İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."
وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي فَلَا تَلُومُونِي وَلُومُوا اَنْفُسَكُمْ مَا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّ اِنِّي كَفَرْتُ بِمَا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُ اِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ
ve ḳāle ş-şeyTānu lemmā ḳuDiye l-emru inne (a)llahe veǎdekum veǎ'de l-Haḳḳi ve veǎdtukum fe eḣleftukum ve mā kāne li ye ǎleykum min sulTānin illā en deǎvtukum fe stecebtum lī fe lā telūmūnī ve lūmū enfusekum mā enā bi muSriḣikum ve mā entum bi muSriḣiyye innī kefertu bimā eşraktumūni min ḳablu inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İş olup bitince Şeytan der ki: Şüphe yok ki Allah, gerçek olarak vaitte bulundu size. Ben de size vaat ettim ama vaadimde durmadım ve zâten de size karşı bir gücüm, kuvvetim yoktu, ancak sizi dâvet ettim, siz de icâbet ettiniz bana; beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ne benim size bir yardımım dokunabilir, ne sizin bana bir yardımınız dokunabilir. Zâten daha önceden de beni ona eş tutmanızı tanımamıştım ben. Şüphe yok ki zulmedenlere elemli bir azap var.
Abdulkadir Gölpınarlı
İş olup bitince Şeytan der ki: Şüphe yok ki Allah, gerçek olarak vaitte bulundu size. Ben de size vaat ettim ama vaadimde durmadım ve zâten de size karşı bir gücüm, kuvvetim yoktu, ancak sizi dâvet ettim, siz de icâbet ettiniz bana; beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ne benim size bir yardımım dokunabilir, ne sizin bana bir yardımınız dokunabilir. Zâten daha önceden de beni ona eş tutmanızı tanımamıştım ben. Şüphe yok ki zulmedenlere elemli bir azap var.
Adem Uğur
(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim." Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.
Ahmed Hulusi
İş bitirildiğinde (hakikat ortaya çıktığında), şeytan der ki: "Muhakkak ki Allah size Hak vaadi bildirdi. . . Ben de size vaatte bulundum, fakat hemen sonra vaadimden döndüm. . . Ben (zaten) sizin üzerinizde bir sultaya (zorlayıcı güce) sahip olmadım. . . Sadece size fikir ilham ettim, siz de benim verdiğim fikre (nefsinize hoş geldiği için) uydunuz! O halde beni suçlamayın, nefslerinizi suçlayın! Ne ben sizin imdadınıza koşarım, ne de siz benim imdadıma koşup kurtarabilirsiniz. Daha önce beni ortak tutmanızı da ben kesinlikle kabul etmemiştim! Muhakkak ki zalimler için acı bir azap vardır. "
Ahmet Tekin
Hesap görülüp, ilâhî plan, hüküm icra edilirken şeytan: 'Allah size gerçek olanı va’detti. Ben de size vaatlerde bulundum. Size yalancı çıktım. Zaten sizin üzerinizde kullanabileceğim bir gücüm, bir yetkim yoktu. Ben sadece sizi inkâra çağırdım. Siz de benim davetimi kabul edip yerine getirdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi, birbirinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim. Ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Daha önce, beni, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim. İnkârda, isyanda, şirkte ısrar eden zâlimlere can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.' dedi.
Ahmet Varol
İş olup bitince şeytan der ki: 'Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti. Ben de vaad ettim. Ama ben vaadimden döndüm. Zaten ben sizin üstünüzde bir nüfuza sahip değildim. Sadece ben sizi çağırdım siz de çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın kendi kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Daha önce beni (Allah'a) ortak koşmanızı da tanımamıştım zaten. Gerçekten zalimler için pek acıklı bir azap vardır.'
Ali Bulaç
İş hükme bağlanıp bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır."
Ali Fikri Yavuz
İş bitince (Cennetlik cennete ve cehennemlikler cehenneme girince), Şeytan ateşte olanlara der ki: “- Doğrusu Allah size gerçeği vaad etti. Ben de size vaad ettim ama size yalancı çıktım. Aslında benim sizin üzerinizde bir hâkimiyetim yoktu; ancak sizi (bâtıla) çağırdım, siz de hemen bana uydunuz. Artık beni kötülemeyiniz, nefislerinizi kötüleyin. Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Doğrusu ben, bundan önce, sizin beni Allah’a ortak koşmanıza inanmamıştım.” Muhakkak ki, zalimlere acıklı bir azap vardır.
