Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.
وَاِذْ اَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ
ve iƶ eḣaƶnā mīṧāḳakum lā tesfikūne dimā'ekum ve lā tuḣricūne enfusekum min diyārikum ṧumme eḳrartum ve entum teşhedūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.
Adem Uğur
(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.
Ahmed Hulusi
Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yaşadığı yerden uzaklaştırmayın diye söz almıştık. Siz de buna şahitlik eder halde ikrar (kabul) etmiştiniz.
Ahmet Tekin
Bizim sizden, birbirinizin kanını dökmeyeceğiniz, içinizden bir kısmını zorla ve zulmederek yurtlarınızdan çıkarmayacağınız konusunda kesin sözünüzü, taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Sonra siz Tevrat’taki Allah’ın emrini bilerek, kendiniz ve birbiriniz aleyhine şâhit olacak şekilde buna ikrar da vermiştiniz.
Ahmet Varol
Yine sizden, kanlarınızı akıtmayacaksınız ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız, diye kesin söz aldık. Siz bunu aynen kabul etmiştiniz ve bizzat kendiniz buna şahitlik ediyorsunuz.
Ali Bulaç
Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
Yine bir vakıt sizden şöyle kesin söz almıştık: “ Birbirinizin kanlarını dökmiyeceksiniz, birbirinize zulüm yaparak bir kısmınızı yurdlarınızdan çıkarmıyacaksınız.” Sonra, siz de bunları ikrar ve kabul ettiniz. Bununla beraber geçmişlerinizin bu ahdine siz de şâhitlik edersiniz (ve bu ahitleri Tevrat’da da görüyorsunuz.)
Ali Rıza Safa
Oysa sizden kesin söz almıştık: "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!" Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.
Bayraktar Bayraklı
Hatırlayınız ki, sizden,"Birbirinizin kanını akıtmayınız, birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayınız"diye sağlam söz almıştık. Sonra siz bunu kabullendiniz ve birbirinize karşı şahitlik ettiniz.
Bekir Sadak
Kaninizi dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan surmeyin diye sizden soz almistik, sonra bunu boylece kabul etmistiniz, buna siz sahidsiniz.
Celal Yıldırım
Ve hani birbirinizin kanlarını dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın, diye sizden söz almıştık. Sonra siz de bunu ikrar etmiştiniz ve buna hâlâ da şâhidlik ediyorsunuzdur.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Vaktiyle sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair de söz almıştık. Siz de kabullene geldiniz. Hâlâ da (buna) şahitlik ediyorsunuz.
Diyanet İşleri
Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.
Diyanet İşleri (eski)
Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.
Diyanet Vakfi
(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yine bir vakit kesin sözünüzü almıştık: "Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız." Sonra siz bunu ikrar da ettiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yine bir vakit misakınızı aldık; biribirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, ve nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız, sonra siz buna ıkrar da verdiniz ve ıkrarınıza şahit de oldunuz
Erhan Aktaş
Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.
Fizilal-il Kuran
Hani birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceksiniz diye de sizden söz almıştık. Kendi tanıklığınızla bunu kabul etmiştiniz.
Gültekin Onan
Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan (diyariküm) çıkarmıyacaksınız diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız (akrertüm). Hala da buna tanıklarsınız.
Hamdi Döndüren
Hani yine sizden, “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız.” diye kesin söz almıştık. Sonra siz bunu kabul ettiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz!
Hasan Basri Çantay
Hani sizden (ey Yahudiler,) "(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan çıkarmayın" diye kat'i söz almışdık. Sonra siz de (buna karşı) ikraar vermişdiniz ve haala (bu yolda aleyhinizde) şahidlik edib duruyorsunuz da.
Hasib Asutay
(Yine) hatırlayın ki, 'Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız' diye sizden kesin söz almıştık. Sonra (bunu) kabul etmiştiniz. Kendiniz de (hâlâ) şahitlik etmektesiniz.
Hayrat Neşriyat
Bir zaman da: 'Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!' diye sağlam sözünüzü almıştık, sonra (bunu açıkça) kabûl ettiniz. Ve siz(buna) şâhidlik etmektesiniz.
İbni Kesir
Hani; bir de kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye söz almıştık, sonra bunu ikrar ettiniz ve şahid de oldunuz.
Mehmet Okuyan
Hani birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Sonunda siz de şahit olarak (bunları) kabul etmiştiniz.
Muhammed Esed
O zaman, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceğinize dair kesin söz almıştık sizden, siz de kabul etmiştiniz; ve (şimdi de) buna şahitlik yapıyorsunuz.
