(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.

وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًا فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًا فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا فَاَثَرْنَ بِهِ نَقْعًا فَوَسَطْنَ بِهِ جَمْعًا اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّهِ لَكَنُودٌ

ve l-ǎādiyāti DebHen / fe l-mūriyāti ḳadHen / fe l-muğīrāti SubHen / fe eṧerne bihi neḳ'ǎn / fe veseTne bihi cem'ǎn / inne l-insāne li rabbihi le kenūdun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالْعَادِيَاتِve l-ǎādiyātiع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmekandolsun koşanlara (atlara)
2ضَبْحًاDebHenض ب حSolumak, koşarken nefes almak (atlar için), horlamak, havlamak, burun çekerek ses çıkarmak, soluma ve yükselme eylemi, bağırmak, okurken sesi yükseltmek.soluk soluğa
1فَالْمُورِيَاتِfe l-mūriyātiو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.(tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara
2قَدْحًاḳadHenق د حKötülemek, ayıplamak, iftira etmek, karalamak, aşağılamak, kusur bulmak, yermek, eleştirmek, ağır konuşmak, bardak, kadehçarparak
1فَالْمُغِيرَاتِfe l-muğīrātiغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.akın edenlere
2صُبْحًاSubHenص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.sabahleyin
1فَاَثَرْنَfe eṧerneث و رHavada yükselmek ve yayılmak (toz), karıştırılmak (kavga), tutuşturulmak (savaş), üzerine atılmak, herhangi birine saldırmak, toprağı sürmek. athaara - toprağı sürmek, (toprağı) parçalamak. atharana - (toz bulutlarını) yükseltme.toz koparanlara
2بِهِbihionunla (ayaklarıyla)
3نَقْعًاneḳ'ǎnن ق عıslatmak, yumuşatmak, yükseltmek, bağırmak, artırmaktoz
1فَوَسَطْنَfe veseTneو س طOrta, ortasında, arasında, en iyi, bir şeyin en iyi kısmı, aracılık etmek, uçlardan en uzak olan, eşit uzaklıkta, ara, en uygun/adil/dengeli, özellikle onların en mükemmeli, orta konumda bulunmakderken ortalayanlara-ortasına girenlere
2بِهِbihionunla
3جَمْعًاcem'ǎnج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.bir topluluğa
1اِنَّinneşüphesiz
2الْاِنْسَانَl-insāneا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insan
3لِرَبِّهِli rabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine karşı
4لَكَنُودٌle kenūdunك ن دnankörçok nankördür

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun soluya soluya koşanlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun soluya soluya koşanlara.

Adem Uğur

Harıl harıl koşanlara,

Ahmed Hulusi

Andolsun o nefesleri zorlanarak (dünyalık biriktirmek için) koşan (azgın atlara benzer insanlara),

Ahmet Tekin

Andolsun, dörtnala düşman üzerine, savaşa giden süvarilere, çatlarcasına, soluk soluğa koşarak hücum eden atlara!

Ahmet Varol

Andolsun nefesleriyle ses çıkararak soluk soluğa koşan (at)lara,

Ali Bulaç

Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,

Ali Fikri Yavuz

And olsun, soluyarak koşanlara (gazilerin atlarına),

Ali Rıza Safa

Yemin olsun; soluk soluğa Koşanlara!

Bayraktar Bayraklı

Öfkesinden dolayı soluk soluğa kalan düşmanlara,

Bekir Sadak

And olsun Allah yolunda kostukca kosanlara;

Celal Yıldırım

Harıl harıl, nefes nefese boyunlarını uzatarak koşan atlara (veya hac cihetine yönelen develere),

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yemin olsun nefes nefese koşanlara;

Diyanet İşleri

(1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;

Diyanet Vakfi

(1-8) Harıl harıl koşanlara, (nallarıyla) çakarak kıvılcım saçanlara, (ansızın) sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken orada bir topluluğun ta ortasına girenlere yemin ederim ki insan, Rabbine karşı pek nankördür. Şüphesiz buna kendisi de şahittir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O harıl harıl (savaşa) koşanlara,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun o harıl harıl koşular koşanlara,

Elmalılı Hamdi Yazır

O harıl harıl koşular koşan

Erhan Aktaş

Soluk soluğa koşanlara ant olsun,

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Soluk soluğa koşanlara ant olsun,

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Soluk soluğa koşanlara ant olsun,

Fizilal-il Kuran

Andolsun Allah yolunda koştukça koşanlara,

Gültekin Onan

Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,

Hamdi Döndüren

Yemin olsun: Soluk soluğa hızla koşanlara,

Hasan Basri Çantay

Andolsun o harıl harıl koşan (at) lara,

Hasib Asutay

Andolsun soluk soluğa koşanlara, (1) (1. Gaza yolunda koşan atlara.)