Ali Rıza Safa
İş bitirilince, şeytan, şöyle diyecek: "Aslında, Allah, size gerçeğin sözünü verdi. Ben de size söz verdim, ama sözümden döndüm. Sizin üzerinizde bir gücüm yoktu. Sizi yalnızca çağırdım; siz de bana uydunuz. Artık, beni suçlamayın; kendinizi suçlayın. Ne ben size yardım edebilirim ne de siz bana yardım edebilirsiniz. Aslında, beni ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim!" Haksızlık yapanlar için kesinlikle acı bir ceza vardır.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın hükmü yerine getirilince Şeytan şöyle diyecektir: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim; ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de benim çağrıma hemen koştunuz. O halde beni kınamayınız, kendinizi kınayınız. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Şüphesiz daha önce ben, beni ortak koşmanızı inkar ettim/kabul etmedim." Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.
Bekir Sadak
Is olup bitince, seytan: «Dogrusu Allah size gercegi soz vermisti. Ben de size soz verdim ama, sonra caydim; esasen sizi zorlayacak bir nufuzum yoktu; sadece cagirdim, siz de geldiniz. O halde, beni degil kendinizi kinayin. Artik ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsiniz. Beni Allah'a ortak kosmanizi daha once kabul etmemistim; dogrusu zalimlere can yakan bir azap vardir» der.
Celal Yıldırım
İş olup bitince, ilâhî hüküm yerine gelince, şeytan der ki: «Doğrusu Allah size gerçek bir va'dde bulunmuştu, ben de size söz vermiştim, ama sözümden döndüm, (döneklik yaptım). Zaten üzerinizde bir sultam ve nüfuzum da yoktu, sadece sizi davet ettim, siz de olumlu karşılayıp bana geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ben sizin feryadınıza koşup kurtaramam; siz de benim feryadıma koşup beni kurtaramazsınız. Aslında beni daha önce Allah'a ortak tutmanızı da tanımamıştım.» Şüphesiz ki zâlimlere elem verici azâb vardır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Allah’ın hükmü yerine getirilince şeytan şöyle der: “Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu; ben de size bir söz verdim ama yalancı çıktım. Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibaretti; siz de benim çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben daha önce, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim.” Doğrusu zalimler için elem verici bir azap vardır.
Diyanet İşleri
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."
Diyanet İşleri (eski)
İş olup bitince, şeytan: 'Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam,siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah'a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır' der.
Diyanet Vakfi
(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: «Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim.» Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
İş bitince şeytan onlara şöyle diyecek: «Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim.» Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İş bitince şeytan da der ki: "Allah size gerçek olanı va'detti; ben de bir va'd yaptım, size karşı yalancı çıktım! Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu; ancak sizi çağırdım, siz de bana uydunuz; o halde beni kınamayınız, kendinizi kınayınız! Ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Bundan önce de ben, sizin beni Allah'a ortak koşmanızı tanımamıştım; muhakkak ki, zalimlerin hakkı acı bir azaptır!"
Elmalılı Hamdi Yazır
İş bitince Şeytan da der ki: doğrusu Allah size hak va'di va'd buyurdu, ben de bir va'd yaptım size yalan çıktım, maamafih benim size karşı bir sültam yoktu, ancak sizi da'vet ettim siz de bana icabet eylediniz, o halde beni levmetmeyiniz nefislerinizi levmediniz, ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız, ben sizin bundan evvel beni şerik koşmanızı tanımadım, her halde zalimlerin hakkı elim bir azabdır
Erhan Aktaş
Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum, siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Ben de size vadettim. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da yok saymıştım." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ne zaman ki hüküm gerçekleşti, şeytan onlara: "Şüphesiz ki Allah'ın vaktiyle yaptığı uyarıların hepsi gerçekleşti. Benim verdiğim sözler ise boş çıktı. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ben size sadece çağrıda bulundum siz de kendiliğinizden çağrıma uydunuz. O halde beni değil, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Gerçekten ben, daha önce beni Allah'a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim." dedi. Zalimlerin hakkı acı bir azaptır.
Fizilal-il Kuran
Herkese ilişkin hüküm verilip iş işten geçtikten sonra şeytan, cehennemliklere der ki; «Hiç kuşkusuz Allah'ın size yönelik vaadi doğru idi, ben ise size verdiğim sözü yerine getirmedim. Benim size yönelik, somut bir yaptırım gücüm yoktu, sadece sizi yoluma çağırdım, siz de çağrıma uyuverdiniz. O halde beni suçlamayınız, kendinizi suçlayınız, şimdi ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında vaktiyle beni Allah'a ortak koşmanızı da onaylamış değildim. Hiç kuşkusuz zalimler, acıklı bir azap çekeceklerdir.
Gültekin Onan
Buyruk yerine getirilince / tamamlanınca / bitirilince (kaza) şeytan der ki: "Doğrusu, Tanrı size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım (küfr). Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.
Hamdi Döndüren
İnsanlar arasında yargılama işi bitirilince şeytan diyecek ki: “Allah size gerçek olanı vaat etti, ben de size vaat ettim Ama ben sözümden caydım! Benim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücüm yoktu. Sadece sizi çağırdım, siz de benim çağrıma koştunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın! Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Aslında ben daha işin başında, beni Allah’a ortak koşmanıza karşı çıkmıştım. Doğrusu zâlimler için can yakıcı bir azap vardır.”