Mustafa İslamoğlu
Yine sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız" diye de söz almıştık; üstelik siz de bunu ikrar etmiştiniz; hala da buna şahitsiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve bir vakitte Biz, «Kendi kanlarınızı dökmeyeceksiniz ve nefislerinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız,» diye bir ahdinizi almıştık. Sonra ikrar da etmiştiniz. Ve siz (bu ikrarınıza) şehâdet de edersiniz.
Ömer Öngüt
Bir zamanlar da sizden: “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. ” diye söz almıştık. Sonra da bunu kabul etmiş, (bu ikrarınıza) şâhit de olmuştunuz.
Suat Yıldırım
Hani sizden, "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın!" diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz.
Süleyman Ateş
"Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz,birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız?" diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu kabul etmiştiniz.
Süleymaniye Vakfı
"Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, sizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye de söz almıştık. Bunu da kabul etmiştiniz. Siz bunu (Tevrat'ta) görüyorsunuz.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bir gün sizden yine "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.
Şaban Piriş
Sizden "boş yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız" diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.
Tefhim-ul Kuran
Hani sizden «Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın» diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ da (buna) şahitlik etmektesiniz.
Ümit Şimşek
Yine hatırlayın ki, sizden, 'Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz; birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız' diye söz almıştık; siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hala da buna tanıklarsınız.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O zaman Biz sizinlə: “Bir-birinizin qanını tökməyəcəksiniz, bir-birinizi yurdlarınızdan çıxarmayacaqsınız!”– deyə əhd kəsdik. Sonra da siz özünüz şahidlik edərək bu əhdi təsdiqlədiniz.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Xatırlayın ki, yenə bir zaman sizinlə: ″Bir-birinizin qanını tökməyin, bir-birinizi yurdunuzdan çıxarmayın!″ – deyə razılığa gəldik. Sonra siz (həmin əhd-peymana) şahid olub (onu) təsdiq etdiniz.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Gedenkt der Zeit, als Wir mit euch einen Bund schlossen und euch ermahnten: ʺIhr sollt einander nicht töten und einander nicht aus euren Häusern vertreiben! ʺ Ihr habt das bekräftigt und bezeugt.
Almanca — Der Edle Quran
Und als Wir mit euch ein Abkommen trafen: Vergießt nicht (gegenseitig) euer Blut und vertreibt euch nicht selbst aus euren Wohnstätten! Hierauf habt ihr euch dazu bekannt und ihr seid dafür Zeugen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und als Wir mit euch einen Bund schlossen: ʺIhr sollt weder euer Blut vergießen noch euch gegenseitig aus euren Häusern vertreibenʺ, habt ihr es dann zugesagt und es bezeugt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Again, We entered into another Covenant declaring thus: "Do not shed your own blood", We said, "nor expel each other from your dwellings," and you sanctioned it and bore witness to its validity as stated in your own AL-Tawrah.
Abdul Haleem
We took a pledge from you, ‘Do not shed one another’s blood or drive one another from your homelands.’ You acknowledged it at the time, and you can testify to this.
Abdullah Yusuf Ali
And remember We took your covenant (to this effect): Shed no blood amongst you, nor turn out your own people from your homes: and this ye solemnly ratified, and to this ye can bear witness.
Abul A'la Maududi
And recall when We made a covenant with you, that you shall not shed one another’s blood, and shall not turn out one another from your homelands; you confirmed it, and you yourselves are witnesses to it.
Aisha Bewley
And when We made a covenant with you not to shed your blood and not to expel one another from your homes, you agreed and were all witnesses.
Al-Hilali & Khan
And (remember) when We took your covenant (saying): Shed not the blood of your (people), nor turn out your own people from their dwellings. Then, (this) you ratified and (to this) you bear witness.
Ali Quli Qarai
And when We took a pledge from you: ‘You shall not shed your [own people’s] blood, and you shall not expel your folks from your homes,’ you pledged, and you testify [to this pledge of your ancestors].
Amatul Rahman Omar
And (recall) when We took a covenant from you, `You shall not shed each other's blood and you shall not expel your people from your homes. ' Then you confirmed it (promising to abide by it) and you witnessed (the covenant).
Arthur John Arberry
And when We took compact with you: 'You shall not shed your own blood, neither expel your own from your habitations'; then you confirmed it and yourselves bore witness.
Bijan Moeinian
I also took a solemn pledge from you that you should not shed your own people’s blood and deport each other from their land. You promised and bore witness.
E. Henry Palmer
And when we took covenant from you, 'shed ye not your kinsmans blood, nor turn your kinsmen out of their homes:' then did ye confirm it and were witnesses thereto.
