sollt ihr freundlich sprechen (und gut mit ihnen umgehen)! Ihr sollt beten und die Pflichtabgaben entrichten! ʺ Mit Ausnahme weniger seid ihr diesen Verpflichtungen nicht nachgekommen und habt euch von Gott abgewendet.

Almanca — Der Edle Quran

Und als Wir mit den Kindern Israʹils ein Abkommen trafen: Dient keinem außer Allah! Und zu den Eltern sollt ihr gütig sein und zu den Verwandten, den Waisen und den Armen! Und sagt Gutes zu den Menschen, verrichtet das Gebet und entrichtet die Abgabe. Danach kehrtet ihr euch - bis auf wenige von euch - ab; ihr seid ja Widerstrebende.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Wir mit den Kindern Israels einen Bund schlossen: ʺIhr sollt niemanden außer Allah anbeten, euch den Eltern, Verwandten, Waisen und Armen gegenüber wohltätig erweisen, freundlich zu den Menschen sprechen, das Gebet verrichten und die Zakah entrichtenʺ, so habt ihr euch danach abgewendet bis auf wenige unter euch, indem ihr abtrünnig bliebt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als WIR das Gelöbnis der Kinder Israils entgegennahmen: ʺIhr dient nichts außer ALLAH, erweist den Eltern Ihsan, sowie den Verwandten, den Waisen und den Bedürftigen, und sagt den Menschen Schönes, verrichtet ordnungsgemäß das rituelle Gebet und entrichtet die Zakat.ʺ Dann habt ihr euch abgewandt außer wenigen von euch, während ihr widerstrebend wart.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Again, We entered into a Covenant with Bani Isra‘il, thus: "You worship no one but Allah," We said, “and adore Him with appropriate rites and commit your parents to your kind care and express a friendly and kind disposition to your kindred, the orphans and the poor and talk to people with eloquence and forbearance and engage in worship and give zakat for zakat is but a vehicle of prayer. ” Yet you counselled deaf and paid no attention, with exception of a few who opened their hearts’ ears and heeded Our ordinance.

Abdul Haleem

Remember when We took a pledge from the Children of Israel: ‘Worship none but God; be good to your parents and kinsfolk, to orphans and the poor; speak good words to all people; keep up the prayer and pay the prescribed alms.’ Then all but a few of you turned away and paid no heed.

Abdullah Yusuf Ali

And remember We took a covenant from the Children of Israel (to this effect): Worship none but Allah; treat with kindness your parents and kindred, and orphans and those in need; speak fair to the people; be steadfast in prayer; and practise regular charity. Then did ye turn back, except a few among you, and ye backslide (even now).

Abul A'la Maududi

And recall when We made a covenant with the Children of Israel: "You shall serve none but Allah and do good to parents, kinsmen, orphans and the needy; you shall speak kindly to people, and establish Prayer and give Zakah (Purifying Alms). And yet, except for a few of you, you turned back on this covenant, and you are still backsliders.

Aisha Bewley

Remember when We made a covenant with the tribe of Israel: ‘Worship none but Allah and be good to your parents and to relatives and orphans and the very poor. And speak good words to people. And establish salat and pay zakat.’ But then you turned away – except a few of you – you turned aside.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We took a covenant from the Children of Israel, (saying): Worship none but Allâh (Alone) and be dutiful and good to parents, and to kindred, and to orphans and Al-Masâkîn [1] (the poor), and speak good to people [i.e. enjoin righteousness and forbid evil, and say the truth about Muhammad صلى الله عليه وسلم], and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât. Then you slid back, except a few of you, while you are backsliders. (Tafsir Al-Qurtubî).

Ali Quli Qarai

And when We took a pledge from the Children of Israel: ‘Worship no one but Allah, do good to parents, relatives, orphans, and the needy, and speak kindly to people, and maintain the prayer, and give the zakāt,’ you turned away, except a few of you, and you were disregardful.

Amatul Rahman Omar

And (recall) when We took a covenant from the Children of Israel, `You shall worship none except Allâh, and do good to (your) parents and to the near of kin and the orphans and the poor (as well), and you shall speak kindly to all people and observe Prayer and present purifying alms. ' But (afterwards) you all turned away (and broke your covenant) except a few of you and you are averse (to guidance and ways of virtue).

Arthur John Arberry

And when We took compact with the Children of Israel: 'You shall not serve any save God; and to be good to parents, and the near kinsman, and to orphans, and to the needy; and speak good to men, and perform the prayer, and pay the alms. ' Then you turned away, all but a few of you, swerving aside.