Hasan Basri Çantay
İş olub bitince şeytan der ki: "Şübhesiz Allah size sözün doğrusunu söyledi. Ben de size va'd etdim amma, size yalancı çıkdım. Zaten benim, sizin üzerinizde hiç bir hükmüm, nüfuzum da yokdu. Yalınız ben sizi çağırdım, siz de bana hemen icabet etdiniz. O halde kusuru bana yüklemeyin. Kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Esasen beni evvelce (Allaha) ortak tutmanızı da muhakkak tanımamışdım ya! Zaalimlerin, (evet) onların hakkı elbette pek acıklı bir azabdır".
Hasib Asutay
İş bitirilince (8), şeytan diyecek ki: 'Şüphesiz Allah size gerçek olanı va'detti; ben de size va'dettim, ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Şüphesiz daha önce beni (Allah'a) ortak koşmanızı da reddetmiştim'. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır. (8. İlâhî hükümler yerini bulup, cennet ehli cennete cehennem ehli de cehenneme girince)
Hayrat Neşriyat
Nihâyet (hesabları görülüp) iş(leri) bitirilince şeytan (onlara) şöyle der: 'Muhakkak ki Allah, size gerçek bir va'd ile söz verdi; (ben de) size va'd ettim; fakat size sözümde durmadım. Bununla berâber benim için sizin üzerinize (zorlayacak) bir güç yoktu; sizi sâdece çağırdım (siz de) hemen (ve hiç sonunu düşünmeden) bana uydunuz. Öyle ise beni kınamayın; bil'akis kendinizi kınayın! (Bugün artık) ne ben sizin kurtarıcınızım, ne de siz benim kurtarıcımsınız! Daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı doğrusu ben (bu gün) inkâr ettim.' Şübhesiz ki o zâlimler yok mu, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.
İbni Kesir
İş olup bitince; şeytan dedi ki: Gerçekten Allah, size sözün doğrusunu söylemişti. Ben de size söz verdim, ama caydım. Sizi zorlayacak hiç bir gücüm de yoktu. Yalnız ben sizi çağırdım, siz de geldiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Esasen daha önce, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Doğrusu zalimlere elim bir azab vardır.
Mehmet Okuyan
(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan şöyle diyecektir: “Şüphesiz ki Allah size gerçek olanı vadetmişti; ben de size (bir şeyler) vadetmiş ve size tersini yapmıştım. (Zaten) benim size karşı hiçbir gücüm yoktu. Sadece sizi (inkâra) çağırmıştım; siz de hemen bana (çağrıma) koşmuştunuz. (Şimdi) beni kınamayın; kendinizi kınayın! Ben sizin feryadınıza yetişemem; siz de benim feryadıma yetişemezsiniz! Şüphesiz ki daha önce ben, beni (Allah’a) ortak koşmanızı da reddetmiştim.” Şüphesiz ki zalimler için elem verici bir azap vardır.
Muhammed Esed
Ve her şey olup bittikten, hüküm yerine geldikten sonra Şeytan: "Gerçek şu ki, Allah size gerçekleşmesi kaçınılmaz bir söz vermişti! Bense (her fırsatta) size birtakım sözler verdim ama sizi hep yüzüstü bıraktım. Yine de benim sizin üzerinizde gerçekte bir nüfuzum yoktu: Sizi sadece çağırıyordum; siz de (bu çağrıya) icabet ediyordunuz. Bunun içindir ki, beni suçlamayın, yalnızca kendinizi suçlayın. Ne ben sizin imdadınıza yetişecek durumdayım; ne de siz benim imdadıma yetişebilecek kimselersiniz; çünkü, bakın ben, sizin vaktiyle beni (Allah'a) ortak koşmanızda bir doğruluk payı olduğunu her zaman reddetmişimdir". Doğrusu, tüm zalimleri çok can yakıcı bir azap beklemektedir.
Mustafa İslamoğlu
Ve hüküm kesinleşip iş bitince Şeytan dedi ki: "İşte hakikat: Allah size gerçekleşmesi kesin olan bir söz vermişti, ben de size söz vermiştim: fakat size verdiğim sözü tutmadım. Zira benim sizin üzerinizde yaptırım gücüm bulunmamaktaydı. Ne var ki sizi sadece davet ediyordum, siz de benim davetime yumuluyordunuz. Dolayısıyla beni suçlamayın, asıl kendinizi suçlayın! Ne ben sizin imdadınıza yetişecek durumdayım, ne de siz benim imdadıma. İşin gerçeği ben, sizin daha önce beni Allah'a ortak koşma girişimlerinizi de zaten (baştan beri) benimsememiştim! Elbette zalimleri, can yakıcı bir azap beklemektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve iş hükme iktiran edince şeytan der ki: «Şüphesiz Allah size hak bir vaad ile vaadetmişti. Ben de size vaadetmiştim, sonra size vaadimden caydım. Ve benim için sizin üzerinize bir tahakküm yoktur. Ben sizi ancak dâvet ettim, siz de bana hemen icabet ettiniz. Artık beni kınamayınız, kendi nefislerinizi kınayınız. Ve ben sizi kurtarıcı değilim, siz de beni kurtarıcı değilsiniz. Şüphe yok ki beni evvelce şerik koşmanızı ben inkar etmiş oldum. Muhakkaktır ki, zalimler için pek acı bir azap vardır.»