Edip-Layth
We have taken a covenant with you, "You shall not spill each other's blood, nor drive each other out from your homes." You agreed to this while bearing witness.
George Sale
And when We accepted your covenant, saying, ye shall not shed your brothers blood, nor dispossess one another of your habitations. Then ye confirmed it, and were witnesses thereto.
Hamid S. Aziz
And remember when We took a covenant from you, "shed not your kinsman's blood, nor turn your kinsmen out of their homes:" then did you confirm it and were witnesses thereto.
Mahmoud Ghali
And (remember) as We took compact with you (that), "You shall not shed your blood, (Literally: bloods) nor drive out yourselves (i. e., your own people) from your residences." Thereafter you ratified (that), and you yourselves bore witness.
Marmaduke Pickthall
And when We made with you a covenant (saying): Shed not the blood of your people nor turn (a party of) your people out of your dwellings. Then ye ratified (Our covenant) and ye were witnesses (thereto).
Mohamed Ahmed - Samira
And remember, when We made a covenant with you whereby you agreed you will neither shed blood among you nor turn your people out of their homes, you promised, and are witness to it too.
Muhammad Asad
And lo! We accepted your solemn pledge that you would not shed one another's blood, and would not drive one another from your homelands - whereupon you acknowledged it; and thereto you bear witness [even now].
Mustafa Khattab
And ˹remember˺ when We took your covenant that you would neither shed each other’s blood nor expel each other from their homes, you gave your pledge and bore witness.
Progressive Muslims
And We have taken a covenant with you: "You shall not spill each other's blood, nor drive each other out from your homes. " And you agreed to this while bearing witness.
Sahih International
And [recall] when We took your covenant, [saying], "Do not shed each other's blood or evict one another from your homes. " Then you acknowledged [this] while you were witnessing.
Sam Gerrans
And when We took your agreement: “Shed not your blood, and turn not your own out of your homes,” then you affirmed and bore witness;
Shabbir Ahmed
And, We made a Covenant with you saying, "Desist from feuds and mutual bloodshed, and do not expel your own people from your towns and dwellings. Then you agreed and you were witnesses thereof.
Syed Vickar Ahamed
And (remember) when, We took your Promise (that you will) shed no blood among yourselves, and not turn out your own people from your homes: And to this you truly agreed, and to this you (yourselves) can bear witness.
Taqi Usmani
When We took a pledge from you: "You shall not shed the blood of one another, and you shall not drive one another out of your homes." Then you agreed, being yourselves the witnesses.
The Monotheist Group
And We have taken a covenant with you: "You shall not spill the blood of each other, nor expel each other from your homes." And you agreed to this while bearing witness.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et rappelez-vous, lorsque Nous obtînmes de vous lʹengagement de ne pas vous verser le sang, (par le meurtre) de ne pas vous expulser les uns les autres de vos maisons. Puis vous y avez souscrit avec votre propre témoignage.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Gelî zaroyên Îsraîl!) Bênin bîra xwe; wê dema we bi me re soz dabû (û me ji we re got:) “Xwîna hev nerêjin û hev ji cih û warên hev dernexin, paşê we ev qebûl kir û hûn bi xwe jî şahidiya vê dikin.”
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En toen Wij het verdrag met jullie aangingen: ʺJullie zult elkaars bloed niet vergieten en elkaar niet uit jullie woningen verdrijven.ʺ Toen bevestigden jullie het met jullie getuigenis.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Toen wij een verbond met u sloten, geen bloed te vergieten, niemand uit zijne woning te verdrijven, hebt gij verklaard daaraan vast te houden.
Hollandaca — Siregar
En (gedenkt) toen Wij jullie verbond aanvaardden: ʺVergiet elkaars bloed niet en verdrijft elkaar niet uit jullie woonplaatsen.ʺ Daarop bevestigden jullie (dat) en jullie getuigden (daarvan).
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот взяли Мы договор [завет] с вас (в Торе) (о, потомки Исраила): «(Что) вы не будете проливать вашей крови [одни из вас не будут убивать других из вас], и (что) вы не будете изгонять друг друга из ваших жилищ [родных мест]». Потом вы (о, иудеи Медины) подтвердили [признали] (это), сами же свидетельствуя (что это есть в вашем вероучении).
Rusça — Osmanov
[Вспомните,] как Я заключил с вами завет о том, что вы не будете проливать вашей крови и изгонять друг друга из жилищ. Вы признали [этот договор] и сами засвидетельствовали его.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och i det förbund Vi slöt med er lovade ni att inte spilla en broders blod och att inte jaga bort honom från hans hem; sedan bekräftade ni (förpliktelserna enligt) förbundet och har vittnat om detta.