Bijan Moeinian

I (God) took a pledge from (you) the children of Israel to worship none but God, be good to your parents, near ones, the orphans and the poor, say good words to people, worship God on regular basis and be charitable. However, except a few, most of you broke your promises and became rebellious.

E. Henry Palmer

And when we took from the children of Israel a covenant, saying, 'Serve ye none but God, and to your two parents show kindness, and to your kindred and the orphans and the poor, and speak to men kindly, and be steadfast in prayer, and give alms;' and then ye turned back, save a few of you, and swerved aside.

Edip-Layth

We took the covenant of the Children of Israel, "You shall not serve except God, and regard your parents, and regard the relatives, and the orphans, and the needy, and say kind things to the people, and observe the Contact prayer, and contribute towards betterment." Then you turned away, except a few of you; you were objecting.

George Sale

Remember also, when We accepted the covenant of the children of Israel, saying, ye shall not worship any other except God, and ye shall shew kindness to your parents and kindred, and to orphans, and to the poor, and speak that which is good unto men; and be constant at prayer, and give alms. Afterwards ye turned back, except a few of you, and retired afar off.

Hamid S. Aziz

And remember when We took from the children of Israel a covenant, saying, "Serve you none but Allah, and to your two parents show kindness, and to your kindred and the orphans and the needy, and speak to men kindly, and be steadfast in prayer, and give alms;" and then you turned back, save a few of you, and you backslide (even now).

Mahmoud Ghali

And (remember) as We took Compact with the Seeds (or: sons)of Israel) (that), "You shall not worship any (god) except Allah, and (show) fairest companionship to parents, and near kinsmen, and to orphans, and to the indigent; and speak fair to mankind, and keep up the prayer, and bring the Zakat. (i.e., pay the obligatory poor-dues)" (But) thereafter you turned away excepting for a few of you, and you are (still) veering away.

Marmaduke Pickthall

And (remember) when We made a covenant with the Children of Israel, (saying): Worship none save Allah (only), and be good to parents and to kindred and to orphans and the needy, and speak kindly to mankind; and establish worship and pay the poor-due. Then, after that, ye slid back, save a few of you, being averse.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when We made a covenant with the people of Israel and said: "Worship no one but God, and be good to your parents and your kin, and to orphans and the needy, and speak of goodness to men; observe your devotional obligations, and give zakat (the due share of your wealth for the welfare of others)," you went back (on your word), except only a few, and paid no heed.

Muhammad Asad

AND LO! We accepted this solemn pledge from [you, ] ' the children of Israel: "You shall worship none but God; and you shall do good unto your parents and kinsfolk, and the orphans, and the poor; and you shall speak unto all people in a kindly way; and you shall be constant in prayer; and you shall spend in charity. " And yet, save for a few of you, you turned away: for you are obstinate folk!

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We took a covenant from the children of Israel ˹stating˺, "Worship none but Allah; be kind to parents, relatives, orphans and the needy; speak kindly to people; establish prayer; and pay alms-tax." But you ˹Israelites˺ turned away—except for a few of you—and were indifferent.

Progressive Muslims

And We took the covenant of the Children of Israel: "You shall not serve except God, and regard your parents, and regard the relatives, and orphans, and needy, and say kind things to the people, and hold the contact-method, and contribute towards betterment. " But then you turned away, except a few of you; you were objecting.

Sahih International

And [recall] when We took the covenant from the Children of Israel, [enjoining upon them], "Do not worship except Allah ; and to parents do good and to relatives, orphans, and the needy. And speak to people good [words] and establish prayer and give zakah." Then you turned away, except a few of you, and you were refusing.

Sam Gerrans

And when We took an agreement of the children of Israel: “Serve not save God; and towards parents good conduct, and towards kin, and the fatherless, and the poor; and speak kindly to men; and uphold the duty, and render the purity,” then you turned away save a few among you; and you are averse.

Shabbir Ahmed

(The Covenant We made with the Children of Israel was not of unconditional favors. ) When We made a promise with the Children of Israel, (We said), "Serve none save Allah, and be kind to your parents, and to relatives, and to orphans, widows, and to the needy - those left alone in the society, and those whose income has stalled for any reason. And speak to people and treat them nicely, and establish the Divine System in the society, and set up the Just Economic Order (keeping your wealth open for the benefit of all)." Then, after that, you slid back, except a few of you, and you backslide even now.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We took a Promise from the Children Of Israel, (that you will) worship no one but Allah, treat with kindness your parents and relatives, and orphans and those in need; Speak kindly and justly to the people; Be regular in prayer; And practice regular charity. Then you turned back, except a few among you, and you go back (on the Promise even now).