Ömer Öngüt
İş olup bitince, ilâhî hüküm yerine gelince şeytan ateşte olanlara der ki: “Gerçekten Allah size sözün doğrusunu söylemiş, gerçek bir vaadde bulunmuştu. Ben de size söz vermiştim amma, sonra sözümden caydım. Esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum da yoktu. Sadece sizi dâvet ettim, siz de bana hemen uydunuz. O halde beni değil kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni! Daha önce beni Allah'a ortak koşmanıza da inanmamıştım zaten. ” Doğrusu zâlimlere can yakıcı azap vardır.
Suat Yıldırım
Hesaplar görülüp iş tamamlanınca Şeytan onlara şöyle diyecek: "Allah size doğru vaadde bulundu. Ben de size bir şeyler vaad ettim, ama sözümden caydım. Doğrusu, benim size istediğimi yaptıracak bir gücüm yoktu. Sadece ben sizi dâvet ettim, siz de çağrımı kabul ettiniz. O halde beni ayıplamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Ben, sizin daha önce beni Allah’a şerik yapmanızı da reddetmiştim." Elbette, böyle zalimlerin hakkı gayet acı bir azaptır.
Süleyman Ateş
İş bitirildikten sonra şeytan (onlara) şöyle dedi: "Allah size gerçek va'detti, ben de size va'dettim ama ben sözümden caydım! Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim. Siz de benim da'vetime koştunuz. O halde beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni (Allah'a) ortak koşmanızı da tanımamıştım zaten. Doğrusu zalimler için acı bir azab vardır!"
Süleymaniye Vakfı
Yargılama tamamlanınca Şeytan der ki: "Allah size hep gerçekleri vaat etti. Ben de size vaatte bulundum; ama sözümde durmadım. Zaten size boyun eğdirecek bir gücüm de yoktu. Ben sizi sadece davet ettim; siz de hemen davetimi kabul ettiniz. Artık beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Beni (Allah'a) ortak koşmanızı daha önce de reddetmiştim." Yanlışa dalanlar için acıklı bir azap vardır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İş bitince Şeytan der ki "Allah'ın size verdiği söz doğru idi. Ben de söz verdim ama yalanım ortaya çıktı. Zaten sizi zorlayacak bir üstünlüğüm (gücüm, yetkim)yoktu; sadece çağırdım, siz de hemen bana uyuverdiniz. Öyleyse beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Dünyada beni Allah'a ortak saymanızı da reddetmiştim. Yanlış yapanların payına düşen acıklı bir azaptır."
Şaban Piriş
İş olup bitince, şeytan: -Allah, size gerçeği vaadetmişti. Ben de size vaadettim, sonra caydım; sizi zorlayacak bir gücüm yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. Öyleyse, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır, der.
Tefhim-ul Kuran
İş hükme bağlanıp bitince, şeytan der ki: «Doğrusu Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acıklı bir azab vardır.»
Ümit Şimşek
Hüküm verildiğinde Şeytan der ki: 'Allah size gerçek bir vaadde bulundu. Ben de size bir vaadde bulundum ve yalancı çıktım. Ama sizin üzerinizde benim bir gücüm yoktu. Sizi çağırdım, siz de kabul ettiniz. Onun için beni değil, kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne siz beni kurtarabilirsiniz. Sizin beni Allah'a ortak koşmanızı ben zaten kabul etmiyordum ki!' Zalimlerin hakkı işte böyle acı bir azaptır.