Hayrat Neşriyat

Yemîn olsun (Allah yolunda) harıl harıl koşanlara (âdiyât’a)!

İbni Kesir

Andolsun; o koştukça koşanlara,

Mehmet Okuyan

Yemin olsun: Soluk soluğa koşan düşmanlara

Muhammed Esed

Ooo! Nefes nefese koşan binek atları,

Mustafa İslamoğlu

Yazıklar olsun (vahye) dinmez bir hınçla saldıranlara,

Ömer Nasuhi Bilmen

(1-2) Andolsun o hızlı hızlı koşanlara. Sonra o çarparak ateş saçanlara.

Ömer Öngüt

Andolsun o koştukça koşanlara!

Suat Yıldırım

Gazilerin nefes nefese koşan,

Süleyman Ateş

Andolsun nefesleriyle (güp güp) ses çıkararak koşan (at)lara,

Süleymaniye Vakfı

(Allah yolunda) nefes nefese koşturup duranlara yemin olsun!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Meş'aleyle sınırlar aşanlara

Şaban Piriş

Andolsun, soluya soluya koşanlara ..

Tefhim-ul Kuran

Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun,

Ümit Şimşek

And olsun nefes nefese koşanlara,

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun soluyuşlarıyla ses çıkararak koşanlara/nefes nefese saldıranlara,

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

And olsun tövşüyə-tövşüyə çapanlara!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Bei den rennenden, schnaubenden Pferden!

Almanca — Der Edle Quran

Bei den schnaubend Rennenden,

Almanca — M. A. Rassoul

Bei den schnaubenden Rennern

Almanca — Muhammad Zaidan

Bei den schnaubenden Rennenden,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

By the high- mettled horses when they breath hard or pant.

Abdul Haleem

By the charging steeds that pant

Abdullah Yusuf Ali

By the (Steeds) that run, with panting (breath),

Abul A'la Maududi

By (the horses) that charge snorting,

Aisha Bewley

By the charging horses panting hard,

Al-Hilali & Khan

By the (steeds) that run, with panting.

Ali Quli Qarai

By the snorting chargers,

Amatul Rahman Omar

I call to witness the panting and snorting chargers (of the warriors).

Arthur John Arberry

By the snorting chargers,

Bijan Moeinian

God hereby swears by the fast gallopers, ….

E. Henry Palmer

By the snorting chargers!

Edip-Layth

By the fast gallopers.

George Sale

By the war-horses which run swiftly to the battle, with a panting noise;

Hamid S. Aziz

By the snorting chargers!

Mahmoud Ghali

And (by) the snorting chargers,

Marmaduke Pickthall

By the snorting courses,

Mohamed Ahmed - Samira

I CALL TO witness the chargers, snorting, rushing to battle before the others,

Muhammad Asad

Oh, the chargers that run panting,

Mustafa Khattab

’ By the galloping, panting horses,

Progressive Muslims

By the fast gallopers.

Sahih International

By the racers, panting,

Sam Gerrans

By the chargers snorting!

Shabbir Ahmed

Oh, the panting galloping horses of the raiders.

Syed Vickar Ahamed

By the (majestic horses) that run with panting (breath),

Taqi Usmani

(I swear) by those (horses) that run snorting,

The Monotheist Group

By the fast gallopers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond bi ên ku di riya Xwedê de bi hilke hilk baz didin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Bij de snuivend rennenden

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ik zweer bij de oorlogspaarden, die snel en hoorbaar hijgend ten strijd draven.

Hollandaca — Siregar

Bij de snuivend voortrennenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Я, Аллах) клянусь (конями воинов) мчащимися, (и дышащими) запыхаясь,

Rusça — Osmanov

Клянусь конями, скачущими, задыхаясь,