Taqi Usmani

(Remember) when We took a pledge from the children of Isrā’īl (Israel): "You shall not worship anyone other than Allah; and you shall do good to the parents, and to near of kin, and to orphans and the needy. And say to the people what is good, and be steadfast in Salāh (prayer), and pay Zakāh ." Then, you went back (on your word), all but a few among you, and you are used to turning away.

The Monotheist Group

And We took the covenant of the Children of Israel: "You shall not serve except God, and do good to your parents, and regard the relatives, and the orphans, and the needy, and say kind things to the people, and hold the contact prayer, and contribute towards purification." But then you turned away, except for a few of you; you were objecting.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et (rappelle-toi), lorsque Nous avons pris lʹengagement des enfants dʹIsraël de nʹadorer quʹAllah, de faire le bien envers les pères, les mères, les proches parents, les orphelins et les nécessiteux, dʹavoir de bonnes paroles avec les gens; dʹaccomplir régulièrement la Salât et dʹacquitter la Zakât! - Mais à lʹexception dʹun petit nombre de vous, vous manquiez à vos engagements en vous détournant de Nos commandements.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî cihûyan!) Bînin bîra xwe, dema me soz ji zaroyên Îsraîl wergirt ku “Hûn ê ji Xwedê pê ve ji tu kesî re îbadetê nekin û hûn ê her li dê û bavên xwe, xizmên xwe, sêwî û belengazan qenciyê bikin û ji mirovan re qenciyê bibêjin, bi awayê pêdivî nimêj bikin û zekatê bidin.” Paşê, ji bilî çend kesan we berê xwe ji peymanê vegerand û jixwe halê we her tim bêsozî ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Wij het verdrag met de Israëlieten aangingen: ʺJullie zult alleen God dienen. Weest goed voor de ouders, de verwant, de wezen en de behoeftigen. Spreekt tot de mensen ten goede. Verricht de salaat en geeft de zakaat.ʺ Toen onttrokken jullie je er in jullie afkerigheid aan, op enkelen na.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen wij met de kinderen Israëls een verbond sloten, bevalen wij: Vereert een eenigen God, weest goed omtrent uwe ouders, bloedverwanten, weezen en armen, en wenscht den menschen slechts goeds; doet het gebed en geeft aalmoezen; doch spoedig daarop zijt gij enkelen uitgezonderd, afgevallen en daarvan afgekeerd.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Wij het verbond van de Kinderen van Israël aanvardden (zeggent): ʺAanbidt niets dan Allah, en betracht goedheid jegens de ouders, en de verwand, en de wees, en de behoeftige, en spreekt het goede tot de mensen en onderhoudt de shalât en geeft de zakât.ʺ Vervolgens ontrokken jullie je er aan, behalve een klein aantal van jullie, terwijl jullie je afwendden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (помните, как) когда-то (через пророков) взяли Мы договор [завет] с потомков Исраила [пророка Йакуба] (и этот завет заключался в том, что): «Вы не будете служить (и поклоняться) никому, кроме Аллаха; и к родителям (будете проявлять искреннее) благодеяние (словами, делами, имуществом,...), и (также) к родственнику [родственникам], и к сиротам, и к беднякам. И говорите людям благое [хорошие слова] (и не будьте грубыми), и совершайте молитву (должным образом), давайте обязательную милостыню [закят]». Потом вы отвернулись (от этого договора), кроме немногих из вас, и вы отвратились.

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как Мы заключили с сынами Исраила договор, [который гласил]: ʺНе поклоняйтесь никому, кроме Аллаха, относитесь достойно к родителям, а также к родичам, сиротам, беднякам. Говорите людям приятное, совершайте молитву, раздавайте закатʺ. Но вы, за исключением немногих, нарушили [договор], ибо вы - упрямый народ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

MINNS, ISRAELITER, att Vi slöt Vårt förbund med er (enligt vilket ni lovade) att inte dyrka någon utom Gud, att visa godhet mot era föräldrar och anhöriga och mot de faderlösa och de nödställda, att ha ett vänligt ord för alla människor och att förrätta bönen och ge åt de behövande. Men ni vände er ifrån (det som ni åtagit er), alla utom ett fåtal, eftersom ni är ett motsträvigt släkte.