Yaşar Nuri Öztürk
İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: "Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir sultam yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Hepsi bu. Şimdi beni kınamayı bırakın da öz benliklerinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Zalimler için acıklı bir azap öngörülmüştür."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
İş bitdikdə şeytan deyəcək: “Həqiqətən də, Allah sizə gerçək vəd vermişdi. Mən də sizə vəd vermişdim, lakin vədimə xilaf çıxdım. Mənim sizin üstünüzdə heç bir hökmranlığım yox idi. Mən sizi azğınlığa dəvət etdim, siz də dəvətimi qəbul etdiniz. Buna görə də məni yox, özünüzü qınayın. Nə mən sizin köməyinizə çata bilərəm, nə də siz mənim köməyimə çata bilərsiniz. Heç şübhəsiz ki, mən əvvəllər də sizin məni Allaha şərik qoşmağınızı rədd etmişdim”. Həqiqətən, zalımlar üçün ağrılı-acılı bir əzab hazırlanmışdır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
İş bitdikdə (cənnətliklər Cənnətə, cəhənnəmliklər də Cəhənnəmə daxil olduqda) Şeytan (onu məzzəmət edən kafirlərə) belə deyəcək: ″Allah (peyğəmbərlər vasitəsilə) sizə (pis əməllərinizə görə Cəhənnəmə düşəcəyiniz barədə) doğru vəʼd vermişdi. Mən də sizə (kömək edəcəyim haqda) vəʼd vermişdim, amma sonra vəʼdimə xilaf çıxdım. Əslində mənim sizin üzərinizdə heç bir hökmüm (sizi özümə tabe edə biləcək heç bir qüdrətim) yox idi. Lakin mən sizi (günah işlətməyə, Allaha asi olmağa) çağırdım, siz də mənə uydunuz. İndi məni yox, özünüzü qınayın. Nə mən sizin dadınıza çata bilərəm, nə də siz mənim dadıma. Mən öncə (dünyada) sizin məni (Allaha) şərik qoşmağınızı da inkar etmişdim (qəʼbul etməmişdim). Həqiqətən, zalımları şiddətli bir əzab gözləyir!
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wenn alles entschieden ist, wird Satan sprechen: ʺGott hat euch die wahre Verheißung verkündet, und ich habe euch leere Versprechungen gemacht. Ich hatte keine Autorität über euch. Ich habe euch lediglich eingeladen, und ihr habt euch mir gefügt. Tadelt mich nicht, sondern tadelt euch selbst! Weder kann ich euch retten, noch könnt ihr mich retten. Nun leugne ich, daß ihr mich einst Gott als Gefährten beigesellt habt.ʺ Die Ungerechten ziehen sich eine qualvolle Strafe zu.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wenn die Sache entschieden worden ist, dann wird Satan sagen: ʺAllah hat euch ein wahres Versprechen gegeben, ich aber versprach euch etwas und hielt es nicht. Und ich hatte keine Macht über euch, außer euch zu rufen; und ihr gehorchtet mir. So tadelt nicht mich, sondern tadelt euch selber. Ich kann euch nicht retten, noch könnt ihr mich retten. Ich habe es schon von mir gewiesen, daß ihr mich (Allah) zur Seite stelltet.ʺ Den Missetätern wird wahrlich eine schmerzliche Strafe zuteil sein.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und der Satan sagte, nachdem die Angelegenheit bestimmt worden war: ʺZweifelsohne, ALLAH gab euch das wahre Versprechen! Doch ich habe euch etwas versprochen und nicht eingehalten. Aber ich hatte keine Verfügung über euch außer, daß ich euch (zum Kufr) aufforderte, und ihr mir gefolgt seid. So macht mir keine Vorwürfe, sondern macht euch selbst Vorwürfe! Weder ich kann euch behilflich sein, noch könnt ihr mir behilflich sein. Ich betreibe Kufr dem 1 gegenüber, was ihr mit mir vorher an Schirk betrieben habt.ʺ Gewiß, für die Unrecht-Begehenden ist eine qualvolle Peinigung bestimmt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
When the die is cast then AL-Shaytan (Satan) shall say to those whose hopes were doomed to disappointment: "Allah had promised you the truth affording expectation of all that is good showing signs of future excellence". "I also promised you and afforded you ground of expectation of all that would seem good and allure you to brighter worlds. But as was expected I broke my promise". "I had no authority over you; I simply presented you with false inducements attracting your attention and influencing your appetites and I led the way". "Therefore do not blame me but you should lay the blame upon yourselves. I cannot help you now nor can you help me either from the torment laid upon the damned. Indeed, I renounced your idea of incorporating me with Allah as a predominant partner aforetime; the wrongful of actions are destined to eternal suffering"
Abdul Haleem
When everything has been decided, Satan will say, ‘God gave you a true promise. I too made promises but they were false ones: I had no power over you except to call you, and you responded to my call, so do not blame me; blame yourselves. I cannot help you, nor can you help me. I reject the way you associated me with God before.’ A bitter torment awaits such wrongdoers,
Abdullah Yusuf Ali
And Satan will say when the matter is decided: "It was Allah Who gave you a promise of Truth: I too promised, but I failed in my promise to you. I had no authority over you except to call you but ye listened to me: then reproach not me, but reproach your own souls. I cannot listen to your cries, nor can ye listen to mine. I reject your former act in associating me with Allah. For wrong-doers there must be a grievous penalty."
Abul A'la Maududi
After the matter has been finally decided Satan will say: "Surely whatever Allah promised you was true; as for me, I went back on the promise I made to you. I had no power over you except that I called you to my way and you responded to me. So, do not blame me but blame yourselves. Here, neither I can come to your rescue, nor can you come to mine. I disavow your former act of associating me in the past with Allah. A grievous chastisement inevitably lies ahead for such wrong-doers."
Aisha Bewley
When the affair is decided Shaytan will say, ‘Allah made you a promise, a promise of truth, and I made you a promise but broke my promise. I had no authority over you, except that I called you and you responded to me. Do not, therefore, blame me but blame yourselves. I cannot come to your aid nor you to mine. I reject the way you associated me with Allah before.’ The wrongdoers will have a painful punishment.
Al-Hilali & Khan
And Shaitân (Satan) will say when the matter has been decided: "Verily, Allâh promised you a promise of truth. And I too promised you, but I betrayed you. I had no authority over you except that I called you, and you responded to me. So blame me not, but blame yourselves. I cannot help you, nor can you help me. I deny your former act in associating me (Satan) as a partner with Allâh (by obeying me in the life of the world). Verily, there is a painful torment for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)."
Ali Quli Qarai
When the matter is all over, Satan will say, ‘Indeed Allah made you a promise that was true and I [too] made you a promise, but I failed you. I had no authority over you, except that I called you and you responded to me. So do not blame me, but blame yourselves. I cannot respond to your distress calls, neither can you respond to my distress calls. Indeed I disavow your taking me for [Allah’s] partner aforetime. There is indeed a painful punishment for the wrongdoers.’
Amatul Rahman Omar
When the judgment (of God) has been passed (and matter decided), satan will say (to these people), `Verily, Allâh made you a true promise, and I (also) made you a promise but I failed you. I had no authority over you, however, I called you and you obeyed me. Therefore blame me not (now) but you should blame your ownselves. I can render you no help, nor can you render me any help. In as much as your associating me as partner (with God), I have already declared that I have nothing to do with it. As for the wrong doers, there awaits them a grievous punishment.'
Arthur John Arberry
And Satan says, when the issue is decided, 'God surely promised you a true promise; and I promised you, then I failed you, for I had no authority over you, but that I called you, and you answered me. So do not blame me, but blame yourselves; I cannot aid you, neither can you aid me. I disbelieved in your associating me with God aforetime.' As for the evildoers, for them awaits a painful chastisement;
Bijan Moeinian
Once the judgment is passed, Satan will say: "God kept His promises. I broke my promises to you. I never had any power over you. I invited you to my path and you simply accepted it. Therefore, do not blame me; blame yourselves. Today, neither I can help you nor you can get me out of trouble. You chose me as your Lord by obeying me [instead of obeying God.] I disown you for adopting other than God as your lords. The unjust people (such as yours who committed such a big injustice) have to taste an awful punishment.
E. Henry Palmer
And Satan says, when the affair is decided, 'Verily, God promised you a promise of truth; but I promised you and failed you; for I had no authority over you. I only called you, and ye did answer me; then blame me not, but blame yourselves; I cannot help you, nor can you help me. I disbelieved in your associating me (with God) before; verily, the wrong-doers, for them is grievous woe!'
Edip-Layth
The devil said when the matter was complete: "God had promised you the promise of truth, and I promised you and broke my promise. I had no power over you except that I invited you and you responded to me. So do not blame me, but blame yourselves; I cannot help you nor can you help me. I reject that you have set me as a partner before this; the wicked will have a painful retribution."
George Sale
And Satan shall say, after judgment shall have been given, verily God promised you a promise of truth: And I also made you a promise; but I deceived you. Yet I had not any power over you to compel you; but I called you only, and ye answered me: Wherefore accuse not me, but accuse your selves. I cannot assist you; neither can ye assist me. Verily I do now renounce your having associated me with God heretofore. A grievous punishment is prepared for the unjust.
Hamid S. Aziz
And Satan says, when the affair is decided, "Verily, Allah promised you a promise of truth; I, too, promised and failed you. I had no authority over you, except to call you, and you did hearken unto me; then blame me not, but blame yourselves; I cannot help you, nor can you help me. I disbelieved before in your associating me as partner with Allah (or rebelled against Allah with whom you associated me as partner); verily, for wrong-doers there must be grievous woe!"
Mahmoud Ghali
And Ash-Shaytan (The all-vicious "one", i. e., the Devil) says, as soon as the Command is decreed, "Surely Allah promised you a promise of Truth, and I promised you, then I failed you; and in no way did I have any all-binding authority over you except that I called you, so you responded to me. So do not blame me and blame yourselves. In no way can I be a screamer (i.e., able to every for help for you) for you, and in no way can you be screamers for me. Surely I disbelieved in your associating me (with Allah) earlier." Surely the unjust will have a painful torment.
Marmaduke Pickthall
And Satan saith, when the matter hath been decided: Lo! Allah promised you a promise of truth; and I promised you, then failed you. And I had no power over you save that I called unto you and ye obeyed me. So blame not, but blame yourselves. I cannot help you, nor can ye help me, Lo! I disbelieved in that which ye before ascribed to me. Lo! for wrong-doers is a painful doom.
Mohamed Ahmed - Samira
When the reckoning is over Satan will say: "The promise that was made to you by God was indeed a true promise; but I went back on the promise I had made, for I had no power over you except to call you; and you responded to my call. So blame me not, but blame yourselves. Neither can I help you nor can you give me help. I disavow your having associated me earlier (with God). The punishment for those who are wicked is painful indeed."
Muhammad Asad
And when everything will have been decided, Satan will say: "Behold, God promised you something that was bound to come true! I, too, held out [all manner of] promises to you -but I deceived you. Yet I had no power at all over you: I but called you-and you responded unto me. Hence, blame not me, but blame yourselves. It is not for me to respond to your cries, nor for you to respond to mine: for, behold, I have [always] refused to admit that there was any truth in your erstwhile belief that I had a share in God's divinity." Verily, for all evildoers there is grievous suffering in store.
Mustafa Khattab
And Satan will say ˹to his followers˺ after the judgment has been passed, "Indeed, Allah has made you a true promise. I too made you a promise, but I failed you. I did not have any authority over you. I only called you, and you responded to me. So do not blame me; blame yourselves. I cannot save you, nor can you save me. Indeed, I denounce your previous association of me with Allah ˹in loyalty˺. Surely the wrongdoers will suffer a painful punishment."
Progressive Muslims
And the devil said when the matter was complete: "God had promised you the promise of truth, and I promised you and broke my promise. And I had no power over you except that I invited you and you responded to me. So do not blame me, but blame yourselves; I cannot help you nor can you help me. I reject that you have set me as a partner before this; the wicked will have a painful retribution."
Sahih International
And Satan will say when the matter has been concluded, "Indeed, Allah had promised you the promise of truth. And I promised you, but I betrayed you. But I had no authority over you except that I invited you, and you responded to me. So do not blame me; but blame yourselves. I cannot be called to your aid, nor can you be called to my aid. Indeed, I deny your association of me [with Allah ] before. Indeed, for the wrongdoers is a painful punishment."
Sam Gerrans
And the satan will say when the matter is concluded: “God promised you the promise of truth; and I promised you, but I betrayed you. And I had not over you any authority except to call you — and you responded to me; so blame not me, but blame yourselves. I cannot aid you, and you cannot aid me. I deny your ascribing to me a partnership before; the wrongdoers: for them is a painful punishment.”
Shabbir Ahmed
Satan (their selfish desires) will disown them after the Judgment has been issued, "Verily Allah promised you a true promise; and I promised you and failed you. And I had no power over you except that I called unto you and you obeyed me. So blame me not, but blame yourselves. Neither can I help you, nor can you help me. I refuse to accept that you worshiped me ever." Verily, for those who displace trust with betrayal is a painful doom.
Syed Vickar Ahamed
And when the matter is settled Satan will say: "Verily, Allah Who promised with (and in) Truth: I had also promised you, but I failed you in my promise. I did not have any authority over you except to tempt you (to the wrong), but you responded to (and followed) me: Do not blame me, but blame your own selves. I cannot help you, and you cannot help me. I reject your earlier act of associating me as a partner with Allah. For wrongdoers there must be a painful Penalty."
Taqi Usmani
The Satan will say when the matter will have been decided, "Allah promised you a truthful promise while I gave you a promise and did not fulfill it. I had no authority over you, except that I invited you and you accepted my call. So, do not blame me, but blame yourselves. Neither I can come to your help, nor can you come to my help. I disown your associating me with Allah in the past. Surely, there is a painful punishment for the unjust."
The Monotheist Group
Andthe devil said when the matter was complete: "God had promised you the promise of truth, and I promised you and broke my promise. And I had no power over you except that I invited you and you responded to me. So do not blame me, but blame yourselves; I cannot help you nor can you help me. I reject that you have set me up as a partner before this; the wicked will have a painful retribution."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand tout sera accompli, le Diable dira: ʺCertes, Allah vous avait fait une promesse de vérité; tandis que moi, je vous ai fait une promesse que je nʹai pas tenue. Je nʹavais aucune autorité sur vous si ce nʹest que je vous ai appelés, et que vous mʹavez répondu. Ne me faites donc pas de reproches; mais faites-en à vous-mêmes. Je ne vous suis dʹaucun secours et vous ne mʹêtes dʹaucun secours. Je vous renie de mʹavoir jadis associé (à Allah)ʺ. Certes, un châtiment douloureux attend les injustes (les associateurs).
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştî ku her tişt bi dawî bû şeytan dibêje: Bêguman Xwedê bi duristî peyman dabû we, min jî peyman dabû we. Vêca min derew li we kir û li hemberî we tu zoreke min jî tune bû (ku bi zorê we bînim ser riya xwe), ji bilî ku min hûn gazî (înkara heqiyê) kirin, vêca we jî gaziya min pejirand. Naxwe gazindê ji min nekin, gazindê ji xwe bikin. Ne ez dikarim we (ji ezabê Xwedê) rizgar bikim ne jî hûn dikarin min rizgar bikin! Bi rastî berî niha dema we li dinyayê ez ji Xwedê re dikirim şerîk min qebûl nedikir. Bêguman heçî sitemkar in ji bo wan ezabekî jandar heye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En de satan zegt, wanneer de beslissing is gevallen: ʺGod heeft een waarachtige toezegging gedaan. Ik heb jullie toezeggingen gedaan, maar ik ben ze niet nagekomen. Ik had geen macht over jullie; ik riep jullie slechts op en jullie gaven aan mij gehoor. Verwijt mij dus niets maar verwijt het jullie zelf. Ik kan jullie geen hulp bieden en jullie kunnen mij geen hulp bieden. Ik hechtte er geen geloof aan toen jullie mij vroeger als metgezel van God vereerden.ʺ Voor de onrechtplegers is er een pijnlijke bestraffing.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En satan zal zeggen, nadat het oordeel zal zijn uitgesproken: Waarlijk, God deed u eene belofte van waarheid; ook ik deed u eene belofte, maar ik bedroog u; ik had echter de macht niet om u te dwingen. Maar ik riep u slechts en gij antwoorddet mij: beschuldigt mij dus niet, maar beschuldigt u zelven. Ik kan u niet helpen en gij kunt mij niet bijstaan. Toen gij mij naast God hebt geplaatst, achtte ik mij niet als zijns gelijke. Eene gestrenge straf is den onrechtvaardige bereid.
Hollandaca — Siregar
De Satan zei, nadat de zaak besloten was: ʺVoorwaar, Allah heeft jullie een ware belofte gedaan, en ik heb jullie een belofte gedaan, maar ik liet jullie daarna in de steek. Ik had geen macht over jullie, behalve dat ik jullie heb geroepen, waarop jullie mij gehoorzamnden, verwijt mij daarom niets! Verwijten jullie julliezelf maar. Ik kan jullie niet helpen en jullie kunnen mij niet helpen. Voorwaar. ik verwerp het, dat jullie mij voorheen als deelgenoot (aan Allah) toekenden.ʺ Voorwaar, voor de onrechtplegers is er een pijnlijke bestraffing.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И сказал сатана, когда дело было решено [после того, как Аллах произвел расчет и ввел Своих рабов в Рай и в Ад]: «Поистине, Аллах обещал вам обещание истины (о том, что будет воскрешение и воздаяние), обещал и я (что не будет этого), но я обманул вас [дал ложное обещание]. И не было у меня над вами [над неверующими] (никакой) власти (чтобы принудить вас совершать неверие и ослушание Аллаху), кроме только того, что я позвал вас (к неверию и заблуждению), и вы ответили мне [последовали за мной]. Не порицайте же меня, а порицайте самих себя (за ваши собственные грехи). Не могу я помочь вам (избавиться от наказания Аллаха), и вы не сможете помочь мне. Поистине, я отрекаюсь от того, что вы меня сделали соучастником (Аллаху) (в вашем повиновении) раньше [в земной жизни]». Поистине, беззаконники [отвернувшиеся от Истины и последовавшие за ложью] (таковы, что) им (уготовано) мучительное наказание!
Rusça — Osmanov
И сказал шайтан, когда дело уже свершилось: ʺВоистину, Аллах обещал вам доподлинно, и я обещал вам, но я не сдержал [данного] вам слова, так как у меня не было над вами иной власти, кроме как звать вас [на путь кривды]. А вы послушались меня, так теперь порицайте не меня, а самих себя. Я не могу прийти вам на помощь, а вы не можете помочь мне. Я непричастен к тому, что вы прежде поклонялись мне [наряду с Аллахом]ʺ. Воистину, нечестивцам уготовано мучительное наказание.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och när Guds dom har fallit skall Djävulen säga: ʺGud gav er ett löfte och löftet var sant. Jag har också gett er löften, men jag har svikit dem. Jag hade ingen myndighet över er, men jag kunde kalla på er och (när jag kallade på er) besvarade ni min kallelse. Klandra då inte mig; klandra er själva. Jag kan inte hjälpa er och ni kan inte hjälpa mig. Jag tar avstånd från det (ni förr gjorde, då) ni gav mig en plats vid Guds sida.ʺ Ja, de som begår (sådan svår) orätt har ett plågsamt straff att vänta.